Esas No
E. 2023/3706
Karar No
K. 2024/6918
Karar Tarihi
Karar Sonucu
ONANMASINA
Hukuk Alanı
Genel Hukuk

8. Hukuk Dairesi         2023/3706 E.  ,  2024/6918 K.

"İçtihat Metni"

İNCELENEN KARARIN

MAHKEMESİ : İstanbul Bölge Adliye Mahkemesi 4. Hukuk Dairesi

SAYISI: 2021/2166 E., 2023/1355 K.
DAVA TARİHİ: 25.12.2018

KARAR : Davacı vekilinin istinaf başvurusunun esastan reddine, davalı vekilinin istinaf başvurusunun kabulü ile esas hakkında yeniden hüküm kurularak davanın reddine

İLK DERECE MAHKEMESİ : İstanbul 27. Asliye Hukuk Mahkemesi

SAYISI: 2018/134 E., 2021/145 K.

Taraflar arasında İstanbul 27. Asliye Hukuk Mahkemesinde görülen dava sonucunda verilen hükme karşı davacı vekili ile davalı ... vekili tarafından istinaf yoluna başvurulması üzerine İstanbul Bölge Adliye Mahkemesi 4. Hukuk Dairesince davacı vekilinin istinaf başvurusunun esastan reddine, davalı vekilinin ise istinaf başvurusu kabul edilerek esas hakkında yeniden hüküm kurularak davanın reddine karar verilmiştir.

Bölge Adliye Mahkemesi kararı, davacı vekilince duruşma istemli olarak temyiz edilmekle; kesinlik, süre, temyiz şartı ve diğer usul eksiklikleri yönünden yapılan ön inceleme sonucunda temyiz dilekçesinin kabulüne, duruşma isteminin davanın niteliği yönü ile reddine karar verildikten ve Tetkik Hâkimi tarafından hazırlanan rapor dinlendikten sonra dosyadaki belgeler incelenip gereği düşünüldü: K A R A R Dava dilekçesinde; davacı ...'un daha önce sükna hakkına müstahak vakıf evladı olduğuna karar verilen ... Vakfı'nın galle fazlasına müstahak vakıf evladı olduğunun tespiti istenmiştir.

İlk Derece Mahkemesince; davacının İstanbul 4. Asliye Hukuk Mahkemesi'nin 2010/292 Esas 2010/231 Karar 29.07.2010 tarihli ilamı ile vakıf evladı olduğunun ve İstanbul ili ... ilçesi ... Mahallesi Cami ... mevkii 52 ada 15 parselde kayıtlı 319,00-m2 yüzölçümlü "Aralığı Olan Bahçeli Kagir Hane" nitelikli taşınmaz ile ilgili sükna hakkının davacıya geçtiğinin tespit edildiği, 09.10.2020 tarihli bilirkişi raporunda tespit edildiği ve davalı vekilince cevap dilekçesi ekinde sunulan vakfiye özet formunun 10 nolu ''AKAR'' kısmının 16 nolu kısmından anlaşıldığı üzere ... mahallesindeki-davaya da konu edilen ... ilçesi 52 ada 15 parselde kayıtlı taşınmazın oğullarına nesli kesilinceye kadar meşrut olacağının belirtildiği, bunun dışındaki gelirlerin intifasına ilişkin vakfiyede hüküm bulunmadığı bu nedenle fazlaya ilişkin vakfın tüm gallesinden yararlanma istemlerinin reddi gerektiği, davacı bakımından vakfedenin soyundan gelme ile vakfiyedeki koşulların 52 ada 15 parselde kayıtlı taşınmaz yönünden gerçekleştiği, ayrıca sükna hakkı sahibinin kira gelirinden yararlanamayacağına dair 4721 sayılı Türk Medeni Kanunu'nun (4721 sayılı Kanun) 823-825 inci maddelerin de bir hüküm bulunmadığı, 4721 sayılı Kanun'un 823/3 üncü ve 803/1 inci hükümleri dikkate alındığında sükna hakkı sahibinin kira gelirinden yararlanabileceği gerekçesi ile davanın kısmen kabulü ile davacının "vakfiyede bulunan yalnızca İstanbul ili ... ilçesi ... Mahallesi Cami ... mevkii 52 ada 15 parselde kayıtlı 319,00-m2 yüzölçümlü ‘’Aralığı Olan Bahçeli Kagir Hane’’ nitelikli taşınmaz yönünden mazbut Erdebili Şeyh ... Bin Abdulmuin Vakfı’nın galle fazlasına müstehak vakıf evladı olduğunun tespitine, fazlaya ilişkin istemin reddine," karar verilmiştir.

Davacı vekili ile davalı ... vekilinin istinaf başvurusu üzerine Bölge Adliye Mahkemesince; dosyasında mevcut Vakfiye ve Vakfiye özet formunda belirtildiği üzere Ayasoyfa Mahallesindeki taşınmazın oğullarına nesli kesilinceye kadar meşrut olacağının ifade edildiği, bunun dışındaki akarların gallesine ilişkin vakfiyede herhangi bir hüküm olmadığı gibi tevliyet, mütevelliye verildiği için davacının o konuda hak sahibi olamayacağı aşikar olduğundan, davacı vekilinin istinaf isteminin esastan reddine; davalı vekilinin istinaf talebinin ise kabulüyle İlk Derece Mahkemesi kararının kaldırılmasına ve esas hakkında yeniden hüküm kurulmak suretiyle davanın reddine karar verilmiştir.

Davacı vekili Bölge Adliye Mahkemesi kararına karşı verdiği temyiz dilekçesinde; istinaf dilekçesinde ileri sürülen sebepler tekrar edilerek dava konusu olan ve halen vakıf adına kayıtlı olduğu bilinen ... mahallesindeki taşınmazın vakfın en büyük erkek evladı olduğu ve sükna hakkı sahibi olduğu mahkeme kararı ile kesin bir şekilde tespit edilmiş olan davacıya vakf edildiği, meşrut olduğu, bırakıldığı açıkça kabul edilmesine rağmen, dava konusu etmedikleri ve halen var olup olmadığı dahi belli olmayan diğer akarların gallesi ile ilgili vakfiyede bir hüküm olmadığı gerekçesi ile asıl dava konusu olan ... Mahallesindeki taşınmaz ile ilgili davann da red edilmiş olması kararın kendi içinde çelişkili olduğunu ve bu yönü ile eksik incelemeye dayalı olarak hatalı bir şekilde verildiğini, ...'da bulunan ve halen tapuda İstanbul ili ... ilçesi Eminönü-... Mah., Caferiye sokağında bulunan, 52 Ada, 15 Parsel sayılı, 319,00 metrekare yüzölçümlü kargir han vasıflı taşınmaz ile ilgili olarak vakıf senedinde vakfın kurulduğu tarihte mer'i olan hukuka göre sükna hakkı sahibi vakıf evladı olduğu kesinleşmiş mahkeme kararı ile tespit edilmiş olan davacının, bu taşınmazın davalı kurum tarafından kiraya verilmiş olması nedeni ile kira gelirlerinden yararlanamayacağı şeklindeki kabulün vakıf edenin arzusuna aykırı olduğu gibi Vakfiye hükümlerine de aykırı olduğunu ileri sürerek Bölge Adliye Mahkemesi kararının bozulmasını istemiştir. Dava, vakfın gelir fazlasından faydalanmaya yönelik galle fazlasına müstahak vakıf evladı olduğunun tespiti istemine ilişkindir.

1.Tarafların iddia, savunma ve dayandıkları belgelere, uyuşmazlığın hukuki nitelendirilmesi ile uygulanması gereken hukuk kurallarına, dava şartlarına, yargılamaya hâkim olan ilkelere, ispat kurallarına ve İlk Derece Mahkemesi kararında yazılı gerekçelere, 6100 Sayılı Kanun'un 371 inci maddesinde yer alan sebeplerden biri de bulunmadığına göre, davacı vekilinin aşağıdaki paragrafın dışındaki temyiz itirazları yerinde değildir.

2.5737 Sayılı Vakıflar Kanunu'nun 3 üncü maddesinde mazbut vakıflar, bu kanun uyarınca Genel Müdürlükçe (...) yönetilecek ve temsil edilecek vakıflar ile mülga 743 Sayılı Türk Kanunu Medenisinin yürürlük tarihinden önce kurulmuş ve 2762 Sayılı Vakıflar Kanunu gereğince Vakıflar Genel Müdürlüğünce yönetilen vakıflar olarak tanımlanmıştır. Aynı Kanun'un "Tanımlar" başlıklı 3 üncü maddesinde intifa hakkı, mazbut ve mülhak vakıflarda, vakfiyelerindeki şartlara göre ilgililere bırakılmış galle fazlaları ve hakları olarak tanımlanmış, aynı Kanun'un "İntifa hakkı" başlıklı 75 inci maddesi gereği mazbut ve mülhak vakıfların vakfiyelerindeki şartlar doğrultusunda, ilgililerin haklarının saklı olduğu, bu hakların kullanılmasına ilişkin usûl ve esasların yönetmelikle düzenleneceği belirtilmiştir.

İntifa hakkı; taşınırlar, taşınmazlar, haklar veya bir malvarlığı üzerinde kurulabilen ve sahibine hakkın konusu üzerinde tam yararlanma yetkisi sağlayan bir irtifak hakkıdır (4721 sayılı Kanun'un 794 üncü maddesi). Oturma (sükna) hakkı ise, sahibine bir binadan veya onun bir bölümünden konut olarak yararlanma yetkisi veren bir irtifak hakkıdır (4721 sayılı Kanun'un 823 üncü maddesi) Kanunda aksine hüküm bulunmadıkça, intifa hakkına ilişkin hükümler oturma hakkına da uygulanır (4721 sayılı Kanun'un 823/III maddesi). Galle fazlası; kelime anlamı olarak hâsılat, îrâd, vâridât, kazanç, gelir, menfaat anlamlarına gelmekte olup, mazbut ve mülhak vakıflarda vakfın hayrat ve akarlarının onarımı ile vakfiyelerindeki hayrat hizmetlerinin ifasından sonra kalan miktarı ifade etmektedir. Sükna hakkına müstahak vakıf evladı kararı ile galle fazlasına müstahak vakıf evladı vakfiyede farklı şartlara bağlandığı gibi her iki talep ve verilecek karar birbirinden farklıdır. "...Yargıtay 1, 6 ve 18. Hukuk Daireleri’nin istikrar kazanmış kararlarında kabul edildiği üzere, vakıf evlatlarının intifa hakları, Medeni Kanun’un 717 ve ardından gelen maddelerinde düzenlenmiş olan “mülkiyetin gayrı ayni haklar” anlamındaki intifa hakkıyla tam olarak örtüşen; hukuksal yapısı itibariyle onunla tamamen aynı nitelikte bir hak değildir. Vakıfnamede sükna hakkından söz edilmediği sürece, vakıf evlatlarının intifa hakları, taşınmazları kullanma hakkını içermez; sadece 2762 Sayılı Vakıflar Kanunu ile Tüzük hükümleri çerçevesinde, vakıf gelirlerinden pay isteyebilme olanağı verir..." (Yargıtay Hukuk Genel Kurulu 23.05.2000 tarih, 2001/13-396Esas, 2001/440 Karar sayılı ilamı).

Dosya içerisindeki bilgi ve belgelerden; dava konusu ... Vakfı'nın fiilen ve kanunen ifa edilecek bir hayri hizmeti kalmadığı gerekçesi ile 24.04.1933 tarihinde mazbut vakıflar arasına alındığı, vakfın 946 H./ 1539 M.tarihli vakfiyesinde galle fazlası ve sükna hakkı için farklı şartlar bulunduğu, galle fazlası için; "...vakfın gallesinden rakabenin tamir mesarifi ve mukataa bedelleri verildikten sonra mütebaki galleden mütevelliye her gün üç ve yine zaviye şeyhine her gün üç dirhem verilmesini ve bunlardan artanı da mezkur zaviyede eğleşen fukaranın tamamına sarf edilmesini şart kıldı..." yani vakfın gelirlerden önce vakfedilenlerin tamir masrafı ve mukataa bedellerinin ödenmesinden sonra arta kalan gelirden günlük olarak mütevelliye ve zaviye şeyhine 3'er dirhem verilmesini, bundan arta kalanın ise zaviyede kalan fukaranın tamamına harcanmasını şart kılınmış olup galle fazlası evlada bırakılmamıştır. Vakfiyede sükna hakkı için; "...Yine ayni mahallede vaki Ayas milki ve tarik-î âm ve iki taraftan mezkür vâkıfın vakfı ile mahdut iki ahırı ve bir çardağı müştemil diğer menzilin tamamı olup bu da oğullarına ve inkıraza kadar batından batna oğullarının oğullarına meşrut olup inkırazından sonra evkafı mezkureye zam ve ilhak edilecektir." denilerek tarif edilen taşınmazın sükna hakkı batın şartı ile her kuşakta yaşayan oğullarına vakfetmiş; oğullarının sona ermesi hâlinde sükna hakkının kurduğu diğer zaviye vakfına döneceğini ifade etmiştir. Nitekim davacı hakkında İstanbul 4. Asliye Hukuk Mahkemesinin kesinleşen 29.07.2010 tarihli ve 2010/292 Esas, 2010/231 Karar sayılı ilamı ile 52 ada 15 parsel sayılı taşınmazın sükna hakkının davacıya geçtiğinin tespit ve tesciline karar verilmiş olduğu anlaşılmıştır.

Yukarıdaki açıklamalar doğrultusunda somut olay değerlendirildiğinde; sükna hakkı ile galle fazlasına dair vakfiyede farklı şartlar öngörüldüğü gibi her iki talep ve verilecek karar birbirinden farklı olup dava konusu vakfın 946 H./1539 M.tarihli vakfiyesinde galle fazlasının evlada bırakılmadığı, vakfiyede belirtilen ve güncel tapu kayıtlarına göre İstanbul ili ... ilçesi Eminönü-... Mahallesi 52 Ada, 15 Parsel sayılı, 319,00 metrekare yüzölçümlü kargir han vasıflı taşınmazın sükna hakkının davacıya geçtiğinin İstanbul 4. Asliye Hukuk Mahkemesinin kesinleşen 29.07.2010 tarihli ve 2010/292 Esas, 2010/231 Karar sayılı ilamı ile tespit edilmiş olması da dikkate alınarak galle fazlasının evlada bırakılmaması gerekçesi ile davanın reddine karar verilmesi gerekirken yazılı gerekçe ile davanın reddine karar verilmesi doğru değil ise de; bu husus yeniden yargılama yapmayı gerektirmediğinden ve hükmün redde ilişkin bölümü sonucu itibari ile doğru görüldüğünden, temyiz olunan Bölge Adliye Mahkemesi kararının 6100 sayılı Kanun'un 370 inci maddesinin dördüncü fıkrası gereğince düzeltilerek onanması gerekir. S O N U Ç : Yukarıda açıklanan sebeplerle;

Davacı vekilinin (1.) nolu bentte yazılı nedenlerle diğer temyiz itirazlarının reddine,

Davacı vekilinin Bölge Adliye Mahkemesince yapılan değerlendirmeye yönelik temyiz itirazlarının yukarıda (2.) nolu bentte yazılı nedenlerle kabulü ile sonucu itibarıyla doğru olan Bölge Adliye Mahkemesi kararının gerekçesinin değiştirilerek ve düzeltilerek ONANMASINA,

Peşin alınan temyiz karar harcının istek halinde ilgiliye iadesine, Dosyanın İlk Derece Mahkemesine, kararın bir örneğinin Bölge Adliye Mahkemesine gönderilmesine,

27.11.2024 tarihinde oy birliğiyle karar verildi.

© 2026 İçtihat Pro — ictihatpro.com  |  Bu belge bilgilendirme amaçlıdır. Resmi belge niteliği taşımaz.

İçtihat Pro Blog