5. Ceza Dairesi
Sanık hakkında kurulan hükmün; karar tarihi itibarıyla temyiz edilebilir olduğu, temyiz edenin hükmü temyize hak ve yetkisinin bulunduğu, temyiz isteminin süresinde olduğu ve reddini gerektirir bir durumun bulunmadığı yapılan ön inceleme neticesinde tespit edilmekle, gereği düşünüldü: I. HUKUKÎ SÜREÇ A. İlk Derece Ankara 33. Ağır Ceza Mahkemesinin 30.03.2022 tarihli ve 2021/330 Esas, 2022/100 sayılı Kararı ile sanık hakkında üzerine atılı suçtan 5271 sayılı Ceza Muhakemesi Kanunu'nun (5271 sayılı Kanun) 223/2-e maddesi uyarınca beraat hükmü kurulmuştur. B. İstinaf Katılanın istinaf başvurusu üzerine Ankara Bölge Adliye Mahkemesi 5. Ceza Dairesinin 15.02.2023 tarihli ve 2022/1168 Esas, 2023/238 sayılı Kararı ile sanık hakkında İlk Derece Mahkemesince kurulan beraat hükmünün 5271 sayılı Kanun'un 280/2. maddesi uyarınca kaldırılarak sanığın ihmalî davranışla görevi kötüye kullanma suçundan, 5237 sayılı Türk Ceza Kanunu'nun (5237 sayılı Kanun) 257/2 ve 62. maddeleri uyarınca 2 ay 15 gün hapis cezası ile cezalandırılmasına, bu cezanın aynı Kanun'un 50/1-a ve 52. maddeleri gereğince 75 tam gün karşılığı 1.500 TL adli para cezasına çevrilmesine, 5237 sayılı Kanunu'nun 53/5. maddesi gereği hakkında hâk yoksunluğu uygulanmasına hükmolunmuştur. II. TEMYİZ A. Temyiz Sebepleri Sanık Müdafiinin Temyiz İstemi Savunma ve tüm dosya kapsamına göre sanığın atılı suçu işlemediği, objektif cezalandırılma şartlarının oluşmadığı, sanığın suç işleme kastının bulunmadığı, hukuka ve mevzuata uygun hareket ettiği, delillerin takdirinde hataya düşüldüğü, mahkemece eksik inceleme ve araştırmayla karar verildiği ile Yargıtayca resen gözetilecek sebeplerle müvekkili hakkında kurulan mahkumiyet hükmünün bozulması gerektiği hususlarına yöneliktir. B. Değerlendirme ve Gerekçe Avukat olarak görev yapan sanık hakkında, borçlu çek keşidecisi şirket yetkilisi hakkında, karşılıksız çek düzenlemekten Ankara 10. İcra Ceza Mahkemesinin 2017/204 esasına kayden 20.03.2017 tarihinde gecikmeli olarak dava açarak süre yönünden davanın reddine dair 30.11.2017 tarih ve 2017/522 sayılı Kararın verilmesine yol açmak suretiyle katılanın mağduriyetine neden olduğu iddiasıyla açılan kamu davasında; sanığın, katılan ile aralarında vekalet ilişkisi bulunmadığına dair aşamalardaki istikrarlı savunması karşısında, soruşturma aşamasındaki savunma ve temyiz dilekçelerinde belirtmiş olduğu tanıkların sanık ile katılan arasında kurulan vekalet ilişkisinin içeriği ve kapsamı konularında dinlenip, gerektiği taktirde katılanın tanık ifadelerine karşı beyanları alınarak sanığın hukuki durumunun buna göre tayin ve takdiri gerekirken eksik incelemeyle yazılı şekilde, İlk Derece Mahkemesince verilen beraat hükmü kaldırılarak mahkumiyet kararı verilmesi, Kabule göre de; 5271 sayılı Kanunun 231/5. maddesinde düzenlenen hükmün açıklanmasının geri bırakılması kararının verilebilmesi için aynı maddenin altıncı fıkrasında zararın ödenmesi koşulu öngörülmüş ise de bu koşulun aranabilmesi için suçun niteliğine veya işleniş biçimine ve doğurduğu sonuçlarına göre ortada maddi bir zararın bulunmasının zorunlu olduğu, Dairemizce de benimsenen Yargıtay Ceza Genel Kurulunun 03.02.2009 tarihli ve 2008/11-250 Esas, 2009/13 ile 24.04.2012 tarihli ve 2011/3-835 Esas, 2012/177 sayılı Kararlarında da açıklandığı üzere 5271 sayılı Kanun'un 231/6-c madde-bendinde düzenlenen "giderilmesi gereken zarar" kavramının, somut, belirlenebilir maddi zarar olduğu, nazara alındığında, davaya konu iddianın "Borçlu çek keşidecisi şirket yetkilisi hakkında, karşılıksız çek düzenlemekten Ankara 10. İcra Ceza Mahkemesinin 2017/204 esasına kayden 20.03.2017 tarihinde gecikmeli olarak dava açarak süre yönünden davanın reddine dair 30.11.2017 tarih ve 2017/522 sayılı kararın verilmesine neden olmak" suretiyle katılanın mağduriyetine neden olduğu ve suçun objektif cezalandırma koşulunun da bu şekilde gerçekleştiği anlaşılmakla, sanığın kişilik özellikleri ve duruşmadaki tutum ve davranışları da irdelenerek yeniden suç işleyip işlemeyeceği hususunda ulaşılacak kanaate göre hakkında hükmün açıklanmasının geri bırakılmasının gerekip gerekmediğine karar verilmesi gerekirken, 5271 sayılı Kanun'un 231/6. maddesindeki objektif ve subjektif koşullar değerlendirilmeksizin "zarar giderilmediğinden" şeklindeki yasal ve yeterli olmayan gerekçeyle hükmün açıklanmasının geri bırakılmasına yer olmadığına karar verilmesi hukuka aykırı bulunmuştur. III. KARAR Gerekçe bölümünde açıklanan nedenlerle sanık müdafiinin temyiz istemi yerinde görüldüğünden hükmün, 5271 sayılı Kanun'un 302/2. ve 307/5. maddeleri gereği, Tebliğname’ye aykırı olarak, oy birliğiyle BOZULMASINA, Dava dosyasının, 5271 sayılı Kanun’un 304/2. maddesi uyarınca Ankara 33. Ağır Ceza Mahkemesine, Yargıtay ilâmının bir örneğinin ise Ankara Bölge Adliye Mahkemesi 5. Ceza Dairesine gönderilmek üzere Yargıtay Cumhuriyet Başsavcılığına TEVDİİNE, 21.01.2025 tarihinde karar verildi.
Tam metni görüntülemek için kayıt olun
Ücretsiz üyelik ile günlük 1 karar görüntüleme hakkı kazanın