6. ASLİYE TİCARET MAHKEMESİ
Davacı vekili dava dilekçesinde özetle; davalı şirket ile müvekkili arasında genel kredi sözleşmesi imzalandığını, diğer davalının ise kefil olarak işbu sözleşmeyi imzaladığını, davalıların krediden doğan borcu ödememesi üzerine hesabın kat edilerek ihtarat çıkarıldığını, ihtarata üzerine ödenmemesi üzerine müvekkili tarafından davalılar aleyhine ------ sayılı dosyası ile takip başlattığını, davalıların haksız olarak takibe itiraz ettiğini beyan ederek itirazın iptaline, takibin devamına, davalıların %20’den az olmamak üzere icra inkar tazminatına mahkum edilmelerini talep ve dava etmiştir.Davalılara usulüne uygun tebligat yapıldığı cevap dilekçesi sunmadıkları görüldü.------- sayılı dosyası dosyamız arasına alınmıştır. İncelemesinde; davacı alacaklının davalı borçlular aleyhine ----- asıl alacak, ---- işlemiş akdi faiz, -- işlemiş temerrüt faizi, ----- temerrüt faizinin %5 gider vergisi ve --- masraf olmak üzere toplam ------bedelli takip başlattığı, ödeme emrinin borçlulara ----- tarihinde tebliğ edildiği, ----- tarihinde borçluların ödeme emrine itiraz ettiği, takibin durduğu, itiraz dilekçesinin alacaklıya tebliğ edilmediği görüldü.Dosa rapor tanzim etmek üzere bankacılık alanında uzman bilirkişiye tevdi edilmiş olup bilirkişi ------- hazırlamış olduğu raporda özetle; davalı şirket ile davacı banka arasında; ------ akdedilmiş olduğunu, sözleşme kapsamında firmaya ------ limitli kredi açılması için tarafların anlaşmaya vardığını, davalı ------ tarihinde ---- Azami miktar, 10 Yıl süreli müteselsil kefil olarak imzaladığını, banka tarafından hesabın kat edildiğini, banka tarafından gönderilen ------- yevmiye numaralı ihtarnamenin dava dosyasına sunulan tebliğ şerhine istinaden; davalı şirkete -----tarihinde adreste tanınmadığı gerekçesi ile göndericisine İADE edildiğini, asıl borçlu firmaya gönderilen ihtarname adresi ile sözleşmede yer alan firma adresi ile aynı olduğundan ihtarnamenin iade edilmesi ile verilen 1 gün süre sonunda temerrüdün --- tarihinde oluştuğunu, kefil ----- ---- tarihinde TEBLİĞ edildiği, ihtarname ile verilen 1 gün süre sonunda temerrüdün----- tarihinde oluştuğunu, ancak kefilin asıl borçludan önce temerrüde düşemeyeceği kanaati ile temerrüt tarihi--- olarak hesaplamalarda dikkate alındığını, yapılan incelemeler neticesinde; ¸hesaplama yapıldığını, taleple bağlılık ilkesi gereğince takip tarihi itibari ile davacı bankanın; 99.272,66 TL Asıl Alacak 4.669,27 TL İşlemiş Akdi Faiz (Talebi ile aynı) 10.694,69 TL İşlemiş Temerrüt Faizi, 590,19 TL %5 BSMV (Talebi ile aynı) ve 1.450,45 TL İhtarname Masrafı olmak üzere toplam 116.677,26 TL alacaklı olduğunu, asıl alacağa takip tarihinden itibaren borç tamamen ödeninceye kadar takipte yıllık % 26,52 temerrüt faizi ve faizin gider vergisini talep edebileceğini, belirtmiştir.Dava; ticari krediden kaynaklanan alacağın tahsili için başlatılan icra takibine yapılan itirazın iptali davasıdır.Taraflar arasındaki uyuşmazlık konularının: taraflar arasındaki ve takip konusu edilen genel kredi sözleşmesinden kaynaklı olarak davalının borcunun bulunup bulunmadığı, davalı gerçek kişi açısından sözleşme şartlarının mevcut olup olmadığı, kredi borcunun usulüne uygun kat edilip edilmediği davacının bakiye alacağının bulunup bulunmadığı, başlatılan takiplere itirazlarının yerinde olup olmadığı noktasında toplanmaktadır.İİK madde 67 gereğince, itirazın iptali davasının itirazın tebliğinden itibaren, 1 yıl içinde açılması gerekir. Hak düşürücü süreler, dava şartı olup taraflar ileri sürmese de mahkemece resen gözetilir. Somut olayda icra takibindeki, itiraz dilekçesinin davacı alacaklıya tebliğ edilmemesi nedeniyle İİK'nun 67.maddesinde belirtilen bir yıllık hak düşürücü sürenin başlamadığı anlaşıldığından, davanın süresi içinde açıldığı kabul edilmiştir. TBK'nın 586. maddesi uyarınca alacaklının müteselsil kefile başvurabilmesi için borçlunun ifada gecikmesi ve ihtarın sonuçsuz kalması veya açıkça ödeme güçsüzlüğü içinde olması gerekir. 6098 sayılı TBK'nın 88 ve 120. maddelerindeki faizle ilgili sınırlama tacirlerin ticari işleri hakkında uygulanmaz. Zira, 6102 sayılı TTK'nın 8/1. maddesi hükmüne göre "ticari işlerde faiz oranı serbestçe belirlenir." Somut olayda; dayanak sözleşme "genel kredi sözleşmesi" olup, kullandırılan kredilerin ticari nitelikte olduğu, 6098 sayılı TBK'nın 88. ve 120. maddeleri hükümlerinin ticari işlerde uygulanamayacağı, sözleşmede belirtilen oranda akti ve temerrüt faizi talep edilebileceği anlaşıldığından, bilirkişi raporu ile belirlenen faiz oranı hükme esas alınmıştır.Taraflar arasındaki uyuşmazlığın çözümü amacıyla yapılan yargılama ve yargılama sırasında bilirkişiden alınan rapor içeriğine göre; dava dışı şirket ile davacı banka arasında kredi sözleşmesi akdedildiği, diğer davalının müteselsil kefil olarak sorumluluk altına girdiğini, kullandırılan kredinin davalılar tarafından ödenmediğini, davacının bakiye alacağının 116.677,26 TL olduğu, anlaşılmakla hüküm kurmaya elverişli rapor doğrultusunda davanın kısmen kabulüne karar verilmiştir.İcra İnkar Tazminatı Yönünden Yapılan Değerlendirmede;İİK’nın 67. maddesinin 2.fıkrası hükmünce, icra-inkar tazminatına hükmedilebilmesi için borçlunun takip sırasında ödeme emrine itiraz etmesi ve alacaklının alacağını mahkemede dava ederek haklı çıkması ve alacağın likit ve belli olması gerekir. Daha geniş bir açıklama ile borçlu tarafından alacağın gerçek miktarı belli, sabit ve belirlenmek için bütün unsurlar bilinmesi mümkün nitelikle olması yeterlidir. Borçlu yalnız başına ne kadar borçlu olduğunu tespit edebilir durumda ise, alacağın likit ve muayyen olduğunun kabulü zorunludur. Öte yandan, alacağın muhakkak bir belgeye bağlı olması da şart değildir.-----Bu kapsamda, alacağın likit olması ve diğer icra inkar tazminatına hükmedilebilme şartlarının olayda gerçekleşmesi nedeniyle, hükmolunan asıl alacağın %20’si oranında icra inkar tazminatının davalıdan alınarak davacıya verilmesine karar verilmiştir.
Tam metni görüntülemek için kayıt olun
Ücretsiz üyelik ile günlük 1 karar görüntüleme hakkı kazanın