11. Ceza Dairesi
TEBLİĞNAME GÖRÜŞÜ : Düşme, onama Sanık hakkında bozma üzerine kurulan hükümlerin yapılan ön incelemesi neticesinde; sanık hakkında kurulan hükümlerin temyiz edilebilir olduğu, temyiz edenin hükümleri temyize hak ve yetkisinin bulunduğu, temyiz isteminin süresinde olduğu, temyiz isteminin reddini gerektirir bir durumun bulunmadığı tespit edilmekle, gereği düşünüldü: A. Resmi Belgede Sahtecilik Suçundan Kurulan Hüküm Yönünden Sanığa yüklenen "resmi belgede sahtecilik" suçunun Kanundaki cezasının türü ve üst sınırına göre, 5237 sayılı TCK’nın 66/1-e ve 67/4. maddelerinde öngörülen olağanüstü dava zamanaşımının, 30.03.2007 suç tarihinden temyiz inceleme tarihine kadar gerçekleştiği ve bu itibarla sanığın temyiz nedenleri yerinde görüldüğünden, diğer yönleri incelenmeyen hükmün 5320 sayılı Kanun’un 8/1. maddesi gereğince uygulanması gereken 1412 sayılı CMUK’un 321. maddesi uyarınca BOZULMASINA, ancak yeniden yargılama yapılmasını gerektirmeyen bu hususta, aynı Kanun’un 322. maddesindeki yetkiye dayanılarak karar verilmesi mümkün olduğundan, sanık hakkındaki kamu davasının gerçekleşen dava zamanaşımı nedeniyle 5271 sayılı CMK’nın 223/8. maddesi uyarınca Tebliğname'ye uygun olarak, oy birliğiyle DÜŞMESİNE, B. Bilişim Sistemlerinin, Banka Veya Kredi Kurumlarının Araç Olarak Kullanılması Suretiyle Dolandırıcılık Suçundan Kurulan Hüküm Yönünden 1. Sanığın aşamalarda değişmeyen ifadesinde, suça konu çekin ne şekilde kendisine geldiğini ve kimin verdiğini hatırlamadığını, ancak bu çek karşılığında koltuk satmış olabileceklerini, yine söz konusu çeki pazarlamacılarının getirmiş olabileceğini belirterek atılı suçlamaları kabul etmemesi, sanığın ilk hükümden sonra vermiş olduğu temyiz dilekçesinde, sahte olduğu iddia edilen çeki keşidecisi olan ... Zeytincilik Ticaret Limited Şirketinden aralarında bulunan ticari ilişki kapsamında aldığını söyleyerek buna ilişkin sipariş formu ibraz etmesi sonucu ilk mahkumiyet hükmünün, sanığın çeki ... Zeytincilik Şti.den ticari bir ilişki kapsamında alıp almadığının, gerektiği takdirde sanığın yetkilisi olduğu şirketin ticari defter ve kayıtları üzerinde bilirkişi incelemesi, ...'ın dinlenmesi, yazı ve imza incelemesi yapılması ve sair gerekçelerle bozulduğu, bozma sonrasında sanığın, kendisine ait ve suça konu çekte lehdar görünen ... Şirketinin ticari defter ve kayıtlarını, şirketin kapanmasının üzerinden uzun süre geçmesi ve vergi mevzuatına göre yasal belge saklama süresinin dolması gerekçeleri ile sunamadığını beyan ettiği, vergi dairesinden celbedilebileceğini belirttiği, ancak Mahkemece vergi dairesine yazılan müzekkerede suç tarihi olan 30.03.2007 tarihine kadar olan süreç için defter ve kayıtların istenmesi gerekir iken müzekkerede tarihin hatalı şekilde 30.03.2017 yazılması sonucunda vergi dairesince "şirketin 2008 yılında resen terkettirildiği" gerekçesi ile kayıt -defter göndermediği, diğer yandan ilk hükmün bozulması gerekçeleri arasında Yargıtay 15. Ceza Dairesi'nin 2013/18551 Esas sayılı ilamında belirtilen "sipariş formu" fotokopisinde "siparişi alan" olarak adı geçen ve kendisine atfen imza da bulunan ...'nun tanık olarak dinlenmesini sanık müdafiinin talep ettiği, T.C. Kimlik numarasını verdiği, tanığa çıkarılan tebligatın bila tebliğ dönmesi üzerine mahkemece verilen süre içinde sanık müdafiinin 23.01.2018 tarihinde yani aynı gün Uyap üzerinden tanığın hem iş hem ev adresinin bildirildiği, buna karşın mahkemece tanığın adresinin bildirilmediği, hazır da edilmediği gerekçesi ile bir sonraki celsede dinlenmesinden vazgeçildiği hususlarının anlaşılması karşısında, gerçeğin kuşkuya yer vermeyecek şekilde ortaya çıkarılması açısından; ...'nun tanık olarak Mahkemece dinlenmesi, Yargıtay 15. Ceza Dairesi'nin 2013/18551 Esas sayılı bozma ilamında bahsolunan "sipariş formu" fotokopisindeki "siparişi alan kişi" olarak adına atfen atılan imzanın kendisine ait olup olmadığı, bu çeki kimden/ hangi şirketin yetkilisinden, ne karşılığında aldığı hususları ile dosya kapsamındaki iddia ve savunmalar kapsamında sair bilgi ve görgüsünün sorulması, ayrıca, katılan ...'in işyerinde çalışan ...'ın, çek alış verişinden sorumlu olduğunun belirtildiği dikkate alınarak adı geçenin tanık olarak dinlenip, dosya kapsamında katılanın firması ile sanığın firması arasındaki ticari ilişkiye dair çok sayıda irsaliyeli faturalar mevcut olduğu görüldüğünden, kendisinden, atılı suça konu çeki kimden, ne sebeple, ne zaman aldığı, mala karşılık alınmış ise malın hangi tarihte verildiği, çekin hangi tarihte alındığı, malın satışı sırasında ödemenin çekle yapılacağı hususunda anlaşma olup olmadığı hususlarının açıklığa kavuşturulması, katılan ...'in de duruşmaya celbedilerek aynı hususların kendisine açıklatılması, katılan ile sanık arasında cari hesap ilişkisinin olup olmadığının tespiti, bu şekilde toplanacak delillere göre sanığın suç kastının olup olmadığı ve suça konu çekin önceden doğan borca karşılık verilip verilmediğinin değerlendirilmesi gerekirken eksik araştırma ve inceleme ile hüküm kurulması, 2. Katılan vekiline atfen imza taşıyan 29.02.2012 tarihli dilekçede "...sanık müvekkil müştekinin ... nedeni ile uğramış olduğ zararı gidermiştir. Bu sebeple sanık hakkındaki şikayetimizden vazgeçiyoruz" şeklinde beyanda bulunduğu görüldüğünden, bu dilekçe katılandan veya vekilinden sorulmaksızın karar başlığında "katılan" olarak yer verilmesi, ayrıca, zararın giderilip giderilmediği, hangi tarihte giderildiği ve buna göre 5237 sayılı TCK'nun 168. Maddesi kapsamında etkin pişmanlık hükümlerinin uygulanıp uygulanmayacağı araştırılmaksızın sonuca gidilmesi, 3. Sanık hakkında kasıtlı suçtan hapis cezalarına mahkûmiyetin kanunî sonucu olarak uygulanmasına karar verilen hak yoksunlukları yönünden, Anayasa Mahkemesinin, 24.11.2015 tarihli ve 29542 sayılı Resmî Gazete'de yayımlanarak yürürlüğe giren, 08.10.2015 tarihli ve 2014/140 Esas, 2015/85 Karar sayılı iptal kararı ile 5237 sayılı TCK'nın 53. maddesindeki bazı hükümlerin iptal edilmesi ve hükümden sonra, 15.04.2020 tarihinde yürürlüğe giren 7242 sayılı Kanun’un 10. maddesi ile 5237 sayılı TCK'nın 53/3. maddesinin birinci cümlesine; “... ertelenen veya” ibaresinden sonra gelmek üzere eklenen; “... denetimli serbestlik tedbiri uygulanarak cezası infaz edilen ...” ibarelerinin gözetilmesi zorunluluğu, 4. Sanık hakkında hükmolunan adlî para cezasının ödenmemesi hâlinde hapse çevrileceğine karar verilmiş ise de; adlî para cezasının ödenmemesi halinde izlenecek yöntemin, 5275 sayılı Ceza ve Güvenlik Tedbirlerinin İnfazı Hakkında Kanun'un 106/3. maddesinde belirtildiği hususunun dikkate alınmaması, Yasaya aykırı, sanığın temyiz nedenleri bu itibarla yerinde görüldüğünden, hükmün 5320 sayılı Kanun’un 8/1. maddesi gereğince uygulanması gereken 1412 sayılı CMUK'un 321. maddesi uyarınca Tebliğname’ye aykırı olarak, oy birliğiyle BOZULMASINA, 27.02.2025 tarihinde karar verildi.
Tam metni görüntülemek için kayıt olun
Ücretsiz üyelik ile günlük 1 karar görüntüleme hakkı kazanın