Aramaya Dön

Danıştay 7. Daire Başkanlığı

Esas No
E. 2022/2289
Karar No
K. 2024/5136
Karar Tarihi
Karar Sonucu
REDDİNE
Hukuk Alanı
İdare Hukuku

Danıştay 7. Daire Başkanlığı         2022/2289 E.  ,  2024/5136 K.

"İçtihat Metni"

T.C.

D A N I Ş T A Y

YEDİNCİ DAİRE

Esas No: 2022/2289
Karar No: 2024/5136
DAVACI: ... . Ltd.
VEKİLİ: Av. ...
DAVALI: ... Bakanlığı
VEKİLİ: Av. ...

DAVANIN KONUSU : 14/04/2022 tarih ve 31809 sayılı Resmi Gazete'de yayımlanan 2022/12 sayılı İthalatta Haksız Rekabetin Önlenmesine İlişkin Tebliğ'in 4. maddesinin davacı şirket yönünden iptali istenilmektedir.

DAVACININ İDDİALARI : İthalatta Haksız Rekabetin Önlenmesine İlişkin Yönetmelik uyarınca soruşturma açılabilmesi için yeterli delilin bulunmadığı, dava konusu Tebliğ’e ilişkin Bilgilendirme Raporuna göre kendilerine uygulanacak damping marjının haksız ve dayanaksız biçimde %28 olarak belirlendiği, söz konusu Yönetmelik’te damping marjı, sübvansiyon veya ithalat miktarının ihmal edilebilir düzeylerin altında olması halinde soruşturma açılamayacağının düzenlendiği, damping marjının ihmal edilebilir düzeyin üstünde olduğu iddia edilmişse de, bunun nasıl belirlendiğine dair bir açıklamanın yapılmadığı, implant sektörüne hakim bilirkişilerin görüşlerinin alınmadığı, soruşturma açılmadan önce ikame edilebilirlik testinin uygulanmasının gerektiği, şikayetçi firmalar tarafından kendileri aleyhine yapılmış bir başvurunun bulunmadığı, Türkiye pazarında haksız rekabet teşkil edebilecek düzeyde bir ticaret hacminin olmadığı, örnekleme yoluyla seçilen şirketler arasında yer almadıkları, imal ettikleri implant ile yerli üretim implantlar arasında herhangi bir benzerlik ve ikame edilebilirlik özelliğinin bulunmadığı, önleme tabi ürünün soruşturma aşamasında benzer ürün olup olmadığı konusunda incelemenin yapılmadığı, anılan Tebliğ'in Türkiye Cumhuriyeti ile Güney Kore Cumhuriyeti arasındaki Serbest Ticaret Anlaşmasına aykırılık teşkil ettiği, Tebliğ’de aleyhlerine olarak %15 damping marjı belirlenirken herhangi bir gerekçeye yer verilmemesinin anayasal haklarını zedelediği ileri sürülmekte ve duruşma yapılması istenilmektedir.

DAVALININ SAVUNMASI : Soruşturmanın başlatılabilmesi için yeterli delil bulunmadığı iddiasının yerinde olmadığı, İthalat Genel Müdürlüğü tarafından başvuru beraberinde sunulan delillerin doğruluğu ve yeterliliğinin incelendiği, Yönetmeliğin 19. maddesindeki şartları sağlayan bir başvuru yapıldığı değerlendirilerek bilgi ve belgelerin Kurula sunulduğu, Kurul tarafından soruşturma açılmasına karar verildiği, damping marjlarının tamamen nesnel koşullarla mevzuatta öngörülen hesaplamalar sonucu belirlendiği, normal değerin soruşturma öncesinde tespit edilmesi ve ikame edilebilirlik testinin uygulanması gerektiği yönündeki iddiaya ilişkin olarak karşılaştırılabilirlik testi olan %5 testinin gerçekleştirildiği, normal değer tespitlerinin Güney Kore’de yerleşik üretici/ihracatçı firmalardan alınan bilgilerle kesinleştirildiği, bunun da ancak soruşturma açılmasıyla mümkün olabileceği, kesin normal değerin soruşturma açılmadan önce belirlenmesi gerektiği yönündeki iddianın yerinde olmadığı, ihmal edilebilir düzeylere ilişkin iddiaya yönelik olarak ise, Yönetmeliğin 28. maddesi uyarınca, soruşturma başvurusunda yer alan ve daha sonra soruşturma esnasında elde edilen bilgilerden hesaplanan damping marjlarının %2’den yüksek olduğu ve soruşturma konusu ülkeden gerçekleştirilen dampinge konu ithalat miktarının ülkemizin benzer mal ithalatının %3’ünden yüksek olduğunun istatistiklerden görüldüğü, bu durumda davacının ihmal edilebilir oranlarla ilgili iddiasının mesnetsiz olduğu, soruşturma esnasında şikayete konu ülkeden 10 üretici/ihracatçı firmanın Bakanlıkça kendilerine iletilen soru formlarını cevapladığı, işbirliğinde bulunan firma sayısının yüksek olması soruşturmayı yürüten makam üzerinde gereksiz bir yük oluşturarak incelemenin zamanında tamamlanmasını engelleyecek bir mahiyet arz ettiğinden, Yönetmeliğin 27. maddesi kapsamında "örnekleme" uygulamasına gidildiği, damping marjı ve zarara ilişkin belirlemelerin örnekleme usulü ile bu 10 firma arasından seçilen ve ülkemize en fazla ihracat yapan 3 firmanın verilerinden hareketle hesaplandığı, diğer 7 firma için damping marjı hesaplanmadığı, işbirliğine gelip örneklemeye dahil edilmeyen bu 7 firma için damping marjının, Dünya Ticaret Örgütü Anti-Damping Anlaşmasının 9.4 maddesi (i) bendinde belirtildiği gibi örnekleme alınan firmalar için hesaplanan bireysel marjların ağırlıklı ortalamasının alınması suretiyle bulunduğu, %28 olarak hesaplanan damping marjının Kurul tarafından yapılan değerlendirme neticesinde kamu yararı gözetilerek CIF değerin %15’i oranında bir önlem olarak uygulanması şeklinde belirlendiği, implant sektöründe bilirkişi incelemesine gereksinim duyulmadığı, soruşturmanın açılışı ve yürütülmesi sırasında ticaret uzmanları ve kurul üyelerinin detaylı incelemelerde bulunduğu, konuyla ilgili teknik bilgiyi haiz oldukları, önlem konusu ürünün Yönetmeliğin 4. maddesinde yer alan benzer ürün niteliğini haiz olduğunun geniş kapsamlı incelemeler neticesinde tespit edildiği, yurtiçi ve yurtdışı yerinde doğrulamalar sırasında, üretim sürecinin her aşaması, kullanılan hammadde, üretim teknikleri satış kanalları değerlendirilerek ürünlerin benzer olduğunun belirlendiği, soruşturma neticesinde ulaşılan teknik tespitlerin "Nihai Bildirim Raporu" ile ilgili tüm taraflarla paylaşıldığı, yine yukarıda değinilen Anlaşmanın 12. maddesine uygun olarak hazırlanan "Bilgilendirme Raporu"nda soruşturma konusu ürünle benzer ürüne ilişkin teknik bilgilerin ayrıntılı biçimde açıklandığı, her ne kadar davacı tarafından Türkiye pazarında haksız rekabet teşkil edebilecek bir ticaret hacmi olmadığı ileri sürülmekte ise de; Yönetmeliğin 17. maddesinin 1. fıkrası uyarınca soruşturmanın ithalatı gerçekleştiren Güney Kore menşeli ürünlerin tümüne yönelik olarak başlatıldığı, ithalatın bir bütün olarak yerli üreticiye zarar verip vermediğinin araştırıldığı, "ithalat hacmi" ibaresinin tüm Güney Kore menşeli ürün ithalatı anlamına geldiği ve firma bazında değerlendirme yapılmadığı, önlem oranının da ticaret hacmine göre değil firma bazında hesaplanan damping marjı doğrultusunda uygulandığı, işbirliğine gelen firmaların fiyatlandırma politikalarına göre her biri için ayrı damping marjı hesaplandığı, nihai karar öncesi firma itirazlarının dikkate alındığı, davacı için damping marjı hesabının örneklemeye alınan firmalar için hesaplanan marjların ağırlıklı ortalamasının alınması yöntemiyle Yönetmeliğe uygun olarak belirlendiği, damping soruşturması açılması ve önlem alınmasında Türkiye ile Güney Kore arasında imzalanan Serbest Ticaret Anlaşması hükümlerine aykırı bir durumun söz konusu olmadığı, Anlaşma'da dampinge karşı önlem uygulanmasını kısıtlayan bir hüküm bulunmadığı, iptali istenen Tebliğ maddesinde hukuka aykırılık olmadığı savunulmaktadır.

DANIŞTAY TETKİK HÂKİMİ ...'İN DÜŞÜNCESİ: Dosyanın incelenmesinden, soruşturma sonucunda, dampingli ithalatın yerli üretim dalı üzerinde “zarar” doğurduğu ve zararın devam etmesinin veya yeniden meydana gelmesinin muhtemel olduğu sonucuna varılmış olup, dampingli ithalatın etkisinin değerlendirildiği, yerli üretim dalında meydana gelen zararla arasında illiyet bağı bulunan dampinge konu ithalatın neden olduğu haksız rekabetin önlenmesi ve bu çerçevede yerli üretim dalının korunması amacıyla kabul edilen 2022/12 sayılı İthalatta Haksız Rekabetin Önlenmesine İlişkin Tebliğde hukuka aykırılık görülmediği görüşüyle davanın reddi gerektiği düşünülmektedir. DANIŞTAY SAVCISI ...'İN DÜŞÜNCESİ : Dava; 14/04/2022 tarih ve 31809 sayılı Resmi Gazete'de yayımlanan 2022/12 sayılı İthalatta Haksız Rekabetin Önlenmesine İlişkin Tebliğ'in 4. maddesinin iptali istemiyle açılmıştır. 3577 sayılı İthalatta Haksız Rekabetin Önlenmesi Hakkında Kanun'un 1. maddesinde; bu Kanun'un ithalatta haksız rekabet hallerinde, dampinge veya sübvansiyona konu olan ithalatın sebep olduğu zarara karşı bir üretim dalının korunması amacıyla yapılacak işlemlere, alınacak önlemlere, gerekli ilke ve uygulama kararlarını verecek bir Kurul oluşturulmasına ve bunun görevlerine ilişkin usul ve esasları kapsadığı belirtilmiş, "Tanımlar" başlıklı 2. maddesinin (a) bendinde; "Damping: Bir malın Türkiye'ye ihraç fiyatının, benzer malın normal değerinin altında olmasını", (c) bendinde "İhraç fiyatı: İhraç amacıyla satılan mal için fiilen ödenmiş olan veya ödenmesi gereken fiyatı", (d) bendinde, "Benzer Mal: Dampinge veya subvansiyona konu mal ile aynı özellikleri taşıyan bir malı, böyle bir malın bulunmaması halinde ise benzer özellikleri yaşıyan başka bir malı", (e) bendinde, "Normal Değer:

1.İhracatçı veya menşe ülkede tüketime konu olan benzer mal için normal ticari işlemler sonucunda fiilen ödenmiş olan veya ödenmesi gereken karşılaştırılabilir fiyatı, 2- İhracatçı ülke veya menşe ülkenin iç piyasasında normal ticari işlemler çerçevesinde benzer malın satışlarının olmaması ya da bu satışların uygun bir karşılaştırma yapılmasına elverişli bulunmaması durumunda, benzer malın üçüncü bir ülkeye ihracatında temsil niteliğini haiz karşılaştırılabilir fiyatı veya menşe ülkedeki maliyetine makul bir kar marjının eklenmesiyle tespit edilen fiyatı", (g) bendinde, "Damping marjı: Normal değerin ihraç fiyatını aştığı miktarı", (i) bendinde, "Zarar; Bir üretim dalında maddi zararı, maddi zarar tehdidini veya bir üretim dalının kurulmasının fiziki olarak gecikmesini" ifade ettiği düzenlemesine yer verilmiş, aynı Kanun'un 3. maddesinde; önlem alınmasını gerektiren hallerin; dampinge veya sübvansiyona konu olan ithalatın Türkiye'de bir üretim dalında maddi zarara yol açması veya maddi zarar tehdidi oluşturması veya bir üretim dalının kurulmasını fiziki olarak geciktirmesi olduğuna değinilmiş, 4. maddesinde, İthalat Genel Müdürlüğünün şikayet üzerine veya gerektiğinde re'sen damping incelemesi yapabileceği, şikayet ve incelemeye ilişkin usul ve esasların Bakanlıkça çıkarılacak Yönetmelikle tespit edileceği, 5. maddesinde, İthalat Genel Müdürlüğünün görevleri belirlenmiş, 13. maddesinde ise; soruşturma sonucunda, dampingli veya sübvansiyonlu ithalatın varlığı ve bu ithalatın zarara neden olduğu belirlendiğinde, bu zararın önlenmesi amacıyla, Kurulca belirlenen ve Bakanlıkça onaylanarak kesinleşen damping marjı veya sübvansiyon miktarı kadar veya zararı ortadan kaldıracak daha az bir oran veya miktarda dampinge karşı vergi veya telafi edici vergi alınacağı kurala bağlanmıştır.

Öte yandan, 30/10/1999 tarihli ve 23861 sayılı Resmi Gazete'de yayımlanan İthalatta Haksız Rekabetin Önlenmesi Hakkında Yönetmeliğin 5. maddesinde, normal değerin hesaplanmasına ilişkin esaslara, 9. maddesinde ihraç fiyatının belirlenmesine, 17. maddesinde zararın tespitine, 19. maddesinde şikayet ve incelemeye, 20. maddesinde de soruşturma açılmasına, 21. maddesinde; bilgilerin toplanması ve doğrulanmasına, 25. maddesinde de, ilgili tarafların bilgilendirilmesine ilişkin esaslara yer verilmiştir.

Yukarıda yazılı İthalatta Haksız Rekabetin Önlenmesine İlişkin Kanun ile Yönetmeliğin ilgili hükümlerine göre, haksız rekabete karşı bir üretim dalının korunması ve/veya ithal ülkesinin sanayisinin bozulmasının önlenmesi amacıyla getirilen dampinge karşı verginin, yerli üretim dalında somut ve tespit edilebilir zarara sebep olduğunun veya olacağının belirlenmesi halinde, dampinge konu ithalattan, normal değer ile ithale konu malın ihraç değeri arasındaki fark esas alınarak tahsil edileceği düzenlemesi yer almıştır.

Davacı dava dilekçesinde özetle; İthalatta Haksız Rekabetin Önlenmesine İlişkin Yönetmelik uyarınca soruşturma açılabilmesi için yeterli delil bulunmadığı, dava konusu Tebliğ’e ilişkin Bilgilendirme Raporuna göre kendilerine uygulanacak damping marjının haksız ve dayanaksız biçimde %28 olarak belirlendiği, söz konusu Yönetmelik’te damping marjı, sübvansiyon veya ithalat miktarının ihmal edilebilir düzeylerin altında olması halinde soruşturma açılamayacağının düzenlendiği, damping marjının ihmal edilebilir düzeyin üstünde olduğu iddia edilmişse de, bunun nasıl belirlendiğine dair bir açıklama yapılmadığı, implant sektörüne hakim bilirkişilerin görüşlerinin alınmadığı, soruşturma açılmadan önce ikame edilebilirlik testinin uygulanması gerektiği, şikayetçi firmalar tarafından kendileri aleyhine yapılmış bir başvurunun bulunmadığı, Türkiye pazarında haksız rekabet teşkil edebilecek düzeyde bir ticaret hacminin olmadığı, örnekleme yoluyla seçilen şirketler arasında yer almadıkları, imal ettikleri implant ile yerli üretim implantlar arasında herhangi bir benzerlik ve ikame edilebilirlik özelliğinin bulunmadığı, önleme tabi ürünün soruşturma aşamasında benzer ürün olup olmadığı konusunda inceleme yapılmadığı, anılan Tebliğ'in Türkiye Cumhuriyeti ile Güney Kore Cumhuriyeti arasındaki Serbest Ticaret Anlaşmasına aykırılık teşkil ettiği, Tebliğ’de aleyhlerine olarak %15 damping marjı belirlenirken herhangi bir gerekçeye yer verilmemesinin anayasal haklarını zedelediği ileri sürülmektedir.

Davalı idarenin savunmasında ise özetle; Soruşturmanın başlatılabilmesi için yeterli delil bulunmadığı iddiasının yerinde olmadığı, İthalat Genel Müdürlüğü tarafından başvuru beraberinde sunulan delillerin doğruluğu ve yeterliliğinin incelendiği, Yönetmeliğin 19. maddesindeki şartları sağlayan bir başvuru yapıldığı değerlendirilerek bilgi ve belgelerin Kurula sunulduğu, Kurul tarafından soruşturma açılmasına karar verildiği, damping marjlarının tamamen nesnel koşullarla mevzuatta öngörülen hesaplamalar sonucu belirlendiği, normal değerin soruşturma öncesinde tespit edilmesi ve ikame edilebilirlik testinin uygulanması gerektiği yönündeki iddiaya ilişkin olarak karşılaştırılabilirlik testi olan %5 testinin gerçekleştirildiği, normal değer tespitlerinin Güney Kore’de yerleşik üretici/ihracatçı firmalardan alınan bilgilerle kesinleştirildiği, bunun da ancak soruşturma açılmasıyla mümkün olabileceği, kesin normal değerin soruşturma açılmadan önce belirlenmesi gerektiği yönündeki iddianın yerinde olmadığı, ihmal edilebilir düzeylere ilişkin iddiaya yönelik olarak ise, Yönetmeliğin 28. maddesi uyarınca, soruşturma başvurusunda yer alan ve daha sonra soruşturma esnasında elde edilen bilgilerden hesaplanan damping marjlarının %2’den yüksek olduğu ve soruşturma konusu ülkeden gerçekleştirilen dampinge konu ithalat miktarının ülkemiz benzer mal ithalatının %3’ünden yüksek olduğunun istatistiklerden görüldüğü, bu durumda davacının ihmal edilebilir oranlarla ilgili iddiasının mesnetsiz olduğu, soruşturma esnasında şikayete konu ülkeden 10 üretici/ihracatçı firmanın Bakanlıkça kendilerine iletilen soru formlarını cevapladığı, işbirliğinde bulunan firma sayısının yüksek olması soruşturmayı yürüten makam üzerinde gereksiz bir yük oluşturarak incelemenin zamanında tamamlanmasını engelleyecek bir mahiyet arz ettiğinden Yönetmeliğin 27. maddesi kapsamında "örnekleme" uygulamasına gidildiği, damping marjı ve zarara ilişkin belirlemelerin örnekleme usulü ile bu 10 firma arasından seçilen ve ülkemize en fazla ihracat yapan 3 firmanın verilerinden hareketle hesaplandığı, diğer 7 firma için damping marjı hesaplanmadığı, işbirliğine gelip örneklemeye dahil edilmeyen bu 7 firma için damping marjının, Dünya Ticaret Örgütü Anti-Damping Anlaşmasının 9.4 maddesi (i) bendinde belirtildiği gibi örnekleme alınan firmalar için hesaplanan bireysel marjların ağırlıklı ortalamasının alınması suretiyle bulunduğu, %28 olarak hesaplanan damping marjının Kurul tarafından yapılan değerlendirme neticesinde kamu yararı gözetilerek CİF değerin %15’i oranında bir önlem olarak uygulanması şeklinde belirlendiği, implant sektöründe bilirkişi incelemesine gereksinim duyulmadığı, soruşturmanın açılışı ve yürütülmesi sırasında ticaret uzmanları ve kurul üyelerinin detaylı incelemelerde bulunduğu, konuyla ilgili teknik bilgiyi haiz oldukları, önlem konusu ürünün Yönetmeliğin 4. maddesinde yer alan benzer ürün niteliğini haiz olduğunun geniş kapsamlı incelemeler neticesinde tespit edildiği, yurtiçi ve yurtdışı yerinde doğrulamalar sırasında, üretim sürecinin her aşaması, kullanılan hammadde, üretim teknikleri satış kanalları değerlendirilerek ürünlerin benzer olduğunun belirlendiği, soruşturma neticesinde ulaşılan teknik tespitlerin "Nihai Bildirim Raporu" ile ilgili tüm taraflarla paylaşıldığı, yine yukarıda değinilen Anlaşmanın 12. maddesine uygun olarak hazırlanan "Bilgilendirme Raporu"nda soruşturma konusu ürünle benzer ürüne ilişkin teknik bilgilerin ayrıntılı biçimde açıklandığı, her ne kadar davacı tarafından Türkiye pazarında haksız rekabet teşkil edebilecek bir ticaret hacmi olmadığı ileri sürülmekte ise de; Yönetmeliğin 17. maddesinin 1. fıkrası uyarınca soruşturmanın ithalatı gerçekleştiren Güney Kore menşeli ürünlerin tümüne yönelik olarak başlatıldığı, ithalatın bir bütün olarak yerli üreticiye zarar verip vermediğinin araştırıldığı, "ithalat hacmi" ibaresinin tüm Güney Kore menşeli ürün ithalatı anlamına geldiği ve firma bazında değerlendirme yapılmadığı, önlem oranının da ticaret hacmine göre değil firma bazında hesaplanan damping marjı doğrultusunda uygulandığı, işbirliğine gelen firmaların fiyatlandırma politikalarına göre her biri için ayrı damping marjı hesaplandığı, nihai karar öncesi firma itirazlarının dikkate alındığı, davacı için damping marjı hesabının örneklemeye alınan firmalar için hesaplanan marjların ağırlıklı ortalamasının alınması yöntemiyle Yönetmeliğe uygun olarak belirlendiği, damping soruşturması açılması ve önlem alınmasında Türkiye ile Güney Kore arasında imzalanan Serbest Ticaret Anlaşması hükümlerine aykırı bir durumun söz konusu olmadığı, Anlaşma'da dampinge karşı önlem uygulanmasını kısıtlayan bir hüküm bulunmadığı, iptali istenen Tebliğ maddesinde hukuka aykırılık olmadığı savunulmaktadır.

Dosyanın incelenmesinden; yerli üreticiler ... Sanayi ve Ticaret Limited Şirketi, ... Kimya Sanayi ve Ticaret Limited Şirketi ve ... İthalat ve İhracat Ticaret Limited Şirketi tarafından yapılan başvuruya istinaden Kore Cumhuriyeti menşeli ... gümrük tarife istatistik pozisyonu altında yer alan "implantlar" ürününe yönelik 12/5/2021 tarihli 31482 sayılı Resmî Gazete’de yayımlanan İthalatta Haksız Rekabetin Önlenmesine İlişkin Tebliğ (Tebliğ No: 2021/23) ile damping soruşturması başlatıldığı, başvuru aşamasında sunulan delillerin değerlendirilmesinden, ..., Şanlılar Medikal ve ... firmalarının "yerli üretim dalı” olarak kabul edildiği, damping belirlemesi için 01/01/2020-31/12/2020 döneminin soruşturma dönemi olarak kabul edildiği, zarar belirlemelerinde veri toplama ve değerlendirme için 1/1/2018-31/12/2020 döneminin zarar inceleme dönemi olarak belirlendiği, soruşturma konusu ürünün Kore Cumhuriyeti'nde mukim, bilinen ihracatçılarından, işbirliğinde bulunanlardan istatistiki açıdan geçerli bir örnek oluşturulması amacıyla TÜİK verilerine göre ülkemize en fazla ihracat gerçekleştiren ilk üç firmanın esas alındığı, Yönetmeliğin ilgili maddeleri çerçevesinde normal değerin ve ihraç fiyatının tespiti yoluna gidildiği, normal değer ile ihraç fiyatının karşılaştırması sonucu en fazla ihracat gerçekleştiren ilk üç firmanın CİF bedelinin %34,4’ü, %31,5’i ve %10,8’i oranlarında damping marjı hesaplandığı, işbirliğinde bulunup örnekleme dahil edilmeyen diğer firmalar için ömeklemdeki firmalara ait damping marjlarının ağırlıklı ortalamasının alınması suretiyle hesaplanan damping marjının %28, işbirliğinde bulunmayan firmalar için hesaplanan damping marjının ise CİF bedelinin %66,7’si olarak bulunduğu, 1/1/2018-31/12/2020 döneminde Kore Cumhuriyeti menşeli ithalatın nispi olarak artış göstermesinin yanı sıra, mutlak gelişiminin %93 artış gösterdiği ve gerçekleştirilen ithalatın ortalama birim fiyatları 2018 yılında 14,7 ABD doları/adet iken, 2019 yılında 13,93 ABD doları/adet, 2020 yılında ise 13,86 ABD doları/adet seviyesinde gerçekleştiğinin ve aynı dönemde başvuruya konu olmayan üçüncü ülkelerden gerçekleştirilen ithalatın ortalama birim fiyatlarının şikayet konusu ülkenin ithalat birim fiyatlarının üzerinde gerçekleştiğinin tespit edildiği, soruşturma konusu ithalatın iç piyasa fiyatları üzerindeki etki değerlendirmesi yapılarak fiyat kırılma ve baskısının hesaplandığı, yerli üretim dalı ekonomik göstergeleri incelenerek, dampingli ithalat ile zarar arasındaki nedensellik bağı da ortaya konulmak suretiyle Güney Kore menşeli ithalatın dampingli olduğu ve yerli üretim dalında zarara neden olduğu, buna göre, soruşturma neticesinde ulaşılan tespitleri değerlendiren Kurul kararı ile 3577 sayılı Kanun'un 13. maddesinin birinci fıkrası uyarınca daha az oranlı önlem uygulanması temelinde söz konusu gümrük tarife ve istatistik pozisyonunda yer alan ve menşe ülkesi belirtilen eşyanın Türkiye’ye ithalatında, dava konusu Tebliğ'de belirtilen oranlarda dampinge karşı kesin önlemlerin uygulanmasına karar verilmesi üzerine, 14/04/2022 tarih ve 31809 sayılı Resmi Gazete'de yayımlanan 2022/12 sayılı İthalatta Haksız Rekabetin Önlenmesine ilişkin Tebliğin "Karar" başlıklı 4. maddesinin davacı şirket yönünden iptali istemiyle dava açıldığı anlaşılmaktadır.

Davacı ithal edilen implant fikstürü ile yerli üretim olanlar arasında herhangi bir bir benzerlik bulunmadığını iddia etmekte ise de; Yönetmeliğin 4. maddesi kapsamında, davacının ithal ettiği ürününün benzer ürün veya benzer özellikler taşıyan ürün olarak nitelendirilmesinde mevzuata aykırılık bulunmaması karşısında davacının bu iddiasına itibar edilmemiştir.

Bütün bu açıklamalar ile davacının tüm iddiaları ve davalı idarenin savunması birlikte değerlendirildiğinde, ilgili yerli üretici firmaların başvuruları üzerine açılan ve 3577 sayılı Kanun'a ve ilgili Yönetmeliğe uygun olarak yürütüldüğü anlaşılan soruşturma sonucunda elde edilen veriler ışığında yapılan hesaplamalar ve değerlendirmeler uyarınca, yerli üretim dalında meydana gelen zararla arasında illiyet bağı bulunan dampinge konu ithalatın neden olduğu haksız rekabetin önlenmesi ve bu çerçevede yerli üretim dalının korunması amacıyla yürürlüğe konulan 2022/12 sayılı İthalatta Haksız Rekabetin Önlenmesine İlişkin Tebliğde hukuka aykırılık görülmemiştir. Açıklanan nedenlerle davacının reddine karar verilmesi gerektiği düşünülmektedir.

TÜRK MİLLETİ ADINA

Karar veren Danıştay Yedinci Dairesince, duruşma için belirlenen günde, davacı vekili Av. ...'ın, davalı idareyi temsilen Av. ...'ün geldiği görülerek Danıştay Başsavcılığı tarafından görevlendirilen Danıştay Savcısı ...'in katılımıyla yapılan duruşmada taraflara usulüne uygun olarak söz verilip, Danıştay Savcısının düşüncesi alındıktan, Tetkik Hâkiminin açıklamaları dinlendikten ve dosyadaki belgeler incelendikten sonra gereği görüşüldü: MADDİ OLAY VE HUKUKİ SÜREÇ : MADDİ OLAY:

Yerli üreticiler ... Ticaret Limited Şirketi, ... Kimya Sanayi ve Ticaret Limited Şirketi, ... İthalat ve İhracat Ticaret Limited Şirketi tarafından yapılan başvuruya istinaden Kore Cumhuriyeti menşeli ... gümrük tarife istatistik pozisyonu altında yer alan "protez dişler ve bağlantı parçalarının diğerleri, (implantlar)" ürününe yönelik olarak başlatılan damping soruşturmasının tamamlanması neticesinde alınan dampinge karşı önlemin kabul edildiği 14/04/2022 tarih ve 31809 sayılı Resmi Gazete'de yayımlanan 2022/12 sayılı İthalatta Haksız Rekabetin Önlenmesine ilişkin Tebliğ'in "Karar" başlıklı 4. maddesinin davacı şirket yönünden iptali istenilmektedir.

İNCELEME VE GEREKÇE

İLGİLİ MEVZUAT: 3577 sayılı İthalatta Haksız Rekabetin Önlenmesi Hakkında Kanun'un "amaç ve kapsam" başlıklı 1. maddesinde, bu Kanun'un, ithalatta haksız rekabet hallerinde dampinge veya sübvansiyona konu olan ithalatın sebep olduğu zarara karşı bir üretim dalının korunması amacıyla yapılacak işlemlere, alınacak önlemlere, gerekli ilke ve uygulama kararlarını verecek bir kurul oluşturulmasına ve bunun görevlerine ilişkin usul ve esasları kapsayacağı hükme bağlanmış; "Tanımlar" başlıklı 2. maddesinde, ''damping'', bir malın Türkiye'ye ihraç fiyatının, benzer malın normal değerinin altında olması; ''ihraç fiyatı'', ihraç amacıyla satılan mal için fiilen ödenmiş olan veya ödenmesi gereken fiyat; ''benzer mal'', dampinge veya sübvansiyona konu mal ile aynı özellikleri taşıyan bir mal, böyle bir malın bulunmaması halinde ise benzer özellikleri taşıyan başka bir mal; ''normal değer'', ihracatçı veya menşe ülkede tüketime konu benzer mal için normal ticari işlemler sonucunda fiilen ödenmiş olan veya ödenmesi gereken karşılaştırılabilir fiyat yahut ihracatçı ülke veya menşe ülkenin iç piyasasında normal ticari işlemler çerçevesinde benzer malın satışlarının olmaması ya da bu satışların uygun bir karşılaştırma yapılmasına elverişli bulunmaması durumunda, benzer malın üçüncü bir ülkeye ihracatında temsil niteliğini haiz karşılaştırılabilir fiyat veya menşe ülkedeki maliyetine makul bir kâr marjının eklenmesiyle tespit edilen fiyat; ''damping marjı'', normal değerin ihraç fiyatını aştığı miktar; ''zarar'', bir üretim dalında maddi zararı, maddi zarar tehdidini veya bir üretim dalının kurulmasının fiziki olarak gecikmesi şeklinde tanımlanmış; aynı Kanun'un 3. maddesinde, önlem alınmasını gerektiren haller, dampinge konu olan ithalatın Türkiye'de bir üretim dalında maddi zarar tehdidi oluşturması veya bir üretim dalının kurulmasını fiziki olarak geciktirmesi olarak belirlenmiş;

4.maddesinde, İthalat Genel Müdürlüğünün şikayet üzerine veya gerektiğinde re'sen damping incelemesi yapabileceği, şikayet ve incelemeye ilişkin usul ve esasların çıkarılacak Yönetmelikle tespit edileceği;

5.maddesinde, İthalat Genel Müdürlüğünün, şikayet üzerine veya gerektiğinde re'sen verilen bilgi ve belgeler veya mevcut diğer bilgilerin ışığı altında ön incelemeyi yapmak, soruşturma açılıp açılmayacağı hususunda kurula teklif sunmak, soruşturma açılması halinde, soruşturmayı yürütmek ve önlemlerle ilgili kurula teklif sunmakla görevli olduğu;

6.maddesinde, İthalatta Haksız Rekabeti Değerlendirme Kurulunun, soruşturma sonuçlarını değerlendirmek, bunun gerektireceği tedbirleri almak ve kesin önlem kararını Bakanlığın onayına sunmakla görevli olduğu belirtilmiş;

7.maddesinde yapılan soruşturma sonucunda Kurul tarafından belirlenen ve Bakanlıkça onaylanan damping marjı kadar dampinge konu malın ithalatında dampinge karşı vergi alınacağı;

10.maddesinde, re'sen veya şikayet üzerine yapılan inceleme sonucunda dampinge konu olan ithalatın ve bu ithalattan kaynaklanan zararın varlığı konusunda yeterli delillerin bulunması durumunda soruşturma açılacağı, soruşturmanın usul ve esaslarının Bakanlıkça çıkarılacak Yönetmelik ile tespit edileceği;

13.maddesinde, soruşturma sonucunda dampingli ithalatın varlığı ve bu ithalatın zarara neden olduğu belirlendiğinde, bu zararın önlenmesi amacıyla, Kurulca belirlenen ve Bakanlıkça onaylanarak kesinleşen damping marjı kadar veya zararı ortadan kaldıracak daha az bir oran veya miktarda dampinge karşı vergi alınacağı hükümlerine yer verilmiştir. 3577 sayılı Kanun'un verdiği yetkiye dayanılarak çıkarılan İthalatta Haksız Rekabetin Önlenmesi Hakkında Yönetmelik'in "Tanımlar" başlıklı 4.maddesinin (d) bendinde, ''benzer mal'', dampinge veya sübvansiyona konu mal ile aynı özellikleri taşıyan bir malı, böyle bir malın bulunmaması halinde ise benzer özellikleri taşıyan başka bir malı ifade ettiği;

5.maddesinin 3. fıkrasında, aralarında bir ortaklık ilişkisi veya telafi edici düzenleme bulunan taraflar arasındaki satışlarda uygulanan fiyatların, fiyatların bu ilişkiden etkilenmediği kanıtlanmadıkça, normal ticari işlem kabul edilmeyebileceği ve normal değerin hesaplanmasında göz önüne alınmayabileceği, aynı maddenin 6.fıkrasında, normal değerin belirlenmesi için benzer malın ihracatçı ülkenin iç piyasasında veya üçüncü bir ülkeye ihracatında birim imalat maliyetine genel, idari ve satış giderlerinin eklenmesinden oluşan tutardan daha düşük bir fiyatla satıldığı hallerde; bu satışların, fiyatları nedeniyle normal ticari işlemler içinde gerçekleşmiş olarak kabul edilmeyebileceği;

6.maddesinde, maliyetlerin normal olarak soruşturmaya konu olan ihracatçı veya üretici tarafından tutulan kayıtlar esas alınarak hesaplanacağı;

7.maddesinde, piyasa ekonomisi uygulamayan ülkelerden yapılan ithalatta normal değerin, Türkiye'de benzer mal için fiilen ödenmiş veya ödenmesi gereken fiyat veya Türkiye'de benzer malın birim imalat maliyetine genel, idari ve satış giderleri ile makul bir kârın eklenmesiyle oluşturulan değer göz önüne alınarak hesaplanabileceği;

9.maddesinde, ihracatçı ile ithalatçı ya da üçüncü bir taraf arasında ortaklık veya telafi edici bir düzenleme bulunması nedeniyle ihraç fiyatının güvenilir olmadığı durumlarda, ihraç fiyatının, bağımsız ilk alıcıya yeniden satış fiyatı esas alınarak oluşturulabileceği, bu durumda ithalat ile yeniden satış arasında gerçekleşen tüm gider ve kârların hesaba katılacağı;

10.maddesinde, ihraç fiyatı ile normal değer arasında adil bir karşılaştırma yapılmasını teminen bu karşılaştırmanın, aynı ticari aşamada, tercihen fabrika çıkış aşamasında yapılacağı; fiyat karşılaştırmasında, satış şartları, vergilendirme, ticari aşamalar, miktarlar ve fiziksel özelliklerdeki farklılıklar ile karşılaştırmayı etkileyen diğer farklılıkların göz önüne alınacağı;

11.maddesinde, damping marjının, normal değer ve ihraç fiyatının, ağırlıklı ortalama veya işlem bazında karşılaştırılması suretiyle hesaplanacağı;

17.maddesinde, maddi zarar tespitinin somut delillere dayanması ve dampingli ithalatın hacmi ve bu ithalatın iç piyasadaki benzer mal fiyatları ile yerli üretim dalı üzerindeki etkilerinin nesnel incelemesini içermesi gerektiği, bir ürünün birden fazla ülkeden ithalatının eş zamanlı olarak soruşturmaya konu olması halinde, bu ithalatın etkilerinin toplu olarak değerlendirilebileceği, böyle bir değerlendirmenin her bir ülkeden yapılan ithalat için damping marjı ve ithalat miktarının ihmal edilebilir oranlardan fazla olması ve ithal malların kendi aralarındaki ve ithal mallarla yerli benzer mal arasındaki rekabet şartları bakımından, ithalatın etkisinin toplu olarak değerlendirilmesinin uygun olduğunun belirlenmesi halinde yapılabileceği, dampingli ithalatın fiyatlarının Türkiye'deki benzer malın fiyatının önemli ölçüde altında kalıp kalmadığı veya bu ithalatın önemli ölçüde fiyatları düşürücü ya da fiyat artışlarını engelleyici etki yaratıp yaratmadığının inceleneceği, dampingli ithalatın üretim dalı üzerindeki etkisinin incelenmesi sırasında satışlar, kârlar, üretim, piyasa payı, verimlilik, yatırım hasılatı ve kapasite kullanımındaki fiili ve potansiyel azalma, büyüme veya yatırımları artırma yeteneği üzerindeki olumsuz etkiler dahil olmak üzere, üretim dalının durumu ile ilgili tüm etkenleri ve göstergeleri kapsayacağı ve dampingli ithalatın yerli üretim dalına zarar verdiği hususunun bu faktörler çerçevesinde ortaya konması, dampingli ithalat ile yerli üretim dalının maruz kaldığı zarar arasındaki nedensellik bağının mevcut delillere dayandırılması ve dampinge konu olan ithalat dışındaki nedenlerden kaynaklanan zararın bu ithalata atfedilmemesi gerektiği, dampingli ithalatın etkisinin en dar mal grubu ya da yelpazesinin incelenmesi suretiyle yapılacağı;

19.maddesinde, dampinge konu ithalattan zarar gördüğünü iddia eden üreticilerin İthalat Genel Müdürlüğüne yazılı olarak başvurabileceği, şikayetin, damping, zarar ve dampinge konu ithalat ile iddia edilen zarar arasındaki nedensel ilişkiyi gösteren delilleri içermesi gerektiği; başvuruda, başvuru sahibinin makûl olarak temin edebileceği, şikayette bulunanın kimliği ve ürettiği benzer ürün miktarı ve değeri ile ilgili açıklamaları, dampinge konu olduğu iddia edilen ürünün eksiksiz bir tanımını, menşe veya ihracatçı ülkenin veya ülkelerin adları, bilinen ihracatçı, üretici ve ithalatçılarının adları, menşe ülke iç piyasa fiyatları, ihraç fiyatlarının, iddia edilen zararın dampinge konu ithalattan kaynaklandığına ilişkin delillere ilişkin bilgilerin yer alması gerektiği;

18.maddesinde, yerli üretim dalının, benzer malın Türkiye'deki tüm üreticilerini veya bu malın Türkiye üretiminin önemli bir bölümünü gerçekleştiren üreticileri ifade edeceği; ancak, üreticilerin ihracatçılar veya ithalatçılarla ilişkili bulunmaları veya kendilerinin dampinge veya sübvansiyona konu olduğu iddia edilen malın ithalatçısı olmaları halinde, yerli üretim dalı, üreticilerin geri kalan bölümünü ifade edeceği, üreticilerin ihracatçılar veya ithalatçılarla ilişkili olduğu sayılan hallerde kabul edileceği, bu hallerin a) biri doğrudan veya dolaylı olarak diğerini kontrol ediyorsa, veya b) her ikisi doğrudan veya dolaylı olarak üçüncü bir şahıs tarafından kontrol ediliyorsa, veya c) bu ilişkinin ilgili üreticinin ilişkili olmayan üreticilerden farklı davranmasına neden olduğuna dair inandırıcı veya şüphe uyandıran geçerli gerekçeler bulunması şartıyla, ikisi birlikte doğrudan veya dolaylı olarak üçüncü bir şahsı kontrol ediyorlarsa, bu maddede belirtilen taraflardan biri, hukuken veya işlevsel olarak, diğer taraf üzerinde kısıtlama uygulayacak veya diğerini idare edecek bir konumda bulunuyor ise, bu tarafın diğerini kontrol ettiğinin kabul edileceği;

26.maddesinde, ilgili taraflardan birinin işbirliğine gelmemesi halinde geçici veya nihai belirlemelerin mevcut verilere göre yapılabileceği ve söz konusu taraf açısından soruşturmanın sonucunun işbirliğine gelinmesi haline nazaran daha az avantajlı olabileceği hükümlerine yer verilmiştir.

HUKUKİ DEĞERLENDİRME:

Dosyanın incelenmesinden; yerli üreticiler ... Sanayi ve Ticaret Limited Şirketi, ... Kimya Sanayi ve Ticaret Limited Şirketi ve ... İthalat ve İhracat Ticaret Limited Şirketi tarafından yapılan başvuruya istinaden Kore Cumhuriyeti menşeli ... gümrük tarife istatistik pozisyonu altında yer alan "(implantlar)" ürününe yönelik 12/05/2021 tarihli ve 31482 sayılı Resmî Gazete’de yayımlanan İthalatta Haksız Rekabetin Önlenmesine İlişkin Tebliğ (Tebliğ No: 2021/23) ile damping soruşturmasının başlatıldığı, başvuru aşamasında sunulan delillerin değerlendirilmesinden, ..., Şanlılar Medikal ve ... ünvanlı firmaların "yerli üretim dalı” olarak kabul edildiği, damping belirlemesi için 01/01/2020-31/12/2020 döneminin soruşturma dönemi olarak kabul edildiği, zarar belirlemelerinde veri toplama ve değerlendirme için 01/01/2018-31/12/2020 tarihleri arasındaki dönemin zarar inceleme dönemi olarak belirlendiği, soruşturma konusu ürünün Kore Cumhuriyeti'nde mukim, bilinen ihracatçılarından, işbirliğinde bulunanlardan istatistiki açıdan geçerli bir örnek oluşturulması amacıyla TÜİK verilerine göre ülkemize en fazla ihracat gerçekleştiren ilk üç firmanın esas alındığı, İthalatta Haksız Rekabetin Önlenmesi Hakkında Yönetmelik'in ilgili maddeleri çerçevesinde normal değerin ve ihraç fiyatının tespiti yoluna gidildiği, normal değer ile ihraç fiyatının karşılaştırması sonucunda en fazla ihracat gerçekleştiren ilk üç firmanın CIF bedelinin %34,4’ü, %31,5’i ve %10,8’i oranlarında damping marjının hesaplandığı, işbirliğinde bulunup örneklemeye dahil edilmeyen diğer firmalar için örneklemedeki firmalara ait damping marjlarının ağırlıklı ortalamasının alınması suretiyle hesaplanan damping marjının %28; işbirliğinde bulunmayan firmalar için hesaplanan damping marjının ise CIF bedelinin %66,7’si olarak bulunduğu, 01/01/2018-31/12/2020 tarihleri arasındaki dönemde Kore Cumhuriyeti menşeli ithalatın nispi olarak artış göstermesinin yanı sıra, mutlak gelişiminin %93 artış gösterdiği ve gerçekleştirilen ithalatın ortalama birim fiyatlarının 2018 yılında 14,7 ABD doları/adet iken, 2019 yılında 13,93 ABD doları/adet; 2020 yılında ise 13,86 ABD doları/adet seviyesinde gerçekleştiğinin ve aynı dönemde başvuruya konu olmayan üçüncü ülkelerden gerçekleştirilen ithalatın ortalama birim fiyatlarının şikayet konusu ülkenin ithalat birim fiyatlarının üzerinde olduğunun tespit edildiği, soruşturma konusu ithalatın iç piyasa fiyatları üzerindeki etki değerlendirmesi yapılarak fiyat kırılma ve baskısının hesaplandığı, yerli üretim dalının ekonomik göstergeleri incelenerek, dampingli ithalat ile zarar arasındaki nedensellik bağı da ortaya konulmak suretiyle Güney Kore menşeli ithalatın dampingli olduğu ve yerli üretim dalında zarara neden olduğu, buna göre, soruşturma neticesinde ulaşılan tespitleri değerlendiren Kurul kararı ile 3577 sayılı Kanun'un 13. maddesinin birinci fıkrası uyarınca daha az oranlı önlem uygulanması temelinde söz konusu gümrük tarife istatistik pozisyonunda yer alan ve menşe ülkesi belirtilen eşyanın Türkiye’ye ithalatında, dava konusu Tebliğ'de belirtilen oranlarda dampinge karşı kesin önlemlerin uygulanmasına karar verilmesi üzerine, 14/04/2022 tarih ve 31809 sayılı Resmi Gazete'de yayımlanan 2022/12 sayılı İthalatta Haksız Rekabetin Önlenmesine ilişkin Tebliğ'in "Karar" başlıklı 4. maddesinin davacı şirket yönünden iptali istemiyle davanın açıldığı anlaşılmaktadır.

Olayda; ilgili yerli üretici firmalar tarafından makul olarak elde edilebilecek ve soruşturma başlatılmasına yetebilecek asgari bilgileri içeren şikayet başvurusu üzerine açılan ve 3577 sayılı Kanun'a ve ilgili Yönetmeliğe uygun olarak yürütüldüğü anlaşılan soruşturma sonucunda elde edilen veriler ışığında yapılan hesaplamalar ve değerlendirmeler uyarınca, soruşturma konusu ürünün ithalat miktarının 2018-2020 yılları arasında yüksek oranda artış gösterdiği ve soruşturma konusu ürünün genel ithalatı içindeki Güney Kore menşeli ürün ithalatının pazar payının yıl bazında giderek yükseldiği, bu ithalatın ortalama birim fiyatları gerilerken, yurt içi pazarda yerli üretim dalı ve başvuruya konu olmayan üçüncü ülke menşeli ürün ithalatı pazar payının düştüğü ve ortalama birim fiyatlarının şikayet konusu ülkenin ithalat birim fiyatlarının biraz üzerinde gerçekleştiği, bu durumun yerli üretim dalı fiyatlarıyla rekabet ortamı oluşturduğu, yerli üretim dalının ciddi yatırımlarla gerçekleştirdiği kapasite artışlarını üretim ve satışlarına yansıtamadığı, kapasite kullanım oranları düşerken, stoklarında ciddi artışların olduğu, soruşturma döneminde örnekleme kapsamındaki firmalara ait Güney Kore menşeli eşyanın ithalat ortalama fiyatlarının yerli üretim dalı fiyatlarını kırdığı ve baskı altında tuttuğu, dampingli ithalatın seyri ile yerli üretim dalındaki olumsuz gelişmelerin eş zamanlı olarak seyrettiği tespit edildiğinden, soruşturma raporundaki diğer verilerden hareketle dampingli ithalatın yerli üretim dalında meydana gelen zararla illiyet bağının bulunduğu ve yerli üretim dalı üzerinde meydana gelen bu zararın devam etmesinin veya yeniden meydana gelmesinin muhtemel olduğu sonucuna varılmış olup, dampingli ithalatın neden olduğu haksız rekabetin önlenmesi ve bu çerçevede yerli üretim dalının korunması amacıyla tanımı ve menşei ülkesi belirtilen ürünün ithalinde dampinge karşı önlemin yürürlüğe konulmasına ilişkin 2022/12 sayılı İthalatta Haksız Rekabetin Önlenmesine İlişkin Tebliğ'in 4. maddesinde davacı şirket yönünden hukuka aykırılık görülmemiştir. KARAR SONUCU: Açıklanan nedenlerle;

1.DAVANIN REDDİNE,

2.Ayrıntısı aşağıda gösterilen toplam ... TL yargılama giderinin davacı üzerinde bırakılmasına,

3.Karar tarihinde yürürlükte bulunan Avukatlık Asgari Ücret Tarifesi uyarınca duruşmalı yargılama için belirlenen ... TL vekâlet ücretinin davacıdan alınarak davalı idareye verilmesine,

4.Posta gideri avansından artan tutarın kararın kesinleşmesinden sonra istemi halinde davacıya iadesine,

5.Bu kararın tebliğ tarihini izleyen 30 (otuz) gün içerisinde Danıştay Vergi Dava Daireleri Kuruluna temyiz yolu açık olmak üzere, 11/12/2024 tarihinde oybirliğiyle karar verildi.

Karar Etiketleri
REDDİNE DANISTAYKARAR IDARI İdare Hukuku 31482 sayılı Resmî Gazete’de yayımlanan İthalatta Haksız Rekabetin Önlenmesine İlişkin Tebliğ (Tebliğ No: 2021/23) ile damping soruşturması başlatıldığı, başvuru aşamasında sunulan delillerin değerlendirilmesinden, ..., Şanlılar Medikal ve ... firmalarının "yerli üretim dalı” olarak kabul edildiği, damping belirlemesi için 01/01/2020-31/12/2020 döneminin soruşturma dönemi olarak kabul edildiği, zarar belirlemelerinde veri toplama ve değerlendirme için 1/1/2018-31/12/2020 döneminin zarar inceleme dönemi olarak belirlendiği, soruşturma konusu ürünün Kore Cumhuriyeti'nde mukim, bilinen ihracatçılarından, işbirliğinde bulunanlardan istatistiki açıdan geçerli bir örnek oluşturulması amacıyla TÜİK verilerine göre ülkemize en fazla ihracat gerçekleştiren ilk üç firmanın esas alındığı, Yönetmeliğin ilgili maddeleri çerçevesinde normal değerin ve ihraç fiyatının tespiti yoluna gidildiği, normal değer ile ihraç fiyatının karşılaştırması sonucu en fazla ihracat gerçekleştiren ilk üç firmanın CİF bedelinin %34,4’ü, %31,5’i ve %10,8’i oranlarında damping marjı hesaplandığı, işbirliğinde bulunup örnekleme dahil edilmeyen diğer firmalar için ömeklemdeki firmalara ait damping marjlarının ağırlıklı ortalamasının alınması suretiyle hesaplanan damping marjının %28, işbirliğinde bulunmayan firmalar için hesaplanan damping marjının ise CİF bedelinin %66,7’si olarak bulunduğu, 1/1/2018-31/12/2020 döneminde Kore Cumhuriyeti menşeli ithalatın nispi olarak artış göstermesinin yanı sıra, mutlak gelişiminin %93 artış gösterdiği ve gerçekleştirilen ithalatın ortalama birim fiyatları 2018 yılında 14,7 ABD doları/adet iken, 2019 yılında 13,93 ABD doları/adet, 2020 yılında ise 13,86 ABD doları/adet seviyesinde gerçekleştiğinin ve aynı dönemde başvuruya konu olmayan üçüncü ülkelerden gerçekleştirilen ithalatın ortalama birim fiyatlarının şikayet konusu ülkenin ithalat birim fiyatlarının üzerinde gerçekleştiğinin tespit edildiği, soruşturma konusu ithalatın iç piyasa fiyatları üzerindeki etki değerlendirmesi yapılarak fiyat kırılma ve baskısının hesaplandığı, yerli üretim dalı ekonomik göstergeleri incelenerek, dampingli ithalat ile zarar arasındaki nedensellik bağı da ortaya konulmak suretiyle Güney Kore menşeli ithalatın dampingli olduğu ve yerli üretim dalında zarara neden olduğu, buna göre, soruşturma neticesinde ulaşılan tespitleri değerlendiren Kurul kararı ile 3577 sayılı Kanunu 3577 sayılı İthalatta Haksız Rekabetin Önlenmesi Hakkında Kanunu 3577 sayılı Kanun 31482 sayılı Resmî Gazete’de yayımlanan İthalatta Haksız Rekabetin Önlenmesine İlişkin Tebliğ (Tebliğ No: 2021/23) ile damping soruşturmasının başlatıldığı, başvuru aşamasında sunulan delillerin değerlendirilmesinden, ..., Şanlılar Medikal ve ... ünvanlı firmaların "yerli üretim dalı” olarak kabul edildiği, damping belirlemesi için 01/01/2020-31/12/2020 döneminin soruşturma dönemi olarak kabul edildiği, zarar belirlemelerinde veri toplama ve değerlendirme için 01/01/2018-31/12/2020 tarihleri arasındaki dönemin zarar inceleme dönemi olarak belirlendiği, soruşturma konusu ürünün Kore Cumhuriyeti'nde mukim, bilinen ihracatçılarından, işbirliğinde bulunanlardan istatistiki açıdan geçerli bir örnek oluşturulması amacıyla TÜİK verilerine göre ülkemize en fazla ihracat gerçekleştiren ilk üç firmanın esas alındığı, İthalatta Haksız Rekabetin Önlenmesi Hakkında Yönetmelik'in ilgili maddeleri çerçevesinde normal değerin ve ihraç fiyatının tespiti yoluna gidildiği, normal değer ile ihraç fiyatının karşılaştırması sonucunda en fazla ihracat gerçekleştiren ilk üç firmanın CIF bedelinin %34,4’ü, %31,5’i ve %10,8’i oranlarında damping marjının hesaplandığı, işbirliğinde bulunup örneklemeye dahil edilmeyen diğer firmalar için örneklemedeki firmalara ait damping marjlarının ağırlıklı ortalamasının alınması suretiyle hesaplanan damping marjının %28; işbirliğinde bulunmayan firmalar için hesaplanan damping marjının ise CIF bedelinin %66,7’si olarak bulunduğu, 01/01/2018-31/12/2020 tarihleri arasındaki dönemde Kore Cumhuriyeti menşeli ithalatın nispi olarak artış göstermesinin yanı sıra, mutlak gelişiminin %93 artış gösterdiği ve gerçekleştirilen ithalatın ortalama birim fiyatlarının 2018 yılında 14,7 ABD doları/adet iken, 2019 yılında 13,93 ABD doları/adet; 2020 yılında ise 13,86 ABD doları/adet seviyesinde gerçekleştiğinin ve aynı dönemde başvuruya konu olmayan üçüncü ülkelerden gerçekleştirilen ithalatın ortalama birim fiyatlarının şikayet konusu ülkenin ithalat birim fiyatlarının üzerinde olduğunun tespit edildiği, soruşturma konusu ithalatın iç piyasa fiyatları üzerindeki etki değerlendirmesi yapılarak fiyat kırılma ve baskısının hesaplandığı, yerli üretim dalının ekonomik göstergeleri incelenerek, dampingli ithalat ile zarar arasındaki nedensellik bağı da ortaya konulmak suretiyle Güney Kore menşeli ithalatın dampingli olduğu ve yerli üretim dalında zarara neden olduğu, buna göre, soruşturma neticesinde ulaşılan tespitleri değerlendiren Kurul kararı ile 3577 sayılı Kanunu K3577 md.4 K23861 md.5 K31809 md.4 K31482 md.13 K3577 md.1
© 2026 İçtihat Pro — ictihatpro.com  |  Bu belge bilgilendirme amaçlıdır. Resmi belge niteliği taşımaz.