22. Hukuk Dairesi
T.C. ANKARA BÖLGE ADLİYE MAHKEMESİ BAM 22. HUKUK DAİRESİ
T.C.
A N K A R A
B Ö L G E A D L İ Y E M A H K E M E S İ
22. H U K U K D A İ R E S İ
T Ü R K M İ L L E T İ A D I N A
İ S T İ N A F K A R A R I
İNCELENEN KARARIN
MAHKEMESİ : ANKARA 13. ASLİYE TİCARET MAHKEMESİ
TARİHİ : 25/03/2022
ESAS-KARAR NO : 2020/149 E 2022/263 K
DAVANIN KONUSU : Alacak
Taraflar arasında yukarıda bilgileri belirtilen kararın Dairemizce incelenmesi asıl ve birleşen davada davacı vekilleri tarafından istenmiş, 6100 sayılı Hukuk Muhakemeleri Kanunu'nun 352. maddesi uyarınca, yapılan ön inceleme sonucu, istinaf dilekçesinin süresi içinde verildiği ve eksiklik bulunmadığı anlaşıldığından inceleme aşamasına geçilmiştir. İncelemenin dosya üzerinde yapılmasına karar verildi. GEREĞİ GÖRÜŞÜLDÜ İDDİANIN ÖZETİ
Asıl davada davacı vekili; müvekkili ile davalı arasında 09.02.2017 tarihli 12.000 baş sığır alım sözleşmesi akdedildiğini, sözleşme kapsamında %50 iş artışı verildiğini, davacı ediminin hayvanları Türkiye'ye sağlıklı bir şekilde getirilmesi ve davalı tarafından sağlık kontrolünden geçirilmesi ile son bulacağını, davacının tazmine ilişkin sorumluluğun sözleşmenin 13/4. Maddesi gereğince karantina süresinde ortaya çıkacak ve menşei ülkeden kaynaklandığı tespit edilen hastalıklardan kaynaklı hayvan ölümleri ve mecburi kesime ilişkin doğan zararlarla sınırlı bulunduğunu, hayvanların karantina uygulamasının da dava dışı Türkiye Kırmızı Et Üreticileri Birliği tarafından yapılacağını, 17.980 baş hayvanın teslim edildiğini, muayene kabul komisyonu raporlarının incelenmesinde gelen hayvan ve kabul edilen hayvan sayılarının farklı olduğunu ve komisyonun istemediği hayvanları iade ettiğinin anlaşılacağını teslim sonrasında hayvanların sağlıksız koşullarda sevk edildiğini yolda ve karantinada hayvan ölümleri olduğunu, davalı tarafından 1208 baş bedelsiz hayvan talep edildiğini, sözleşmede ölen hayvanlar yerine yeni hayvan verilmesi söz konusu olmadığı halde davacının bu talebi blokede tutulan parası nedeniyle kabul edildiğini, devamında kurum çalışanları hakkında soruşturma açılarak 1208 hayvandan sadece 12 adedinin sözleşme aykırı olduğunun tespit edildiğini, davacı tarafından bedelsiz verilen hayvanlardan da bazılarının ölmesi nedeniyle blokede tutulan satım bedelinden 258.500,99 Euro kesinti yapıldığını, davalının hayvan ölümlerinin davacıdan kaynaklandığını ispatlayamadığını, fazlaya ilişkin haklar saklı tutularak haksız olarak davalıya teslim edilen 1196 baş hayvanın 3,70 Euro'dan hesap edilecek bedelinin şimdilik 10,00 Euro ve haksız olarak kesinti yapılan 258.500,99 Euro'dan şimdilik 10,00 Euro'nun davalıdan tahsiline karar verilmesini talep ve dava etmiştir.
Birleşen davada ise temlik alacaklısı davacı vekili, asıl davada davacı ... isimli şirketin 09.02.2017 tarihli besilik sığır alım sözleşmesine istinaden teslim edeceği 12.000 baş besilik sığır bedeli ve %50 iş artışı karşılığında davalı tarafından ödenecek toplam 18.740.000,00 Euro alacağı temlik ettiğini, davalı tarafından sözleşmenin 13.4. Maddesine aykırı olarak haksız kesintiler yapıldığını hak edişlerden haksız olarak yapılan kesintiler nedeniyle fazlaya ilişkin haklar saklı tutularak şimdilik 50,00 Euro, 1208 baş hayvanın sözleşmeye aykırı olarak teslim edilmesi nedeniyle şimdilik 50,00 Euro alacağın davalıdan tahsiline karar verilmesini talep ve dava etmiştir.
SAVUNMANIN ÖZETİ
Asıl davada davalı vekili; teslimden kısa bir süre sonra ve karantina süresi içerisinde ölen hayvanlardan davacının sorumlu olduğunu, kurum tarafından ölümler gerçekleştikten sonra durumun davacıya bildirildiğini, davacı tarafından haklı mağduriyetlerin telafi edileceğinin bildirildiğini, davacı tarafından ölen hayvan sahiplerine ödeme yapıldığı iddiasının taraflar arasındaki sözleşme ve hukukla alakasının olmadığını, davalı tarafından yapılan kesintilerin taraflar arasındaki sözleşmeye uygun olarak yapıldığını, davalının Tarım ve Orman Bakanlığı ilgili kuruluşu olan bir kamu kuruluşu olduğunu, yapmış olduğu tüm işlemlerde hukuka uygun hareket etmekle yükümlü olduğunu, bu yükümlülüğün iş bu davanın tüm safhasında ihlal etmediğini, davalının yurt dışından getirilen hayvanların ülke içerisindeki besicilere dağıtım ve akabinde ortaya çıkan zararların tazmini konusunda ülkedeki tek yetkili merci olduğunu, bu konuda tecrübe ve birikime sahip olduğunu, iş bu davaya konu benzer davaların davalı aleyhine daha öncede açıldığını, davalının bu davalarda haklı bulunduğunu bildirerek davanın reddine karar verilmesini istemiştir. Birleşen davada davalı vekili ; davaların birleştirilmesini talep etmiştir.
İLK DERECE MAHKEMESİ KARAR ÖZETİ:
Mahkemece ; benimsenen bilirkişi kurulu raporu doğrultusunda : Birleşen davacı tarafından sunulan Tallin Büyükelçiliği tarafından düzenlenen 8(A) yevmiye nolu 16.02.2017 tarihli Alacağın Temliki Sözleşmesinde asıl davada davacı ... tarafından birleşen davacı ... şirketine temlik edenin asıl ve birleşen davalı ... nezdinde doğmuş ve doğacak alacağının 12.240.000,00 Euro alacağını 16.02.2017 tarihinden itibaren temlik alanın sözleşmede belirtilen banka hesabına yatıracağını, gayrikabili rücu olarak devir ve temlik ettiği, yine Tallin Büyükelçiliği tarafından düzenlenen 24.03.2017 tarih ve 18(A) yevmiye no’ lu Alacağın Temliki Sözleşmesi ile de yine asıl davada davacının 6.000 baş sığır satımından kaynaklanan davalı nezdinde doğmuş ve doğacak bulunan 6.500.000,00 Euro alacağını 24.03.2017 tarihinden itibaren birleşen davacıya temlik ettiği, asıl davada davacı 16.02.2017 ve 24.03.2017 tarihli alacağın temliki sözleşmeleri ile davaya konu olan sözleşmeden kaynaklı alacağı asıl davada dava öncesinde temlik alan birleşen davacıya devrettiği, maddi hukuka göre yapılan temlik işleminin usul hukuku yönünden sonucunun dava konusunun ve aktif dava ehliyetinin devri olduğu, asıl davada davacı tarafından sunulan Borç Tasfiye Sözleşmesi ile temlik hakkının sona erdiği belirtilmiş ise de, sunulan Borç Tasfiye Sözleşmesinin içeriğinde dava dosyasına konu sözleşme ve alacaktan bahsedilmeksizin taraflar arasındaki başkaca ticari ilişkilerin tasfiyesine yönelik olarak düzenlendiği ve geriye temlik işlemi olmadığı, ayrıca her ne kadar 09.02.2017 tarihli Besilik Sığır Alım Sözleşmenin 15. maddesinde alıcının yani asıl ve birleşen davalının izni olmaksızın hak ve alacakların 3. şahıslara devredilemeyeceği belirtilmiş ise de temlik sözleşmesinin davalıya bildirildiği davalı tarafından ise 02.03.2017 ve 29.03.2017 tarihinde temlike izin verildiği ve kısmi ödemelerin birleşen davalıya yapıldığı anlaşılmakla asıl dava yönünden aktif husumet ehliyeti yokluğundan davanın reddine, birleşen dava yönünden ise; asıl davada davacı ... ile davalı ... arasında 09.02.2017 tarihli Besilik Sığır Alım Sözleşmesi imzalandığı, sözleşmenin 13.3. Maddesinde "... Satıcı alıcının her türlü uyarı ve talimatlarına uymak zorunda olduğu, satıcının sözleşmede belirtilen yükümlülükleri ihlal etmesi nedeniyle alıcının bir zarara uğraması halinde her türlü zarar ve ziyanın öncelikle satıcının alacaklarından ve/veya serbest bırakılacak teminatlarından tahsil edilir. Kalan miktar ise satıcı tarafından ayrıca ödenir..." 13.4. maddesinde "... Satıcı sözleşme konusu hayvanların alıcıya teslimine kadar korunmasından, karanti süresinde ortaya çıkacak ve T.C. Gıda Tarım ve Hayvancılık Bakanlığı birimlerince menşei ülkeden kaynaklandığı tespit edilen bulaşıcı hastalıklarla ilgili uygulanan tüm test ve analiz ücretleri ile bulaşıcı hastalıklar sebebiyle ortaya çıkacak hayvan ölümleri ile mecburi kesime ilişkin doğan zararlardan sorumludur..." maddesince taraflar arasındaki ihtilafın sözleşmeye konu hayvan satışından dolayı, satılan hayvanların ayıplı olup olmadığı ayıplı ise ayıp nedeniyle satıcının sorumluluğunun tespiti ve buna bağlı olarak fazladan teslim edilen hayvan bedelleri ile yüklenici hak edişinden yapılan kesintilerin sözleşme kapsamına uygun olup olmadığına ilişkin olduğu TBK 220. Maddesinde;"... Hayvan satışında satıcı, yazılı olarak üstlenmedikçe veya ağır kusuru olmadıkça ayıptan sorumlu olmaz hükmü ile 224. Maddesinde "...Hayvan satışında satıcının sorumlu olacağı süre yazılı olarak belirlenmemiş ve ayıp da hayvanın gebeliğine ilişkin değilse satıcı, ancak ayıbın devrin yapıldığı veya alıcının devralmada temerrüdünün gerçekleştiği günden başlayarak dokuz gün içinde kendisine bildirilmesi ve ayrıca, hayvanın bilirkişilerce gözden geçirilmesinin aynı süre içinde yetkili makamdan istenmesi hâlinde sorumlu olur...." hükümleri bulunmakta olup kural olarak, hayvan satışında satıcının ayıptan sorumlu tutulabilmesi için, ayıbın teslimden veya alıcının hayvanı teslim almakta temerrüdünden itibaren dokuz gün içinde hem satıcıya ihbar edilmiş olması, hem de hayvanın bilirkişi tarafından gözden geçirilmesinin (muayenesinin) yapılması için aynı sürede yetkili makamdan istenmesi gerekli olduğu, ancak, hayvan satışında satıcının sorumlu olacağı süre yazılı olarak belirlenmiş ve ayıp da hayvanın gebeliğine ilişkin ise dokuz günlük süre aranmayacağı, kural bu olmakla birlikte taraflar arasındaki sözleşmenin 13.4. Maddesinde satıcının sözleşme konusu hayvanları alıcıya teslimine kadar korunmasından karantina süresinde ortaya çıkacak ve TC Gıda Tarım ve Hayvancılık Bakanlığı birimlerince menşei ülkeden kaynaklandığı tespit edilen bulaşıcı hastalıklarla ilgili olarak satıcının sorumlu olacağı düzenlenmiş olup ilgili hükümde satıcı hem karantina süresi içerisinde hem de idare tarafından tespit edilebilecek olan hastalıklara ilişkin olarak meydana gelen zararlardan dolayı sorumluluğu üstlendiği, satışa konu ilk 12.000 baş hayvanın hayvanın 6 partide teslim edildiği teslim edilen bu hayvanlara ilişkin olarak meydana gelen hayvan ölümleri nedeniyle davacı tarafından idareye 25.05.2017 tarihli yazı ile telef olan 1.208 baş sığırın sözleşmenin 13.4. Maddesi çerçevesinde aynı sayıda ve evsafta hayvanı bedelsiz olarak teslim etmeyi kabul ettiği, ancak öldüğü ve /veya zayi olduğu belirtilen 1.208 hayvanın karantinada gözetim altındayken ve tıbbi olarak her türlü müdahalenin doğru ve yerinde yapılmasına rağmen ölüm/defin belgeleri il/ilçe Tarım Müdürlüklerince resmi belge altına alınan hayvanları kapsadığının belirtildiği, 10.08.2017 tarihli yazı ile ise 1250 baş ölen hayvana ilişkin olarak ölümlerin satıcıdan kaynaklanması halinde bedelsiz olarak yeni hayvan tedarikinin sağlanacağını blokede tutulan paranın serbest kalmasını talep ettikleri, somut olayda ithal edilecek hayvanların sözleşmenin 9.1.1. Maddesi gereğince deniz yolu ile sevkinin sağlanacağı ve 9.1.3. Maddesinde deniz yolu ile nakledilecek olan hayvanların satıcı tarafından sevk edilen limanlardan alıcı tarafından belirlenecek birimlere teslim edileceğinin belirtildiği, hayvanların ithal edileceği ülke olan Romanya limanına hayvanların kamyonlar ile transfer edildiği havanın aşırı soğuk olduğu, gemi ile sevk esnasında 1-2 günde teslim edilmesi gereken hayvanların 4-5 günde teslim edildiği, yine limanlara gelen hayvanların uygun olmayan araçlar ile işletmelere nakledildiği, ithalatı gerçekleştirilen hayvanların yasal 21 gün süre ile Türkiye Et ve Süt Üreticileri Birliğince karantina altında tutulduğu, daha sonra davacı tarafından hayvanların kara yolu ile sevkinin sağlanmasına ilişkin idareye talepte bulunduğu, hükme esas alınan 26.10.2021 tarihli bilirkişi raporundan varılan sonuca göre; davaya konu ithal hayvalardaki hastalıkların yapılan klinik muayenelerde anlaşılabileceği gibi klinik muayenelerden sonrada kuluçka süresi sonrasında da ortaya çıkabilmesinin mümkün olduğu, ölü hayvanlara ilişkin yapılan tespitte sözleşmeye konu hayvanların gönderildikleri illerde telef olduğu, bilirkişi raporundan ve dosya kapsamındaki yazışmalardan anlaşılacağı üzere telef olan hayvanların hastalık belirtileri gösterdiği bir kısmının ilaç kullanmadan bir kısmının ise ilaç kullanmasına rağmen öldüğü, yapılan laboratuvar analizlerinde ve veteriner hekim raporlarda hayvanlarda hırıltılı solunum ve pnömani olduğunun belirtildiği, satıcının ithal edilen hayvanların yüklenmesinden sonra ülkeye girişine kadar naklinin ve hayvan sağlığının korunmasının teslim programına uygun olarak karantina işletmesinde seçime hazır hale getirilmesine ilişkin olarak gerekli nakil koşullarının davacı tarafından sağlanmadığı, karantina süresi içerisinde de ölen hayvanların olduğu ve bu durumun resmi laboratuvar sonucu ile de teyit edildiği, Romanya’ da sevk öncesinde hayvanların karantina altına alındığının davacı tarafından ispatlanamadığı dava dilekçesinde belirtilen disiplin cezasının da idare tarafından kaldırıldığı gerekçesiyle asıl davanın aktif dava ehliyeti bulunmadığından aktif dava ehliyeti yokluğundan reddine, birleşen davanın esastan reddine karar verilmiş, hükme karşı asıl ve birleşen davacı istinaf yasa yoluna başvurmuştur.
İSTİNAF SEBEPLERİ
I-)Asıl davada davacı vekili; dosya kapsamında yer alan Borç Tasfiye Sözleşmesinin dikkate alınmadığını, birleşen davada davacı ...'un sunduğu temlik sözleşmesi neticesinde davanın aktif dava ehliyeti yokluğu nedeni ile ret kararının fahiş bir hata olduğunu müvekkilinin sözlşeme hükümlerini yerine getirdiğini usulsüz kesinti yapıldığını, bedelsiz hayvan alındığını ilk derece mahkemesi kararının kaldırılarak davanın kabulüne karar verilmesini istemiştir.
II-)Birleşen davada davacı vekili; Gıda Tarım Hayvancılık Bakanlığı müfettişlerince hazırlanan 26/07/2019 tarihli rapora aykırı olarak davanın reddine karar verilemeyeceğini, davalının haksız ve hukuka aykırı kesinti yaptığını bildirerek ilk derece mahkemesi kararının kaldırılarak davanın kabulüne karar verilmesini istemiştir. UYUŞMAZLIK KONUSU OLAN HUSUSLAR:
Uyuşmazlık, yurt dışından ithal edilen hayvanların ölümü üzerine davacının sorumluluğuna gidilip gidilemeyeceği, buradan varılan sonuca göre davacıdan alınan ikame hayvanların bedelinin iadesi ile teminat ve blokede tutulan bedelden yapılan kesintilerin tahsil edilip edilemeyeceği hususuna ilişkindir.
DELİLLERİN DEĞERLENDİRİLMESİ VE GEREKÇE
Asıl ve birleşen dava; taraflar arasındaki sığır alım sözleşmesi kapsamında ölen hayvanlar nedeniyle davalı idare tarafından yapılan cezai kesintinin tahsili ile sözleşmeye göre ölen hayvanlar yerine ikame hayvan teslimi nedeniyle alacak istemine ilişkindir.
Taraflar arasındaki sığır alım sözleşmesi kapsamında ihtilaf ; karantina süresi içinde görülen hayvan ölümlerinden menşei ülke kaynaklı hastalıklardan kaynaklanıp kaynaklanmadığı, davacı firmanın sorumluluğunun bulunup bulunmadığı, ölen hayvanların bedelinin davalı tarafından bloke ve teminat hesabından mahsup edilip edilemeyeceği ve yerine ikame hayvan teslimi hususuna ilişkindir.
Sözleşmenin 13.4 maddesinde: "Satıcı, sözleşme konusu hayvanların alıcıya teslimine kadar korunmasından, karantina süresinde ortaya çıkacak ve T.C. Gıda Tarım ve Hayvancılık Bakanlığı birimlerince menşei ülkeden kaynaklandığı tespit edilen bulaşıcı hastalıklarla ilgili uygulanan tüm test ve analiz ücretleri ile bulaşıcı hastalıklar sebebiyle ortaya çıkacak hayvan ölümleri ile mecburi kesime ilişkin doğan zarardan sorumludur." Hükmü düzenlenmiştir.
Uyuşmazlığın çözümünde davaya konu sözleşme kapsamında satıcı firmanın hayvanların karantina sürecinde ölümünden ve bu ölümlerin sebebinin yurt dışı kaynaklı bulaşıcı hastalıklardan kaynaklandığının ispatı gerekmektedir. Davacının, davalıdan büyükbaş hayvanlar satın aldığı ve söz konusu hayvanların davacıya teslim edildiği hususlarında uyuşmazlık bulunmamaktadır.
Dava dilekçesinde de belirtildiği üzere; söz konusu hayvanların bizzat davacı tarafından tesliminin sağlandığı anlaşılmaktadır.
Davacı tarafından sözleşmede belirlenen nitelikte ayıptan ari hayvanların davalıya teslim edilmediği, geldikleri ülke menşeili hastalıklı oldukları ve sözleşme kapsamında davacının sorumlu olduğu gerekçesiyle davacının sorumluluğu cihetine gidilmiştir. Buna göre söz konusu iddianın ayıplı hayvan satışı kapsamında değerlendirilmesi gerekir.
Somut olayda; hayvan satışına ilişkin dosya kapsamında taraflar arasında yazılı bir sözleşmenin bulunduğu, davalı satıcının yurt dışı menşeili hastalık nedeniyle ayıp sebebiyle sorumlu olacağı yönünde yazılı bir taahhüdünün olduğu anlaşılmakla hayvanların sözleşmede belirlenen nitelikte ayıptan ari teslimi gerekir. Davacı satıcının ayıba karşı tekeffül hükümleri gereği sorumlu olup olmadığının tespiti için, öncelikle sözleşme hükümlerinin incelenip değerlendirilmesi zorunludur.
Bu nedenle mahkemece; öncelikle taraflar arasındaki sözleşme hükümleriyle, davaya konu hayvanlara yönelik ölüm sebepleri yönünden analiz raporları, dosya kapsamında bulunan Tarım ve Hayvancılık Bakanlığı Müfettişlerince düzenlenen disiplin soruşturma raporları, gerekse tarafların edimlerine ilişkin diğer hükümler incelenip değerlendirilerek, satıma konu hayvanlardaki menşei ülkeden kaynaklı bulaşıcı hastalık nedeniyle davacı satıcının sorumluluğunun bulunup bulunmadığı, sözleşmenin 13.4 maddesi nazara alınarak kesintiye konu hayvan ölümlerine "karantina sürecinde menşei ülkeden kaynaklanan hastalıklar nedeniyle olup olmadığı yönünde her bir hayvan ölümüne konu kesinti yönünden ayrıntılı ve gerekçeli rapor hazırlanması için tarafların itirazlarını karşılayacak şekilde veterinerlik fakültesinden oluşturulacak üç kişilik bilirkişi heyetinden alınacak raporla, taraf, mahkeme ve kanun yolu denetimine elverişli bilirkişi heyetinden rapor alınmak suretiyle, sonucuna göre bir karar verilmesi gerekirken uyuşmazlık tam olarak giderilmeden hüküm kurmaya elverişli olmayan eksik ve yetersiz raporla karar verilmesi isabetsizdir.
Davanın esasıyla ilgili olarak gösterilen “uyuşmazlığın çözümünde etkili olabilecek ölçüde önemli delillerin” toplanmaması ile anlaşılması gerekenin hakimin belirli bir yargıya vararak karar vermesinde etkili/esaslı nitelikteki deliller söz edilmekte olup bu özellikte delillerin toplanmaması tahkikatın büyük ölçüde yeniden yapılmasını gerektirir nitelikte ise HMK’nin 353/I-a-6.maddesi kapsamında değerlendirilmesi gerekmektedir. Yukarıda açıklanan yönlerden tahkikat yapılması zorunlu olup anılan araştırma ile delil toplanmaması ve bu delillerin değerlendirilmemiş olması halinde yargı sistemimiz bakımından benimsenmiş olan dar istinaf sisteminden uzaklaşılarak ilk derece mahkemesince değerlendirilmemiş olan konularda ilk defa istinaf mahkemesince bir delile ilişkin olarak tartışma yapılarak yargıya varılacaktır ki bu da iki dereceli yargılama olan istinaf yargı sistemi ile bağdaşmayacaktır.
Bu bakımdan ilk derece mahkemesince davanın esasına yönelik uyuşmazlığın giderilmesi için yukarıda açıklanan delillerin toplanmaması ve bu delillere ilişkin herhangi bir değerlendirme yapılmamış olması bakımından davacı vekilinin istinaf başvurusunun HMK'nin 353/1-a-6. maddesi uyarınca kabulüne asıl ve birleşen davada davacı yanın diğer istinaf itirazlarının bu aşamada şimdilik incelenmesine yer olmadığına, ilk derece mahkemesinin kararının anılan gerekçelerle kaldırılmasına karar vermek gerekmiştir.
1.Asıl ve birleşen davacı vekilinin istinaf başvurusunun KABULÜ ile;
Ankara 13. Asliye Ticaret Mahkemesi, 2020/149Esas, 2022/263Karar ve 25/03/2022 tarihli kararının KALDIRILMASINA,
2.HMK.'nin 353/1-a-6.maddesi uyarınca davanın yeniden görülmesi için dosyanın kararı veren mahkemeye GÖNDERİLMESİNE,
3.İstinaf başvurma harcı dışında alınan istinaf karar ilam harcının istek halinde yatıranlara İADESİNE,
4.İstinaf yargılaması sırasında duruşma açılmadığından istinaf kanun yoluna başvuran lehine vekalet ücreti takdirine yer olmadığına,
5.Taraflarca yapılan istinaf yargılama giderlerinin ilk derece mahkemesince verilecek nihai kararda dikkate alınmasına,
6.Kararın tebliğinin ilk derece mahkemesince yapılmasına, HMK'nin 362/1-g maddesi gereğince kesin olmak üzere dosya üzerinden yapılan inceleme sonucu 03/04/2025 tarihinde oybirliği ile karar verildi. Başkan...
(e-imzalıdır)
Üye...
(e-imzalıdır)
Üye...
(e-imzalıdır)
Katip...
(e-imzalıdır)
NOT: BU BELGE ELEKTRONİK İMZA İLE İMZALANMIŞ OLUP, AYRICA FİZİKİ OLARAK İMZALANMAYACAKTIR.
"5070 sayılı Kanun m. 5 ve 6098 sayılı TBK m. 15. uyarınca elektronik imza ile oluşturulan belgeler elle atılan fiziki imza ile aynı sonucu doğurur."