Aramaya Dön

Danıştay 9. Daire Başkanlığı

Esas No
E. 2024/3941
Karar No
K. 2024/7147
Karar Tarihi
Karar Sonucu
ONANMASINA
Hukuk Alanı
Vergi Hukuku

Danıştay 9. Daire Başkanlığı         2024/3941 E.  ,  2024/7147 K. "İçtihat Metni"T.C. D A N I Ş T A Y

DOKUZUNCU DAİRE

Esas No: 2024/3941
Karar No: 2024/7147
TEMYİZ EDENLER: 1-(DAVACI) ...
VEKİLİ: Av. ...

2.(DAVALI) ... Defterdarlığı-... (... Vergi Dairesi Müdürlüğü)

VEKİLİ: Av. ...

İSTEMİN KONUSU : ... Bölge İdare Mahkemesi ... Vergi Dava Dairesinin ... tarih ve E:..., K:... sayılı kararının, taraflarca temyizen incelenerek bozulması istenilmektedir. YARGILAMA SÜRECİ:

Dava konusu istem: Serbest muhasebeci mali müşavir olan davacı adına, ...'ya ait 2017 yılı gelir vergisi, 2017/Nisan-Haziran dönemi geçici vergi ve 2017/Mayıs- Aralık dönemleri ve 2018/Ocak, Şubat, Mayıs-Aralık dönemlerine ilişkin katma değer vergisi ve kesilen vergi ziyaı cezaları ile gecikme faizinden oluşan vergi borçlarının tahsili amacıyla, müteselsil sorumlu sıfatıyla düzenlenen ... tarih ve ... sayılı ödeme emrinin iptali istemine ilişkindir.

İlk Derece Mahkemesi kararının özeti: ... Vergi Mahkemesinin ... tarih ve E:..., K:... sayılı kararıyla; dava konusu ödeme emri içeriğinde yer alan 2017 yılına ilişkin muhtelif vergi borçları yönünden yapılan incelemede; Vergi Usul Kanunu'nun mükerrer 227. maddesine göre sorumluluğunun, şirket ve şahıs beyannamelerini imzalayan muhasebecilerin, imzaladıkları beyannamelerde yer alan bilgilerin defter kayıtlarına ve bu kayıtların dayanağı belgelere uygun olmamasından doğan, bir başka ifadeyle defter kayıt ve belgeler ile beyannamelerin birbirleriyle tutarsız olmasından kaynaklanan sorumluluk olduğu, dava konusu ödeme emirleri içeriği vergi ve ferilerinin ise, beyannamelerde yer alan bilgilerin defter kayıtlarına ve bu kayıtların dayanağını oluşturan belgelere uygun olmamasından kaynaklanmadığı, mükellefin düzenlediği faturaların mal veya hizmet teslimi olmaksızın düzenlenen sahte faturalar olduğunun ileri sürüldüğü, mükellefin sorumluluğuna dairse somut tespit yapılmadığı, ödeme emrinin bu kısmında hukuka uygunluk bulunmadığı, 2018 yılına ilişkin muhtelif vergi borçları yönünden yapılan incelemede ise, asıl borçlunun yasal defterlerinin olmadığı hususunun hakkında düzenlenen vergi tekniği raporu ile tespit edildiği, davacının yasal defterleri olmadan ve onaylı deftere kayıt yapmadan 2018 yılı beyannamelerini verdiği, bu nedenle bu dönemlere ilişkin vergi ziyaına bağlı salınacak vergi ve kesilecek ceza ile gecikme faizlerinden, mükellef ile birlikte müştereken ve müteselsilen sorumlu tutulması gerektiği, bu nedenle dava konusu ödeme emrinin 2018 yılına ilişkin kısmında hukuka aykırılık bulunmadığı gerekçesiyle davanın kısmen kabulüne, kısmen reddine, 2017 yılına ilişkin vergilerin, cezaların ve gecikme faizinin kaldırılmasına karar verilmiştir. Bölge İdare Mahkemesi kararının özeti: İstinaf başvurularına konu Vergi Mahkemesi kararının hukuka ve usule uygun olduğu, kararın kaldırılmasını gerektiren bir neden bulunmadığı belirtilerek, istinaf başvurularının reddine karar verilmiştir.

TEMYİZ EDENLERİN İDDİALARI:

DAVACININ İDDİALARI: Meslek mensuplarının sorumlulu tutulması için, defter kayıtlarına ve bu kayıtların dayanağını teşkil eden belgelere uygun olmayan bir durum sebebiyle vergi ziyaının doğması gerektiği, aksi takdirde meslek mensubunun sorumlu tutulamayacağı, olayda sorumluluğunu gerektirecek hiçbir somut tespit bulunmadığı iddiasıyla kararın aleyhe olan kısmının bozulması istenilmektedir. DAVALININ İDDİALARI: Davacının gereken mesleki özeni göstermediği, bu nedenle asıl borçlu ile birlikte müteselsilen sorumlu olduğu iddiasıyla kararın aleyhe olan kısmının bozulması istenilmektedir. KARŞI TARAFIN SAVUNMALARI: Taraflarca savunma verilmemiştir. DANIŞTAY TETKİK HÂKİMİ ...'IN DÜŞÜNCESİ: Davacı temyiz isteminin kabulü ile kararın 2018 yılı vergilerine ilişkin ret kısmının Daire kararında belirtilen gerekçeyle bozulması, davalı idarenin temyiz isteminin ise reddi gerektiği düşünülmektedir.

TÜRK MİLLETİ ADINA

Karar veren Danıştay Dokuzuncu Dairesince, Tetkik Hâkiminin açıklamaları dinlendikten ve dosyadaki belgeler incelendikten sonra gereği görüşüldü:

İNCELEME VE GEREKÇE

MADDİ OLAY: Serbest muhasebeci mali müşavir olan davacı adına, ...'ya ait 2017 yılı gelir vergisi, 2017/Nisan-Haziran dönemi geçici vergi ve 2017/Mayıs-Aralık dönemleri ve 2018/Ocak, Şubat, Mayıs-Aralık dönemlerine ilişkin katma değer vergisi ve kesilen vergi ziyaı cezaları ile gecikme faizinden oluşan vergi borçlarının tahsili amacıyla, müteselsil sorumlu sıfatıyla düzenlenen ... tarih ve ... sayılı ödeme emrinin iptali istemine ilişkindir. İLGİLİ MEVZUAT: 3568 sayılı Serbest Muhasebeci Mali Müşavirlik ve Yeminli Mali Müşavirlik Kanunu'nun 1. maddesinde kanunun amacı, işletmelerde faaliyetlerin ve işlemlerin sağlıklı ve güvenilir bir şekilde işleyişini sağlamak, faaliyet sonuçlarını ilgili mevzuat çerçevesinde denetlemeye, değerlendirmeye tabi tutarak gerçek durumu ilgililerin ve resmi mercilerin istifadesine tarafsız bir şekilde sunmak olarak düzenlenmiş, aynı Kanun'un 2. maddesinin A bendinde, muhasebecilik ve mali müşavirlik mesleğinin konusunun, gerçek ve tüzel kişilere ait teşebbüs ve işletmelerin, genel kabul görmüş muhasebe prensipleri ve ilgili mevzuat hükümleri gereğince, defterlerini tutmak, bilanço, kâr, zarar tablosu ve beyannameleri ile ilgili diğer belgelerini düzenlemek ve benzeri işler yapmak olduğu belirtilmiştir.

Aynı Kanun'un serbest muhasebeci, serbest muhasebeci ve mali müşavirler ile yeminli mali müşavirlere vermiş olduğu yetkiye ilişkin mali sorumluluğu düzenleyen 213 sayılı Vergi Usul Kanunu'nun mükerrer 227. maddesinde ise, meslek mensuplarının, imzaladıkları beyannamelerde veya düzenledikleri tasdik raporlarında yer alan bilgilerin defter kayıtlarına ve bu kayıtların dayanağını teşkil eden belgelere uygun olmamasından dolayı ortaya çıkan vergi ziyaına bağlı olarak salınacak vergi, ceza, gecikme faizlerinden mükellefle birlikte müştereken ve müteselsilen sorumlu tutulacağı düzenlenmiştir.

HUKUKİ DEĞERLENDİRME: Bölge idare mahkemelerinin nihai kararlarının temyizen bozulması, 2577 sayılı İdari Yargılama Usulü Kanunu'nun 49. maddesinde yer alan sebeplerden birinin varlığı halinde mümkündür.

Bölge İdare Mahkemesi kararının, ödeme emri içeriği 2017 yılına ilişkin muhtelif vergi borçlarına ilişkin kısmının dayandığı sebepler ve gerekçesi Dairemizce de uygun görülmüş olup, davalı idare tarafından ileri sürülen iddialar, temyize konu kararın söz konusu kısmının bozulmasını gerektirir nitelikte bulunmamıştır. Bölge İdare Mahkemesi kararının, ödeme emri içeriği 2018 yılına ilişkin muhtelif vergi borçlarına ilişkin kısmına yönelik davacı temyiz isteminin incelenmesinden;

Yukarıdaki düzenlemelerin değerlendirilmesinden, serbest muhasebeci, serbest muhasebeci mali müşavir veya yeminli mali müşavirlerin sadece imzaladıkları beyannamelerde veya düzenledikleri tasdik raporlarında yer alan bilgilerin defter kayıtlarına ve bu kayıtların dayanağını teşkil eden belgelere uygun olmamasından dolayı ortaya çıkan vergi ziyaına bağlı olarak salınacak vergi, ceza, gecikme faizlerinden mükellefle birlikte müştereken ve müteselsilen sorumlu tutulabilecekleri anlaşılmaktadır.

Davacı hakkında düzenlenen ... tarih ve ... sayılı görüş ve öneri raporunun incelenmesinden; asıl borçlu ... hakkında düzenlenen ... tarih ve ... sayılı vergi tekniği raporunda; 2017 ve 2018 yılı defter ve ve belgelerin ibraz edilmediği, mükellefin kayıp olduğunu ileri sürdüğü, Gelir İdaresi Başkanlığı Yönetim Sistemi üzerinden yapılan sorgulamada ise 2018 yılı defterlerine ilişkin noter tasdik bilgilerine rastlanmadığı, anılan mükellefin gerçek bir faaliyetinin bulunmadığı, komisyon karşılığı sahte belge düzenlediği, 01/01/2017 tarihinden itibaren düzenlemiş olduğu tüm faturaların sahte olduğu, gerçek bir mal teslimi veya hizmet ifasına dayanmaksızın komisyon karşılığı düzenlendiği, davacının asıl borçlunun 2017/Temmuz döneminden itibaren beyannamelerini verdiği, söz konusu mükellefin faaliyeti ile ilgili gerekli mesleki özeni ve sorumluluğu göstermediği, iş yeri ve faaliyetiyle ilgili yeterli araştırma yapmadığı, asıl borçlunun 2018 takvim yılında toplam 1.408.044,00 TL KDV matrahı beyan etmesine rağmen ödenecek katma değer vergisinin 112,00 TL olduğu, ayrıca davacının muhasebe hizmeti verdiği çok sayıda mükellef hakkında sahte fatura düzenleyicisi olduğu yönünde vergi tekniği raporu bulunduğu, bu nedenlerle davacının beyanname verdiği dönemlere ilişkin doğan vergi, ceza ve gecikme faizinin ödenmesinden mükellefle birlikte müştereken ve müteselsilen sorumlu tutulması gerektiği, tespitlerine yer verilmiştir.

Yukarıda anılan hükümler uyarınca, serbest muhasebecilerin müşterek ve müteselsil sorumluluğundan söz edilebilmesi için çalışma konuları içinde yaptığı ve yapması gereken işler dolayısıyla, imzaladıkları beyannamelerde yer alan bilgilerin defter kayıtlarına ve bu kayıtların dayanağını teşkil eden belgelere uygun olmaması ve bunun neticesinde vergi kaybı meydana gelmiş olması gerekmektedir.

Olayda, her ne kadar temyize konu kararda, asıl borçlunun 2018 yılı yasal defterlerinin olmadığı hususunun hakkında düzenlenen vergi tekniği raporu ile tespit edildiği, onaylı deftere kayıt yapmaksızın davacının 2018 yılı beyannamelerini verdiği belirtilerek bu kısım yönünden ret hükmü kurulmuşsa da, asıl borçlu hakkında düzenlenen vergi tekniği raporunda ve davacı hakkında düzenlenen görüş ve öneri raporunda, 2017 Gelir İdaresi Başkanlığı Yönetim Bilgi sisteminde yapılan incelemede asıl borçlunun 2017 yılı defterlerinin noter tasdikli olduğu, 2018 yılı defterlerine ilişkin tasdik bilgilerine rastlanamadığı, mükellefin 01/07/2019 tarihli defter belge ibrazına ilişkin yazı üzerine defter ve belgeleri kaybettiği ve zayi belgesi için karakola başvurduğu yönünde beyanda bulunduğu görülmüş olup, defter belge ibraz etmeme durumunun 2019 tarihinde açığa çıktığı, davacının 2018 yılına ilişkin defter ve belge olmadan beyan verdiği yönünde bir tespitte bulunulmadığı, davacının sorumluğunu doğuracak hususların açık ve somut bir şekilde ortaya konulamadığı, mükellefçe kendisine verilen bilgi ve belgelerden farklı olarak muhasebe kayıtlarına aykırı biçimde kayıt yaptığına veya kayıtları mali tablolara yansıtmadığına yönelik tespitlere yer verilmediği, davacı hakkında düzenlenen görüş ve öneri raporuna göre, dava konusu ödeme emirleri içeriği borç, beyannamelerde yer alan bilgilerin defter kayıtlarına ve bu kayıtların dayanağını oluşturan belgelere uygun olmadığı yönündeki tespitlerden kaynaklanmayıp, muhasebecilik hizmeti sunulan mükellefin komisyon karşılığı gerçek bir mal teslimi ya da hizmet ifasına dayanmayan fatura ticareti yaparak kazancını gizlediği görüşünden hareketle bulunan matrah üzerinden yapılan tarhiyata dayandığı anlaşıldığından, serbest muhasebeci mali müşavir olan davacı adına düzenlenen ödeme emrinin 2018 yılına ilişkin kısmının da iptali gerekirken davayı bu kısım yönünden reddeden Vergi Mahkemesi kararına yönelik davacı tarafından yapılan istinaf başvurusunu reddeden Bölge İdare Mahkemesi kararının bu kısmında hukuka uygunluk görülmemiştir. KARAR SONUCU: Açıklanan nedenlerle;

1.Davacının temyiz isteminin kabulüne, davalının temyiz isteminin reddine,

2.... Bölge İdare Mahkemesi ... Vergi Dava Dairesinin ... tarih ve E:..., K:... sayılı kararının 2018 yılına ilişkin kısmının BOZULMASINA, diğer kısımların ONANMASINA,

3.Yeniden bir karar verilmek üzere dosyanın ... Bölge İdare Mahkemesi ... Vergi Dava Dairesine gönderilmesine , 05/12/2024 tarihinde kesin olarak oybirliğiyle karar verildi.

© 2026 İçtihat Pro — ictihatpro.com  |  Bu belge bilgilendirme amaçlıdır. Resmi belge niteliği taşımaz.