T.C.
KAYSERİ
BÖLGE ADLİYE MAHKEMESİ
3. HUKUK DAİRESİ
DOSYA NO: 2025/707
T Ü R K M İ L L E T İ A D I N A
B Ö L G E A D L İ Y E M A H K E M E S İ K A R A R I
İNCELENEN KARARIN
MAHKEMESİ: KAYSERİ 2. ASLİYE TİCARET MAHKEMESİ
TARİHİ: 24/01/2025
NUMARASI: 2025/63 Esas (ARA KARAR)
İSTİNAF KARARININ
VERİLDİĞİ TARİH:30/05/2025
KAYSERİ 2. ASLİYE TİCARET MAHKEMESİ'nin 2025/63 Esas sayılı dosyasında verilen 24/01/2025 tarihli ara kararına karşı davacı vekili tarafından istinaf başvurusu nedeniyle Dairemize gönderilmiş olmakla inceleme aşamasında dosyadaki tüm bilgi ve belgeler incelendi. GEREĞİ DÜŞÜNÜLÜP GÖRÜŞÜLDÜ: TARAFLARIN İDDİA VE SAVUNMALARININ ÖZETİ
Davacı vekili dava dilekçesinde özetle; ... tarihinde ... sevk ve idaresindeki diğer davalı ...'e ait olan ... plakalı aracın Kayseri İli ...İlçesindeki... Sokaktan gelerek sokağın ... Caddesi ile kesiştiği kavşakta sola ... istikametinde dönüş yaptığı esnada aracın sol tarafı ile yolun karşı tarafından ... Caddesinden karşıdan karşıya geçen yaya müvekkiline çarptığını, kaza tespit tutanağında sürücü ...'nun 2918 sayılı Karayolları Trafik Kanununun 84/f maddesini (sağa ve sola dönüşlerde sürücüler kurallara uygun olarak geçiş yapan yayalara ilk geçiş hakkını vermek zotundadır.) ihlal ettiğini, müvekkili ...'in ise kazada bir kusurunun olmadığının belirtildiğini, yaralanmalı kaza nedeniyle devam eden Develi 2. Asliye Ceza Mahkemesi'nin 2024/35 E. ; 2024/175 K. sayılı dosyasında davalı sürücü ... hakkında taksirle yaralamadan ceza verildiğini ve hükmün açıklanması geri bırakıldığını, aynı dosyada alınan bilirkişi raporunda da sürücü ...'nun kazada kusurlu olduğunu, müvekkili ...'in herhangi bir kural ihlali omadığından kusursuz olduğunun belirtildiğini, kalça kemiği ve ön kol kemiğini ilgilendiren yaralanma bulgusuna yol açtığından organların birinin işlevinin sürekli zayıflaması ya da yitirilmesi niteliğinde olup olmadığı konusunun ise ilerleyen bir tarihte muayene sonucunda değerlendirilebileceğinin belirtildiğini, Develi 2. Asliye Ceza Mahkemesi'nin 2024/35 E. 2024/175 K. sayılı dosyasında alınan Adli Tıp Kurumu raporunda kaza nedeniyle sağ femur boyun deplase parçalı kırığı, sağ radius distal kırığı ile el bilek ve sağ kalçada hareket kısıtlılığına neden olan yaralanmasının müvekkilinin duyu ve organlarında sürekli zayıflamaya neden olduğu kanaatinin bildirildiğini, bu kaza neticesinde müvekkilinde kalıcı olarak sakatlık kaldığını ve dava tarihi itibariyle dahi düzgün yürüyemediğini, müvekkilinin deyim yerindeyse yatağa ve eve mahkum kaldığını, iyileşme ihtimali bulunmayan bu sürekli sakatlık nedeniyle yatak yaraları oluştuğunu, soruşturma ve kovuşturma aşamalarında alınan raporlarda belirtildiği üzere kalçe leğen kemiğinde ve kolunda kırık meydana gelen, kırıklar nedeniyle 35 vida takılan müvekkilinin hem maddi hem de manevi olarak çok zarar gördüğünü, müvekkilinin kendi başına temel ihtiyaçlarını dahi karşılayamadığını ve ailesinin bakımına muhtaç olduğunu beyan ederek ihtiyati tedbir talebinin kabulü ile davalılar üzerine kayıtlı taşınmazlar ve araçlar üzerine dava müddetince ihtiyati tedbir konulmasını, zarar henüz belirsiz olduğundan bilirkişi tarafından tam ve kesin olarak belirlendiğinde artırılmak üzere fazlaya ilişkin hakları haklı kalmak üzere şimdilik 10.000,00 TL olmak üzere tedavi ücreti, ilaç ücretleri, geçici ve sürekli iş görememezlik tazminatının kaza tarihinden, sigorta şirketi bakımından temerrüt tarihinden itibaren işleyecek ticari sözleşmesel faiziyle birlikte davalılardandan tahsiline, (sigorta şirketi bakımından sigorta poliçe limitleri ile sınırlı olmak kaydıyla) müvekkili için 1.000.000 TL manevi tazminatın, kaza tarihinden itibaren işleyecek yasal faizleriyle birlikte sigorta şirketi dışındaki gerçek kişi davalılardan tahsiline karar verilmesini talep ve dava etmiştir.
İLK DERECE MAHKEMESİ KARARININ ÖZETİ
İlk derece mahkemesinin 24/01/2025 tarihli ara kararı ile; "... dava konusunun tazminat davası olması nedeniyle dava konusu olmayan menkul ve gayrimenkullerin üzerine tedbir konulması talebinin HMK madde 389 gereği reddine" dair karar verildiği görülmüştür. İLERİ SÜRÜLEN İSTİNAF SEBEPLERİ
Davacı vekili istinaf dilekçesinde özetle; dava konusu benzer olaylarda sürekli maluliyetin oması sebebiyle yüksek miktarlarda maddi ve manevi tazminat bedellerine hükmedilebildiğini fakat bu bedelin tahsil kabiliyeti olabilmesi için davalıların taşınır ve taşınmaz mallarına tedbir konulmasının önem arz ettiğini, nitekim bu tip durumlarda davalı/borçluların neredeyse bir gün içerisinde tüm malvarlığını tasfiye ederek alcaklılardan mal kaçırabildiğini, hukuki yararının olması ve yaklaşık ispat şartının dava dilekçesi, ekindeki belgeler ve ceza dosyası ile yerine getirildiğinin ortada olduğunu, bu hususlar göz ardı edilerek tedbir talebinin reddi yönünde hüküm kurulmasının hukuka ve hakkaniyete aykırı olduğunu, tüm bu hususların yanında ilk derece mahkemesi tarafından yalnızca tedbir talebi bakımından karar verilmiş olup ihtiyati haciz talebi bakımından değerlendirme dahi yapılmadığını beyan ederek ihtiyati tedbir/haciz talebinin reddine ilişkin ara kararın kaldırılmasına, talebinin kabulüne karar verilmesini talep etmiştir.
DELİLLERİN DEĞERLENDİRİLMESİ VE GEREKÇE
6100 sayılı Hukuk Muhakemeleri Kanunu'nun 352. maddesi gereğince istinaf başvurusunun incelenebilmesi için öncelikle ön inceleme koşullarının gerçekleşmiş olması gerekmektedir. Bu maddede sayılan koşullardan birinin mevcut olmaması halinde istinaf başvurusunun usulden reddedilmesi zorunludur. Bu şartlar kamu düzeninden olup, yargılamanın her aşamasında re'sen dikkate alınmaktadır. İstinafa konu dosya kapsamı incelendiğinde; 6100 sayılı HMK'nın 352. maddesinde düzenlenen ön inceleme koşullarında herhangi bir eksiklik bulunmadığı, davacı vekilinin istinaf talebinin ön inceleme bakımından kabul edilebilir olduğu ve inceleme aşamasına geçilmesi gerektiği görülmüştür.
Davacı vekili, dava dilekçesinde özet olarak; ... tarihli trafik kazasında yaya konumunda olan müvekkilinin, ... plaka sayılı araç sürücüsü davalı ...'nun kusurlu davranışı neticesinde yaralandığını, cismani zarar gördüğünü, davalı tarafın gerçekleşen bu trafik kazasında tam ve ağır kusurlu olduğunu, açıklanan nedenlerle davalıların üzerine kayıtlı taşınmaz mallarıyla araçları üzerine ihtiyati tedbir olmadığı takdirde ihtiyati haciz konulmasını talep etmiştir.
İlk derece mahkemesi tarafından, 24/01/2025 tarihli tensip ara kararıyla HMK.389.maddesi uyarınca davacı tarafın ihtiyati tedbir talebinin reddine karar verildiği, davacı tarafın ihtiyati haciz talebinin ise hiç değerlendirilmediği, bu karara karşı davacı vekilince istinaf yoluna başvurulduğu görülmektedir. 6098 sayılı TBK md. 56 ve 58 hükümlerine göre, hakimin özel halleri göz önünde tutarak manevi zarar adı ile hak sahibine verilmesine karar vereceği bir para tutarı adalete uygun olmalıdır. Manevi tazminat, zarara uğrayanda, manevi huzuru gerçekleştirecek ve tazminata benzer bir fonksiyonu da olan özgün bir nitelik taşır. Manevi tazminat bir ceza olmadığı gibi, mamelek hukukuna ilişkin zararın karşılanmasını da amaç edinmemiştir. Zarar görenin zenginleşmemesi, zarar sorumlusunun da fakirleşmemesi gerekmektedir. Takdir edilecek miktarın, mevcut halde elde edilmek istenen tatmin duygusunun etkisine ulaşmak için gerekli olan kadar olmalıdır. 22.6.1976 günlü ve 7/7 sayılı İçtihadı Birleştirme Kararı’nın gerekçesinde de takdir edilecek manevi tazminatın tutarını etkileyecek özel hal ve şartlar da açıkça gösterilmiştir. Bunlar her olaya göre değişebileceğinden, hakim bu konuda takdir hakkını kullanır iken ona etkili olan nedenleri de karar yerinde objektif ölçülere göre isabetli bir biçimde göstermelidir.
Manevi tazminat zenginleşme aracı olmamakla beraber, bu yöndeki talep hakkındaki hüküm kurulurken olay sebebiyle duyulan acı ve elemin kısmen de olsa giderilmesi amaçlanmalı ve bu sebeple tarafların sosyal ve ekonomik durumları ile birlikte olayın meydana geliş şekli de göz önünde tutularak, hak ve nesafet kuralları çerçevesinde bir sonuca varılmalıdır. Zira, Türk Medeni Kanununun 4. maddesinde, kanunun takdir hakkı verdiği hallerde hakimin hukuka ve hakkaniyete göre hükmedeceği öngörülmüştür. Somut uyuşmazlıkta davanın konusunun davacının trafik kazası neticesinde cismani zarar görmüş olması nedeniyle sürekli ve geçici işgöremezlik tazminatı, tedavi, ilaç giderleri ile, yaşadığı acı ve ızdırap nedeniyle manevi tazminat talebi olduğu görülmüştür.
Davacı tarafın ihtiyati haciz talebi ile ilgili olarak Dairemizce yapılan incelemede; İhtiyati haciz müessesesi, 2004 sayılı İcra ve İflas Kanunu'nun 257 ve devamı maddelerinde düzenlenmiştir. İlgili kanun maddesi şu şekildedir; İhtiyati haciz şartları: Madde 257 – "Rehinle temin edilmemiş ve vadesi gelmiş bir para borcunun alacaklısı, borçlunun yedinde veya üçüncü şahısta olan taşınır ve taşınmaz mallarını ve alacaklariyle diğer haklarını ihtiyaten haczettirebilir. Vadesi gelmemiş borçtan dolayı yalnız aşağıdaki hallerde ihtiyati haciz istenebilir:
1.Borçlunun muayyen yerleşim yeri yoksa;
2.Borçlu taahhütlerinden kurtulmak maksadiyle mallarını gizlemeğe, kaçırmağa veya kendisi kaçmağa hazırlanır yahut kaçar ya da bu maksatla alacaklının haklarını ihlâl eden hileli işlemlerde bulunursa; Bu suretle ihtiyati haciz konulursa borç yalnız borçlu hakkında muacceliyet kesbeder."
Vadesi gelmiş ve rehinle temin edilmemiş alacakların zamanında ödenmesinin sağlanması amacıyla borçlunun mallarına geçici olarak hukuken el konulması şeklinde ifade edilebilecek olan ihtiyati haczin, kanunda düzenlenen istisnai hallerde vadesi gelmemiş alacaklar için tatbiki de mümkündür. Bu istisnalardan biri de 2004 sayılı İİK'nun 257/2. maddesinde yer alan, borçlunun taahhütlerinden kurtulmak amacıyla mallarını gizlemesi, kaçırması veya kendisinin kaçmaya çalışmasıdır.
Dosya kapsamı bir bütün olarak değerlendirildiğinde; davanın haksız fiilden kaynaklı maddi ve manevi tazminat davası olduğu, haksız fiil tarihi itibariyle alacağın muaccel olduğu, dava dilekçesi ekinde sunulan soruşturma evrakları ve doktor raporları da dikkate alındığında bu durumda mevcut delillere göre yaklaşık ispatın söz konusu olduğu ve davacının ihtiyati haciz talebinin kabulüne karar verilmesi gerektiği sonucuna varılmıştır.
Ayrıca, manevi tazminat isteminde zararın tekliği ve bölünmezliği ilkesi gereğince kısmi ve belirsiz alacak davası olarak açılmaya elverişli değildir. Bu sebeple davacıların manevi zararlarına karşılık ihtiyati haciz taleplerinin tamamının tek kalemde istenebileceğinden göz önünde tutularak ihtiyati haciz talebinin kabulü, hacizde ölçülülük ilkesi gereğince kısmen kabul-kısmen reddi veya reddine karar verilmiş olması ileride hükmedilecek olan manevi tazminat istemi için 6100 Sayılı HMK'nun 36/1-b bendi gereğince davada iki taraftan birine veya üçüncü kişiye kanunen gerekmediği halde görüşünü açıklamış olması niteliğinde görülemez. Diğer bir anlatımla, ihtiyati hacizde verilen karar ne olursa olsun buna bağlı olmaksızın nihai kararda 22/06/1966 tarihli 7/7 sayılı İBK'da göz önünde tutularak manevi tazminatın hüküm altına alınması mümkündür.
Keza Yargıtay 4. Hukuk Dairesinin Bölge Adliye Mahkemesi Kararları arasındaki Uyuşmazlığın giderilmesi istemine dair 2022/8964 esas 2022/15530 karar sayılı 28/11/2022 tarihli kararı da" Zarar haksız eylemden kaynaklandığından tazminat, haksız eylemin gerçekleştiği tarihte muaccel hale gelmektedir. Buradaki muacceliyet kavramı, alacaklı tarafından talep ve dava edilebilir hale gelmiş olma anlamındadır. Borçlunun temerrüdüne ilişkin 6098 sayılı TBK’nın 117. maddesine göre haksız eylemlerde eylemin işlendiği tarih itibariyle borçlunun temerrüde düşmüş olacağı düzenlenmiştir. Az yukarıda açıklanan yerleşik yargısal içtihatlarda da bu hususlara işaret edilmiştir. Haksız eylemden kaynaklı manevi tazminat istemiyle açılan davalarda ihtiyati haciz kararı verilmesini engelleyen yasal bir hüküm mevcut olmadığı gibi,
İİK’nın 257 vd. maddelerinde de bu yönde bir hüküm bulunmamaktadır. Haksız eylem nedeniyle açılan manevi tazminat davalarında İİK’nın 257 vd. maddelerinde öngörülen ihtiyati haciz koşullarının gerçekleşmesi ve mahkemenin alacağın varlığı konusunda kanaat edinmiş olması halinde, somut olayın özelliklerine ve ölçülülük ilkesine uygun düşecek şekilde ihtiyati haciz kararı verilebilmesi mümkündür." şeklindedir.
Açıklanan nedenlerle davacı vekilinin istinaf isteminin kısmen kabulü ile ilk derece mahkemesinin geçici hukuki koruma tedbiri talebinin reddine ilişkin 24/01/2025 tarihli ara kararının 6100 Sayılı HMK'nun 353/1-b-2 bendi gereğince kaldırılarak yeniden karar verilmesi suretiyle; davacı vekilinin ihtiyati haciz talebinin 2004 Sayılı İİK'nun 257 ve devamı maddeleri uyarınca koşulları gerçekleştiğinden davacı ... için 200.000-TL.Manevi tazminat, 10.000-TL.Maddi tazminat, ile sınırlı olarak davalıları üzerine kayıtlı taşınmaz mallarıyla, araçları üzerine ihtiyati haciz konulmasına(davalı sigorta yönünden yalnızca 10.000-TL. Maddi tazminat yönünden ihtiyati haciz konulmasına), 2004 sayılı İİK'nun 259/1. maddesi gereğince takdiren alacağın. %10'u olan (21.000-TL) tutarında teminat alınmasına, ihtiyati haciz kararının talep halinde 2004 Sayılı İİK'nun 261. maddesi gereğince ilk derece mahkemesinin yargı çevresi içerisinde bulunan icra dairesine ibrazla yerine getirilmesi gerektiği sonucuna varılmıştır.
Bu durumda dairemizce istinaf kanun yoluna başvuran davacı vekili tarafından ileri sürülen istinaf sebepleri kısmen yerinde görülerek 6100 sayılı HMK'nın 353/1-b/2 maddesi gereğince ilk derece mahkemesi kararının kaldırılarak yeniden esas hakkında karar vermek gerekmiş ve aşağıdaki şekilde hüküm kurulmuştur.
H Ü K Ü M : (Gerekçesi yukarıda açıklandığı üzere) ; A-)Davacı vekilinin istinaf başvurusunun KISMEN KABULÜ İLE, B-)KAYSERİ 2. ASLİYE TİCARET MAHKEMESİ'nin 2025/63 Esas sayılı dosyasında verilen 24/01/2025 tarihli ara kararın yeniden hüküm kurulmak üzere KALDIRILMASINA, hükmün HMK'nın 353/1-b/2 maddesi gereğince YENİDEN TESİSİNE,
1.Davacı vekilinin İHTİYATİ TEDBİR TALEBİNİN REDDİNE,
2.Davacı vekilinin ihtiyati haciz talebinin 2004 Sayılı İİK'nun 257 ve devamı maddeleri uyarınca koşulları gerçekleştiğinden davacı ... için 200.000-TL.Manevi tazminat, 10.000-TL.Maddi tazminat, ile sınırlı olarak davalıları üzerine kayıtlı taşınmaz mallarıyla, araçları üzerine İHTİYATİ HACİZ KONULMASINA (davalı sigorta yönünden yalnızca 10.000-TL. Maddi tazminat yönünden ihtiyati haciz konulmasına),
3.2004 sayılı İİK'nun 259/1. maddesi gereğince takdiren alacağın. %10'u olan (21.000-TL) tutarında teminat alınmasına, ihtiyati haciz kararının talep halinde 2004 Sayılı İİK'nun 261. maddesi gereğince ilk derece mahkemesinin yargı çevresi içerisinde bulunan icra dairesine ibrazla yerine getirilmesine,
4.İşbu müteferrik karardan bir suretin taraflara tebliğine, C-) Davacının istinaf başvurusu kısmen kabul edilmiş olmakla;
1.) İstinaf karar harcının talep halinde davacıya iadesine,
2.)İstinaf yargılaması sırasında duruşma açılmadığından vekalet ücreti takdirine yer olmadığına,
3.)Davacı tarafından yatırılan 1.683,10-TL istinaf kanun yoluna başvurma harcı, 1 adet tebligat gideri 10,00-TL ve 430,00-TL posta masrafı olmak üzere toplam 2.123,10-TL yargılama giderinin davacıdan alınarak davalıya verilmesine, D-)1-) İstinaf yargılaması bakımından istinaf kanun yoluna başvuran tarafından yatırılan gider avansının kullanılmayan kısmının HMK'nun 333. maddesi, Yönetmeliğin 207/1. maddesi ve HMK Gider Avansı Tarifesi'nin 5. maddesi hükümleri uyarınca yatırana iadesine,
2.) Kararın kesin olması nedeniyle taraflara tebliği, harç ve avans iadesi işlemlerinin HMK'nın md. 302/5 ve 359/3 uyarınca ilk derece mahkemesince yerine getirilmesine, Dair; tarafların yokluğunda, Hukuk Muhakemeleri Kanunu md. 353/1-b/2. maddesi uyarınca dosya üzerinden yapılan inceleme sonucunda, 6100 sayılı HMK'nın 362/1 - f maddesi uyarınca KESİN olmak üzere oybirliği ile karar verildi. 30/05/2025