Aramaya Dön

DANIŞTAY İDARİ DAVA DAİRELERİ KURULU

DANIŞTAY İDARİ DAVA DAİRELERİ KURULU         2024/1929 E.  ,  2024/3494 K. "İçtihat Metni" T.C. D A N I Ş T A Y

İDARİ DAVA DAİRELERİ KURULU

Esas No: 2024/1929
Karar No: 2024/3494
TEMYİZ EDENLER: I- (DAVACI): ... Belediye Başkanlığı
VEKİLİ: Av. ...
II-(DAVALI): ... Bakanlığı
VEKİLİ: Av. ...

İSTEMİN KONUSU : Danıştay Altıncı Dairesinin 15/05/2024 tarih ve E:2022/4427, K:2024/2980 sayılı kararının aleyhlerine olan kısımlarının temyizen incelenerek bozulması taraflarca karşılıklı olarak istenilmektedir. YARGILAMA SÜRECİ :

Dava konusu istem: Çevre, Şehircilik ve İklim Değişikliği Bakanlığınca 12/04/2022 tarihinde onaylanan “8.22.Enerji Üretim Alanları ve Enerji İletim Tesisleri” başlıklı plan notunun yeniden düzenlenmesine ilişkin Aydın-Muğla-Denizli Planlama Bölgesi 1/100.000 ölçekli Çevre Düzeni Planı Değişikliğinin iptali istenilmiştir. Daire kararının özeti: Danıştay Altıncı Dairesinin 15/05/2024 tarih ve E:2022/4427, K:2024/2980 sayılı kararıyla;

Uyuşmazlığın öncelikle yargı kararına uygun olup olmadığının değerlendirilmesi gerektiği, "8.22. Enerji Üretim Alanları ve Enerji İletim Tesisleri" başlıklı plan notunun 8.22.1 ve 8.22.2 maddeleri yönünden yapılan incelemede;

Söz konusu bentlerde, Danıştay İdari Dava Daireleri Kurulunun 23/12/2021 tarih ve E:2021/746 sayılı kararında öngörüldüğü şekilde bölgesel ya da bazı durumlarda ülke düzeyinde etkileri olan büyük projelere yönelik alt ölçekli planları yönlendirecek temel ilke ve politikaları içeren düzenlemelere yer verildiği,

Dava konusu 8.22.1 ve 8.22.2 sayılı plan notuyla, büyük yatırımların koruma-kullanma dengesinin ve sürdürülebilirliğin sağlanması amacıyla çevre düzeni planı ölçeğinde kapsamlı bir şekilde değerlendirilmesi, kentsel ve kırsal yerleşim, gelişme alanları, sanayi, tarım, turizm, ulaşım gibi diğer sektörlerle ve yerleşmeye ilişkin geliştirilen stratejilerle ilişkilerinin kurulması ve açıklanmasının gerekli kılındığı, RES, GES ve JES ile diğer yenilenebilir enerji kaynaklarına ilişkin üretim alanları ve enerji iletim tesislerine ilişkin projelerin ülke veya bölge düzeyinde karar gerektirecek büyük projelerden olup olmadığını ortaya koyabilecek nitelikte mer'i mevzuat düzenlemeleriyle de uyumlu olarak, RES, GES ve JES'lerle ilgili olarak doğal ve ekolojik yapısı korunacak alan, önemli doğa alanı, plaj-kumsal, sazlık-bataklık alan, jeolojik sakıncalı alan, sulak alanlar, sulak alan koruma bölgeleri, içme ve kullanma suyu koruma kuşakları ve yaban hayatı koruma geliştirme sahalarında kalan alanlarda yapılacak uygulamalarda, imar planlarının hazırlanması aşamasında, üniversitelerin ilgili bölümlerince faaliyetin çevreye olası etkilerinin ve alınacak önlemlerin açıklandığı "Ekosistem Değerlendirme Raporu" adı altında hazırlanması zorunlu kılınan bilimsel raporun planlama bölgesindeki üniversitelerin ilgili bölümlerince yatırıma konu alanın özelliklerine göre belirlenecek uzman kişilerce hazırlanacağı, bu alanlarda ilgili mevzuat hükümleri ve ekosistem değerlendirme raporu doğrultusunda uygulama yapılacağına ilişkin düzenleme yapıldığı, RES, GES ve JES'lere ilişkin olarak düzenlenen yer seçim kriterlerinin, çevre düzeni planı özelinde, ülke ve bölge düzeyinde karar gerektiren büyük enerji yatırımları ile diğerleri arasında ayrım yapılmasına hizmet eder nitelikte olduğu ve mevzuat gereğince çevre düzeni planı ölçeğinde değerlendirme gerektiren kararların alt ölçekli planlara bırakılmadığı,

Yukarıda yer verilen açıklamalar çerçevesinde, dava konusu çevre düzeni planı değişikliği ile yeniden düzenlenen dava konusu "8.22. Enerji Üretim Alanları ve Enerji İletim Tesisleri" başlıklı plan hükmü ile gerçekleştirilmek istenilen enerji yatırımlarının, ülke ve bölge düzeyinde karar gerektirip gerektirmediğini ortaya koyacak, bilimsel yaklaşımlara dayanan ve ilgili mevzuat düzenlemelerine uygun kriterler geliştirildiği, Bu durumda, dava konusu çevre düzeni planı değişikliğiyle yeniden düzenlenen plan notunun ilk iki bendinde imar mevzuatına, şehircilik ilkeleri ile planlama esaslarına ve yargı kararlarının gerekçelerine aykırılık bulunmadığı, "8.22 Enerji Üretim Alanları ve Enerji İletim Tesisleri" başlıklı plan notunun 8.22.3 sayılı maddesi yönünden yapılan incelemede;

Söz konusu bentte, 1/100.000 ölçekli Çevre Düzeni Planının 8.30.1 sayılı plan notunun iptali yolundaki Dairelerinin E:2020/1449, K:2020/5369 sayılı kararının verildiği tarih olan 15/06/2020 tarihi esas alınmak suretiyle bir ayrım yapıldığı, buna göre bu tarihten önce ilgili mevzuata uygun olarak onaylanmış yenilenebilir enerji üretim alanlarına ilişkin imar planlarına geçerlik tanınarak, teknik değişiklik ihtiyacı olması durumunda bu planlarda ilgili idaresince değişiklik yapılabileceğinin düzenlendiği,

Mekansal Planlar Yapım Yönetmeliği'nde, ülke ve bölge düzeyinde karar gerektiren büyük projelerin, çevre düzeni planlarında değerlendirilmesinin esas olduğu düzenlendiği halde, anılan düzenleme ile 15/06/2020 tarihi öncesi onaylanmış imar planlarına, bu planlara konu enerji üretim alanlarının niteliği belirlenmeksizin düzenleme yapıldığı ve Aydın-Muğla-Denizli Planlama Bölgesi 1/100.000 ölçekli Çevre Düzeni Planının 8.30.1 sayılı plan notunun yargı kararıyla iptaline karar verilmesine rağmen geçerlik tanındığının anlaşıldığı, Halbuki, ülke ve bölge ölçeğinde yatırım kararı niteliği taşıyan projelerin çevre düzeni planında değerlendirilmesi gerektiği,

Anılan yargı kararına binaen, gerçekleştirilmek istenilen yatırımın ülke ve bölge düzeyinde karar gerektirip gerektirmediğini ortaya koyacak, bilimsel yaklaşımlara dayanan ve ilgili mevzuat düzenlemelerine de uygun kriterler geliştirilmesi gerekirken, dava konusu çevre düzeni planı değişikliğiyle yeniden düzenlenen plan notunun üçüncü bendi ile herhangi bir kriter belirlenmeksizin 15/06/2020 tarihi öncesi onaylanmış imar planlarına ve bu planlara konu yenilenebilir enerji üretim alanı projelerine doğrudan geçerlik tanınmasında imar mevzuatı, şehircilik ilkeleri ile planlama esasları ve yargı kararlarına uyarlık bulunmadığı gerekçesiyle, Dava konusu "8.22. Enerji Üretim Alanları ve Enerji İletim Tesisleri" başlıklı plan notunun 8.22.1 ve 8.22.2 sayılı maddeleri yönünden davanın reddine, 8.22.3 sayılı plan notunun iptaline karar verilmiştir.

TEMYİZ EDENLERİN İDDİALARI :

Davacı tarafından, dava konusu plan notunun ilk iki bendinin, önceki yargı kararına aykırı olduğu, iptal kararının şeklen uygulandığı, RES, JES ve HES'lerin Çevresel Etki Değerlendirmesi Yönetmeliği'nin EK-1 listesi kapsamına alındığı, bu nedenle plan notunun ilk bendinin mevzuat değişikliği ile uyumsuz olduğu, ekosistem değerlendirme raporunun soyut ve belirsiz olduğu, belirtilen nedenlerle, Daire kararının davanın reddine ilişkin kısmının bozulması gerektiği ileri sürülmektedir.

Davalı idare tarafından, dava konusu çevre düzeni planı değişikliği ile yeniden düzenlenen 8.22 sayılı plan notunun, Danıştay İdari Dava Daireleri Kurulunun 23/12/2021 tarih ve E:2021/746 sayılı kararına uygun olduğu, plan notu ile GES ve RES için ayrı HES'ler için ayrı olmak üzere bilimsel ve detaylı araştırmalara dayanan ve alt ölçekli planları yönlendirecek bir dizi ilke ve stratejinin belirlendiği, plan notunun iptaline karar verilen üçüncü bendi ile kazanılmış hakların dikkate alındığı, belirtilen nedenle, Daire kararının iptale ilişkin kısmının bozulması gerektiği ileri sürülmektedir. KARŞI TARAFIN SAVUNMALARI : Davalı idare tarafından, davacının temyiz istemini reddi gerektiği savunulmuş olup, davacı tarafından savunma verilmemiştir. DANIŞTAY TETKİK HÂKİMİ ...'ÜN DÜŞÜNCESİ: Temyiz istemlerinin reddi ile Daire kararının onanmasının uygun olacağı düşünülmektedir.

TÜRK MİLLETİ ADINA

Karar veren Danıştay İdari Dava Daireleri Kurulunca, Tetkik Hâkiminin açıklamaları dinlendikten ve dosyadaki belgeler incelendikten sonra, dosya tekemmül ettiğinden davalı idarenin yürütmenin durdurulması istemi hakkında ayrıca bir karar verilmeksizin gereği görüşüldü:

HUKUKİ DEĞERLENDİRME: Danıştay dava dairelerinin nihai kararlarının temyizen incelenerek bozulması, 2577 sayılı İdari Yargılama Usulü Kanunu'nun 49. maddesinde yer alan; "a) Görev ve yetki dışında bir işe bakılmış olması,

b)Hukuka aykırı karar verilmesi,

c)Usul hükümlerinin uygulanmasında kararı etkileyebilecek nitelikte hata veya eksikliklerin bulunması" sebeplerinden birinin varlığı hâlinde mümkündür. Temyizen incelenen kararın 8.22.1 ve 8.22.2 sayılı plan hükümlerine ilişkin kısmı, aynı gerekçe ile Kurulumuzca da uygun bulunmuş olup, temyiz dilekçelerinde ileri sürülen iddialar, kararın bu kısmının bozulmasını gerektirecek nitelikte görülmemiştir.

8.22.3 sayılı plan hükmü yönünden:

İptaline karar verilen plan hükmünün birinci cümlesi incelendiğinde, Daire kararında da belirtildiği üzere, daha önce yargı kararı ile iptaline hükmedilen plan notuna ve bu plan notu uyarınca onaylanmış olan alt ölçekli imar planlarına geçerlilik tanındığı, ayrıca, belirtilen planlarda öngörülen enerji üretim alanları açısından, projelerinde teknik değişiklik yapılması halinde de, çevre düzeni planında değişiklik, bir diğer deyişle, değerlendirme yapılmaksızın, onaylanmış olan alt ölçekli imar planlarında değişiklik yapılabileceğinin yeniden hükme bağlandığı anlaşılmaktadır.

Bu çerçevede uyuşmazlığın değerlendirilmesinden; hem 2011 yılında onaylanan çevre düzeni planı, hem de 2020 yılında onaylanan değişiklik ile "enerji üretim alanlarına" ilişkin plan notlarına karşı açılan davalarda daha önce verilen yargı kararı gereklerinin, itiraza konu 8.22.3 sayılı plan notu açısından yerine getirilmediği, zira belirli bir tarih (09/03/2011 tarihli plan notu hakkında Danıştay Altıncı Dairesince verilen iptal kararı tarihi olan 15/06/2020 tarihi) öncesinde onaylanmış planlara geçerlilik tanıyan uygulamalar açısından, 03/12/2020 tarihinde onaylanan plan notunun ilgili kısmı, "Danıştay İdari Dava Daireleri Kurulunun 15/06/2020 tarihli ve E:2020/1449-K:2020/5369 sayılı kararı uyarınca 15/06/2020 tarihinden önce ilgili mevzuata uygun olarak imar planı onaylanmış olan hidroelektrik santralleri (HES) projelerinin imar planları geçerlidir. Projeye bağlı teknik değişiklik ihtiyacı olması durumunda söz konusu imar planlarına ilişkin değişiklikler ilgili idaresince onaylanabilir." şeklinde iken ve bu plan notunun yargı kararı ile önce yürütmesinin durdurulmasına ve sonrasında iptaline karar verilmiş olmasına rağmen, dava konusu edilen plan notu ile neredeyse bir önceki ile aynı şekilde düzenleme yapıldığı, tek değişikliğin, önceki plan notunda HES'ler açısından yapılan ayrımın, bu defa, yenilenebilir enerji üretim alanlarının tümüne ilişkin olduğunun görüldüğü, belirtilen nedenle yargı kararının gereklerinin yerine getirilmediği görülmektedir.

Diğer yandan, temyize konu 8.22.3 sayılı plan notunun ikinci cümlesine bakıldığında,15/06/2020 tarihinden önce alt ölçekli imar planları ile onaylanmış olan enerji üretim alanlarında, projeye bağlı teknik değişiklik ihtiyacı olması durumunda, söz konusu imar planlarına ilişkin değişikliklerin, yine ilgili idaresince onaylanabileceğinin hükme bağlandığı, bu hali ile hem 2020 yılında onaylanan plan notunun aynı şekilde kabul edildiği, hem de "projeye bağlı teknik değişiklik" kavramının, bilimsel kriterlere uygun olarak açıklanmadığı, zira, plan notunun 8.22.1 ve 8.22.2 sayılı hükümlerinde yer verilen kriterlere göre, örneğin, Çevresel Etki Değerlendirmesi (ÇED) Yönetmeliği uyarınca, kurulu gücü belirli bir MW ve proje alanı altında kalan ve bu nedenle çevre düzeni planında değişiklik gerektirmeyen şekilde alt ölçekli imar planlarında onaylanan projelerin kurulu gücünde değişiklik yapılarak, bu gücün artırılması ve ÇED Yönetmeliği gereği onay alınması gereken ve ülke/bölge düzeyinde karar gerektiren büyük projelere dönüştürülmesi halinde, bu projelerin yine çevre düzeni planında değerlendirilmeyeceği görüldüğünden, önceki yargı kararlarının bu yönüyle de tam olarak uygulanmadığı anlaşılmaktadır.

Gelinen aşamada, Danıştay İdari Dava Daireleri Kurulunun 23/12/2021 tarih ve YD İtiraz No:2021/746 sayılı gerekçeli itiraz ret kararı gereğinin, hüküm fıkrasıyla birlikte gerekçeleri de gözetilmek suretiyle eksiksiz olarak, dava konusu plan notu yönünden yerine getirilmediği anlaşıldığından, yürütmesi durdurulan plan notunda, belirtilen gerekçeler ile hukuka uygunluk bulunmadığı sonucuna varılmıştır. Bu itibarla, 8.22.3 sayılı plan hükmü yönünden, Daire kararında sonucu itibarıyla isabetsizlik bulunmamaktadır. KARAR SONUCU: Açıklanan nedenlerle;

1.Tarafların temyiz istemlerinin reddine,

2.Davanın yukarıda özetlenen gerekçeyle kısmen reddi, kısmen dava konusu işlemin iptali yolundaki Danıştay Altıncı Dairesinin temyize konu 15/05/2024 tarih ve E:2022/4427, K:2024/2980 sayılı kararının 8.22.1 ve 8.22.2 sayılı plan notları yönünden ONANMASINA,

3.Daire kararının, 8.22.3 sayılı plan notu yönünden yukarıda belirtilen gerekçe ile ONANMASINA,

4.Kesin olarak, ... tarihinde, ... sayılı plan hükmü yönünden oybirliği, diğer kısımlar yönünden oyçokluğu ile karar verildi. KARŞI OY X- "8.22 Enerji Üretim Alanları ve Enerji İletim Tesisleri" başlıklı plan notunun 8.22.2 sayılı maddesi yönünden; Dava konusu plan hükmünün ikinci bendinde, ülke ve bölge ölçeğinde yatırım kararı niteliği taşımayan yenilenebilir enerji üretim alanlarının yer seçimine ilişkin olarak, bazı yer seçim kriterlerinin düzenlendiği görülmektedir.

Çoğunluğu zaten mer'i mevzuatımızda uyulması gereken kurallardan oluştuğu anlaşılan bu yer seçim kriterlerinin, çevre düzeni planı özelinde, yerleşme ve sektörler arasında ilişkilerin kurulması ile koruma-kullanma dengesinin sağlanmasına hizmet edecek türden olmadığı, genel kurallar getirdiği anlaşılmaktadır.

Mevzuat düzenlemelerinden farklı olarak, sadece, ülke ve bölge ölçeğinde yatırım kararı niteliği taşımayan yenilenebilir enerji üretim alanlarının, çevre düzeni planında; doğal ve ekolojik yapısı korunacak alan, önemli doğa alanı, plaj-kumsal, sazlık-bataklık alan, jeolojik sakıncalı alan, sulak alanlar, sulak alan koruma bölgeleri, içme ve kullanma suyu koruma kuşakları ve yaban hayatı koruma geliştirme sahalarında kalan alanlarda yapılacak uygulamalarda, imar planlarının hazırlanması aşamasında, üniversitelerin ilgili bölümlerince faaliyetin çevreye olası etkilerinin ve alınacak önlemlerin açıklandığı "Ekosistem Değerlendirme Raporu" adı altında bilimsel bir rapor hazırlanmasının zorunlu kılındığı, ancak anılan bu raporun içeriği ve hangi uzmanlar tarafından hazırlanması gerektiğine ilişkin yeterli açıklıkta bir düzenleme yapılmadığı anlaşılmaktadır.

Her ne kadar, 04/04/2014 tarih ve 28962 sayılı Resmi Gazete'de yayımlanan Sulak Alanların Korunması Yönetmeliği'nde "Ekosistem Değerlendirme Raporu"nun bir tanımı yer almakta ise de, sulak alanların, dava konusu plan hükmünde düzenlenen hassas alanlardan yalnızca biri olduğu göz önünde bulundurulduğunda, diğer bahsi geçen hassas alanlar için de hazırlanması zorunlu kılınan "Ekosistem Değerlendirme Raporu"nun, bu haliyle belirsizlik arz ettiği açıktır.

Dolayısıyla, dava konusu plan hükmünde düzenlenen yer seçim kriterlerinin, çevre düzeni planı özelinde, ülke ve bölge düzeyinde karar gerektiren büyük enerji yatırımları ile diğerleri arasında ayrım yapılmasına hizmet eder nitelikte olmadığı ve mevzuat gereğince çevre düzeni planı ölçeğinde değerlendirme gerektiren kararların alt ölçekli planlara bırakılmasına neden olabileceği sonucuna varıldığından, dava konusu plan hükmünün 8.22.2 sayılı bendinde, bu yönüyle imar mevzuatına uyarlık bulunmamaktadır. Bu itibarla, davacının temyiz isteminin kısmen kabulü ile, Daire kararının 8.22.2 sayılı plan hükmü yönünden bozulması gerektiği oyuyla, kararın bu kısmına katılmıyoruz. KARŞI OY

XX- 26/03/2020 tarih ve 31080 mükerrer sayılı Resmi Gazete'de yayımlanan 7226 sayılı Bazı Kanunlarda Değişiklik Yapılmasına Dair Kanun'un 26. maddesi ile değiştirilen 5346 sayılı Yenilenebilir Enerji Kaynaklarının Elektrik Enerjisi Üretimi Amaçlı Kullanımına İlişkin Kanun'un "Kaynak alanlarının belirlenmesi, korunması ve kullanılması" başlıklı 4. maddesinin birinci fıkrasında: "Bakanlık, yenilenebilir enerji kaynaklarının etkin ve verimli kullanılması, bu alanların ve bağlantı kapasitelerinin yatırımcılara tahsisiyle yatırımların hızlı bir şekilde gerçekleştirilmesi amacıyla kamu ve Hazine taşınmazları ile özel mülkiyete konu taşınmazlarda ilgili kurum ve kuruluşların görüşü alınarak yer seçimi yapmak suretiyle yenilenebilir enerji kaynak alanları oluşturur. Bu husus tapu kütüğüne şerh edilir. Şerh tarihinden itibaren üç yıl içinde 4/11/1983 tarihli ve 2942 sayılı Kamulaştırma Kanununun 10 uncu maddesine göre kamulaştırma bedelinin tespitiyle Hazine adına tescili isteğinde bulunulduğuna dair mahkemeden alınacak belge tapu idaresine ibraz edilmediği takdirde, bu şerh tapu idaresince resen sicilden silinir. Yenilenebilir enerji kaynak alanlarının kullanımını ve verimliliğini etkileyici imar planları düzenlenemez. Belirlenen yenilenebilir enerji kaynak alanları imar planlarına resen işlenmek üzere Bakanlık tarafından ilgili mercilere bildirilir." hükümlerine yer verilmiştir. Dairece, 7226 sayılı Kanunla 5346 sayılı Kanun'da gerçekleştirilen değişiklik çerçevesinde getirilen "Yenilenebilir enerji kaynak alanlarının kullanımını ve verimliliğini etkileyici imar planları düzenlenemez." ve "Belirlenen yenilenebilir enerji kaynak alanları imar planlarına resen işlenmek üzere Bakanlık tarafından ilgili mercilere bildirilir." hükümlerinin, dava konusu edilen plan değişikliğine etkisine yönelik herhangi bir değerlendirme yapılmaksızın karar verildiği anlaşılmaktadır. Açıklanan nedenlerle, davalı idarenin temyiz isteminin kabulü ile Daire kararının iptale ilişkin kısmı yönünden, yukarıda belirtilen husus çerçevesinde bir değerlendirme yapıldıktan sonra yeniden bir karar verilmek üzere bozulması gerektiği oyuyla, kararın bu kısmına katılmıyoruz.

Karar Etiketleri
04.11.1983 ONANMASINA DANISTAYKARAR IDARI İdare Hukuku 7226 sayılı Kanunla 5346 sayılı Kanunu 7226 sayılı Bazı Kanunlarda Değişiklik Yapılmasına Dair Kanunu 5346 sayılı Yenilenebilir Enerji Kaynaklarının Elektrik Enerjisi Üretimi Amaçlı Kullanımına İlişkin Kanunu 2577 sayılı İdari Yargılama Usulü Kanunu 2942 sayılı Kamulaştırma Kanunu K7226 md.26 K2577 md.49 K5346 md.4