Esas No
E. 2022/1817
Karar No
K. 2025/653
Karar Tarihi
Karar Sonucu
KALDIRILMASINA
Hukuk Alanı
Borçlar Hukuku

T.C.

İZMİR

BÖLGE ADLİYE MAHKEMESİ

14. HUKUK DAİRESİ

ESAS NO: 2022/1817
KARAR NO: 2025/653

T Ü R K M İ L L E T İ A D I N A

BÖLGE ADLİYE MAHKEMESİ KARARI

İNCELENEN KARARIN

MAHKEMESİ : MUĞLA ASLİYE TİCARET MAHKEMESİ

ESAS NO: 2021/251
KARAR NO: 2022/682
DAVA TARİHİ: 14.09.2021
KARAR TARİHİ: 28.06.2022
DAVA: İtirazın İptali (Eser Sözleşmesinden Kaynaklanan)
KARAR TARİHİ: 02.05.2025
KARARIN YAZ. TARİH: 02.05.2025

Muğla Asliye Ticaret Mahkemesi'nin 28.06.2022 tarih ve 2021/251 Esas, 2022/682 Karar sayılı kararının, istinaf başvurusu yoluyla incelenmesinin davalı vekili tarafından istenilmesi üzerine, dosyanın gönderildiği, İzmir Bölge Adliye Mahkemesi 17. Hukuk Dairesi'nin 27.10.2022 tarih ve 2022/1831 Esas, 2022/1765 Karar sayılı görevsizlik kararı ile dairemize gönderilen dosya incelendi, dosya içeriğine göre incelemenin duruşmasız olarak yapılması uygun görülmekle, gereği konuşulup düşünüldü.

İSTEM

Davacı vekili 14.09.2021 tarihli dava dilekçesinde özetle; Müvekkili .... Şirketi ile davalı ... şirketi arasında, 3 Adet Çelik Ev İmalatı için sözleşme imzalandığını, sözleşme içeriğinde yapılacak işlerin tek tek belirtilerek, 3 adet çelik yapı imalatı ve dış mekan düzenlemesi için ayrı ayrı hüküm altına alınan imalat işlerinin tamamlanıp davalı işverene teslim edildiğini, işveren tarafından ihtirazi kayıtsız teslim alınarak sezonluk villa olarak kiralanıp ticari faaliyete başlanmış olmasına rağmen işveren tarafından sözleşme gereğince kararlaştırılan ödemelerin yerine getirilmediğini ve temerrüde düşüldüğünü, yüklenici müvekkili şirket yetkilisi tarafından, davalı şirket yetkilisi defalarca aranarak sözleşme gereği ödenmesi gerekip de işveren tarafından ödenmeyen bakiye alacak talep edilmişse de müvekkili şirket yetkilisinin taleplerinin sonuçsuz kaldığını, bunun üzerine, öncelikle ödenmeyen 275.000,00 TL'nin tahsili amacı ile Fethiye İcra Müdürlüğü'nün 2021/5642 E. sayılı dosyası üzerinden takip başlatıldığını, işveren taraf ile görüşme sağlanarak takip rakamı yanısıra kalan 150.000,00 TL'nin de ödenmesinin istendiğini ancak davalı işveren tarafından ödeme yapılmayacağının anlaşılması üzerine kalan 150.000,00 TL'nin (Yüz Elli Bin Türk Lirasının) tahsili için de yine Fethiye İcra Müdürlüğü'nün 2021/6400 Esas sayılı dosyası üzerinden icra takibinin başlatıldığını, sözleşme gereğince 3 adet hafif çelik yapının imalatı ve dış mekan düzenlemesini tamamlayarak tüm yükümlülüklerini eksiksiz yerine getiren ve imalatları işverene teslim eden müvekkiline, sözleşmede kararlaştırılan işin karşılığı bedeli tamamlamak istemeyen davalı işveren tarafından; Fethiye İcra Müdürlüğü'nün 2021/5 642 Esas sayılı dosyası ile başlatılan takibe 28.06.2021 tarihinde, Fethiye İcra Müdürlüğü'nün 2021/6400 Esas sayılı dosyası ile başlatılan takibe ise 13.07.2021 tarihinde haksız ve dayanaksız olarak kötü niyetle itiraz edildiğini, davalı tarafın her iki takibe yapmış olduğu itirazlarında öncelikle ödeme definde bulunmuş olduğunu banka yolu ile yapılan ödemeleri sıralayarak, banka haricinde elden ödemeler yaptığını ve herhangi bir borcu olmadığını iddia ettiğini, oysa davalı tarafın banka yolu ile yapılan ödemeler dışında elden herhangi bir ödeme yapmadığını, tarafların tacir olduğunu, basiretli bir tacirden beklenenin ödeme yaptığı iddiasında ise bunu tüm defter ve kayıtlarına yansıtarak resmi şekilde gerçekleştirmesi gerektiğini, taraflar arasındaki işin ticari iş olması hem de tarafların tacir olması karşısında, iki tarafa borç yükleyen eser sözleşmelerinde, kararlaştırılan sözleşme bedelinin ödendiği hususunun yani ödeme definin yazılı delil ile ispat edilmesi gerekmekte olduğunu, davalı işveren tarafından sözleşmede belirlenen işin bedelinin tamamının ödendiğine dair herhangi bir yazılı delil sunulmadığını, davalı işverenin, itirazının devamında; sözleşmeye göre eksik yapılan işler ile ilgili haklarını saklı tuttuğunu ifade ettiğini, davalı tarafın bir yandan ispat hukukuna aykırı şekilde yazılı delil sunmaksızın, sözleşme bedelinin tamamını ödediğini iddia etmekte olduğunu, diğer yandan ödenmeyen bakiye alacak için icra takibi başlatılıp kendisinden talep edildikten sonra, bu defa da eksik işler olduğunu ileri sürerek, borçtan kurtulmayı amaçladığını, davalının eksiksiz, tamamlanmış hali ile kendisine teslim edilen, turistik amaçlı kullanacağı 3 adet hafif çelik yapıyı hiçbir ihtirazi kayıt ileri sürmeksizin teslim alarak, ekte sunulan fotoğraflardan anlaşılacağı üzere kiraya verdiğini ve halende bu şekilde işletmeye devam ettiğini, yargılama aşamasında sunulacak taraflar arasında yapılan yazışmalar da müvekkilinin davalı taraftan alacağını istediğini, davalı tarafından hiçbir eksik işten bahsedilmediğini ve yapıları tamamlanmış hali ile teslim aldığını, davalı/borçlunun, ödeme emrine, borca, borç ilişkisine, takibe, faiz oranına, faize, işlemiş faize ve takibin tüm ferilerine yapmış olduğu itirazın haksız ve kötü niyetli olduğunu, borçlu şirket tarafından ödenmesi gereken bakiye 425.000,00 TL alacağın ödenmemesi nedeni ile her iki takip yönünden takibin başladığı tarih itibari ile ticari avans faizi uygulandığını, takip talebinde istenen faizin ticari avans faizi olup, taraflar tacir ve yapılan iş de ticari iş olduğundan talep edilen faiz oranın da usul ve yasaya uygun olduğunu, bu nedenle davalı/ borçlunun, faiz oranına, hesaplanan ve işleyecek faize yapmış olduğu itirazın kabulünün mümkün olmadığını, davalı tarafın müvekkilinin takip dayanağı sözleşme gereğince tüm yükümlülüklerini eksiksiz teslim ettiğini, hatta davalı tarafın sözleşme dışı isteklerini de son derece iyi niyetle karşıladığını bile bile müvekkili şirket tarafından yapılan gerek sözlü gerek yazılı tüm taleplere rağmen, ödenmesi gereken bakiye 425.000,00 TL'sini (Dört Yüz Yirmi Beş Bin Türk Lirasını) ödemedikleri gibi, bakiye alacağın tahsiline yönelik başlatılan icra takibine de haksız ve kötü niyetli olarak itiraz ettiğini, taraflar arasında yapılan sözleşme ve tarafların yükümlülüklerinin açık olduğunu, davalı tarafın sözleşmede belirlenen ve kararlaştırılana bedeli ödemekle yükümlü olduğunu, bu nedenle söz konusu alacağın likit olduğunu, yargılama aşamasında sunulacak delillerin ve özellikle yazışmalardan davalı borçlunun itirazının haksızlığı ve kötüniyetle itiraz ettiğinin açıkça görüleceğinden takip konusu alacak miktarlarının %20 sinden aşağı olmamak üzere icra inkar tazminatına hükmedilmesine karar verilmesini dava ve talep etmiştir.

CEVAP

Davalı şirket tarafından yasal süresi içerisinde cevap dilekçesi sunulmamıştır.

Davalı vekili 28.01.2022 tarihli beyan dilekçesinde özetle; huzurdaki davanın reddi gerektiğini, müvekkili şirketin, ödeme planına bağlı kalarak ilk ödemesini 200.000,00 TL banka havalesi ile gerçekleştirdiğini, ikinci ödemesini ise tam gününü hatırlamamakla birlikte 2021 yılının Şubat ayında gerçekleştirmiş olup 100.000,00 TL elden nakit olarak verdiğini, üçüncü ödemenin takibe konu sözleşmenin arkasına el yazısı ile yazılmış olup 05.03.2021 tarihinde 150.000,00 TL yine elden nakit olarak ödediği, 29.01.2021 tarihinde ....Bankası Ödeme Dekontu ile 200.000,00 TL, 03.02.2021 tarihinde ...Bankası Ödeme Dekontu ile 25.000,00 TL, 15.03.2021 tarihinde ...Bankası Ödeme Dekontu ile 10.000,00 TL, 09.04.2021 tarihinde ...Bankası Ödeme Dekontu ile 100.000,00 TL, 21.04.2021 tarihinde ...Ödeme Dekontu ile 100.000,00 TL,26.04.2021 tarihinde ...Ödeme Dekontu ile 60.000,00 TL ve bakiye kalan miktarı ise çek vermek sureti ile ödediğini, fakat yüklenici karşı tarafın borcun ödenmediği iddiasıyla Fethiye İcra Müdürlüğü'nün 2021/5642 Esas ve 2021/6400 Esas sayılı dosyaları ile taraflarına ilamsız icra takibi başlattığını, müvekkilinin, sözleşmede belirtilen tüm yükümlülüklerini yerine getirdiğini tüm ödemeleri eksiksiz yaptığını, aksine karşı tarafın sözleşmedeki yükümlülüklerini yerine getirmediğini, sözleşmeye aykırı imalatta bulunduğunu ve sözleşmede anlaşıldığı şekilde bahse konu evleri teslim etmediğini, karşı tarafça sözleşmeye aykırı imalat ve teslimat eksikliklerinin mevcut olduğunu, taraflarınca sözleşmedeki eksikliklerin giderilmesinin talep edilmesi üzerine icra takibi yoluna başvurduklarını, 6098 sayılı TBK'nın 471. maddesine göre; Eser sözleşmesinin yüklenicinin bir eser meydana getirmeyi, iş sahibinin de bunun karşılığında bir bedel ödemeyi üstlendiği sözleşme olduğunu, aleyhine tespit istenen tarafın, yüklenici konumunda olup, sözleşmeye aykırı davrandığını, sözleşmede kararlaştırılan şekilde imalatlarda bulunmadığını ve eksiksiz şekilde teslim etmediğini, hatta ve hatta yüklenicinin yapması gereken bazı işlerin yapılmaması sebebiyle müvekkili şirket tarafından yapılmış bazı hususların mevcut olduğunu, dolayısıyla inşaattaki imalatların kimin tarafından yapıldığı, proje ve fenne uygun olup olmadığı, piyasa rayiç bedellerinin ne olduğu gibi ilerde hukuki kargaşanın ve ispata yönelik çelişkilerin çıkması muhtemel olacağı için taraflarınca Fethiye 2. Sulh Hukuk Mahkemesi'nin 2021/65 D.İş dosyası ile delil tespiti isteminde bulunulduğunu, dosyanın hala derdest olup 24.01.2022 tarihinde bilirkişi raporu sunulduğunu, dilekçeleri ekinde sunacakları rapora göre de davacının sözleşmeye aykırı davrandığının tespit edildiğini, ancak işbu bilirkişi raporunda fiyatsal değerlendirmeler yapılmamış olup taraflarınca bilirkişi raporuna itiraz edildiğini ve ek rapor talep edildiğini belirterek açıklanan resen göz önüne alınacak sebeplerle; davanın reddine, takibinde haksız ve kötü niyetli olan alacaklının takip konusu alacağın %20'sinden az olmamak üzere tazminata hükmedilmesine, yargılama giderleri ve karşı vekalet ücretinin karşı tarafa yükletilmesine karar verilmesini talep etmiştir.

İLK DERECE MAHKEMESİ KARARININ ÖZETİ:

İlk derece mahkemesi 28.06.2022 tarih ve 2021/251 Esas, 2022/682 Karar sayılı kararında özetle; Taraflar arasındaki uyuşmazlığın davalı tarafça her iki takipte hukuki ilişkiye itirazın bulunmaması 2021/5642 Esas sayılı dosyada itirazlarının ödemeye ilişkin olması ve 6400 Esas sayılı dosyada da 2021/5642 Esas sayılı dosyada takip yapılmış olması sebebi ile itiraz edilmiş olduğundan ve her ne kadar 2021/6400 Esas sayılı dosyada davacı tarafın sözleşmedeki yükümlülüklerini yerine getirmediği belirtilmiş ise de tüm ödemelerin eksiksiz yapıldığı da belirtildiğinden davacı tarafın taraflar arasındaki eser sözleşmesinden dolayı alacağının bulunup bulunmadığına buna bağlı olarak itirazlarının haklı olup olmadığına ilişkin olduğu,

Taraflar arasında eser sözleşmesinin varlığına yönelik bir uyuşmazlık söz konusu olmadığı, sözleşmenin incelenmesinde davacı tarafça sözleşmede belirtilen işlerin yapılması karşılığında davalı tarafça 1.100.000,00 TL ödeme yapılmasının kararlaştırıldığı ve ödemenin 400.000,00 TL'sinin işin başlangıcında, takip eden 7 gün sonrasında 60/120 günlük müşteri çeki ile, 3 binanın kabası kurulduğunda 275.000,00 TL, iş tesliminde 275.000,00 TL ödeme yapılmasının kararlaştırıldığının görüldüğü,

Her ne kadar davalı tarafça davacı tarafın sözleşme gereği yapması gereken işleri eksik yaptığı ve eksik işlerin yapılmasının talep edilmesi sebebi ile davacı tarafın bu yola başvurduğu belirtilmiş ise de davalı tarafça aynı zamanda ödemelerin eksiksiz yapıldığı belirtilmiş olmakla sözleşmeye göre 3 binanın kabası kurulduğu tarihe kadar toplam ödenmesi gereken miktarın 825.000,00 TL olduğu, bununla birlikte davalı tarafça ödemelerin tamamının yapıldığının belirtildiği ve sözleşmeye aykırı imalattan ve teslimat eksikliklerinden kaynaklanan yasal şikayet haklarını saklı tuttuklarını belirttikleri takip tarihlerine kadar ayıplı imalat veya eksik iş sebebi ile davacı tarafa yapılmış bir ihtar veya bildirimin bulunmadığı dolayısıyla davacı tarafça işin teslim edildiğinin kabul edilmesi gerektiği, davalı tarafça ödemelerin tamamının yapıldığının belirtilmiş olması sebebi ile ödemelerin yapıldığının da davalı tarafça ispatlanması gerektiği, davacı tarafça 21.03.2022 tarihli dilekçede davalı tarafça yapıldığı belirtilen ödemelerin 535.000,00 TL lik kısmının kabul edildiği ve kabul edilen ödemelerin 435.000,00 TL kısmının ...Bankası .... Şubesi, 100.000,00 TL'lik kısmının .... şubesinden yapıldığı, her ne kadar davalı tarafça ayrıca her biri 50.000,00 TL bedelli üç adet çek ve 90.000,00 TL ve 34.000,00 TL ödemeler ve elden yapılan ödemelerle borcun kalmadığı belirtilmiş ise de, ilgili bankalardan getirtilen çek örneklerinde davalı tarafın keşideci, lehtar veya ciranta olarak herhangi bir sıfatının bulunmadığı, davacının bilirkişi aracılığı ile yaptırılan ticari defter ve kayıtlarında da çeklerin davalı tarafın borcuna karşılık verildiğine dair herhangi bir kayıt bulunmadığının tespit edildiği, 34.000,00 TL'lik ödemenin ... isimli şahsa ait hesaptan, 90.000,00 TL'lik ödemenin ise ...isimli şahsa ait hesaptan yapıldığı ancak ödeme dekontlarında davalı tarafın borcuna mahsuben yapıldığına dair bir açıklama bulunmadığı bu nedenle davalı tarafça toplam 150.000,00 TL bedelli üç adet çekle yapıldığı belirtilen ödemeler ile 34.000,00 TL ve 90.000,00 TL'lik ödemelerin davalı tarafın borcuna mahsuben yapıldığının kabul edilmesinin mümkün olmadığı ancak davalı tarafça ayrıca davalı şirket temsilcisi tarafından yapıldığı 60.000,00 TL'lik ödeme davacı tarafça kabul edilmemiş olmakla birlikte 60.000,00 TL'lik ödemenin davacı şirket temsilcisi ...... tarafından davalı şirket temsilcisi ...... hesabına gönderildiği, ödeme dekontunda ev yapım bedeline karşılık olarak ödeme yapıldığına dair bir açıklama bulunmamakla birlikte 21.04.2021 tarihinde davalı şirket yetkilisi tarafından davacı şirket yetkilisi hesabına ev yapım bedel ödemesi açıklaması ile yapılan ödemenin davacı şirket tarafından kabul edildiği ancak yapılan bu ödemeden 5 gün sonra davacı şirket temsilcisinin aynı hesabından, davalı şirket yetkilisinin aynı hesabına yapılan 60.000,00 TL'lik ödemenin davalı şirket yetkilisinin davacı şirket yetkilisine ödeme yapılması için davacı tarafça farklı bir hukuki ilişkinin varlığının ileri sürülmediği dolayısıyla davalı şirket yetkilisinin davacı şirket yetkilisine ödeme yapması için davacı şirket tarafından başka bir neden gösterilmediğinden bu ödemenin de taraflar arasındaki sözleşmeye mahsuben yapıldığının kabul edilmesi gerektiği ve bu şekilde davalı tarafça yapılan ödemelerden toplam 595.000,00 TL'lik kısmının davalı tarafça kanıtlanmış olduğu bakiye 505.000,00 TL'lik ödemenin ise davalı tarafça kanıtlamadığı davacı tarafça talep edilen toplam miktarın ise 2021/5642 Esas sayılı dosyada 275.000,00 TL, 2021/6400 Esas sayılı dosyada ise 150.000,00 TL olmak üzere toplam 425.000,00 TL olmakla bakiye miktardan daha az olduğu anlaşıldığından ve davalı tarafça ödemelerin tamamının eksiksiz olarak yapıldığı belirtilmiş olduğundan ve takip tarihlerine kadar davalı tarafça davacı tarafa eksik veya ayıplı iş yapıldığına dair bir bildirimde bulunulmadığından taraflar arasındaki sözleşmenin davacı tarafça eksik veya ayıplı olarak yerine getirilip getirilmediğine dair başka bir araştırma yapılmasına gerek görülmeyerek ve tarafların tacir olması sebebi ile davacı tarafça avans faizi istenmesinde de 3095 Sayılı Yasa'nın 2/2. maddesine aykırı bir husus bulunmadığından davacı tarafından açılan davanın kabulüne ve her iki takibe davalı tarafça yapılan itirazların iptaline ve alacağın likit olması sebebi ile davalı taraf aleyhine % 20 icra inkar tazminatına hükmedilmesine karar verilmesi gerektiği gerekçesiyle; davacı tarafından açılan davanın kabulü ile; davalı tarafça Fethiye İcra Müdürlüğü'nün 2021/5642 Esas sayılı dosyasına yapılan itirazın iptali ile takibin takip talebindeki koşullarda devamına, takip konusu 275.000,00 TL üzerinden hesaplanan 55.000,00 TL %20 icra inkar tazminatının davalıdan alınarak davacıya verilmesine, davalı tarafça Fethiye İcra Müdürlüğü'nün 2021/6400 Esas sayılı dosyasına yapılan itirazın iptali ile takibe takip talebinde belirtilen koşullarda devamına, takip konusu 150.000,00 TL üzerinden hesaplanan 30.000 TL %20 icra inkar tazminatının davalıdan alınarak davacıya verilmesine dair karar verilmiştir.

İSTİNAF NEDENLERİ:

Davalı vekili 26.07.2022 tarihli istinaf kanun yoluna başvuru dilekçesinde özetle; Mahkemece verilen kararın usule, yasaya ve hakkaniyete aykırı olduğunu, mahkemenin yargılama aşamasında davalı müvekkilinin beyanlarını dikkate almadığını ve delilleri hususlarında araştırma yapmaksızın eksik inceleme sonucu müvekkili hakkında hüküm kurduğunu, mahkemece beyan dilekçesinde belirttikleri hususlarda araştırma yapmaksızın eksik inceleme sonucu davanın kabulüne karar verildiğini, müvekkili şirketin, ödeme planına bağlı kalarak ilk ödemesini mahkemeye sunmuş oldukları 200.000,00 TL banka havalesi ile gerçekleştirdiğini, ikinci ödemesini ise tam gününü hatırlamamakla birlikte 2021 yılının Şubat ayında gerçekleştirmiş olup 100.000,00 TL elden nakit olarak verdiğini, üçüncü ödemenin takibe konu sözleşmenin arkasına el yazısı ile yazılmış olup 05.03.2021 tarihinde 150.000,00 TL yine elden nakit olarak ödediğini, 29.01.2021 tarihinde ...Bankası Ödeme Dekontu ile 200.000,00 TL, 03.02.2021 tarihinde ...Bankası Ödeme Dekontu ile 25.000,00 TL, 15.03.2021 tarihinde ...Bankası Ödeme Dekontu ile 10.000,00 TL,09.04.2021 tarihinde ...Bankası Ödeme Dekontu ile 100.000,00 TL,21.04.2021 tarihinde ...Ödeme Dekontu ile 100.000,00 TL,26.04.2021 tarihinde ...Ödeme Dekontu ile 60.000,00 TL, ve bakiye kalan miktarı ise çek vermek sureti ile ödediğini, fakat yüklenici karşı taraf borcun ödenmediği iddiasıyla Fethiye İcra Müdürlüğü'nün 2021/5642 Esas ve 2021/6400 Esas sayılı dosyaları ile taraflarına ilamsız icra takibi başlattığını,

Müvekkilinin, sözleşmede belirtilen tüm yükümlülüklerini yerine getirdiğini tüm ödemeleri eksiksiz yaptığını, aksine karşı tarafın sözleşmedeki yükümlülüklerini yerine getirmediğini, sözleşmeye aykırı imalatta bulunduğunu ve sözleşmede anlaşıldığı şekilde bahse konu evleri teslim etmediğini, karşı tarafça sözleşmeye aykırı imalat ve teslimat eksikliklerinin mevcut olduğunu, taraflarınca sözleşmedeki eksikliklerin giderilmesi talep edilmesi üzerine icra takibi yoluna başvurduklarını, 6098 sayılı TBK'nın 471. maddesine göre; eser sözleşmesinin, yüklenicinin bir eser meydana getirmeyi, iş sahibinin de bunun karşılığında bir bedel ödemeyi üstlendiği sözleşme olduğunu, aleyhine tespit istenen tarafın, yüklenici konumunda olup, sözleşmeye aykırı davrandığını, sözleşmede kararlaştırılan şekilde imalatlarda bulunmadığını ve eksiksiz şekilde teslim etmediğini, hatta ve hatta yüklenicinin yapması gereken bazı işlerin yapılmaması sebebiyle müvekkili şirket tarafından yapılmış bazı hususların mevcut olduğunu, dolayısıyla inşaattaki imalatların kimin tarafından yapıldığı, proje ve fenne uygun olup olmadığı, piyasa rayiç bedellerinin ne olduğu gibi ilerde hukuki kargaşanın ve ispata yönelik çelişkilerin çıkması muhtemel olacağı için taraflarınca Fethiye 2. Sulh Hukuk Mahkemesi'nin 2021/65 D.İş dosyası ile delil tespiti isteminde bulunulduğunu, dosyada 24.01.2022 tarihinde bilirkişi raporu sunulduğunu, mahkemeye sundukları rapora göre de davacının sözleşmeye aykırı davrandığının tespit edildiğini, yukarıda kısaca açıklanan ve resen dikkate alınacak sebeplerle; ilk derece mahkemesi kararının istinaf incelemesi sonucu kaldırılarak, yeniden yapılacak yargılama neticesinde davanın reddine, yargılama giderleri ve vekalet ücretinin karşı tarafa yükletilmesine karar verilmesi istemiyle istinaf kanun yoluna başvurmuştur. DELİLLER, DEĞERLENDİRİLMESİ VE GEREKÇE: İstinaf kanun yolu başvurusuna konu edilen karar hakkında;

HMK.nın 355. maddesindeki düzenleme uyarınca, istinaf dilekçesinde belirtilen nedenler ve kamu düzenine ilişkin aykırılık bulunup bulunmadığı yönü gözetilerek yapılan inceleme sonucunda,

Dava, eser sözleşmesinden kaynaklanan bakiye iş bedelinin tahsili için başlatılan icra takiplerine yapılan itirazın iptali ve icra inkar tazminatının tahsili istemine ilişkindir. Mahkemece davanın kabulüne karar verilmiş olup, karara karşı davalı vekili tarafından istinaf kanun yoluna başvurulmuştur. 6098 sayılı Türk Borçlar Kanunu'nun ise 470 ve devamı maddelerinde düzenlenen “Eser sözleşmesi” yüklenicinin bir eser meydana getirmeyi, iş sahibinin de bunun karşılığında bir bedel ödemeyi üstlendiği sözleşmedir. Her iki tarafa karşılıklı borç yükleyen bir tür iş görme sözleşmesi olan eser sözleşmesinde “eser” ve “bedel” olmak üzere iki temel unsur vardır. Bu sözleşmelerde yüklenici, iş sahibine karşı yüklendiği özen borcu nedeniyle eseri yasa ve sözleşme hükümlerine, fen, teknik ve sanat kurallarına uygun olarak yapıp zamanında tamamlayarak teslim etmeyi, iş sahibi de bu çalışma karşılığında ivaz ödemeyi üstlenmektedir. TMK'nın 6. ve HMK'nın 190. maddelerine göre kural olarak yapılan işlerin miktarını ve bedelini ispatlamak yükleniciye, yapılan ödemeleri ispat etmek ise iş sahibine aittir.

Eser sözleşmesi ilişkisinde ayıp, yüklenicinin meydana getirip iş sahibine teslim ettiği eserde bulunan sözleşme ve fenne aykırılıklardır. Başka bir ifadeyle ayıp, sözleşme ve eklerinde kararlaştırılan ve iş sahibinin beklediği amaca göre eserde bulunması gereken bazı vasıfların bulunmaması ya da olmaması gereken bazı bozuklukların bulunması şeklinde tanımlanmaktadır. 6098 sayılı Türk Borçlar Kanunu'nun ise 474- 478. maddeleri ayıplı işler hakkında uygulanır. Bu maddelerde yer alan düzenlemelere göre yüklenicinin ayıp nedeniyle sorumlu tutulabilmesi için eserin teslim edilmiş olması ve teslim edilen eserin ayıplı olması, ayıbın iş sahibinden kaynaklanmamış olması, iş sahibinin eseri muayene ve ayıbı ihbar yükümlülüğünü yerine getirerek eseri açık ya da zımnen kabul etmemiş olması gerekir. 6098 sayılı Türk Borçlar Kanunu ve BK’da eserdeki açık ve gizli ayıpların yükleniciye bildirim şeklinin nasıl olacağına dair herhangi bir düzenleme yapılmamıştır. Ayıp ihbarının yazılı olarak yapılması ispat kolaylığı sağlar. Ancak ayıp ihbarı hukukî işlem olmayıp, hukukî işlem benzeri maddî vakıa olduğundan, Yargıtay’ın yerleşik içtihat ve uygulamalarında eser sözleşmelerinde aksi sözleşmede veya eki şartnamelerde kararlaştırılmadıkça taraflar tacir dahi olsa ayıp ihbarının her türlü delille ve bu arada tanık beyanı ile de ispatlanabileceği kabul edilmektedir. 6098 sayılı TBK'nın 477/3.maddesi gereğince , eserdeki ayıp sonradan ortaya çıkarsa iş sahibi, gecikmeksizin durumu yükleniciye bildirmek zorundadır; bildirmezse eseri kabul etmiş sayılır. Yüklenicinin iş sahibine olan borçlarına aykırı olarak, imalini yüklendiği eserin ayıplı olması durumunda; iş sahibi, açık ayıplarda 6098 sayılı TBK'nın 474. maddesi , gizli ayıplarda ise 6098 sayılı TBK'nın 477. maddesi hükümlerine uygun olarak ihbarda bulunduğu takdirde, 6098 sayılı TBK'nın 475. maddesinde tanınan hakları kullanabilir.

Eksik iş, sözleşme ve eklerine göre yapılması kararlaştırıldığı halde tam yapılmayan iştir. Ayıplı eser sözleşmede kararlaştırılan vasıfları veya olmasından vazgeçilmez bazı vasıfları taşımayan eserdir. Diğer anlatımla ayıp, bir malda ya da eserde sözleşme ya da yasa hükümlerine göre normal olarak bulunması gereken niteliklerin bulunmaması ya da bulunmaması gereken bozuklukların bulunmasıdır. Ancak, kasten sakladığı bozukluklarla, usulüne uygun yapılan gözden geçirmede fark edilemeyecek ayıplar için yüklenicinin sorumluluğu devam eder. Eğer, meydana getirilen eserin, teslim alındığı sırada usulüne uygun yapılan gözden geçirme ile var olan bozukluğu görülmemişse, ortada gizli bir ayıbın olduğu kabul edilir. Açık ayıplar, eserin tesliminden sonra, işlerin olağan akışına göre imkân bulunur bulunmaz bizzat yapılan veya uzmanına yaptırılan gözden geçirme sonucu saptanınca, uygun sürede, gizli ayıplar da ortaya çıkar çıkmaz, gecikmeksizin yükleniciye bildirilmelidir. Ayıp bildirimi süresinde yapılmadığı takdirde iş sahibi bu ayıbı örtülü olarak kabul etmiş sayılır.

Eksik işler bedeli ise ihbar koşuluna ve ihbar süresine bağlı olmaksızın teslim tarihinden itibaren kural olarak beş yıllık zamanaşımı süresinde (TBK m. 147/son ) talep edilebilir. Eğer eser iş sahibinin beklediği amacı karşılamıyorsa kural olarak ayıplı yapıldığı kabul edilir. Ayıp ihbarının yazılı olarak yapılması zorunlu olmayıp süresinde ayıp ihbarının yapıldığı her türlü delille ve tanık beyanıyla dahi kanıtlanabilir. (YHGK'nın 02.02.1979 gün 1977/11-393 E., 1979/80 K. Sayılı kararı) 6098 sayılı TBK'nın 480. maddesinde düzenlenen götürü bedelli sözleşmede, yüklenici işi kararlaştırılan götürü bedelle yapmak zorundadır. Kural olarak götürü bedelli eser sözleşmelerinde, iş bedelinin tamamı veya bir kısmı ödenmemiş ise, yüklenici işi kararlaştırılan götürü bedelle yapmak zorunda olduğundan yüklenicinin hakkettiği imalât bedelinin, fiziki oran yöntemi ile başka bir ifadeyle yüklenicinin sözleşme kapsamında gerçekleştirdiği imalâtların eksik ve ayıpları da dikkate alınarak işin tamamına göre fiziki oranının tespit edilip, bulunacak bu oranın götürü iş bedeline uygulanması suretiyle saptanması ve bulunacak bu rakamdan kanıtlanan ödemeler düşülerek hesaplanması gerektiği kabul edilmektedir. Bu şekilde belirlenen iş bedeli yapılan ödemelerden az ise, iş sahibi fazla ödediği bedelin iadesini; fazla ise yüklenici ödenmeyen iş bedeli alacağının tahsilini isteyebilir. Sözleşme dışı iş kalemlerine ilişkin istemlerde ise, yapıldıkları yıl mahalli piyasa rayiç bedellerine göre hesaplama yapılarak iş bedelinin bulunması gerekir (Yargıtay 15. Hukuk Dairesi, 2020/2407 Esas, 2020/3033 Karar Sayılı İlamı). Somut olayda; Taraflar arasında üç adet çelik ev imalatı ve dış mekan düzenlemesi işinin yapılmasına dair götürü bedelli eser sözleşmesi imzalanmış olup, davacı yüklenici, davalı iş sahibidir. Sözleşmeye göre iş bedeli 1.100.000,00 TL'dir.

Davacı vekili, sözleşmeye konu işin tamamlanarak davalıya teslim edildiğini, iş bedelinin tamamının ödenmediğini, sözleşme gereği ödenmesi gerektiği halde ödenmeyen 275.000,00 TL'nin tahsili için icra takibi başlatıldığını, takibe konu edilen miktar dışında kalan 150.000,00 TL iş bedelinin de ödenmesinin istendiğini, bu ödemenin de yapılmayacağının anlaşılması üzerine bu kez 150.000,00 TL'nin tahsili için icra takibi başlatıldığını, her iki takibe de davalı tarafça haksız olarak itiraz edildiğini belirterek, itirazların iptali ve icra inkar tazminatının tahsilini istemektedir.

Davalı tarafça yasal süresi içerisinde cevap dilekçesi sunulmamıştır.

Davalı vekili her iki takibe ilişkin itirazında; sözleşmeyle kararlaştırılan ödemelerin yapıldığını, 275.000,00 TL alacağa ilişkin olarak başlatılan 2021/5642 sayılı takip dosyasındaki itiraz dilekçesinde; sözleşmeye aykırı imalatlardan ve teslimat eksikliklerinden kaynaklanan haklarını saklı tuttuklarını, 150.000,00 TL tutarındaki alacak için başlatılan icra takibine karşı sunmuş olduğu itiraz dilekçesinde de; davacının, sözleşmedeki yükümlülüklerini yerine getirmediğini, taraflarınca sözleşmedeki eksikliklerin giderilmesinin talep edilmesi üzerine bu yola başvurduğunu beyan etmiştir.

Taraflar arasındaki sözleşmede tarih bulunmamaktadır. Teslimin hangi tarihte yapıldığı da belirli değildir. Dava dilekçesi, davalıya 25.09.2021 tarihinde tebliğ edilmiş, davalı tarafça cevap dilekçesi sunmamış, davanın açılmasından sonra 11.10.2021 tarihinde Fethiye Sulh Hukuk Mahkemesi'ne başvurularak, sözleşmeye aykırı imalatlar ve eksik işlere ilişkin tespit talebinde bulunulduğu ve bilirkişi raporu alındığı görülmüştür. Davalı iş sahibi tarafından, icra takiplerinden önce davacı yükleniciye ayıp ihbarında bulunulduğu ispatlanamamıştır.

Mahkemece, davalı tarafça ödemelerin eksiksiz olarak yapıldığı savunmasında bulunulduğu ve takip tarihlerine kadar, davacıya eksik veya ayıplı iş yapıldığına dair bir bildirimde bulunulmadığından taraflar arasındaki sözleşmenin davacı tarafça eksik veya ayıplı olarak yerine getirilip getirilmediğine dair bir araştırma yapılmasına gerek görülmediği gerekçesiyle davanın kabulüne karar verilmiştir. Ancak, davalı iş sahibi vekili, takibe itiraz dilekçelerinde işin eksik teslim edildiğini beyan etmiştir.

Ayıplı iş yukarıda belirtildiği gibi vasıf noksanlığını ifade ettiği halde, eksik iş yapılmayan işi ifade eder. TBK'nın 474-477. maddeleri ayıplı işler hakkında uygulanır. Eksik işler bu maddelerin kapsamında olmadığından bu hükümler eksik işlere uygulanamaz. (Yargıtay (kapatılan) 15. Hukuk Dairesi, 2020/347 Esas, 2020/2307 Karar). Eksik işler yönünden, ihbar koşulu ve ihbar süresi aranmaz.

Bu nedenle mahkemece, davacı yüklenicinin sözleşmeden kaynaklanan edimlerini eksiksiz olarak yerine getirip getirmediği araştırılmadan bu konuda inşaat mühendisi bilirkişiden rapor alınmadan, yalnızca davacı şirkete ait ticari defterler üzerinde yapılan bilirkişi incelemesi ve davalının ödeme define ilişkin olarak bankalara yazılan müzekkere cevaplarına göre karar verilmesi doğru olmamıştır.

Mahkemece mahallinde refakate alınacak inşaat mühendisi bilirkişi ile birlikte keşif yapılıp, rapor alınarak, davacı yüklenicinin, taraflar arasında akdedilen üç adet çelik ev imalatı ve dış mekan düzenlemesi işine dair sözleşmeden kaynaklanan edimlerini eksiksiz olarak yerine getirip getirmediği belirlenmeli, eksik iş yok ise; davacı yüklenici sözleşme ile kararlaştırılan bedelin tamamını hak etmiş olacağından, şimdiki gibi sözleşme bedeli olan 1.100.000,00 TL'den, kanıtlanan ödemeler düşülerek karar verilmeli, eksiklik var ise; davacı yüklenicinin hakkettiği imalât bedeli, fiziki oran yöntemi ile başka bir ifadeyle yüklenicinin sözleşme kapsamında gerçekleştirdiği imalâtların eksikleri de dikkate alınarak işin tamamına göre fiziki oranı tespit edilip, bulunacak bu oranın götürü iş bedeline uygulanması suretiyle saptanmalı , bulunacak bu rakamdan kanıtlanan ödemeler düşülerek hesaplama yapılmalı ve sonucuna göre bir karar verilmelidir.

Yukarıda açıklanan nedenler ve tüm dosya içeriğine göre ; ilk derece mahkemesi'nce uyuşmazlığın çözümünde etkili olabilecek ölçüde önemli delillerin toplanmamış ve değerlendirilmemiş olması usul ve yasaya aykırı olduğundan davalı vekilinin istinaf başvurusunun kabulüne, ilk derece mahkemesi kararının 6100 Sayılı HMK’nun 353/1. fıkra (a-6) bendi gereğince esası incelenmeden kaldırılmasına ve davanın yeniden görülmesi için dosyanın kararı veren ilk derece mahkemesine gönderilmesine ilişkin karar verilmesi gerekmiş ve aşağıdaki hüküm kurulmuştur.

HÜKÜM: Yukarıda açıklanan nedenlerle;

1.Davalı vekilinin istinaf başvurusunun, KABULÜ ile,

2.Muğla Asliye Ticaret Mahkemesi'nin 28.06.2022 tarih ve 2021/251 Esas, 2022/682 Karar sayılı kararının, 6100 Sayılı HMK'nın 353/(1)-a-6. maddesi gereğince KALDIRILMASINA,

3.Dosyanın, Dairemiz kararına uygun şekilde yeniden bir karar verilmek üzere ilk derece mahkemesine GÖNDERİLMESİNE,

4.Verilen kararın niteliği gereğince harç alınmasına yer olmadığına, davalı vekili tarafından yatırılan 7.257,94 TL istinaf peşin karar harcının istek halinde yatıran davalıya ilk derece mahkemesince geri verilmesine,

5.Davalı tarafından yatırılan 220,70 TL istinaf kanun yoluna başvurma harcı ile yapılan istinaf yargılama giderlerinin, ilk derece mahkemesince yeniden verilecek kararda dikkate alınmasına,

6.Kararın, ilk derece mahkemesince taraflara tebliğine, Dair, dosya üzerinde yapılan inceleme sonucunda, 6100 sayılı Hukuk Muhakemeleri Kanunu'nun 362/(1)-g maddesi gereğince, kesin olmak üzere, 02.05.2025 tarihinde oy birliğiyle karar verildi.

© 2026 İçtihat Pro — ictihatpro.com  |  Bu belge bilgilendirme amaçlıdır. Resmi belge niteliği taşımaz.