14. Hukuk Dairesi
T.C. BURSA BAM 14. HUKUK DAİRESİ
T.C
B U R S A
BÖLGE ADLİYE MAHKEMESİ
14.HUKUK DAİRESİ
DOSYA NO : .....
T Ü R K M İ L L E T İ A D I N A
B Ö L G E A D L İ Y E M A H K E M E S İ K A R A R I
İNCELENEN KARARIN
MAHKEMESİ : ..... 1. ASLİYE TİCARET MAHKEMESİ
TARİHİ : 22/12/2020
NUMARASI : 2.....
Mahkemece verilen karara karşı yapılan istinaf başvurusu üzerine, dosya üzerine yapılan inceleme sonucunda; İDDİA VE SAVUNMANIN ÖZETİ:
Davacı vekili, taraflar arasındaki 17/10/2015 imalat başlangıç tarihli sözleşme gereğince davalının müvekkili için sözleşmeye uygun şekilde 3 adet kalıp imal edeceğini, ancak davalı yüklenici işi istenilen sürelerde yapamadığı gibi istenilen vasıflarda da yapamadığını, kendisine revize için sözleşmede belirtilenden çok fazla süre ve imkan tanındığını, ancak buna rağmen davalının eseri uygun biçimde imal edemediğini, bunun üzerine müvekkilinin mahkemede delil tespiti talep ettiğini ve düzenlenen rapor ile kalıpların vasıflarının sözleşmeye uygun olmadığı gibi normal standartlarda dahi kullanılabilir olmadığının, revize edilerek kullanılmasının dahi ekonomik olmadığının, üç adet kalıbın ayıplı haliyle bedelinin 4.500,00 TL olduğunun tespit edildiğini, bugüne kadar davalıya toplam 84.933,59 TL ödendiğini ve buna göre TBK 475/2 maddesi uyarınca ayıp ve gecikme nedeniyle tazminat bedeli olan 80.433,59 TL’nin müvekkiline ödenmesi gerektiğini, ayrıca müvekkilinin belirsiz nitelikte iş kaybı olduğunu ileri sürerek fazladan ödenen 80.433,59 TL'nin yapılan ödeme tarihlerinden itibaren işleyecek avans faiziyle davalıdan tahsiline, gecikme ve ayıp nedeniyle uğranılan zarar karşılığı şimdilik 5.000,00 TL’nin davalıdan tahsiline karar verilmesini talep ve dava etmiştir.
Davacı vekili 08/10/2020 tarihli dilekçesinde, 5.000,00 TL zarar alacağı kalemlerinin belirli hale gelmesi nedeniyle gecikme ve ayıp nedeniyle müvekkilin uğradığı zarar karşılığı 42.059,08 TL tazminat alacağının 21.732,95 TL'sine 22.05.2017 dava tarihinden itibaren, 10.030,37 TL 'sine 24/04/2017 revizyon tarihinden itibaren ve 10.295,76 TL'sine 18/05/2017 revizyon tarihinden itibaren faiz işletilmesine karar verilmesini talep etmiştir.
Davalı vekili, taraflarına ayıplı olduğu iddiası ile geri gönderilen mallardaki ayıplar revize yapılarak yeniden teslim edildiğini, teslim edilen ürünlerin hatalı olduğu iddia edilen kısımlarda tolerans aralıkları içinde kalmakta olduğunu, davacının kullanım hatalarında kaynaklanan kusurlarını taraflarına yüklemeye çalıştığını, ürün tesliminden sonraki aşamada ürünlerin davacı tarafın himayesinde kalmış olması nedeniyle bu süreçte hatalı kullanımın gerçekleşmiş olabileceğini, tespit raporunda hataların üretimden mi yoksa kullanımdan mı kaynaklandığı hususunun belirtilmediğini, ayrıca sözleşme bedelinin tam olarak ödenmediğini, bunun yanında hatasız ve tolerans içinde teslim ettikleri ürünlerin düzgün kullanılmaması neticesinde oluşan bozuklukların giderilmesi için tekrar tekrar gönderilen ürünler için iş ilişkisinin zarara uğramaması, müşteri memnuniyetinin sağlanması adına yapılan revizeler sonucu ciddi bir iş yükü, zaman ve nakit kaybı yaşadıklarının dikkate alınması gerektiğini, davacının bu ürünleri kullanarak menfaat elde etmiş olması nedeniyle bu menfaatin bedelinin tespiti gerektiğini savunarak davanın reddini istemiştir.
İLK DERECE MAHKEMESİNİN KARARININ ÖZETİ:
Mahkemece, mahkemece alınan 10/07/2018, 17/01/2019, 27/05/2019 ve 16/07/2019 tarihli bilirkişi raporlarında kalıpların ayıplı olduğunun ve davacıya iadesi gereken bedelin tespit edildiği, kazanç kaybı tespiti yapmanın mümkün olmadığının belirtildiği, davacının 85,433.59 TL ödemeye ilişkin belge sunmadığı, davacı defter ve belgeleri usulüne uygun tutulmuş olup delil olma niteliğinde olduğu, dava kapsamında aldırılan bilirkişi raporlarının en son haliyle hükme esas almaya yeterli görüldüğü gerekçesiyle davanın kısmen kabulü ile davacı tarafça ödenen hurda bedeli tenzili düştükten sonra 51.800,00-TL'nin dava tarihinden itibaren 24/05/2017 tarihinden itibaren işleyecek avans faizi ile birlikte davalıdan alınarak davacıya verilmesine, malın ayıplı tesliminden dolayı davacının uğradığı 42.059,08-TL zararın ıslah tarihi olan 08/10/2020 tarihinden itibaren işleyecek avans faizi ile davalıdan alınarak davacıya verilmesine, fazlaya ilişkin talebin reddine karar verilmiştir.
İLERİ SÜRÜLEN İSTİNAF SEBEPLERİ:
Davacı vekili, delil tespit raporunda 3 adet ayıplı kalıbın toplam ederinin 4.500,00 TL olarak belirlendiğini, davalıya tebliğ edilen rapora davalının itiraz etmemiş olması nedeniyle tarafları lehine usuli kazanılmış hak doğduğunu, mahkemece bu tespite itibar edilmeyerek bu hususa ilişkin yeniden bilirkişi incelemesi yaptırılmasının doğru olmadığını, delil tespiti sonrasında makinelerin ayıbı müvekkilince giderildiğinden esasen gerçeğe en uygun raporun da delil tespiti raporu olduğunu, dolayısıyla davanın tam kabulü gerektiğini,
42.059,08-TL'lik malın ayıplı tesliminden kaynaklanan zarar kaleminin belirsiz alacak niteliğinde olduğunu ve bilirkişi raporuyla belirlenmesi suretiyle arttırıldığını, ortada ıslah değil belirsiz alacağın belirlenmesinin söz konusu olduğunu, dolayısıyla faiz başlangıç tarihi olarak dava tarihinin dikkate alınması gerektiğini belirterek, istinaf isteminde bulunmuştur.
Davalı vekili, ürünlerin hatalı olduğu iddia edilen kısımlarının tolerans aralıkları içinde kalmakta olduğunu, ayrıca davacının kullanım hatasının söz konusu olduğunu, bilirkişi incelmelerinin ehil bilirkişiler aracılığıyla yapılmadığını, hataların üretim kaynaklı mı yoksa kullanıcı hatası kaynaklı mı olduğunun tespit edilmediğini, ayrıca sözleşme bedelinin tam olarak ödenmediğini, bunun yanında hatasız ve tolerans içinde teslim ettikleri ürünlerin düzgün kullanılmaması neticesinde oluşan bozuklukların giderilmesi için tekrar tekrar gönderilen ürünler için iş ilişkisinin zarara uğramaması, müşteri memnuniyetinin sağlanması adına yapılan revizeler sonucu ciddi bir iş yükü, zaman ve nakit kaybı yaşadıklarının dikkate alınması gerektiğini, davacının bu ürünleri kullanarak menfaat elde etmiş olması nedeniyle bu menfaatin bedelinin tespiti, tanık beyanları arasında çelişkiler bulunduğunu, bilirkişi raporlarının eksik ve hatalı olduğunu, sözleşmede makinelerle ilgili yapı malzemeleri nevileri ve özellikleriyle tanımlarının olmadığını, kalıplardan çıkacak ürünün hangi çeşitte olacağına dair bir içerik mevcut olmadığını, kalıp sözleşmesinde 3D ürün datası ve teknik resmi ile elektronik posta ile teslimatı yapıldığının veya nasıl yapılacağının yer almadığını, şirket yetkililerince harici bellek ile iyi niyet çerçevesinde ve güven esasına dayalı olarak taraflarına verildiğini, sözleşmede yazılan makinanın kalıp deneme Chende 180 ton makinanın uygunluğu ve buna bağlı olarak Prosesin uygunluğu hususuna raporda değinilmediğini, Proses denemelerinde müvekkilince talep edildiği halde hiçbir şekilde refakat edilemediğini, yapılan kalıp denemeleri ile ilgili hiçbir ürün hammadde uygunluğunun veya prosess uygunluğunun bilirkişilerden teyit edilmediğini, bahsedilen ayıplardan veya eksiklerden dolayı herhangi bir şekilde bir tutanak düzenlenmediğini veya noterden ihtar çekilmediğini, bilirkişilerin plastik teknoloji tecrübelerinin bulunmadığını, bilirkişi raporlarında değerlerin çoğunun kanaat şeklinde olduğunu, herhangi bir hesap yöntemi bulunmadığını, bunu hangi piyasa analizine dayandırdığının açıklanmadığını, bilirkişi raporunda Sayfa 1 a isimli maddede çelişkili ifadeler yer aldığını, ''Maça yan sabitleme sarmadan dolayı kırılmış'' ifadesi yer alırken aynı konu ile ilgili sayfa 4 te ''Uygun yağ kullanılmazsa kırılacağı'' ifade edildiğini, konuyla ilgili bilirkişi raporunda karşı tarafın nasıl bir yağ kullandığına dair bilgi bulunmadığını, Sayfa 1 b isimli maddede alt maça üzerinde kaynak yapılmış bir hata olarak gösterildiğini, fakat metal dalında bütün kalıplarda bir hatayı düzeltmek için uygun kaynak metodu kullanılmakta olduğunu, ayrıca kalıp teslimatlarda bu konu ile ilgili herhangi müşteri tarafından bir eleştiri veya bir tutanak tutulmuş olmadığını, Sayfa 1 c isimli maddede kalıp yüzeylerin alıştırılmadığı ve çapak yaptığı belirtilmişse de bunun nasıl tespit edildiğinin belirtilmediğini, d isimli maddede kalıp imalat özelliklerini ve ürün prosesini ifade etmekte olup sözleşmede veya başka bir tutanakta yer almadığını, e isimli maddede suyun dolaşmadığının nasıl tespit edildiği ile ilgili ayrıntının mevcut olmadığını, i isimli maddede belirtilen hususların plastik teknoloji uzmanınca teyit edilmediğini,
PPAP dosyası hazırlanması için ek bir maliyet söz konusu olup sözleşmede veya başka bir tutanakta yer almadığını, sözleşmede tüm 3D (Cmm) ölçümlerin davacıdan yapılacağına dair bir ifade bulunmadığını, bu hususa bilirkişi raporlarında hiç değinilmediğini veya bir Cmm ölçüm ve kalite raporu hazırlanmadığını, bilirkişi raporlarında belirtilen kalıp ve ürün imalat denemeleri ile ilgili denemelerin taraflarınca yapılacağına dair bir madde bulunmadığını, bilirkişi raporlarında görsel kumpas ile yapılan ölçülerin doğrulu teyit edilmediğini, ilgili ölçüm cihazın kalibrasyonu olup olmadığının veya geçerliliğinin kontrol edilmediğini, bilirkişi tarafından yazılan sözleşmede kalıp tasarım onayı yer almadığını, bilirkişi tarafından yazılan ısıl işlem gerekliliğinin sözleşmede yer almadığını ve/veya bir tutanakta yer almadığını, bilirkişi raporlarında belirtilen (ek rapor 2) sayfa 2-3-4, kalıp elemanları ve proses ile ilgili sadece bilgi verildiğini belirterek, istinaf isteminde bulunmuştur.
İSTİNAF SEBEPLERİNİN DEĞERLENDİRİLMESİ:
HMK'nın 355. maddesine göre istinaf incelemesi; istinaf dilekçesinde belirtilen sebeplerle sınırlı olarak ve kamu düzenine aykırılık görüldüğü takdirde ise resen gözetilmek suretiyle yapılmıştır. Dava, eser sözleşmesine konu ürünün ayıplı üretildiği iddiasıyla satış bedelinde indirim bedelinin ve kazanç kaybının tahsili istemine ilişkin olup, mahkemece yukarıda açıklanan gerekçelerle davanın kısmen kabulüne karar verilmiştir.
Davacı, davalının sözleşmede istenilen özelliklere uygun kalıp imal etmediğini, revize talebi kabul edilmesine rağmen kalıpların vasıfları sözleşmeye uygun olmadığı gibi normal standartlarda dahi kullanılabilir olmadığını, ayıplı olduğunu ileri sürmüş; davalı ise, ayıplı olduğu ileri sürülen kısımların tolerans aralıkları içinde kalmakta olduğunu, ayrıca davacının kullanım hatasının olduğunu, kendisinin revize nedeniyle ciddi bir iş yükü, zaman ve nakit kaybı olduğunu, davacının bu ürünleri kullanarak elde ettiği menfaatin de tespiti gerektiğini savunmuştur.
Mahkemece alınan delil tespiti raporunda ayrıntılı bir şekilde kalıplarda bulunan arızalar ve hatalar tespit edilmiş, söz konusu arıza ve hataların önemli bir kısmının üretime ilişkin hatalar olduğu da açıklanmış, çok sayıdaki hata nedeniyle kalıpların revize edilerek çalışabilir duruma getirilmesinin uygun olmayacağı belirtilmiş, ayıbın bu şekilde tespit edilmesi üzerine davacı tarafça davalıya ihtar çekilerek giderilmeyen ayıp nedeniyle kalıpların 3.şahsa revize ettirileceği veya kendilerince edileceği, iade edilecek bedel ve zararın birlikte belirlenmesi gerektiği hususları bildirilmiştir.
Yine mahkemece alınan 10/07/2018 tarihli kök rapor, 27/05/2019 tarihli ek rapor ve talimat yoluyla aldırılan 16/07/2019 tarihli raporda teknik incelemeler yapılmış, sözleşme hükümleri irdelenmiş, delil tespiti raporundaki tespitler ile e-posta yazışmaları ve tanık beyanlarının uyumlu olduğu tespit edilmiş, sonuç itibariyle kalıplarda üretimden kaynaklanan ayıplar bulunduğu ve gizli ayıp niteliğinde olduğu tespit edilmiş olup, raporlar bu yönü itibariyle hüküm kurmaya elverişli ve denetime açık nitelikte görülmüştür. Öte yandan davacı bu ayıp nedeniyle TBK 475/1-2 maddesi uyarınca satış bedelinde indirim seçimlik hakkını kullanmış ve aynı zamanda davalının kusuruna dayanarak TBK 475/2 maddesi uyarınca genel hükümlere göre tazminat isteme hakkı kapsamında kazanç kaybı talebinde bulunmuştur.
Yargıtay(kapatılan) 15.Hukuk Dairesi’nin yerleşik içtihat ve uygulamalarında indirilmesi gereken ayıp bedeli, teslim tarihinden itibaren makul süre içindeki piyasa rayiçlerine göre hesaplanmalıdır. İş sahibinin ayıpların giderim bedeli için, teslim tarihinden itibaren makul süre içinde talepte bulunması ve dava açması gerektiğinden, bu konuda gecikerek talepte bulunması ve dava açması halinde zararın artmasına neden olabileceğinden teslim ile TBK 114/2 maddesi yollamasıyla TBK 52. maddesi uyarınca bu halde yüklenici artan zarardan sorumlu tutulamayacaktır. (Yargıtay-kapatılan-15 HD 02/10/2019 tarih 2019/2359 E., 2019/3731 K. sayılı emsal kararı). Yine ayıp nedeniyle kazanç kaybı bedeli ise ayıbın ortaya çıkmasından sonra giderilmesi için gerekli olan süre kadar olmalıdır.(Yargıtay-kapatılan-15 HD 25/02/2021 tarih 2020/2940 E., 2021/526 K. sayılı emsal kararı) Ne var ki mahkemece hükme esas alındığı anlaşılan 16/07/2019 ve 09/03/2020 tarihli bilirkişi raporlarında söz konusu hesaplama yöntemlerinin dikkate alınıp alınmadığı anlaşılamamış, bu anlamda raporlar denetime açık ve hüküm kurmaya elverişli nitelikte görülmemiştir.
Açıklanan nedenlerle taraf vekillerinin istinaf başvurularının kabulü ile HMK 353/1-a/6 maddesi uyarınca hükmün kaldırılmasına ve yukarıda açıklanan hususlar dikkate alınarak eksiklikler giderilip bir karar verilmek üzere dosyanın mahkemesine iadesine, taraf vekillerinin sair istinaf sebeplerinin bu aşamada incelenmesine yer olmadığına karar verilmiştir.
1.Taraf vekillerinin istinaf başvurusunun KABULÜ ile; ..... 1.Asliye Ticaret Mahkemesi'nin 22/12/2020 tarih,.....esas ve..... karar sayılı KARARIN KALDIRILMASINA,
Dairemiz kararında belirtilen hususlar dikkate alınarak yargılama yapılmak üzere dosyanın ilk derece mahkemesine GÖNDERİLMESİNE,
2.Taraf vekillerinin sair istinaf sebeplerinin bu aşamada İNCELENMESİNE YER OLMADIĞINA,
3.Taraflarca yatırılan istinaf karar harçlarının talep halinde ilk derece mahkemesince iadesine,
4.İstinaf başvurusu için yapılan yargılama giderlerinin esas hükümle birlikte ilk derece mahkemesince yargılama giderleri içinde değerlendirilmesine,
5.İstinaf yargılaması sırasında duruşma açılmadığından istinafa başvuran yararına vekalet ücreti takdirine yer olmadığına,
6.Karar tebliğ ve harç iade işlemlerinin ilk derece mahkemesince yapılmasına, Dosya üzerinde yapılan inceleme sonunda 6100 sayılı HMK'nun 362/1-g hükmü uyarınca KESİN olmak üzere 27/09/2023 tarihinde oy birliği ile karar verildi. ... Başkan ...
(e-imzalıdır)
...
Üye ...
(e-imzalıdır)
...
Üye ...
(e-imzalıdır)
...
Katip ...
(e-imzalıdır)