Esas No
E. 2024/2788
Karar No
K. 2025/2632
Karar Tarihi
Karar Sonucu
REDDİNE
Hukuk Alanı
Borçlar Hukuku

1. Hukuk Dairesi         2024/2788 E.  ,  2025/2632 K.

"İçtihat Metni"MAHKEMESİ : İstanbul Bölge Adliye Mahkemesi 1. Hukuk Dairesi

SAYISI: 2022/977 E., 2024/520 K.

İLK DERECE MAHKEMESİ : İstanbul Anadolu 26. Asliye Hukuk Mahkemesi

SAYISI: 2017/206 E., 2021/819 K.

Bölge Adliye Mahkemesi kararı davalılar vekili tarafından temyiz edilmekle; yapılan ön inceleme sonucunda gereği düşünüldü:

Miktar veya değeri temyiz kesinlik sınırını geçmeyen davalara ilişkin nihai kararlar, 6100 sayılı Hukuk Muhakemeleri Kanunu’nun (6100 sayılı Kanun/HMK) 362. maddesi uyarınca temyiz edilemez. Temyize konu edilen miktarın kesinlik sınırının altında kalması hâlinde anılan Kanun’un 366. maddesi atfıyla aynı Kanun’un 352/1-(b) hükmü uyarınca temyiz dilekçesinin reddine karar vermek gerekir.

Dosya içeriğinden; dava dışı ....’ın 217 parsel sayılı taşınmazın 60/1920 payı için muris .... aleyhine harici satın almaya dayalı olarak Pendik 3. Asliye Hukuk Mahkemesinin 2004/230 Esas sayılı tapu iptali ve tescil davasını açtığı, Mahkemece kabul nedeniyle davanın kabulüne karar verildiği ve kararın kesinleştiği, ...’nin Mahkeme kararı ile edindiği payı 08.09.2005 tarihinde davalı ...’a temlik ettiği, imar sonucu oluşan 9435 ada 8 parsel sayılı taşınmazın 60/119 payının davalı ...’a ait olduğu, 59/119 payının ise murise ait iken 28.10.2006 tarihinde ölümü ile mirasçılarına intikal ettiği, murisin mirasçılarının eşi .... ile kendisinden önce ölen kızı ....’nin çocukları ..., ..., ... ve ..., kendisinden önce ölen kızı ...’nın çocukları ..., .., .., .., ...,...,..., olduğu, ...’nın 18.11.2016 tarihinde öldüğü geriye torunlarının mirasçı kaldığı,...’nın eşi ...nin ....’in ve ...’nın mirasçısı olmadığı, ...’nın eşinden kendisine kalan 59/476 payı da dava dışı vekil .... aracılığıyla 05.02.2016 tarihinde davalı ...’a temlik ettiği görülmüştür.

Uygulamada ve öğretide "muris muvazaası" olarak tanımlanan muvazaa, niteliği itibariyle nisbi (mevsuf-vasıflı) muvazaa türüdür. Söz konusu muvazaada miras bırakan gerçekten sözleşme yapmak ve tapulu taşınmazını devretmek istemektedir. Ancak mirasçısını miras hakkından yoksun bırakmak için esas amacını gizleyerek, gerçekte bağışlamak istediği tapulu taşınmazını, tapuda yaptığı resmi sözleşmede iradesini satış veya ölünceye kadar bakma sözleşmesi doğrultusunda açıklamak suretiyle devretmektedir.

Bu durumda, yerleşmiş Yargıtay içtihatlarında ve 01.04.1974 tarihli 1/2 sayılı İçtihadı Birleştirme Kararında açıklandığı üzere görünürdeki sözleşme tarafların gerçek iradelerine uymadığından, gizli bağış sözleşmesi de Türk Medeni Kanunu'nun (TMK) 706., Türk Borçlar Kanunu'nun (TBK) 237. (Borçlar Kanunu'nun (BK) 213.) ve Tapu Kanunu'nun 26. maddelerinde öngörülen şekil koşullarından yoksun bulunduğundan, saklı pay sahibi olsun veya olmasın miras hakkı çiğnenen tüm mirasçılar dava açarak resmi sözleşmenin muvazaa nedeni ile geçersizliğinin tespitini ve buna dayanılarak oluşturulan tapu kaydının iptalini isteyebilirler.

Öte yandan; TMK’nın 6. maddesi “Kanunda aksine bir hüküm bulunmadıkça, taraflardan her biri, hakkını dayandırdığı olguların varlığını ispatla yükümlüdür.” hükmünü, 6100 Sayılı Hukuk Muhakemeleri Kanunu'nun (HMK) 190/1 hükmü ise “İspat yükü, kanunda özel bir düzenleme bulunmadıkça, iddia edilen vakıaya bağlanan hukuki sonuçtan kendi lehine hak çıkaran tarafa aittir.” hükmünü düzenlemiştir.

Hemen belirtilmelidir ki, pay oranında açılan muris muvazaası hukuksal nedenine dayalı davalarda davacılar ve davalılar arasında zorunlu dava arkadaşlığı bulunmayıp ihtiyari dava arkadaşlığı bulunduğundan, dava değerinin davayı açan mirasçı veya mirasçıların her birinin her bir davalıdan talep edebileceği payına isabet eden değer olacağı kuşkusuzdur.

Somut olayda; dava dışı ....adına Mahkeme kararı ile devrilen pay yönünden 01.04.1974 tarihli 1/2 sayılı İçtihadı Birleştirme Kararının uygulanma imkanı olmamasına rağmen ... tarafından davalı ...’a temlik edilen payın muvazaalı kabul edilmesi, muris ... tarafından davalı ...’a temlik edilen pay yönünden de TMK’nın 6. ve HMK’nın 190. maddesi uyarınca murisin mal kaçırma kastı ile hareket ettiğinin ispat edilememesine rağmen davanın kabul edilmesi ile mirasçılardan kısıtlı ....’un velisi sıfatıyla davada yer alması gereken ....’nin davacı olarak hüküm başlığında gösterilmesi ve hüküm kısmında ....’ye mirasçı gibi pay verilmiş olması isabetsizdir.

Ne var ki, dava konusu taşınmazın keşfen saptanan dava tarihindeki toplam değeri 415.166,00 TL, davalı ... adına kayıtlı 240/476 payın değeri 209.327,40 TL, davalı ...’dan miras payı 7/56 olan her bir davacının payına isabet eden değer 26.165,93 TL, miras payı 4/56 olan her bir davacının payına isabet eden değer 14.951,96 TL; davalı ... adına kayıtlı dava konusu 59/476 payın değeri 51.459,65 TL, davalı ...’dan miras payı 7/56 olan her bir davacının payına isabet eden değer 6.432,46 TL, miras payı 4/56 olan her bir davacının payına isabet eden değer 3.675,69 TL olup anılan değerler Bölge Adliye Mahkemesinin karar tarihi itibari ile kesinlik sınırı olan 378.290,00 TL'nin altında kaldığından Bölge Adliye Mahkemesi kararı eleştirilmekle yetinilmiştir.

KARAR

Açıklanan sebeplerle; Davalılar vekilinin temyiz dilekçesinin değerden REDDİNE, Peşin alınan temyiz harcının istek hâlinde temyiz eden davalılara iadesine, Dosyanın İlk Derece Mahkemesine, kararın bir örneğinin kararı veren Bölge Adliye Mahkemesine gönderilmesine, 26.05.2025 tarihinde kesin olmak üzere oy birliğiyle karar verildi.

Karar Etiketleri
© 2026 İçtihat Pro — ictihatpro.com  |  Bu belge bilgilendirme amaçlıdır. Resmi belge niteliği taşımaz.