6. ASLİYE TİCARET MAHKEMESİ

Davacı vekili dava dilekçesinde özetle: Dava İcra ve İflâs Kanunu'nun 72'nci maddesine göre açılan menfi tespit davası niteliğinde olduğunu, müvekkilinin cari kur farkından doğan haksız talebe konu fatura kaynaklı borçlu olmadığının tespitini içerdiğini, cari kur farkına ilişkin hiçbir anlaşma ve uygulama olmayan talep usul ve esas açıdan hukuka aykırı içeren nitelikte olduğunu, söz konusu davaya konu talebimizin kabulü gerektiğini, müvekkili firma ile davalı arasında süregelen ilişki kapsamında, davalıdan kapı satın almasına yönelik ticarî ilişki tesis edildiğini, fatura kesilmesini müteakip anlaşılan vadelerde ödemeler yapıldığını ve müvekkili açısından edimler ifa edildiğini, başka bir deyişle müvekkilinin davalıya herhangi borcu bulunmadığını, müvekkili ile hiçbir şekilde yabancı para cinsinden bir anlaşması olmamasına rağmen 27.05.2022 tarihinde Cari Kur Farkı Gelirleri içerikli fatura kesilerek müvekkiline gönderildiğini ve ticarî ilişkilere hâkim olan yazılı/yazısız usul ve esaslara aykırı bu tavır karşısında müvekkilince atılan maillerden, faturanın kabul edilmediği, bu konuda hiç bir açıklayıcı bilgi ve belge olmadığı ve faturanın işleme alınmayacağı şeklinde itiraz edildiğini, izahat istendiğini, akabinde ve ayrıca Bornova .... Noterliği'nin 06.06.2022 tarih ve ... yevmiye no.su ile itiraz edilerek resmî itiraz prosedürünün tamamlanarak faturanın işleme alınmadığını, belirtilen süreçten 22.02.2023 tarihli davalı ihtarı tebliğ edilinceye kadar hiçbir bilgilendirme yapılmadığını, aradan geçen uzun süre sonrası Karşıyaka .... Noterliği'nin ... yevmiye no.lu ihtarı ile sanki faturaya itiraz edilmediği gibi cari hesap kaynaklı 106.682,89 USD alacaklı olduğu ihtar edilerek olmayan bir borç için talepte bulunulduğunu, 1.717.815,10 TL cari kur farkı talepli faturadan borcu bulunmadığını, davalı ile müvekkili arasında borcun yabancı para cinsinden ödeneceği ve kur farkı yansıtılacağı hususunda yazılı bir sözleşme veya uygulama bulunmadığını, davalı ile olan ticarî ilişkinin, faturanın kesilmesine yönelik ödemesini yaptığını, gerek anlaşma gerek talep gerekse de ödeme Türk Lirası üzerinden yapıldığını ve devam eden bir ilişkinin süregeldiğini, davalı ile aradaki borç ilişkisinin temelinin sözleşme olduğu dikkate alındığında, sonradan, tek taraflı ve aleyhe inşa edilen bir edimin müvekkilince kabulünün mümkün olmadığını, böyle bir ilişki kurulsaydı, bedelin hangi tarihteki kur üzerinden ödeneceği veya sabit bir kur miktarı belirlenebileceği gibi kur farkı alacağının doğmasına ilişkin düzenlemeye de yer verilebileceği muhtemel olduğundan kur farkı içerir bir sözleşmesel ilişki kurulduğundan bahsedilmesinin mümkün olamayacağını, müvekkilinin borçlu olmadığının tespitini ortaya koyan başka bir gerekçenin de, müvekkilin hangi alacağın ödenmediği ve hangi alacağa dair davalı lehine kur farkı alacağı oluştuğunun ortaya konulamaması olduğunu, ödememe olgusu söz konusu olmadığından kur farkı faturasına dayanak geç ödeme ve bu geç ödeme ile lehine kur farkı oluşması arasında illiyet bağlantısı kurulabilmesinin de mümkün olmadığını, davalının fatura bedellerini tahsil ederken kur farkı alacağı hususunda ihtirazi kayıt koymadığı da göz önüne alındığında aralarında kur farkı anlaşması olmayan taraflar arasında hem ödememe/geç ödeme hem de kur farkına sebebiyet verme olgusunun gerçekleşmediğinin açık olduğunu, cari kur farkı anlaşması yokluğu dışında uygulamanın/teamülün de olmadığını, cari kur farkı faturasının haklı bir sebeple kesilmemiş olduğunu ortaya koyan diğer bir gerekçe olduğunu, faturaya konu malların satımının TL karşılığı yapıldığından carî kur farkı geliri talep edilebilmesinin mümkün olmadığını, taraflar arasındaki ticarî ilişkiye konu faturalar incelendiğinde de cari kur farkının talebinin mümkün olamayacağının görüldüğünü, davalının, düzenlemiş olduğu satış faturalarında satışa konu emtianın değerini TL bazında gösterdiğini, her ne kadar vergi mevzuatı gereği faturaların TL olarak düzenlenmesi zorunlu ise de ne miktarda döviz karşılığı olduğunun da faturalarda gösterilmesi ve davalının, sadece TL bazında fatura düzenlemesinin de davalının kur farkı alacağını talep etmediğini ve tercihini TL bazında ödeme yapılması noktasında kullandığı anlamına geldiğini, çekilen ihtarname ile kur farkı faturası incelendiğinde, davalının kur farkı faturası ile sonradan ihtarname ile talep ettiği ödemelerin farklı miktarlarda olduğu görüldüğünden cari kur farkı talebinde bulunulamayacağı konusunda haklı olduklarının görüldüğünü, bu nedenlerle davanın kabulüne, cari kur farkına konu borcunun olmadığının tespitine, davalının %20’den az olmayan bir tazminata mahkum edilmesine, yargılama giderleri ve vekalet ücretinin davacılara yükletilmesine karar verilmesini talep etmiştir.

Tam metni görüntülemek için kayıt olun

Ücretsiz üyelik ile günlük 1 karar görüntüleme hakkı kazanın

Ücretsiz Kayıt Ol Giriş Yap