9. Hukuk Dairesi
T.C.
İSTANBUL
BÖLGE ADLİYE MAHKEMESİ
9.HUKUK DAİRESİ
T Ü R K M İ L L E T İ A D I N A
K A R A R
İNCELENEN DOSYANIN
MAHKEMESİ: İSTANBUL 15. ASLİYE TİCARET MAHKEMESİ
Yukarıda yazılı İlk Derece Mahkemesi kararına karşı istinaf yasa yoluna başvurulması üzerine, Dairemiz Heyetince yapılan müzakere sonucunda;
GEREĞİ DÜŞÜNÜLDÜ
Davacı vekili dava dilekçesinde özetle; 17/07/2007 tarihinde ...'ın sevk ve idaresindeki ... plakalı araç ile ...'in sevk ve idaresindeki ... plakalı aracın çarpışması neticesinde meydana gelen trafik kazasında ...'ın vefat ettiğini, müvekkilinin vefat eden eşi ...'ın desteğinden yoksun kaldığını, kazanın oluşumunda Yomra Asliye Ceza Mahkemesinin 2007/61 Esas 2008/126 Karar sayılı dosyasından ... plakalı araç sürücüsünün asli kusurlu, ... plakalı araç sürücüsünün ise tali kusurlu bulunduğunu, davalının kazaya sebep olan ...plakalı aracın kaza tarihinde Yeşil Kart sigortacısı olması sebebiyle sorumlu olduğunu fazlaya ilişkin hakları saklı kalmak kaydıyla müvekkili için 43.000,00-TL destekten yoksun kalma tazminat ve 30.000,00-TL manevi tazminat olmak üzere toplam 73.000,00-TL tazminatın dava tarihinden itibaren yasal faiziyle davalıdan tahsiline karar verilmesini talep etmiştir.Davalı vekili cevap dilekçesinde özetle; Dava konusu kaza ile ilgili olarak Yomra Asliye Ceza Mahkemesinin 2007/61 Esas 2008/126 Karar sayılı dosyasının kesinleşmesinin beklenilmesini, ... plakalı aracın kaza tarihinde trafik sigortacısının ... Sigorta AŞ.olduğundan davanın ihbarına karar verilmesi gerektiğini, davacı tarafın herhangi bir sosyal güvenlik kurumundan tazminat alıp almadığının belirlenmesi gerektiğini, müvekkil büronun manevi tazminatlarla ilgili sorumluluğunun ancak yabancı sigorta şirketinin ihtiyaren teminat vermesi halinde söz konusu olacağını belirterek davanın reddini talep etmiştir.Mahkemece yapılan yargılama sonucunda, "Davanın reddine " karar verilmiştir. Bu karara karşı davacı vekili istinaf başvurusunda bulunmuştur.Davacı vekili istinaf başvuru dilekçesinde özetle; Müvekkilinin her iki davada da davacı, davalılar ise müteselsil borçlular olup her iki davada davalı farklı olduğunu, kesin hüküm iddiasında bulunulan davada davalı davaya konu kazada kazaya sebep olan sürücüsü, huzurdaki davada ise davalı kazaya sebep olan aracın Yeşil Kart sigortacısı olduğunu, bir davaya ait şekli anlamda kesinleşmiş olan hükmün, diğer bir davada maddi anlamda kesin hüküm oluşturabilmesi için, her iki davanın taraflarının, dava sebeplerinin ve ilk davanın hüküm fıkrası ile ikinci davaya ait talep sonucunun aynı olması gerektiğini, müteselsil borçlulardan biri veya birkaçı ile alacaklı arasında yahut müteselsil alacaklılardan biri veya birkaçı ile borçlu arasında oluşan kesin hüküm, diğerleri hakkında geçerli olmadığını, kesin hüküm itirazında bulunulan Trabzon 3.Asliye Hukuk Mahkemesi’nin 2012/315 E. ve 2012/276 K. sayılı dosyasında taraflar farklı olduğundan ve farklı davalılar müteselsil borçlu olduklarından kesin hüküm itirazında bulunulamayacağını, B.K.
145.maddesine göre müteselsil borçlulardan biri tarafından yapılan ödeme tüm borçluların ödeme oranında borcundan kurtulması sonucunu doğuracağını, davaya konu olayda , Trabzon 3.Asliye Hukuk Mahkemesinin 2012/315E. ve 2012/276 K. sayılı kararına göre yapılan ödemenin güncellenerek hesaplamanın yapılmasını ve talepleri gibi karar verilmesi gerektiğini, AAÜT 13/4 maddesine göre maddi tazminat istemli davaların tamamının reddi durumunda avukatlık ücreti, bu tarifesinin ikinci kısmının ikinci bölümüne göre hükmolunacağını oysa huzurdaki davada nispi olarak hesaplama yapıldığını belirterek istinaf yasa yoluna başvurmuştur. Dava, ölümlü trafik kazası nedeniyle destekten yoksun kalma tazminatı ve manevi tazminat istemine ilişkin olup istinaf açısından uyuşmazlık konusu HMK'nın 355. maddesine göre kamu düzeni ve istinaf nedenleri ile sınırlı olmak üzere İlk Derece Mahkemesince verilen kararın usul, yasa ve dosya içeriğine uygun olup olmadığıdır. Dosya kapsamından, 17/07/2007 tarihinde davacının murisi ...'ın sevk ve idaresindeki ... plakalı aracın dava dışı ...'in sevk ve idaresindeki ... plakalı araçla karıştığı kazada vefat ettiğinden kazaya sebebiyet veren araç yabancı plakalı olduğundan tazminat talep edildiği anlaşılmıştır. Yargıtay 4. Hukuk Dairesi Başkanlığının 29/03/2022 tarih, 2021/9665 Esas ve 2022/6163 Karar sayılı kararında açıklandığı üzere "Ülkemizin de üyesi bulunduğu Avrupa Konseyi mensuplarının 20 Nisan 1959 tarihinde imzaladıkları Beynelmilel Mecburi Mesuliyet Sigortasına Dair Avrupa Sözleşmesi gereğince ülkemizde de tüzel kişiliğe haiz ... Şirketleri Birliği Motorlu Taşıt Bürosu kurulmuş olup yeşil kart sistemi uygulanmaya başlamıştır. Yeşil kart poliçesi o ülkede düzenlenmiş zorunlu mali sorumluluk sigorta poliçesi gibi kabul edilecektir. Buna göre yeşil kart sigortası anlaşmaya dahil birbirlerine seyahat edilecek yabancı ülkelerin zorunlu mali sorumluluk sigortalarını bir araya getiren beynelmilel bir sigorta poliçesi olarak tanımlanmaktadır. Kaza tarihinde yürürlükte olan 6098 sayılı Türk Borçlar Kanunu'nda haksız fiil halinde müteselsil sorumluların dış ilişkisi 61.maddede düzenlenerek birden çok kişi birlikte bir zarara sebebiyet verdikleri veya aynı zarardan çeşitli sebeplerden dolayı sorumlu oldukları takdirde, haklarında müteselsil sorumluluğa ilişkin hükümler uygulanacağı kabul edilmiş; müteselsil sorumlar arasındaki iç ilişkisi ise 62.maddede düzenlenmiştir. Müteselsil sorumluluğa ilişkin TBK'nın 162/1.maddesine göre ise müteselsil borçlulardan her biri, alacaklıya karşı borcun tamamından sorumludur. Aynı Kanun'un 163.maddesi gereğince borç tamamen ifa edilinceye kadar alacaklıya karşı bütün borçluların sorumluluğu devam eder. Alacaklı, borçluların birinden, bir kısmından veya hepsinden alacağını talep etme ve dava açma hakkına sahiptir.Borcun Sona Ermesi başlıklı TBK'nın 166/1.maddesine göre; Borçlulardan biri, ifa veya takasla borcun tamamını veya bir kısmını sona erdirmişse, bu oranda diğer borçluları da borçtan kurtarmış olur.Davacı tarafından Trabzon 3. Asliye Hukuk Mahkemesi'nin 2012/315 Esas sayılı dosyasında alınan kusur raporuna göre, davacının murisi ...'ın kazanın oluşumunda %80 oranında, dava dışı sürücü ...'in ise %20 oranında kusurlu olduğu tespit edilmiştir.Davacının, Trabzon 3.Asliye Hukuk Mahkemesinin 2012/315 E. sayılı dosyası açılan ve kesinleşen davada belirlenen destek zarar tutarının tamamı araç sürücüsü tarafından ödenmiştir. Türkiye Motorlu Taşıt Bürosu'nun Türkiye'de trafik kazasına karışan yabancı plakalı araçların verdiği zararlardan kusur oranında sorumludur. Dava dava dışı sürücü ...'in yüzde yirmi kusuruna dayanarak açılmıştır. Ancak, davacı taraf, Trabzon 3. Asliye Hukuk Mahkemesi'nin 2012/315 Esas sayılı dosyasında açmış olduğu davada yabancı plakalı araç sürücüsü dava dışı ...'den maddi ve manevi tazminat talep etmiş, mahkemece maddi ve manevi tazminata hükmedilmiş ve karar kesinleşmiş ve borcun tamamı ödenmiş olduğu dosya kapsamından anlaşılmıştır. Bu durumda işbu davada destek zararının belirlenmesi ve tamamının hüküm altına alınması, yeni olarak gelişen ve değişen bir durum bulunmaması, TBK'nın 166.maddesi gereği, araç sürücüsünün davacının kesinleşen mahkeme kararı ile belirlenen zararının tamamını ödediğinden araç sürüsü ile birlikte müteselsil sorumlu olan davalı da borçtan kurtulmuş olacağından mahkemece maddi zarar talebinin reddine karar verilmesinde usul ve yasaya aykırılık bulunmamaktadır. Yargıtay 4. Hukuk Dairesinin 2022/1388 E. ve 2024/2674 K. sayılı kararında belirtildiği gibi; "... Manevi tazminat bir bütündür. Duyulan acı ve üzüntünün karşılığı dava yolu ile belirlenip karşı tarafa bildirildikten sonra artırılması veya yeni bir dava açılarak istenmesi mümkün değildir. Manevi tazminatın takdirinde hakime çok geniş takdir yetkisi verilmiştir. Acı ve elemin bölünerek bir kısmının açılacak kısmi dava ile kalanının açılacak başka bir davada talep edilmesi, manevi tazminatın özüne ve işlevine aykırı düşer. (Yargıtay Hukuk Genel Kurulu'nun 01.03.2006 tarih ve 2006/2-14 E, 2006/26 K. sayılı ilamı) Yerleşik Yargıtay uygulamalarında, manevi tazminatın tekliği ve bölünmezliği ilkesi kabul edilmiş olup, manevi tazminatın anılan mahiyeti de dikkate alındığında, belirsiz alacak davasına konu edilebilmesi, kısmi dava olarak açılıp sonradan miktarının artırılması mümkün değildir." Somut olayda; davacı taraf davadan önce sürücüye karşı açtığı başka dava sonunda manevi tazminat ve destekten yoksun kalma tazminatına hükmedildiği ve kararın kesinleştiği anlaşılmakla müşterek müteselsil sorumluluk gereği mahkemece davanın reddine karar verilmesinde usul ve yasaya aykırılık bulunmamaktadır. Kabule göre İlk Derece Mahkemesince maddi tazminat davasının tamamının reddine karar verildiğinden karar tarihinde yürürlükte bulunan 2020 yılı AAÜT'nin 13/4.maddesi gereğince Tarifenin 2. kısmının 2. bölümüne göre maktu vekalet ücreti belirlenmesi gerekirken nispi vekalet ücreti verilmesi doğru olmamıştır. Bu nedenle; davacı vekilinin istinaf başvurusunun vekalet ücreti yönünden kabulüne, HMK'nın 353/1-b/2. maddesi gereğince, İlk Derece Mahkemesi kararı düzeltilerek aşağıda yazılı olduğu şekilde esas hakkında yeniden hüküm kurulmasına karar verilmiştir.
HÜKÜM: Gerekçesi yukarıda açıklandığı üzere:A- Davacı vekilinin istinaf başvurusunun KABULÜ ile yukarıda esas ve karar numarası belirtilen İlk Derece Mahkemesi kararının, HMK'nın 353/1-b/2. maddesi gereğince düzeltilerek yeniden esas hakkında karar verilmek üzere KALDIRILMASINA, Buna göre:1-Davanın REDDİNE,2-Karar tarihinde yürürlükte bulunan Harçlar Kanunu Genel Tebliği gereğince hesap olunan 54,40-TL karar ve ilam harcının davacı tarafça yatırılan 249,34-TL peşin harç ve 226,00-TL ıslah harcı toplamı 475,34-TL harçtan mahsubu ile fazla alınan 420,94-TL harcın karar kesinleştiğinde ve istek halinde davacı tarafa iadesine, 3-Davacı tarafından yapılan yargılama giderlerinin üzerinde bırakılmasına,4-Davalı kendisini vekil ile temsil ettirdiğinden ilk derece mahkemesi karar tarihinde yürürlükte bulunan Avukatlık Asgari Ücret Tarifesi gereğince 3.400,00 TL maktu vekalet ücretinin davacıdan alınarak davalıya verilmesine,5-HMK 333 (1) maddesi uyarınca davacı tarafça yatırılan gider avansından bakiyesinin kararın kesinleşmesi sonrası resen mahkememizce davacıya iadesine,
B-İSTİNAF İNCELEMESİ BAKIMINDAN;1-Davacı tarafından peşin olarak yatırılan istinaf karar harcının, istem halinde İlk Derece Mahkemesi tarafından kendisine iadesine,2-İstinaf aşamasında davacı tarafından yapılan 310,00 TL posta ve tebligat giderinden ibaret yargılama gideri ile 1.169,40 TL istinaf başvuru harcının davalıdan tahsili ile davacıya verilmesine, 3-Duruşma yapılmadığından, vekalet ücretine hükmedilmesine yer olmadığına,4-İstinaf aşaması için yatırılan gider avansından artan kısmın yatıran tarafa iadesine, Dosya üzerinde yapılan inceleme sonunda, HMK'nın 361. maddesi uyarınca kararın tebliğ tarihinden itibaren iki hafta içerisinde Yargıtay ilgili hukuk dairesine hitaben verilecek temyiz dilekçesi ile temyiz yasa yolu açık olmak üzere oy birliği ile karar verildi.09/07/2025