Aramaya Dön

Danıştay 4. Daire Başkanlığı

Esas No
E. 2024/3308
Karar No
K. 2025/1314
Karar Tarihi
Karar Sonucu
BOZULMASINA
Hukuk Alanı
İdare Hukuku

Danıştay 4. Daire Başkanlığı         2024/3308 E.  ,  2025/1314 K. "İçtihat Metni" T.C. D A N I Ş T A Y

DÖRDÜNCÜ DAİRE

Esas No: 2024/3308
Karar No: 2025/1314
TEMYİZ EDENLER: 1- (DAVALI) ... Bakanlığı
VEKİLİ: Av. ...

2.(DAVALI) ... Valiliği

VEKİLİ: Av. ...

3.(DAVALILAR YANINDA MÜDAHİL) ... Anonim Şirketi

VEKİLİ: Av. ...

4.(DAVALILAR YANINDA MÜDAHİL) ... Sanayi ve Ticaret Anonim Şirketi

VEKİLİ: Av. ...
KARŞI TARAF (DAVACI): ... Sanayi ve Ticaret Anonim Şirketi
VEKİLİ: Av. ...

İSTEMİN KONUSU : ... İdare Mahkemesinin ... tarih ve E:..., K:... sayılı kararının temyizen incelenerek bozulması istenilmektedir. YARGILAMA SÜRECİ :

Dava konusu istem: İstanbul İli, Çatalca İlçesi ... Mahallesi ile Silivri İlçesi, ... Mahallesinde davalı yanında müdahillerden Türkiye Elektrik İletim Anonim Şirketi tarafından yapılması planlanan "... TM Elektrik Enerjisi İletim Hattı" projesi ile ilgili olarak İstanbul Valiliği Çevre, Şehircilik ve İklim Değişikliği İl Müdürlüğünce verilen ... tarih ve E-... sayılı "Çevresel Etki Değerlendirmesi (ÇED) Gerekli Değildir" kararının iptali istenilmiştir.

İlk Derece Mahkemesi kararının özeti: İdare Mahkemesince verilen kararda; uyuşmazlığın çözümü amacıyla orman (çevre) mühendisi, iki maden mühendisi, elektrik mühendisi ve harita mühendisi bilirkişilerden oluşun bilirkişi heyetiyle yaptırılan keşif ve bilirkişi incelemesi sonucunda düzenlenen bilirkişi raporu ile her bir mühendislik bilimi açısından yer verilen teknik tespitler, dosya kapsamında yer alan diğer bilgi ve belgeler ile birlikte değerlendirildiğinde; yapılması planlanan ... Elektrik Enerjisi İletim Hattı projesi ile ilgili olarak verilen "ÇED Gerekli Değildir" kararının, Kuvarsit Maden İşletme Ruhsat sahasında faaliyet gösteren davacı şirkete ait 2000 yılından 2025 yılına kadar yaklaşık 25 yıl süreyle geçerliliği bulunan 3958.25 ha yüz ölçümündeki maden işletme ruhsatı ve aynı tarihe kadar 352.27 ha alan için geçerli olan kuvarsit madeni işletme izninin bulunduğu ve halihazırda da geçerliliğini koruduğu, devamla davacının maden sahası üzerinden geçirilen dava konusu EİH hattına ilişkin olarak Enerji ve Tabii Kaynaklar Bakanlığı Türkiye Elektrik İletim Anonim Şirketi Genel Müdürlüğü İletim Hatları Tesis Dairesi Başkanlığı'nın ... tarih ve ... sayılı yazısıyla alternatif olarak başka bir güzergâhın da belirtilmesine karşın, dava konusu ... Elektrik Enerjisi İletim Hattının maden sahasından ve de kuvarsit üretimini engelleyecek şekilde inşa edilmek suretiyle geçirildiği, bilirkişi raporunda da değinildiği üzere; taş savrulmasına yönelik yapılan hesaplarda elde edilen azami taş savrulma mesafesinin 43.5 m civarında olduğu, ancak, kuru hava şartlarında azami taş savrulma mesafesinin düşebileceği, yine aynı şekilde mevsimsel koşullar itibarıyla yağışlı havalardan kaynaklı üretim deliklerinin sulu olmasından dolayı azami taş savrulma mesafesinin artabileceği, ölçekli gömme derinliği yaklaşımı olmak üzere bir çok yaklaşımın mevsimsel şartlar dolayısıyla ortalama değerler bandında kalacağı, yapılması muhtemel hesaplama tekniklerinde, sıkılama boyu, şarj boyu ve delik çapına bağlı olarak azami taş savrulma mesafeleri 40-50 m arasında değişim göstereceğinin tespitine yer verildiği, ancak, dava konusu olan EİH için mevcut tehlikenin patlatma kaynaklı taş savrulmasından ziyade patlatma kaynaklı titreşim (yer sarsıntısı) ve titreşim frekansından oluşabilecek hasarlardan kaynaklanabileceği, bu nedenle patlatma kaynaklı titreşimler, tıpkı deprem dalgaları gibi zemin/kaya özelliklerine bağlı olarak uzaklara taşıyabilme özelliğine sahip oldukları, maden sahalarında yapılacak atımların 285 m ve daha yakın mesafede olmasının zarar verme ihtimalinin kaçınılmaz olduğu, olası bir elektrik iletim hattı kopması veya nakil direklerinin devrilmesi sonucunda hattın geçmekte olduğu ormanlık alanda yangına sebebiyet verme ihtimalinin yüksek olduğu, (Alternatif hat güzergahı mevcut güzergaha nispeten daha düz ve kolay müdahale edilebilecek araziden/yol kenarından geçecek olması) devamla maden cevher rezervinin elektrik iletim hatları gibi bir yerden başka bir yere taşınabilme olasılığının olmaması (tek olasılık maden cevherinin çıkarılması) hususları birlikte değerlendirildiğinde, mevcut elektrik iletim hattının deplasesinin uygun olacağı, bir başka deyişle, kuvarsit madeni işletme izni ruhsat alanı sınırları içinde, Türkiye Elektrik İletim Anonim Şirketi Genel müdürlüğü (TEİAŞ) tarafından yapılması planlanan " ... Elektrik Enerjisi İletim Hattı" projesi ile ilgili olarak verilen "ÇED Gerekli Değildir" kararında hukuka uyarlık bulunmadığı sonucuna varılmıştır.

Öte yandan, ayrıntısına bilirkişi raporunda da yer verildiği üzere, belirtilen riskler çerçevesinde, EİH nedeniyle üretilemeyecek 5.971.638,23 ton kuvarsit cevherinin toplam devlet katkısının 5.876.927.245,90-TL, alternatif EİH nedeniyle üretilemeyecek 2.830.075,79 ton kuvarsit cevherinin toplam devlet katkısının ise 2.785.190.411,47-TL olarak hesaplandığı, hesaplanan meblağın mevcut EİH ile alternatif EİH açısından değerlendirilmesi neticesinde de çıkarılamayacak olan maden rezervi nedeniyle alınması gereken devlet katkı payında kayıplara neden olacağı hususları da (elektrik üretim miktarları üzerinden hesaplanan devlet katkı payı kaybının 40.216,24 USD ve bunun karşılığı olan 1.260.473,6 TL) göz önünde bulundurulmalıdır. Belirtilen gerekçelerle, hukuka aykırı bulunan dava konusu işlemin iptaline karar verilmiştir.

TEMYİZ EDENLERİN İDDİALARI :

1.Davalı idarelerden Çevre, Şehircilik ve İklim Değişikliği Bakanlığı tarafından, dava konusu işlemin ÇED Yönetmeliğine uygun tesis edildiği, ÇED ile projenin çevre üzerindeki etkilerinin belirlendiği, bilirkişi raporunun hükme esas alınamayacağı, nitekim enerji nakil hattı ile kuvarsit ocağının en yakın mesafelerinin hatalı hesaplandığı, dolayısıyla hava şoku, titreşim ve taş fırlatma ile ilgili değerlendirmelerin de hatalı olduğu, mesafelerin doğru hesaplanması halinde her iki faaliyetin birlikte çalışması sonucu herhangi bir rezerv kaybı yaşanmayacağının veya birbirlerini olumsuz etkilemeyeceğinin ortaya çıkacağı, kaldı ki rezerv kaybının da basamaklandırma yöntemine göre yapılmadığı, MAPEG tarafından, her iki faaliyetin birlikte çalışmasında sakınca bulunmadığının belirtildiği, Mahkeme kararının bozulması gerektiği ileri sürülmektedir.

2.Davalı idarelerden İstanbul Valiliği tarafından, MAPEG'in, davacı tarafından hattın değiştirilmesi isteğiyle yapılan başvurunun, EİH ile maden ruhsat sahası girişimli olsa da, proje güzergahında çalışma yapılmadığı, madencilik faaliyetleri bakımından bakir durumda olduğu, girişimli olan alanın mevcut maden işletme alanı dışında olduğu, arama faaliyetleri neticesinde üç boyutlu olarak rezervin boyutlandırılmadığı, ruhsat sahibi tarafından proje alanında yapılan bir yatırımın olmadığı, bu nedenle her iki projenin birlikte yürütülebileceği dikkate alınarak Genel Müdürlük tarafından dava konusu projenin yapılmasının uygun bulunduğu gerekçesiyle reddedildiği; hükme esas alınan bilirkişi raporunda EİH ile kuvarsit ocağının en yakın mesafelerinin hatalı olarak hesaplandığı, dolayısıyla hava şoku, titreşim ve taş fırlatma mesafelerinin hesaplamasında esas alınan verilerin hatalı olduğu, örneğin kuvarsit ocağına en yakın noktanın elektrik direkleri yerine kabloya olan mesafesi dikkate alınarak titreşimle ilgili yapılan değerlendirmelerin de hatalı olduğu, titreşim hesabında doğru değer ve elektik direklerine olan mesafe dikkate alınırsa projenin güvenli alanda kaldığı, aynı şekilde hava şoku ve taş savrulması bakımından da dava konusu projenin olumsuz etkilenmeyeceği, bilirkişi raporundaki ayrıksı görüşte yer alan tespitler dikkate alındığında, hattın deplase edilmesinin de kamu yararına uygun olmadığı, nitekim bu halde ormanın ekstra zarar görme tehlikesinin bulunduğu, hat için alternatif güzergahın da riskli olduğunun ortaya konulduğu belirtilerek, Mahkeme kararının bozulması gerektiği ileri sürülmektedir.

3.Davalı yanında müdahillerden Türkiye Elektrik İletim Anonim Şirketi tarafından, hükme esas alınan bilirkişi raporunda orman mühendisi tarafından vurgulandığı üzere, EİH projesinin güzergahında değişiklik yapılmasının ekosistem açısından olumsuz sonuçlar doğurabileceği, diğer taraftan 3213 sayılı Maden Kanunu'nun 7. maddesinin 16. fıkrasında düzenlenen arama döneminde hiçbir yatırım yapılmamış ise diğer yatırımların yapılmasına engel teşkil etmeyeceğine ilişkin hüküm gereği, MAPEG tarafından, proje güzergahın madencilik çalışması yapılmadığının ve girişimli alanın mevcut işletme izni dışında olduğunun tespit edildiği, bilirkişi raporunda da orman ve çevre mühendisliği bakımından yapılan değerlendirmede, mevcut hat çevresinde herhangi bir madencilik faaliyetinin yapılmadığının tespit edildiği, bilirkişi raporunda alternatif hatla ilgili elektik enerjisi kaybıyla ilgili hesaplamalar yapılmış ise de, EİH'nın deplase edilmesi durumunda oluşacak tesis maliyetleri, yeniden orman geçiş izni alınacak olması sebebiyle kesilmesi gerekecek olan orman örtüsünün doğuracağı ekolojik zararlar gibi hususların göz önüne alınmadığı, nitekim alternatif güzergahın engebeli ve eğimli olduğu, ayrıca alternatif güzergah için İstanbul Orman Bölge Müdürlüğünün orman bütünlüğünün bozulmasına sebep olunacağı gerekçesiyle alternatif güzergahın uygun görülmediğine yönelik olumsuz görüşünün bulunduğu, diğer taraftan bilirkişi raporunda söz konusu alandaki madencilik faaliyetine yönelik başvurularının olumlu sonuçlandığı varsayımıyla değerlendirme yapıldığı, dolayısıyla davacının madencilik faaliyeti yapabilmesi için zorunlu olan izinlerin eksik veya bu yöndeki başvurularının reddedilmiş olduğu belirtilerek, Mahkeme kararının bozulması gerektiği ileri sürülmektedir.

4.Davalı yanında müdahillerden ... Üretim Sanayi ve Ticaret Anonim Şirketi tarafından, hükme esas alınan bilirkişi raporunda proje aleyhine değerlendirmede bulunan bilirkişiler ile davacı lehine görüş hazırlayan uzmanların aynı üniversitede öğretim üyesi oldukları ve bilirkişilerin, uzman raporundaki hususların gerçekliğini araştırmaksızın dikkate almaları sebebiyle objektif ve tarafsızlıkla ilgili usul kurallarına aykırı hareket edildiği, bilirkişi raporuna yönelik itirazların soyut ve genel ifadelerle karşılandığı, somut olarak irdelenmediği, diğer taraftan MAPEG'in faaliyetlerin bir arada yürütülmesiyle ilgili olumlu görüşünün bulunduğu, alternatif hatla ilgili İstanbul Orman Bölge Müdürlüğünün orman bütünlüğünün bozulmasına sebep olunacağı gerekçesiyle alternatif güzergahın uygun görülmediğine yönelik olumsuz görüşünün bulunduğu, alternatif hatla ilgili herhangi kurum görüşleri alınmış onaylı bir projenin veya kamu yararı kararının bulunmadığı, bilirkişi raporunda dava konusu proje alanında fiilen madencilik faaliyeti yapılıp yapılmadığı, çıkartılan madenin miktarı, üretim yapılmış ise patlatmalı üretim olup olmadığının araştırma yapılmaksızın patlatmanın etkilerine yönelik değerlendirme yapılırken deneysel 4 adet patlatamaya dayalı olarak görüş oluşturulduğu, ayrıca MAPEG idaresinin İç Yönergesinde dava konusu projenin uzunluğundaki EİH için 20 m'lik güvenlik mesafesinin yeterli olacağının kabul edildiği, patlatma kaynaklı etkilerin başlangıç noktasının madenin çıkarıldığı ocak yerinin olması gerektiği, bilirkişilerce patlatmanın etkilerini değerlendirmek için esas alınan mesafelerin hatalı olduğu, nitekim bilirkişilerce işletme izni sınırına kadar üretim yapılacağının kabul edilmek suretiyle hesaplamaların işletme izin sınırından itibaren mesafelerin hesaplandığı, bilirkişilerce hava şokunun elektrik iletim hattını nasıl olumsuz etkilediğinin ortaya konulmadığı ve titreşim hesabında esas alınan değerin yanlış olduğu, davacının önerdiği alternatif hat güzergahının ocak işletme alanlarına daha yakın bir mesafede olduğu, ayrıca davacı tarafından yapılması planlanan faaliyetler nedeniyle ihtiyaç duyulan elektrik için hat çekileceğinin beyan edildiği, dolayısıyla dava konusu proje için olduğu ileri sürülen patlatmanın bu hat için de etkilerinin olacağı, bilirkişi raporunda davacının sunduğu belgelerin esas alınmasıyla maden devlet hakkının da hatalı hesaplandığı belirtilerek Mahkeme kararının bozulması gerektiği ileri sürülmektedir.

KARŞI TARAFIN SAVUNMASI :

Davacı tarafından, mevcut güzergahın madencilik faaliyetlerini engelleyecek nitelikte olduğu, nitekim, yapılması planlanan hattın işletme izinlerinin etki alanında, ocak ilerleme yönünde ve işletme izni genişletme çalışmalarının olduğu bölgede kalması nedeniyle bu bölgeden hattın geçirilmesine muvafakat verilmediği, ancak alternatif hattın maden rezervlerinin dışında olduğu, dolayısıyla maden rezervlerine denk gelmeyecek şekilde alternatif güzergahta yapılmasına karşı olunmadığı; maden ocağında elektik ile ateşleme yöntemi kullanılarak patlatma yapıldığı, EİH'nin oluşturduğu manyetik ve statik elektrik etkisi, patlatmalı maden üretimi için kullanılacak elektrikli ateşleyicinin istem dışı ateşlenmesine sebep olabileceği, alternatif alandaki hattın da işletme izni sınırları içerisinde olması nedeniyle aynı riskin bulunduğu yönündeki davalı idare ile davalı yanındaki müdahillerin iddiasının, bu alanda madencilik faaliyeti olmadığından madencilik ve elektrik iletim hattı için riskin bulunmadığı, nitekim bilirkişi raporunda da bu yönde bir değerlendirme yapıldığı, alternatif hattın yerleşim alanlarına da yakın olmadığı, alternatif güzergahtan geçirilen hat nedeniyle orman kaybının olmayacağı, alternatif hattın yapılması ile elektrik enerjisi devlet katkı payına göre cevher kaybının azalması ile madencilik faaliyeti katkı payının daha fazla olacağı, dolayısıyla kamu yararının bulunduğu, mevcut hat sahasında kesilen ağaçların yerine doğal süreçlerin başladığı, alternatif güzergahta orman kaybının daha fazla olacağı görüşünün gerçeği yansıtmadığı, bilirkişi rapordaki tespitin aksine, alternatif güzergahta bulunan ağaç çapları ile mevcut güzergahtaki ağaç çaplarının aynı olduğu, sonuç olarak dava konusu işlemin hukuka aykırı tesis edildiği belirtilerek, temyiz istemlerinin reddi gerektiği savunulmuştur. TETKİK HÂKİMİ : ... DÜŞÜNCESİ : Temyiz istemlerinin kabulü ile Mahkeme kararının aşağıda yer alan gerekçelerle bozulması gerektiği düşünülmektedir.

TÜRK MİLLETİ ADINA

Karar veren Danıştay Dördüncü Dairesince, Tetkik Hâkiminin açıklamaları dinlendikten ve dosyadaki belgeler incelendikten sonra gereği görüşüldü:

İNCELEME VE GEREKÇE

MADDİ OLAY:

Davalı yanında müdahillerden Türkiye Elektrik İletim Anonim Şirketi tarafından İstanbul İli, Çatalca İlçesi ... Mahallesi ile Silivri İlçesi, ... Mahallesinde 14.308,96 m (14,30896 km) olup, toplam 44 adet direkten oluşacak şekilde ".. TM Elektrik Enerjisi İletim Hattı" projesinin yapılmasının planlanması üzerine, hazırlanan proje tanıtım dosyası (PTD) İstanbul Valiliği Çevre, Şehircilik ve İklim Değişikliği İl Müdürlüğüne sunulmuş, ilgili kurumlardan alınan görüşler çerçevesinde anılan kurum tarafından ... tarih ve E-... sayılı "ÇED Gerekli Değildir" kararı verilmiştir. Bunun üzerine, söz konusu işlemin iptali istemiyle bakılan dava açılmıştır. İLGİLİ MEVZUAT: 2577 sayılı İdari Yargılama Usulü Kanunu'nun 2. maddesinin 1. fıkrasının (a) bendinde; "iptal davaları; idari işlemler hakkında yetki, şekil, sebep, konu ve maksat yönlerinden biri ile hukuka aykırı olduklarından dolayı iptalleri için menfaatleri ihlal edilenler tarafından açılan davalar" olarak tanımlanmış, aynı Kanununun 14. maddesinin 3. fıkrasının (f) bendinde; dava dilekçelerinin husumet yönünden inceleneceği, 15/1-c maddesinde ise; davanın hasım gösterilmeden veya yanlış hasım gösterilerek açılması durumunda dava dilekçesinin belirlenecek gerçek hasma tebliğ edileceği, aynı Kanunun 14. maddesinin 6. fıkrasında; yukarıda belirtilen usule aykırılığın ilk incelemeden sonra tespit edilmesi halinde davanın her aşamasında 15. madde hükümlerinin uygulanacağı belirtilmiş, yine aynı Kanunun 49/1-c maddesinde ise; usul hükümlerine uyulmamış olunması, kararın bozulmasını gerektiren sebepler arasında sayılmıştır. 2872 sayılı Çevre Kanunu'nun 10. maddesinde; "Gerçekleştirmeyi plânladıkları faaliyetleri sonucu çevre sorunlarına yol açabilecek kurum, kuruluş ve işletmeler, Çevresel Etki Değerlendirmesi Raporu veya proje tanıtım dosyası hazırlamakla yükümlüdürler. Çevresel Etki Değerlendirmesi Olumlu Kararı veya Çevresel Etki Değerlendirmesi Gerekli Değildir Kararı alınmadıkça bu projelerle ilgili onay, izin, teşvik, yapı ve kullanım ruhsatı verilemez; proje için yatırıma başlanamaz ve ihale edilemez..." hükmüne yer verilmiştir. 25/11/2014 tarih ve 29186 sayılı Resmi Gazete'de yayımlanarak yürürlüğe giren "Çevresel Etki Değerlendirmesi Yönetmeliği"nin 4. maddesinde; ''Çevresel etki değerlendirmesi (ÇED): Gerçekleştirilmesi planlanan projelerin çevreye olabilecek olumlu ve olumsuz etkilerinin belirlenmesinde, olumsuz yöndeki etkilerin önlenmesi ya da çevreye zarar vermeyecek ölçüde en aza indirilmesi için alınacak önlemlerin, seçilen yer ile teknoloji alternatiflerinin belirlenerek değerlendirilmesinde ve projelerin uygulanmasının izlenmesi ve kontrolünde sürdürülecek çalışmaları, Çevresel etki değerlendirmesi olumlu kararı: Çevresel Etki Değerlendirmesi Raporu hakkında Komisyon tarafından yapılan değerlendirmeler dikkate alınarak, projenin çevre üzerindeki muhtemel olumsuz etkilerinin, alınacak önlemler sonucu ilgili mevzuat ve bilimsel esaslara göre kabul edilebilir düzeylerde olduğunun belirlenmesi üzerine projenin gerçekleşmesinde çevre açısından sakınca görülmediğini belirten Bakanlık kararı" olarak tanımlanmıştır. Aynı Yönetmeliğin 6. maddesinde ise; "(1) Bu Yönetmelik kapsamındaki bir projeyi gerçekleştirmeyi planlayan gerçek veya tüzel kişiler; Çevresel Etki Değerlendirmesine tabi projeleri için; ÇED Başvuru Dosyasını, ÇED Raporunu, Seçme Eleme Kriterleri uygulanacak projeler için ise Proje Tanıtım Dosyasını, Bakanlıkça yeterlik verilmiş kurum/kuruluşlara hazırlatmak, ilgili makama sunulmasını sağlamak ve proje kapsamında verdikleri taahhütlere uymakla yükümlüdürler. (2) Kamu kurum/kuruluşları, bu Yönetmelik hükümlerinin yerine getirilmesi sürecinde proje sahiplerinin veya Bakanlıkça yeterlik verilmiş kurum/kuruluşların isteyeceği konuya ilişkin her türlü bilgi, doküman ve görüşü vermekle yükümlüdürler. (3) (Değişik:RG-26/5/2017-30077) Bu Yönetmeliğe tabi projeler için "Çevresel Etki Değerlendirmesi Olumlu" kararı veya "Çevresel Etki Değerlendirmesi Gerekli Değildir" kararı alınmadıkça bu projelerle ilgili teşvik, onay, izin, yapı ve kullanım ruhsatı verilemez, proje için yatırıma başlanamaz ve ihale edilemez. Ancak bu durum söz konusu teşvik, onay, izin ve ruhsat süreçlerine başvurulmasına engel teşkil etmez. (4) Bu Yönetmelik hükümlerine göre karar tesis edilmeden önce, projenin gerçekleştirilmesinin mevzuat bakımından uygun olmadığının tespiti halinde, aşamasına bakılmaksızın süreç sonlandırılır." kuralına, 7. maddesinde; "(1) Bu Yönetmeliğin; a) Ek-1 listesinde yer alan projelere, b) "ÇED Gereklidir" kararı verilen projelere, c) Kapsam dışı değerlendirilen projelere ilişkin kapasite artırımı ve/veya genişletilmesinin planlanması halinde, mevcut proje kapasitesi ve kapasite artışları toplamı ile birlikte projenin yeni kapasitesi ek-1 listesinde belirtilen eşik değer veya üzerinde olan projelere, ÇED Raporu hazırlanması zorunludur." kuralına yer verilmiştir.

Aynı Yönetmeliğin Ek-III bölümünde; Çevresel Etki Değerlendirmesi Genel Formatının ihtiva etmesi gereken hususlar düzenlenmiş, Bölüm I: Projenin tanımı ve özellikleri; a) Proje konusu yatırımın tanımı, özellikleri, ömrü, hizmet maksatları, önem ve gerekliliği, b) Projenin yer ve teknoloji alternatifleri, proje için seçilen yerin koordinatları Bölüm II: Proje Yeri ve Etki Alanının Mevcut Çevresel Özellikleri; Proje alanının ve önerilen proje nedeniyle etkilenmesi muhtemel olan çevrenin; nüfus, fauna, flora, jeolojik ve hidrojeolojik özellikler, doğal afet durumu, toprak, su, hava, atmosferik koşullar, iklimsel faktörler, mülkiyet durumu, kültür varlığı ve sit özellikleri, peyzaj özellikleri, arazi kullanım durumu, hassasiyet derecesi (Ek-5’deki Duyarlı Yöreler Listesi de dikkate alınarak) benzeri özellikleri Bölüm III: Projenin İnşaat ve İşletme Aşamasında Çevresel Etkileri ve Alınacak Önlemler, Projenin; a) Çevreyi etkileyebilecek olası sorunların belirlenmesi, kirleticilerin miktarı, alıcı ortamla etkileşimi, kümülatif etkilerin belirlenmesi, b) Sera gazı emisyon miktarının belirlenmesi ve emisyonların azaltılması için alınacak önlemler, c) Projenin çevreye olabilecek olumsuz etkilerinin azaltılması için alınacak önlemler, ç) İzleme Planı (inşaat dönemi), Bölüm IV: Halkın Katılımı; a) Projeden etkilenmesi muhtemel ilgili halkın belirlenmesi ve halkın görüşlerinin çevresel etki değerlendirmesi çalışmasına yansıtılması için önerilen yöntemler, b) Görüşlerine başvurulması öngörülen diğer taraflar, Notlar ve Kaynaklar; Ekler: Çevresel Etki Değerlendirmesi Başvuru Dosyası hazırlanmasında kullanılan bilgi ve belgeler ile raporda kullanılan tekniklerden rapor metninde sunulamayan belgeler, Proje için seçilen yerin koordinatları, Proje için belirlenen yer ve alternatiflerinin varsa; çevre düzeni, nazım, uygulama imar planı, vaziyet planı veya plan değişikliği teklifleri, Proje ile ilgili olarak daha önceden ilgili kurumlardan alınmış belgeler şeklinde düzenlemeler yer almıştır.

HUKUKİ DEĞERLENDİRME:

Yukarıda yer verilen mevzuat hükümleri uyarınca; çevresel etki değerlendirmesi ile, gerçekleştirilmesi planlanan projelerin çevreye olabilecek olumlu ya da olumsuz etkilerinin belirlendiği, olumsuz yöndeki etkilerin önlenmesi ya da çevreye zarar vermeyecek ölçüde en aza indirilmesi için alınacak önlemlerin irdelendiği, seçilen yer ile teknoloji alternatiflerinin değerlendirildiği, ayrıca projelerin uygulanmasının izlendiği ve kontrolünde sürdürülecek çalışmaların belirlendiği bir süreç öngörülmüş olup, Yönetmelik kapsamında yer alan bir faaliyet nedeniyle hazırlanacak ÇED raporunda özel format uyarınca, projenin gerçekleştirileceği yer ile alternatif alanlar belirlenerek projenin hizmet amacı, önem ve gerekliliği kapsamında yerin ve etki alanının çevresel özellikleri, çevresel etkiler ve alınacak önlemlerin tartışılması, faaliyet yerinin belirlenmesinde ise, faaliyetin büyüklüğü, amacı, ulaşım, iklim, toprağın ve çevrenin özellikleri, olası etkiler ve etkilerin azami giderilme olanakları gibi unsurların etkili olması, bu bağlamda, sürdürülebilir kalkınma ve sürdürülebilir çevre dengesinin sağlanması yolunda belirtilen nitelikteki bir faaliyete en uygun yerin seçilmesi esastır.

Çevresel etki değerlendirmesi; gerçekleştirilmesi planlanan projenin, çevreye olabilecek olumlu ya da olumsuz etkilerinin belirlenmesi, olumsuz yöndeki etkilerin önlenmesi ya da çevreye zarar vermeyecek ölçüde en aza indirilmesi için alınacak önlemlerin belirlenerek değerlendirilmesi amacıyla yapıldığından, ÇED sürecinde verilen kararların iptali istemiyle açılacak davalarda, yukarıda belirtilen Yönetmeliğin Ek III. bölümündeki unsurlar yönünden, ÇED kararlarının bir bütün olarak çevresel etkilerinin irdelenmesi gerekmektedir.

Uyuşmazlıkta, her ne kadar İdare Mahkemesince dava konusu ... TM Elektrik Enerjisi İletim Hattının maden sahasından ve de kuvarsit üretimini engelleyecek şekilde inşa edilmek suretiyle geçirildiği, bilirkişi raporuna göre madencilik faaliyeti nedeniyle yapılacak patlatmadan dava konusu projenin olumsuz etkileneceği, ormanlık alanda yangına sebebiyet verme ihtimalinin yüksek olduğu, maden cevherinin bulunduğu noktadan başka yere taşınamayacak olması nedeniyle mevcut elektrik iletim hattının deplasesinin uygun olacağı, çıkarılamayacak olan maden rezervi nedeniyle alınması gereken devlet katkı payında kayıplara neden olacağı gerekçeleriyle dava konusu işlemin iptaline karar verilmiş ise de, söz konusu alanda, madencilik projesiyle dava konusu projenin birlikte yapılmasının uygun bulunması ile hem maden mevzuatı hem de çevre mevzuatı kapsamında farklı uyuşmazlıkları doğuran işlemlerin tesis edildiği anlaşılmakla birlikte, her uyuşmazlık, işlemin tesisine dayanak olan mevzuat çerçevesinde çözümlenmelidir. Bu bakımdan, yapılması planlanan proje için çevre mevzuatı çerçevesinde alternatif alanlar olup olmadığı belirlenirken, dava konusu projenin başka bir projenin yapılmasını engelleyip engellemediğinden ziyade; projenin büyüklüğü ve amacı, ulaşım, iklim, çevresel koşullar gibi unsurlar yönünden yapılması planlanan yere göre daha az çevresel etkiye sebep olabilecek bir yerin olup olmadığının incelenmesi gerekmektedir. Nitekim somut olay özelinde projelerin işletme alanlarının çakışıp çakışmadığı, her iki projenin birlikte yapılmasında sakınca olup olmadığı, devlet katkı payında kayıpların meydana gelip gelmeyeceği gibi konular ile bunlara bağlı olarak alternatif alanın bulunup bulunmadığı konusunun ağırlıklı olarak maden mevzuatı kapsamında değerlendirilmesi gereken hususlar olduğundan, ÇED Yönetmeliği uyarınca tesis edilen dava konusu işlemin yargısal denetiminde belirleyici değildir.

Olayda; (çoğunlukla) gerek hükme esas alınan bilirkişi raporunda, gerekse İdare Mahkemesince yapılan yargılamada, uyuşmazlık, davacının maden mevzuatı kapsamına giren iddiaları çerçevesinde ele alınmış ise de, davacının yapılması planlanan projenin teknolojisi ile çevresel etkileri yönünden de itirazları olduğu gibi, dava konusu ÇED Gerekli Değildir kararının çevre mevzuatı uyarınca tesis edildiği dikkate alındığında, yargılamanın, yapılması planlanan projenin çevreye olabilecek olumlu ya da olumsuz etkilerin belirlenip belirlenmediği, olumsuz yöndeki etkilerin önlenmesi ya da çevreye zarar vermeyecek ölçüde en aza indirilmesi için alınması taahhüt edilen önlemlerin yeterli olup olmadığı, PTD'de belirtilen sebeplerle seçilen yer ile teknoloji alternatiflerine yönelik yapılan değerlendirmelerin uygun olup olmadığı çerçevesinde yapılması gerekmektedir.

Diğer taraftan, hükme esas alınan bilirkişi raporunu hazırlayan bilirkişi heyetinde temel uzmanlık alanı çevre mühendisliği olan bir uzmanın seçilmediği, orman mühendisi tarafından hem orman hem çevre yönünde değerlendirme yapıldığı görülmüş olup, ÇED süreci sonunda verilecek kararların yargısal denetimi yapılırken, çevre mühendisliği bu konudaki ana uzmanlık dalı olduğundan, seçilen bilirkişi heyetinde temel uzmanlık alanı çevre mühendisliği olan bir bilirkişiye yer verilmesi gerekmektedir.

Bu durumda, uyuşmazlığın tereddüte mahal vermeyecek şekilde çözümlenebilmesi amacıyla, tarafların iddiaları ile yukarıda yer verilen hususlar da dikkate alınarak, dava konusu projenin gerçekleştirilmesinin, kamu yararı ve çevre dengesi gözetilerek çevresel açıdan oluşturabileceği muhtemel zararlar ile bu zararların alınacak önlemlerle giderilebilmesinin mümkün olup olmadığının aralarında üniversitelerin ilgili bölümlerinden seçilecek çevre mühendisi, orman mühendisi, elektrik mühendisi, maden mühendisi, biyologtan oluşan uzmanlar başta olmak üzere, gerekirse başka dallarda da uzmanlar seçilerek (dava dosyası ile Dairemizin E:2024/886 sayılı dosyasında ortak veya benzer hususlar olması nedeniyle aynı bilirkişi heyeti olmak üzere) oluşturulacak yeni bir bilirkişi heyetiyle, mahallinde keşif ve bilirkişi incelemesi yaptırılarak alınacak rapor ile dosyadaki bilgi ve belgelerin birlikte değerlendirilmesi suretiyle yeniden bir karar verilmesi gerekmektedir. Bu itibarla, karara esas alınabilecek nitelikte ve yeterlilikte olmayan bilirkişi raporuna dayanılarak verilen dava konusu "ÇED Olumlu" kararının iptali yolundaki İdare Mahkemesi kararında hukuki isabet bulunmamaktadır. KARAR SONUCU : Açıklanan nedenlerle;

1.Temyiz istemlerinin kabulüne,

2.Temyize konu ... İdare Mahkemesinin ... tarih ve E:..., K:... sayılı kararının BOZULMASINA,

3.Yeniden bir karar verilmek üzere dosyanın anılan İdare Mahkemesine gönderilmesine,

4.2577 sayılı İdari Yargılama Usulü Kanunu'nun 20/A-2-(i) maddesi uyarınca, kesin olarak, 03/03/2025 tarihinde oybirliğiyle karar verildi.

© 2026 İçtihat Pro — ictihatpro.com  |  Bu belge bilgilendirme amaçlıdır. Resmi belge niteliği taşımaz.