Aramaya Dön

DANIŞTAY İDARİ DAVA DAİRELERİ KURULU

Esas No
E. 2024/1892
Karar No
K. 2024/3496
Karar Tarihi
Karar Sonucu
ONANMASINA
Hukuk Alanı
İdare Hukuku

DANIŞTAY İDARİ DAVA DAİRELERİ KURULU         2024/1892 E.  ,  2024/3496 K. "İçtihat Metni"T.C. D A N I Ş T A Y

İDARİ DAVA DAİRELERİ KURULU

Esas No: 2024/1892
Karar No: 2024/3496

KARAR DÜZELTME

İSTEMİNDE BULUNAN (DAVACI): ...
VEKİLİ: Av. ...
KARŞI TARAF (DAVALI): ...Genel Müdürlüğü
VEKİLİ: Hukuk Müşaviri ...

İSTEMİN ÖZETİ : Danıştay İdari Dava Daireleri Kurulunca verilen, ... İdare Mahkemesinin... tarih ve E:..., K:... sayılı ısrar kararının onanmasına ilişkin ... tarih ve E:..., K:... sayılı karara karşı, davacı karar düzeltme isteminde bulunmaktadır. YARGILAMA SÜRECİ :

Dava konusu istem: Ankara ili, Keçiören ilçesi Tapu Müdürlüğünde memur olarak görev yapan davacının, 657 sayılı Devlet Memurları Kanunu'nun 125/E-g maddesi uyarınca Devlet memurluğundan çıkarma cezası ile cezalandırılmasına ilişkin...tarih ve ... sayılı işlemin iptali ve bu işlem nedeniyle yoksun kalınan parasal ve özlük haklarının ödenmesine karar verilmesi istenilmiştir. İlk Derece Mahkemesi kararının özeti: ... İdare Mahkemesinin... tarih ve E:..., K:... sayılı kararıyla; 657 sayılı Devlet Memurları Kanunu'nun 125. maddesinde, "Memurluk sıfatı ile bağdaşmayacak nitelik ve derecede yüz kızartıcı ve utanç verici hareketlerde bulunmak," fiilinin Devlet memurluğundan çıkarma cezasını gerektiren fiil ve haller arasında sayıldığı,

Dava dosyasının incelenmesinden, M.N.'ye ait Akyurt/Saracalar ... ada ...parsel ve ... ada ... parsel ile K.S.'ye ait Balıkhisar ... ada ... parsel sayılı taşınmazların sahtecilik suretiyle dolandırıcılık girişimi ile H.M.E. üzerine kayıtlı olan Akyurt Balıkhisar ... ada ... parselin sahtecilik suretiyle dolandırıcılığa konu edilerek ... tarih ve ... yevmiyeli işlemle A. A.'ya, daha sonra da 25/05/2012 tarih ve 2239 yevmiyeli işlemle A.C.K.'ye satışı işlemlerini örgüt kurucusu olarak örgüt lideri Ü.D. ile birlikte organize şekilde gerçekleştirdiği iddia edilen eski Akyurt Tapu Müdürlüğü çalışanlarından olan davacı hakkında disiplin hukuku yönünden başlatılan soruşturma neticesinde düzenlenen ... tarih ve ... sayılı soruşturma raporunda özetle; "M.N. ile K.S.'ye ait taşınmazların satılmasına yönelik girişimler sırasında ve H.M.E.'ye ait Balıkhisar... ada ... parsel sayılı taşınmazların sahtecilik suretiyle dolandırıcılığa konu edilmesi sonrasında örgüt lideri olduğu iddia edilen Ü.D. ile davacı arasında gerçekleşen telefon konuşmaları (şifreli ve üstü kapalı gerçekleştirilmeye çalışılan) ve HTS tutanakları incelendiğinde, anılan iki şahsın gayet samimi bulundukları, davacının işlemlere yönelik yönlendirici olmaya çalıştığı, uyarıcı bazı davranışlar sergilediği ve gelişmeler hakkında bilgiler verdiği, yine gerçekleşmeyen M.N.'ye ait taşınmaza ilişkin 1 adet sorgulama ile K.S.'ye ait taşınmazın sorgulamasına yönelik olarak 8 adet sorgulamasının mevcut olduğu, gerçekleştirilen sahteciliğe yönelik olarak H.M.E.'ye ait taşınmazın sorgulamasına ilişkin olarak da 1 adet sorgulamasının mevcut olduğu, özellikle gerçekleşen sahteciliğe ilişkin taşınmazın para bölüşümüne yol açan 25/05/2012 günlü satış işleminden bir gün sonra 26/05/2012 günü örgüt lideri olduğu iddia edilen Ü.D. ile aralarında geçen telefon görüşmesi ve HTS tutanaklarına göre aynı gün İstanbul'a seyahati gösteren kayıt bilgileri birlikte değerlendirildiğinde, davacının gerçekleşen taşınmaza yönelik sahtecilik suretiyle dolandırıcılık eyleminin failleriyle işbirliği içerisinde hareket ettiği kanaatine ulaşılmakta olup bu eylemin 3628 sayılı Kanun kapsamında değerlendirildiği, ancak 4483 sayılı Kanun'a göre ön inceleme yapılmasına gerek bulunmadığından ön inceleme talebinde bulunulmadığı, davacının Sulh Ceza Mahkemesinde yapılan sorgusunda da önceki emniyet ve savcılık ifadelerini aynen tekrarladığı ve örgüt lideri ile aralarındaki ilişkinin aralarındaki araba alım satımından kaynaklandığı şeklinde ifade verdiğinin görüldüğü, ancak aralarında geçen telefon görüşmelerinin araba alım satımına yönelik olmadığı, aksine "belediyede durmasınlar, ayrılsınlar" gibi ifadeleri ile Ü.D.'nin "yoksa karakola gideceğim" gibi diğer şahıslara yönelik tehdidine karşılık beklemesini söylemesine dair davranışları dikkate alındığında, örgüt içerisindeki anlaşmazlıkları gidermeye çalıştığı izlenimi verdiği, konu hakkında ihbarda da bulunulduğu dikkate alındığında, örgüt içerisinde paylaşımda huzursuzluk olduğu, yine HTS tutanaklarına göre işlemin ertesi günü İstanbul'a gidilip gelinmesi de göz önüne alındığında, davacının savunmasının bahse konu telefon görüşmelerini açıklamaktan uzak olduğu, yine telefon görüşmeleri yapılırken kelime seçimlerine gösterilen azami özen ve konuşmalardan açıkça anlaşıldığı gibi şifreleme durumları da dikkate alındığında, samimi bir savunmanın varlığından bahsedilemeyeceği, örgütlü bir suç şebekesi mensubu olduğundan bahisle, disiplin hukuku yönünden davacının 657 sayılı Devlet Memurları Kanununun 125/E-g maddesi uyarınca cezalandırılması" görüş ve kanaatinin belirtildiği, ...tarih ve ... sayılı Yüksek Disiplin Kurulu kararı ile, davacının örgüt lideri olan kişilerle işbirliği içinde olduğunun anlaşıldığı, Dava dosyasının; soruşturma raporu, eki ifade tutanakları ve tüm bilgi belgeler ile birlikte değerlendirilmesinden, davacının örgüt lideri olduğu iddia edilen kişilerle işbirliği içinde olduğu hususunun sübuta erdiği sonucuna varıldığı belirtilerek,

Disiplin soruşturması kapsamında usule uygun savunma hakkı tanınan davacı hakkında, eylemine uyan 657 sayılı Devlet Memurları Kanunu'nun 125/E-g maddesi uyarınca "Devlet memurluğundan çıkarma" cezası ile cezalandırılmasına ilişkin dava konusu işlemde hukuka aykırılık bulunmadığı gerekçesiyle davanın reddine karar verilmiştir. Daire kararının özeti: Danıştay Onikinci Dairesinin 06/02/2020 tarih ve E:2017/904, K:2020/1008 sayılı kararıyla;

Disiplin soruşturmalarında, hakkında soruşturma yürütülen kişilere suçlama yöneltilirken; isnat olunan eylemlerin bir takım hesaplamalara, varsayım temelli kabullere dayalı olmaksızın her türlü şüpheden uzak, somut, kesin, yeterli ve inandırıcı delillerle, tam bir vicdani kanaat oluşturacak şekilde ortaya konulması gerektiği,

Bakılan davaya konu Devlet memurluğundan çıkarma cezasının dayanağı olan disiplin soruşturmasında; konuyla ilgili olarak Ankara Cumhuriyet Başsavcılığınca yürütülen adli soruşturma kapsamında elde edilen ve davacının, suç örgütü lideri olduğu iddia edilen Ü.D. ile sahte satış işlemleri konusunda işbirliği içinde hareket ettiğini tek başına kanıtlamaya yeterli düzeyde görüşme kaydı içermeyen iletişimin tespiti tutanaklarının değerlendirilmesi dışında yalnızca, tapu sisteminden, usule aykırı satış işlemlerine konu arsalar hakkında sorgulama yapan personelin tespit edilmesi ile yetinildiği ancak bu delillerin, davacının üzerine atılı, tapuda sahte satış işlemleri yaptığı iddia edilen suç örgütü lideriyle işbirliği içinde hareket ettiği yönündeki disiplin suçunu işlediğinin somut ve objektif delillerle ortaya konulduğunun kabul edilebilmesi için yeterli olmadığının anlaşıldığı,

Bu nedenle, davacının üzerine atılı disiplin suçunu işlediğini, her türlü şüpheden uzak, somut, kesin, yeterli ve inandırıcı delillerle, tam bir vicdani kanaat oluşturacak şekilde ortaya koyamayan eksik disiplin soruşturmasına dayanılarak tesis edilen dava konusu disiplin cezasında hukuka uygunluk olmadığı sonucuna varılarak ...İdare Mahkemesinin ... tarih ve E:..., K:... sayılı kararının bozulmasına karar verilmiştir. İlk Derece Mahkemesi ısrar kararının özeti: ... İdare Mahkemesinin... tarih ve E:..., K:...sayılı kararıyla; davanın reddi yolundaki ilk kararda ısrar edilmiştir.

TEMYİZ EDENİN İDDİALARI :

Davacı tarafından, hakkında dava konusu işleme neden olan suçlamaların, Emniyet Genel Müdürlüğünce yapılan iletişim ve yer tespiti tutanaklarının yorumlanmasına dayandığı, irtibatlı olduğu şahsın örgüt lideri olduğu hususunun henüz iddia aşamasında olduğu, masumiyet karinesinin ve savunma hakkının ihlal edildiği, disiplin cezası uygulanması için ceza davasının sonucunun beklenmesi gerektiği, disiplin cezasına konu olayla bağlantısını ortaya koyacak somut bir tespit bulunmadığı, gayrimenkullerin tapu kayıtları Akyurt'ta görünmekle birlikte dosyalarının Çubuk ilçesinde olduğu, sadece bilgisayardan sorgulama yapılmasının amaçlanan veya yapılan eylem için sonuca etkili bir işlem olamayacağı, Ü.D. ile irtibatının tamamen tesadüfi olduğu ileri sürülmektedir. KARŞI TARAFIN SAVUNMASI :

Davalı tarafından, istemin reddi gerektiği savunulmaktadır. DANIŞTAY TETKİK HAKİMİ : ... DÜŞÜNCESİ : İstemin gerekçeli reddi gerektiği düşünülmektedir.

TÜRK MİLLETİ ADINA

Karar veren Danıştay İdari Dava Daireleri Kurulunca, davacının karar düzeltme dilekçesinde öne sürdüğü hususlar, 2577 sayılı İdari Yargılama Usulü Kanunu'nun Geçici 8. maddesi uyarınca uygulanmasına devam edilen 3622 sayılı Kanun ile değişik 54. maddesi hükmüne uygun bulunduğundan, karar düzeltme isteminin kabulü ile Danıştay İdari Dava Daireleri Kurulunca verilen 25/04/2024 tarih ve E:2023/2080, K:2024/886 sayılı onama kararı kaldırılarak, ... İdare Mahkemesinin ... tarih ve E:..., K:... sayılı ısrar kararına yönelik davacının temyiz istemi yeniden incelendi, gereği görüşüldü: MADDİ OLAY:

Ankara İl Emniyet Müdürlüğünce Ankara genelinde değerli arsa ve parsellerin tespit edilerek tapu sahibi adına sahte kimlik ve belgeler ile yapılan/yapılmaya çalışılan arsa satışları hakkında başlatılan takip neticesinde örgütlü bir şekilde sahtecilik eylemlerinin gerçekleştirilmeye çalışıldığı/gerçekleştirildiği tespitine istinaden davacının da aralarında bulunduğu toplam 22 kişi hakkında inceleme başlatıldığı ve bunun sonucunda Ü.D. isimli şahıs örgüt lideri ve davacı dahil 4 kişi örgüt kurucusu olarak nitelendirildiği, davacının örgütteki görevinin “örgüt liderinden aldığı talimatlar doğrultusunda Akyurt Tapu Müdürlüğünde çalışmasından ötürü tapu kayıtlarına girerek örgüt tarafından sahte belgelerle satılacak olan değerli arsaları ve bu arsaların gerçek sahiplerine ait kimlik ve fotoğrafları tespit etme, tespit ettiği bu bilgi ve belgeleri bizzat örgüt lideri ile görüşerek iletme, sahte belgelerle satılacak arsanın tapu işlemleri sırasında bizzat bulunarak gerekli kolaylığı sağlama” olarak belirtildiği, ... Sulh Ceza Mahkemesinin 05/10/2012 tarihli kararı ile tutuklanan davacı hakkında başlatılan disiplin soruşturması neticesinde ise “memurluk sıfatı ile bağdaşmayacak nitelik ve derecede yüz kızartıcı ve utanç verici hareketlerde bulunmak” fiili dolayısıyla meslekten çıkarma cezası ile tecziye edildiği ve “Resmi Belgede Sahtecilik, Kamu Kurum ve Kuruluşları vb. Tüzel Kişilerin Araç Olarak Kullanılması Suretiyle Dolandırıcılık, Suç İşlemek Amacıyla Örgüt Kurmak” suçundan dolayı hakkında ceza davası açıldığı ve bu davanın ...Ağır Ceza Mahkemesinin E:... sayılı dosyasında derdest olduğu görülmektedir.

HUKUKİ DEĞERLENDİRME: 657 sayılı Devlet Memurları Kanunu'nun 125. maddesinin 1. fıkrasının (E) bendinin (g) alt bendinde, “Memurluk sıfatı ile bağdaşmayacak nitelik ve derecede yüz kızartıcı ve utanç verici hareketlerde bulunmak” fiili, Devlet memurluğundan çıkarma cezasını gerektiren haller arasında sayılmış;

131.maddesinde ise, "Aynı olaydan dolayı memur hakkında ceza mahkemesinde kovuşturmaya başlanmış olması disiplin kovuşturmasını geciktiremez. Memurun ceza kanununa göre mahkum olması veya olmaması halleri, ayrıca disiplin cezasının uygulanmasına engel olamaz." hükmü yer almıştır.

Anayasa Mahkemesinin 16/01/2014 tarih ve E:2013/110, K:2014/8 sayılı kararında; 657 sayılı Devlet Memurları Kanunu'nun 125/E-(g) maddesinin, Anayasa'ya aykırı olmadığına hükmedilmiş ve kararın gerekçesinde; kuralda belirsiz olduğu ileri sürülen “memurluk sıfatı ile bağdaşmayacak nitelik ve derecede yüz kızartıcı ve utanç verici hareketlerin” tümünün önceden öngörülmesinin ve tespitinin olanaksız olduğu, söz konusu hareketlerin tek tek ortaya konulmasının mümkün olmadığı, normun daha kesin ve açık bir düzenlemeye olanak tanımaması nedeniyle kullanıldığı anlaşıldığından, anılan kavramların kullanılmasında belirlilik ilkesine aykırılık bulunmadığı, disiplin cezası gerektiren hareketlerin, memurluk sıfatı ile bağdaşmayacak derecede yüz kızartıcı ve utanç verici olması gerektiği düzenlenerek çerçevesinin çizildiği, kaldı ki, bu kural dayanak alınarak tesis edilen idari işlemlere karşı yargı yolu açık olup belirsiz olduğu ileri sürülen kavramlar ve bu kavramların belirttiği hareketler yargı kararlarıyla da somutlaştırıldığından, itiraz konusu kuralın Anayasa'nın 2.,38. ve 128. maddelerine aykırı olmadığı vurgulanmıştır.

Konuya ilişkin olarak Yargıtay Ceza Genel Kurulunun 02/07/1996 tarih ve E:1996/3-144, K:1996/171 sayılı kararında, "yüz kızartıcı suç"un, yasalarda tanımlanmadığı ve tek tek sayılmadığı, toplumun yapısına göre zaman zaman değişikliğe uğrayan bu suçların tek tek sayılmasının olanaksız olduğu, "...gibi yüz kızartıcı suçlar" denildiğinde maddede sayılmamış olan diğer yüz kızartıcı suçların neler olduğunun yasaları uygulamakla görevli yargı organlarınca saptanacağı belirtilmiştir.

Buna göre yukarıda aktarılan yargı kararlarında da belirtildiği üzere, yüz kızartıcı suçların neler olduğu, yasaları uygulamakla görevli yargı organlarınca belirlenecektir. Bu değerlendirme yapılırken de verilen disiplin cezasının sebebi, niteliği ve kapsamı göz önüne alınacaktır.

Bununla birlikte; ceza yargılamasına konu maddi olay ve olguların disiplin hukuku esasları çerçevesinde diğer kamu makamlarınca (idari/adli) ayrıca değerlendirilmesi ve bu değerlendirme sonucunda ulaşılacak kanaate göre işlem/karar tesis edilmesi mümkündür. Nitekim ceza hukuku ile disiplin hukukunun farklı kural ve ilkelere tabi disiplinler olduğu ve bu iki disiplinde farklı ispat standartlarının benimsendiği açıktır.

Öte yandan; masumiyet karinesi, hakkında suç isnadı bulunan bir kişinin adil bir yargılama sonunda suçlu olduğuna dair kesin hüküm tesis edilene kadar masum sayılması gerektiğini ifade etmektedir (AYM, E.2013/133, K.2013/169, 26/12/2013). Anılan karine, kişinin suç işlediğine dair kesinleşmiş bir yargı kararı olmadan suçlu olarak kabul edilmemesini güvence altına almaktadır. Ayrıca hiç kimse, suçluluğu hükmen sabit oluncaya kadar yargılama makamları ve kamu otoriteleri tarafından suçlu olarak nitelendirilemez ve suçlu muamelesine tabi tutulamaz (AYM, Kürşat Eyol, B. No: 2012/665, 13/6/2013).

Davacı hakkındaki ceza yargısı ve idari yargı süreçlerinin eş zamanlı olarak yürütüldüğü ancak meslekten çıkarma işlemine karşı açılan idari davanın ceza yargılaması devam ederken sonuçlandığı, bir başka ifadeyle idare mahkemesi kararının verildiği tarihte davacının suçluluğunun hükmen sabit olmadığı görülmektedir. Bu itibarla somut olayda masumiyet karinesinin sağladığı güvenceye uygun davranılması gerektiği açıktır.

Bu kapsamda disiplin hukuku çerçevesinde dosyanın incelenmesinden; -Ankara ilinde görev yapan davacının Tapu ve Kadastro Bilgi Sistemleri’ne (TAKBİS’e) bağlı bilgisayarı üzerinden 03/02/2011 tarihinde İstanbul Beylikdüzü Tapu Müdürlüğünde gerçekleştirilen sahtecilik suretiyle dolandırıcılığa konu edilen taşınmazın kaydını sorguladığı ve bu sorgulamayı ne amaçla yaptığını hatırlamadığını ifade ettiği, -Davacının Akyurt Tapu Müdürlüğünde bilgisayar işletmeni olarak görev yaptığı dönemde, M.N.'ye ait Akyurt/Saracalar ... ada ... parsel ve ... ada ... sayılı parsel ile K.S.'ye ait Balıkhisar ... ada ... parsel sayılı taşınmazların sahtecilik suretiyle dolandırıcılık girişimine konu olduğu ve bu girişimlerin emlakçılar tarafından engellendiği; H.M.E. üzerine kayıtlı olan Akyurt Balıkhisar ... ada ... parsel sayılı taşınmazın ise sahtecilik suretiyle dolandırıcılığa konu edilerek ... tarih ve ... yevmiye sayılı işlemle A.A.'ya, daha sonra da...tarih ve ... yevmiye sayılı işlemle A.C.K.'ye satış işleminin gerçekleştiği, -M.N.’nin taşınmazı ile ilgili 06/07/2011-31/10/2011 tarihleri arasında bilgisayar kütüğünde yapılan 9 sorgulamanın 6’sının; K.S.’nin taşınmazı ile ilgili 08/04/2011-28/10/2011 tarihleri arasında yapılan 9 sorgulamanın 8’inin; H.M.E.’nin taşınmazı ile ilgili 21/02/2011-21/06/2012 tarihleri arasında yapılan 9 sorgulamanın 1’inin davacı tarafından yapıldığı, -Anılan taşınmazların sorgulamasını yapan Akyurt Tapu Müdürlüğünde görevli diğer 6 kişi hakkında “görevi kötüye kullanma” iddiasına yönelik yapılan ön inceleme sonucunda 4483 sayılı Memurlar ve Diğer Kamu Görevlilerinin Yargılanması Hakkında Kanun kapsamında bu sorgulamalarda suç unsuruna rastlanmadığı gerekçesiyle Ankara Valiliği İl İdare Kurulunun ... tarih ve ... sayılı kararı ile “soruşturma izni verilmemesi”ne karar verildiği, Akyurt Cumhuriyet Başsavcılığınca da “resmi belgede sahtecilik, dolandırıcılık, suç işlemek amacıyla kurulan örgüte üye olma” suçlarından dolayı 04/04/2013 tarihinde suç kastları olmadığından kovuşturma yapılmasına yer olmadığına karar verildiği, -Davacının araba ilanı nedeniyle tanıştığını ve birkaç defa görüştüğünü beyan ettiği ve olayın şüphelileri arasında yer alan Ü.D. ile 16/01/2012-16/04/2012 tarihleri arasında 24 görüşme kaydı, 25/05/2012 tarihinde 5 görüşme kaydı, 17/05/2012-25/05/2012 tarihleri arasında 28 görüşme kaydı bulunduğu; Ü.D. ile diyaloglarında samimi bir dil kullandığı, taşınmaz alım/satımına yönelik beyanları şifreli ve üstü kapalı olarak gerçekleştirmeye çalıştığı ("...bir şey bir şey diye şey yapmadılar...daha şey yapmadım da şimdi şey geldi...satış yapıcaz falan filan dediler...alıcılar sordurtuyor o zaman..." gibi), Ü.D.’ye uyarıcı ve yönlendirici beyanlarda bulunduğu (“elemanlar geldi mi…elemanlar hiçbir yere uğramasınlar beklesinler…belediyeye falan da gitmesinler...ordan hemen ayrılsınlar...” gibi) -Sahteciliğe konu olan taşınmazın 25/05/2012 tarihli satış işleminden 1 gün sonra Ü.D. ile aynı gün İstanbul’a seyahati gösteren HTS kaydı bulunduğu, -Yüksek Disiplin Kurulu’nun 04/12/2013 tarihli toplantısında davacının talebi üzerine tanık olarak dinlenen emlakçı B.Ö. tarafından; K.S.’ye ait taşınmaza ilişkin vekaletin sahte olduğunun davacının fark etmesi üzerine suç duyurusunda bulunduğu belirtilmiş ise de, B.Ö.'nün ceza soruşturması kapsamında alınan ilk ifadesinde telefonla ulaştığı K.S.'nin vekaletname vermediğini söylemesi üzerine durumu polise bildirdiğini ifade ettiği görülmekle B.Ö.'nün beyanları arasında tutarlılık bulunmadığı, - Disiplin cezasına konu fiillere yönelik olarak davacı hakkında sözlü ve yazılı ihbarların mevcut olduğu görülmektedir. 657 sayılı Kanun’un 125/E-g maddesi, kamu görevinin inanılır, güvenilir, itibarlı görevliler eliyle yürütülmesini amaçlamıştır. Memur sıfatı taşıyan ve kamu hizmetinin personel unsurunu oluşturan kişilere toplumun güven duyması, bireylerin idareye olan güven ve inancını da sağlayacaktır.

Uyuşmazlık konusu olayda, davacının, Akyurt Tapu Müdürlüğünde bilgisayar işletmeni olarak görev yaptığı dönemde gerçekleşen 3. kişilere ait taşınmazların sahtecilik suretiyle dolandırıcılığa konu edilmek istenmesi / konu edilmesi olaylarının odağı haline geldiği ve bu hususta davacı hakkında ihbarların da mevcut olduğu; tapu ve kadastro hizmetlerinin niteliği gereği şaibeden uzak şekilde yürütülmesinin önemi de gözetildiğinde davacının yukarıda anılan ve subuta erdiği değerlendirilen tutum ve davranışlarının üzerine atılı disiplin suçuna karşılık geldiği kanaatine varılmış olup 657 sayılı Devlet Memurları Kanunu'nun 125/E-g maddesi uyarınca "Devlet memurluğunda çıkarma" cezası ile cezalandırılmasına ilişkin dava konusu işlemde hukuka aykırılık görülmemiştir.

Sonuç olarak temyizen incelenen karar usul ve hukuka uygun olup, temyiz dilekçesinde ileri sürülen iddialar kararın bozulmasını gerektirecek nitelikte görülmemiştir. KARAR SONUCU: Açıklanan nedenlerle;

1.Davacının temyiz isteminin reddine,

2.Davanın reddi yolunda verilen ...İdare Mahkemesinin ... tarih ve E:..., K:... sayılı ısrar kararının yukarıda belirtilen gerekçe ile ONANMASINA,

3.Fazladan yatırılan ...-TL harcın istemi halinde davacıya iadesine,

4.2577 sayılı İdari Yargılama Usulü Kanunu'nun 50. maddesi uyarınca, bu onama kararının taraflara tebliğini teminen dosyanın ...

İdare Mahkemesine gönderilmesine, 25/12/2024 tarihinde oyçokluğu ile karar verildi. KARŞI OY X- ...İdare Mahkemesinin... tarih ve E:..., K:...sayılı ısrar kararının, Danıştay Onikinci Dairesinin 06/02/2020 tarih ve E:2017/904, K:2020/1008 sayılı kararında yer alan gerekçe doğrultusunda bozulması gerektiği oyuyla, karara katılmıyoruz.

© 2026 İçtihat Pro — ictihatpro.com  |  Bu belge bilgilendirme amaçlıdır. Resmi belge niteliği taşımaz.