Aramaya Dön

Danıştay 3. Daire Başkanlığı

Esas No
E. 2016/5735
Karar No
K. 2020/8
Karar Tarihi
Karar Sonucu
REDDİNE
Hukuk Alanı
Vergi Hukuku

Danıştay 3. Daire Başkanlığı         2016/5735 E.  ,  2020/8 K.

"İçtihat Metni"

T.C.

D A N I Ş T A Y

ÜÇÜNCÜ DAİRE

Esas No: 2016/5735
Karar No: 2020/8
TEMYİZ EDEN (DAVALI): ... Vergi Dairesi Müdürlüğü/...
VEKİLİ: Av. ...
KARŞI TARAF (DAVACI): ...
VEKİLİ: Av. ...

İSTEMİN KONUSU:...Vergi Mahkemesinin ... tarih ve E:..., K:... sayılı kararının temyizen incelenerek bozulması istenilmektedir. YARGILAMA SÜRECİ :

Dava konusu istem: Davacı adına 2006 yılına ait kurumlar vergisi ve geçici vergi ile 2006, 2011 ve 2012 yıllarının muhtelif dönemlerine ilişkin gelir (stopaj) vergisi, katma değer vergisi, vergi ziyaı cezası ve fer'ilerinden oluşan kamu alacağının tahsili amacıyla düzenlenen ...tarih ve ..., ... tarih ve ..., ... tarih ve ..., ...tarih ve ..., ... tarih ve..., ... tarih ve ... ile ... tarih ve ... takip numaralı ödeme emirlerinin iptali istemine ilişkindir.

İlk Derece Mahkemesi kararının özeti: ... takip numaralı ödeme emri içeriği 2012 yılının Ocak ila Aralık dönemleri dışındaki kamu alacaklarına ait ihbarnamelerin usulüne uygun olarak tebliğ edilmediği, ... sayılı ödeme emri muhteviyatı söz konusu dönemlere ilişkin kamu alacağı ile ... ve ...takip numaralı ödeme emirlerine konu alacakların dayanağı bilgi ve belgelerin davalı idare tarafından ibraz edilmediği, usulüne uygun olarak tebliğ edilip kesinleştirildiği ispat edilemeyen değinilen amme alacaklarının tahsili amacıyla tanzim edilen dava konusu ödeme emirlerinin hukuka aykırı olduğu gerekçesiyle ödeme emirleri iptal edilmiştir.

TEMYİZ EDENİN İDDİALARI : Ödeme emri içeriği borçların tarhiyat aşamasında dava konusu yapılmadan kesinleşmesi üzerine tanzim edilen ödeme emirlerinde hukuka aykırılık bulunmadığı ileri sürülerek kararın bozulması istenilmektedir. KARŞI TARAFIN SAVUNMASI : Savunma verilmemiştir. DANIŞTAY TETKİK HÂKİMİ...'İN DÜŞÜNCESİ : Temyiz isteminin reddi gerektiği düşünülmektedir.

TÜRK MİLLETİ ADINA

Karar veren Danıştay Üçüncü Dairesince, Tetkik Hâkiminin açıklamaları dinlendikten ve dosyadaki belgeler incelendikten sonra gereği görüşüldü:

İNCELEME VE GEREKÇE

MADDİ OLAY:

Davacı adına 2006 yılına ait kurumlar vergisi ve geçici vergi ile 2006, 2011 ve 2012 yıllarının muhtelif dönemlerine ilişkin gelir (stopaj) vergisi, katma değer vergisi, vergi ziyaı cezası ve fer'ilerinden oluşan kamu alacağının tahsili amacıyla düzenlenen ödeme emirlerinde, davacının adının, vergilerin türü, dönemleri ile vadelerinin yazılı olduğu ancak bu borçlardan dolayı davacının 213 sayılı Vergi Usul Kanunun'un 10. maddesi uyarınca mı yoksa 6183 sayılı Amme Alacaklarının Tahsil Usulü Hakkında Kanun'un 35. maddesi uyarınca mı sorumlu tutulduğunun belirtilmediği anlaşılmıştır. İLGİLİ MEVZUAT: 6183 sayılı Amme Alacaklarının Tahsil Usulü Hakkında Kanun'un 55. maddesinde; amme alacağını vadesinde ödemeyenlere, 15 gün içinde borçlarını ödemeleri veya mal bildiriminde bulunmaları lüzumunun bir “ödeme emri” ile tebliğ olunacağı, ödeme emrinde borcun asıl ve ferilerinin mahiyet ve miktarları, nereye ödeneceği, müddetinde ödemediği veya mal bildiriminde bulunmadığı takdirde borcun cebren tahsil ve borçlunun mal bildiriminde bulununcaya kadar üç ayı geçmemek üzere hapis ile tazyik olunacağı, gerçeğe aykırı bildirimde bulunduğu takdirde hapis ile cezalandırılacağı hususlarının bulunması gerektiği hüküm altına alınmıştır.

HUKUKİ DEĞERLENDİRME: 6183 sayılı Kanun'un 35. maddesinde şirket tüzel kişiliğinden tahsil edilemeyen kamu alacakları için ortakların ve 213 sayılı Kanun'un 10. maddesinde ise kanuni temsilcilerin sorumluluğu düzenlenmiştir. Sözü edilen hükümler uyarınca ortak ve kanuni temsilci açısından sorumluluğun kapsamı farklı belirlenmiş olup, devletin bir kurumu olan vergi dairesi tarafından düzenlenen ödeme emrinde davacının hangi yasa maddesi uyarınca takibe tabi tutulduğunun gösterilmesi bu bağlamda önem arzetmektedir. Bu husus savunma hakkının kullanılmasına engel teşkil etmekte ve hukuk devleti ilkesi ile bağdaşmamaktadır.

Sonuç olarak, davalı idarece düzenlenen ödeme emrinde davacının hangi sıfatla ve hangi yasa hükmü uyarınca takibe tabi tutulduğunun açık bir şekilde ortaya konulması gerektiği hususu gözönünde bulundurulmak suretiyle davacının ortak mı yoksa kanuni temsilci olarak mı sorumlu tutulduğuna, borcun tamamından mı hissesi oranınında mı sorumlu olduğuna ilişkin herhangi bir ibare içermeyen dava konusu ödeme emrinin, hukuka uygun şekilde düzenlendiğinden bahsedilemeyeceğinden, yazılı gerekçeyle iptali yolundaki Vergi Mahkemesi kararında sonucu itibarıyla hukuka aykırılık görülmemiştir. KARAR SONUCU: Açıklanan nedenlerle;

1.... Vergi Mahkemesinin ... tarih ve E:..., K:... sayılı kararına yöneltilen TEMYİZ İSTEMİNİN REDDİNE,

2.Dosyanın Mahkemesine gönderilmesine,

3.2577 sayılı Kanun'un (Geçici 8. maddesi uyarınca uygulanmasına devam edilen) 54. maddesinin 1. fıkrası uyarınca bu kararın tebliğ tarihini izleyen onbeş gün içinde kararın düzeltilmesi yolu açık olmak üzere 15/01/2020 tarihinde oybirliğiyle karar verildi.

© 2026 İçtihat Pro — ictihatpro.com  |  Bu belge bilgilendirme amaçlıdır. Resmi belge niteliği taşımaz.