6. Ceza Dairesi
TEBLİĞNAME GÖRÜŞÜ : Bozma Yapılan ön inceleme neticesinde; sanıklar hakkında nitelikli yağma suçundan kurulan hükümlerin temyiz edilebilir olduğu, temyiz edenlerin hükümleri temyize hak ve yetkisinin bulunduğu, temyiz istemlerinin süresinde olduğu, temyiz dilekçelerinde temyiz sebeplerine yer verildiği, temyiz istemlerinin reddini gerektirir bir durumun bulunmadığı tespit edilmekle, I. HUKUKİ SÜREÇ A. İlk Derece Konya 6. Ağır Ceza Mahkemesinin, 05.09.2024 tarihli ve 2024/200 Esas, 2024/263 Karar sayılı kararı ile; sanıklar hakkında nitelikli yağma suçundan, 5237 sayılı Türk Ceza Kanunu’nun (5237 sayılı Kanun) 149/1-a.c.d.h, 62, 53 maddeleri uyarınca 10 yıl hapis cezası ile cezalandırılmasına, hak yoksunluklarına, tutukluluk halinin devamına karar verilmiştir. B. İstinaf Konya Bölge Adliye Mahkemesi 4. Ceza Dairesinin, 08.01.2025 tarihli ve 2025/2 Esas, 2025/46 Karar sayılı kararı ile sanıklar hakkında İlk Derece Mahkemesince kurulan hükme yönelik sanıklar müdafilerinin istinaf başvurularının, 5237 sayılı Kanun'un 149/1-d maddesinin uygulanmasının hatalı olduğu eleştirilerek, 5271 sayılı Ceza Muhakemesi Kanunu’nun (5271 sayılı Kanun) 280 inci maddesinin birinci fıkrasının (a) bendi uyarınca istinaf başvurularının esastan reddine karar verilmiştir. II. TEMYİZ A. Temyiz Sebepleri 1.Sanık ... Müdafiinin Temyiz İstemi Etkin pişmanlık hükümlerinin uygulanması gerektiği, şikâyetçinin çelişkili, gerçeklikten uzak, hayatın olağan akışına aykırı beyanları esas alınarak karar verildiği, kovuşturma aşamasında şikâyetçinin ifadesinin alınması, sanık ve tanıkların birbirini destekleyen ve aşamalarda istikrarını koruyan ifadelerin hükme esas alınması, beraat kararı verilmesi veya lehe hükümlerin uygulanması gerektiğine ilişkindir. 2. Sanık ... l Halef Müdafiinin Temyiz İstemi Her ne kadar olayda 5237 sayılı Kanun'un 149/1-d maddesi uygulanamayacaksa da bölge adliye mahkemesinin bu husustaki eleştirisi yerinde olduğundan ve sonuç ceza değişmeyeceğinden bozma nedeni yapılmamıştır. Yağma suçunun unsurlarının oluşmadığı, yağma kastının bulunmadığı, tarafsız tanık ifadesine itibar edilmesi gerektiği, şikayetçinin iddiasının hayatın olağan akışına aykırı olduğu, malın değeri az olduğundan 5237 sayılı Kanun'un 150/2. maddesi uyarınca indirim yapılması gerektiği, etkin pişmanlık hükümlerinin uygulanması gerektiği, sanıkların kollukta tercüman olmadan alınan beyanlarına göre tutanakların tutulduğu, şüpheden sanığın yararlanması gerektiği, şikâyetçinin soyut ve çelişkili beyanlarının hükme esas alındığına ilişkindir. B. Değerlendirme ve Gerekçe 1.Bilindiği gibi ceza hukumuzun temelini “kast” oluşturur. Bu durum 5237 sayılı Kanun'un 21 inci maddesinde; "...Suçun oluşması kastın varlığına bağlıdır. Kast, suçun kanuni tanımındaki unsurların bilerek ve istenerek gerçekleştirilmesidir...” şeklinde tanımlanmıştır. Maddenin gerekçesinde ise; "...Kast, kişi ile işlediği suçun maddî unsurları arasındaki psikolojik bağı ifade etmektedir. Suçun kanuni tanımındaki maddî unsurların bilerek ve istenerek gerçekleştirilmesi, kastın varlığı için zorunludur...” aynı hususu açıklamakta ve teyit etmektedir. Kasıt, suçun kanuni tanımındaki unsurları bilerek ve isteyerek gerçekleştirmektedir. Kural olarak her suçun zorunlu ögesidir. Yağma suçunda kasıt hem cebir veya tehdit hem de malın alınmasını kapsamalıdır. Failin malın başkasına ait olduğunu bilmesi ve bunu faydalanmak amacıyla zor kullanarak almayı istemesi manevi unsurdur. Yağma suçu için bu durumu genel kast kabul edecek olursak yani failin cebirle veya tehditle başkasına ait taşınır bir malı isteyerek alması veya teslimini sağlaması gerekir. Ancak bu tek başına yetmez ayrıca faydalanma amacının da bulunması gerekir. Yağma suçunda rızası olmama yerine rızanın zorla alınması sözkonusudur. Rıza sağlanarak daha doğrusu teslimi veya geri alınmasını engellemek için cebir veya tehdit kullanmak istemesi ve malın teslimini sağlamak için cebir veya tehdide (zor) başvurmalıdır. Almadaki amaç faydalanma olmalıdır. Eğer fail faydalanma kastı ile değil de başka bir kasıtla mesela zarar verme amacıyla hareket etmiş ise eylem yağma değil mala zarar verme suçunu oluşturacaktır. Yargıtay Ceza Genel Kurulu’nun 07.10.2019 tarihli, 2158-4577 esas ve karar sayılı; 26.01.2016 tarihli, 2015/6-709 esas ve 2016/33 karar sayılı; 18.11.2014 tarihli, 810-501 esas ve karar sayılı; 20.05.2014 tarihli, 617-271 esas ve karar sayılı; 25.02.2014 tarihli, 678-98 esas ve karar sayılı; yine 05.07.2013 tarihli, 1548-346 esas ve karar sayılı kararlarında da belirtildiği üzere ve özetle; “... Yağmanın temel şeklinin düzenlendiği 5237 sayılı Türk Ceza Kanunu'nun 148/1. maddesi uyarınca; kişinin veya yakınının hayatına, vücut veya cinsel dokunulmazlığına yönelik bir saldırı gerçekleştirileceği ya da malvarlığı bakımından büyük bir zarara uğratılacağından bahisle tehdit ederek veya cebir kullanarak, bir malı teslime veya alınmasına karşı koymamaya mecbur bırakılması yağma suçunu oluşturur. Suç anılan değerlere yönelik bir saldırı gerçekleştireceğinden bahisle tehdit veya cebir kullanılması suretiyle gerçekleşir. Yağma; başkasının zilyetliğindeki taşınabilir malın, zilyedin rızası olmadan faydalanmak amacıyla cebir veya tehdit kullanmak suretiyle alınması olduğundan “zor yoluyla hırsızlık”, bir kişiye karşı kullanılan icbar araçlarıyla haksız bir menfaat elde etmek.." şeklinde tanımlanmıştır. Hırsızlık (ve yağma) suçlarında failin faydalanma amacıyla hareket etmesi yeterlidir, ayrıca çaldığı (veya yağmaladığı) maldan faydalanmış olması aranmaz, bu nedenle bu hususun araştırılmasına gerek yoktur. Faydalanma amacı maddi nitelikte olabileceği gibi, manevi nitelikte de olabilir. Faydalanma kastından maksat, çalınan (veya yağmalanan) malda malikinin sahip bulunduğu bütün olanakları kullanma istek ve iradesidir. Suçun malvarlığına karşı suçlar arasında bulunması nedeniyle faydalanmanın; mameleke yönelik olması "mal edinme", "ekonomik yarar sağlama", "sahiplenme veya kullanmaya" yönelik olması gerekeceği de açıktır. Bu açıklamalardan sonra somut olay ve fiil, yağma suçunun manevi unsuru yönünden değerlendirildiğinde; Olayın görgü tanığı olduğunu söyleyen tanık ... Koca'nın "müştekinin telefonda sanık ...'nin kız arkadaşına ait fotoğraflarının bulunması nedeniyle telefonuna format atılması için şikâyetçinin hattını çıkartarak teslim ettiğini" belirtmesi karşısında, şikâyetçinin yargılama sırasında dinlenmeden ve çelişkiler giderilmeden yazılı şekilde sanıkların mahkumiyetine karar verilmesi hukuka aykırı bulunmuştur. Kabule göre; 2. Somut olayda, mağdurun geldiği yol üzerinde geçişini engelleyecek şekilde önceden engeller konularak ve tertibat alınarak yolunu kesme biçiminde bir hareket sözkonusu olmadığından İstinaf Mahkemesince yağma suçu yönünden yol kesmeden söz edilemeyeceği ve kurulan hükümde gösterilen teşdit gerekçeleri karşısında bu husus yeniden yargılama nedeni yapılmadığı gerekçesiyle eleştirerek esastan reddine kararı verildiği; sanığın cezasında bir nitelikli halin azalması sebebiyle ceza belirlenirken alt sınırdan daha az uzaklaşılarak ceza verilmesi gerektiğinden, yazılı şekilde hüküm kurulması hukuka aykırı bulunmuştur. III. KARAR Gerekçe bölümünde açıklanan nedenle sanıklar müdafilerinin temyiz istemleri yerinde görüldüğünden Konya Bölge Adliye Mahkemesi 4. Ceza Dairesinin kararının 5271 sayılı Kanun’un 302 nci maddesinin ikinci fıkrası gereği, Tebliğname’ye uygun olarak BOZULMASINA, Nitelikli yağma suçundan tutuklu bulunan sanıkların bozma sebebi göz önüne alınarak bihakkın TAHLİYELERİNE, başka suçtan hükümlü veya tutuklu değilse derhal salıverilmesi için Konya Cumhuriyet Başsavcılığına yazı yazılmasına, Dava dosyasının, 5271 sayılı Kanun’un 304 üncü maddesinin birinci fıkrası uyarınca Konya 6. Ağır Ceza Mahkemesine, Yargıtay ilâmının bir örneğinin ise Konya Bölge Adliye Mahkemesi 4. Ceza Dairesine gönderilmek üzere Yargıtay Cumhuriyet Başsavcılığına tevdiine,22.05.2025 tarihinde oy birliğiyle karar verildi.
Tam metni görüntülemek için kayıt olun
Ücretsiz üyelik ile günlük 1 karar görüntüleme hakkı kazanın