3. Ceza Dairesi
3. Ceza Dairesi 2023/27071 E. , 2025/12831 K.
"İçtihat Metni"MAHKEMESİ:Ağır Ceza Mahkemesi
İstanbul 27. Ağır Ceza Mahkemesinin, 05.07.2022 tarihli ve 2021/208 Esas, 2022/256 sayılı Kararı ile hükümlü hakkında silahlı terör örgütüne üye olma suçundan, 5237 sayılı Türk Ceza Kanunu’nun (5237 sayılı Kanun) 314 inci maddesinin ikinci fıkrası, 3713 sayılı Terörle Mücadele Kanunu'nun (3713 sayılı Kanun) 5 inci maddesi, 5237 sayılı Kanun'un 221 inci maddesinin dördüncü fıkrasının ikinci cümlesi, 62 inci maddesinin birinci ve ikinci fıkraları, 53 üncü maddesi ve 221 inci maddesinin beşinci fıkrası, 58 inci maddesinin dokuzuncu fıkrası uyarınca neticeten hükmolunan 2 yıl 1 ay 22 gün hapis cezası ile cezalandırılmasına ilişkin hükmün, istinaf edilmeksizin 14.07.2022 tarihinde usulüne uygun şekilde kesinleştiği anlaşılmıştır.
Adalet Bakanlığının, 5271 sayılı Ceza Muhakemesi Kanunu’nun (5271 sayılı Kanun) 309 uncu maddesinin birinci fıkrası uyarınca, 21.03.2023 gün ve 94660652-105-34-26390-2022-Kyb sayılı evrakı ile kanun yararına bozma istemine istinaden düzenlenen Yargıtay Cumhuriyet Başsavcılığının 24.04.2023 tarihli, 2023/37541 sayılı Tebliğnamesi ile dava dosyasının Dairemize gönderildiği, Dairemizin 08.06.2023 tarihli 2023/8783 Esas - 2023/4125 Karar sayılı kararı ile tevdi kararı verildiği, akabinde Adalet Bakanlığının, 5271 sayılı Ceza Muhakemesi Kanunu’nun 309 uncu maddesi uyarınca, 01.11.2023 tarihli ve 94660652-105-34-26390-2022-Kyb sayılı evrakı ile kanun yararına bozma istemine istinaden düzenlenen Yargıtay Cumhuriyet Başsavcılığının, 12.12.2023 tarihli ve 2023/117179 sayılı Ek Tebliğnamesi ile dava dosyası Dairemize gönderilmekle, gereği düşünüldü:
I. İSTEM
A. Kanun Yararına Bozma İstemi Yargıtay Cumhuriyet Başsavcılığının kanun yararına bozma isteminin;
"FETÖ/PDY Silahlı terör örgütüne üye olma suçundan sanık ...'in, 5237 sayılı Türk Ceza Kanunu'nun 314/2, 221/4, 62/1 ve 3713 sayılı Terörle Mücadele Kanunu'nun 5. maddeleri uyarınca 2 yıl 1 ay 22 gün hapis cezası ile cezalandırılmasına dair İstanbul 27. Ağır Ceza Mahkemesinin 05/07/2022 tarihli ve 2021/208 Esas, 2022/256 sayılı kararını kapsayan dosya incelendi. Dosya kapsamına göre,
1.Sanık hakkında atılı suçtan yapılan yargılama sonunda, İstanbul 27. Ağır Ceza Mahkemesinin 05.07.2022 tarihli kararı ile, sanığın 5237 sayılı Kanun'un 314/2 ve ve 3713 sayılı Kanun'un 5. maddeleri uyarınca 7 yıl 6 ay hapis cezası ile cezalandırılmasını takiben, "3-Sanığın mahrem imam ve grubundaki tanığa ilişkin beyanlarının olduğu bunun haricinde ankesör aramalarının olmasına rağmen bunlara kabul etmediği, kod adını kabul etmediği, tanığın beyanlarının da aynı doğrultuda olduğu, ankesör aramalarını ve kod adını kabul etmediği, kısmi inkarcı beyanlarının söz konusu olduğu ancak polisin daveti üzerine teslim olduğu ve en nihayetinde askeri öğrenci olması dikkate alınarak üst sınıra yakın bir etkin pişmanlık uygulanmasının hakkaniyete uygun olacağı bu sebeple etkin pişmanlıkta bulunduğu kişi sayısı, beyanları dikkate alınarak gösterdiği pişmanlık gereğince TCK 221/4-2 maddesi gereğince cezasında takdiren 2/3 oranında indirim yapılarak sanığın 2 yıl 6 ay hapis cezası ile cezalandırılmasına, 4-sanık hakkında kısmi inkarcı beyanlarının olması, tamamen örgütün deşifre olmasına dönük her yönden pişmanlık içeren beyanları olmadığı anlaşıldığından koşulları oluşmadığından 5237 sayılı tck'nın 30 ve 221/2-3-4(1. cümle) maddelerinin uygulanmasına ayrı ayrı yer olmadığına..." şeklinde hüküm kurulduğu anlaşılmış ise de,
İnceleme konusu İstanbul 27. Ağır Ceza Mahkemesinin 05.07.2022 tarihli kararının kanun yararına bozulması için Bakanlığımızın 21.03.2023 tarihli ve 94660652-105-34-26390-2022-KYB sayılı yazısı ile talepte bulunulmasına istinaden Yargıtay 3. Ceza Dairesinin 08.06.2023 tarihli ve 2023/8783 esas, 2023/4125 sayılı ilâmında da belirtildiği gibi, 5237 sayılı Kanun'un 221/4. maddesinde yer alan, "(4) Suç işlemek amacıyla örgüt kuran, yöneten veya örgüte üye olan ya da üye olmamakla birlikte örgüt adına suç işleyen veya örgüte bilerek ve isteyerek yardım eden kişinin, gönüllü olarak teslim olup, örgütün yapısı ve faaliyeti çerçevesinde işlenen suçlarla ilgili bilgi vermesi halinde, hakkında örgüt kurmak, yönetmek veya örgüte üye olmak suçundan dolayı cezaya hükmolunmaz. Kişinin bu bilgileri yakalandıktan sonra vermesi halinde, hakkında bu suçtan dolayı verilecek cezada üçte birden dörtte üçe kadar indirim yapılır." şeklindeki düzenleme nazara alındığında,
Somut olayda, mahkemenin kabul ve gerekçesine göre, hakkında silahlı terör örgütüne üye olmak suçundan başlatılan soruşturma kapsamında safahatta örgütün yapısı, faaliyetleri ve bir kısım örgüt mensupları hakkında faydalı bilgiler vermesi nedeni ile şartları oluştuğundan 5237 sayılı Kanun'un 221/4 üncü madde ve fıkrasının ikinci cümlesinde düzenlenen etkin pişmanlık hükümleri uygulanan sanığın, kolluğun daveti üzerine kendiliğinden giderek teslim olduğunun anlaşılması karşısında, 5237 sayılı Kanun'un 221/4-1 inci cümlesi gereğince hakkında ceza verilmesine yer olmadığına karar verilmesi gerektiğinin gözetilmemesinde,
2.Kabule göre de, İstanbul 27. Ağır Ceza Mahkemesinin 05.07.2022 tarihli kararı ile sanık hakkında silahlı terör örgütüne üye olma suçundan 5237 sayılı Kanun’un 314/2, 221/4, 58/9 ve 3713 sayılı Kanun'un 5. maddeleri uyarınca belirlenen 2 yıl 6 ay hapis cezasından, anılan Kanun'un 62. maddesi gereğince 1/6 oranında indirim yapıldığında 2 yıl 1 ay hapis cezasına hükmedilmesi gerektiği gözetilmeden, hesap hatası yapılarak 2 yıl 1 ay 22 gün hapis cezasına karar verilmek suretiyle fazla ceza tayin edilmesinde isabet görülmemiştir." şeklindeki gerekçeye dayandığı anlaşılmıştır. B.Hukuki Süreç
1.Hükümlü ...'in 01.06.1993 ... doğumlu olduğu, 2012-2016 yılları arasında Kara Harp Okulun'da öğrenci olarak eğitim gördüğü, darbe girişimi sonrasında okulla ilişiğinin kesildiği tespit edilmiştir.
2.İstanbul Cumhuriyet Başsavcılığının 28.06.2021 tarihli ve 2020/169545 soruşturma, 2021/28946 Esas sayılı iddianamesi ile hükümlünün silahlı terör örgütüne üye olmak suçundan cezalandırılması istemiyle kamu davası açılmıştır.
3.İstanbul 27. Ağır Ceza Mahkemesinin 05.07.2022 tarihli ve 2021/208 Esas, 2022/256 sayılı kararı ile hükümlünün, silahlı terör örgütüne üye olma suçunu işlediğinin sabit olduğu kabul edilmiş, etkin pişmanlık kapsamında beyanlarda bulunduğu kabul edilerek 2 yıl 1 ay 22 gün netice hapis cezası ile cezalandırılmasına karar verilmiştir.
Gerekçeli kararda, sanığın polisin daveti üzerine kendisinin gelip teslim olduğu belirtilmiş, ayrıca kovuşturma aşamasında pişmanlığını dile getirip konumu itibarıyla bilgisi ölçüsünde, örgütün yapısı ve faaliyeti çerçevesinde önemli bilgiler verdiği değerlendirilerek etkin pişmanlık hükümlerinin uygulanma koşullarının oluştuğu kabul edilmiş, fakat 5237 sayılı TCK'nın 30, 221/2,3,4-1.cümle maddelerinin koşullarının oluşmadığı belirtilmiştir.
4.Sanık ve müdafinin hazır bulunduğu 05.07.2022 tarihli duruşmada hükmün usulüne uygun şekilde tefhim edildiği ancak yasal süresi içerisinde sanık veya müdafii tarafından istinaf kanun yoluna başvuru yapılmadığı ve kararın istinaf edilmeden kesinleştiği anlaşılmıştır.
5.İstanbul Cumhuriyet Başsavcılığının 20.09.2022 tarihli yazısı ile; hükümlü hakkında 2 yıl 1 ay hapis cezası verilmesi gerekir iken hesap hatası yapılıp 2 yıl 1 ay 22 gün hapis cezası belirlenerek fazla cezaya hükmedilmesinin usul ve yasaya aykırı olması nedeni ile kesinleşen ilamın kanun yararına bozulması için ile Adalet Bakanlığına ihbarda bulunulmuştur.
6.Adalet Bakanlığının, 21.03.2023 gün ve 94660652-105-34-26390-2022-KYB sayılı kanun yararına bozma istemine istinaden düzenlenen Yargıtay Cumhuriyet Başsavcılığının 24.04.2023 tarihli, 2023/37541 sayılı Tebliğnamesi ile dava dosyasının Dairemize gönderildiği, Dairemizin 08.06.2023 tarihli 2023/8783 Esas - 2023/4125 Karar sayılı kararı ile hükümlünün kolluğun daveti üzerine kendiliğinde teslim olduğunun anlaşılması nedeniyle hükümlü hakkında 5237 sayılı TCK'nın 221/4-1.cümlesinin uygulanması gerektiğinin gözetilmemesinin hukuka aykırı olduğu ve bu yönden kanun yararına bozma yoluna gidilip gidilmeyeceği hususunda Adalet Bakanlığına ihbarda bulunulmak üzere tevdi kararı verilmiştir.
7.Adalet Bakanlığının, 5271 sayılı Ceza Muhakemesi Kanunu’nun 309 uncu maddesi uyarınca, 01.11.2023 tarihli ve 94660652-105-34-26390-2022-KYB sayılı evrakı ile Dairemizin 08.06.2023 tarihli 2023/8783 Esas - 2023/4125 sayılı kararında gösterilen neden ilişkin olarak kanun yararına bozma istemine istinaden düzenlenen Yargıtay Cumhuriyet Başsavcılığının, 12.12.2023 tarihli ve 2023/117179 sayılı Ek Tebliğnamesi ile dava dosyası Dairemize gönderilmiştir. C.İlgili Hukuk Konu ile ilgili olarak 5237 sayılı TCK'nın 221/4 fıkrasında etkin pişmanlık hükümleri düzenlenmiştir.
D. Değerlendirme ve Gerekçe
Uyuşmazlığın kapsamı, hükümlü hakkında etkin pişmanlık uygulanırken 5237 sayılı TCK'nın 221/4-1.cümlesinin uygulanıp uygulanmayacağı ve cezanın doğru hesaplanıp hesaplanmadığına ilişkindir.
Ayrıntıları, 14.11.1977 tarih, 3-2 sayılı içtihadı birleştirme kararı ile Yargıtay Ceza Genel Kurulunun Dairemizce de benimsenen istikrar kazanmış kararlarında (03.04.2012 tarih 2011/10-438 - 2012/141 sy. 10.05.2011 tarih 6-80-90 sy. 14.12.2010 tarih 4-210-259 sayılı 15.06.2010 tarih 9-117-146 sy. 23.06.2009 tarih 9-30-177 sy. gibi) açıklandığı üzere: 5271 sayılı Kanun’un 309 uncu maddesinde, olağanüstü bir kanun yolu olarak düzenlenen kanun yararına bozma ile; hakim ya da mahkemelerce verilen ve temyiz veya istinaf incelemesinden geçmeksizin kesinleşen karar yahut hükümlerdeki gerek maddi gerekse usule ilişkin hukuka aykırılıkların hem ilgilisi hem de toplum açısından giderilmesi ile ülkede uygulama birliğinin sağlanması amaçlanmaktadır. Ancak kesin kararlara karşı kabul edilmesi nedeniyle bu amaçlara hizmet etmeyen, sadece yapılan uygulamanın hatalı olduğunun tespiti ile yetinilmesi sonucunu doğuran hukuka aykırılıkların bu yolla çözülmesinde kanun yararı olmadığı gibi bu uygulamanın kesin hükmün otoritesini sarsacağı da açıktır.
Ciddi boyuta ulaşmayan, maddi meseleye ilişkin olan, hakimin kanaat ve takdir yetkisi kapsamında kalan hususlar ile infaz aşamasında, soruşturma ya da kovuşturma safhasında alınacak bir kararla giderilebilecek nitelikte olanlar gibi başka bir yol ve yöntemle giderilmesi mümkün olan hukuka aykırılıkların kanun yararına bozma konusu olamayacağı kabul edilmektedir.
Yargıtay Ceza Genel Kurulunun 07.07.2009 tarihli 2009/9-155 Esas - 2009/192 Karar; 13.06.2006 tarihli 2006/10-151 Esas - 2006/157 sayılı kararlarında açıklandığı üzere; Yargıtay'ın öğretici ve yol gösterici niteliği gereği temyiz denetimi sırasında uyguladığı "kabule göre bozma" yönetimine, istisnai ve olağanüstü bir yol olan yasa yararına bozma istemi üzerine yapılan incelemede başvurulması sistemin özüne aykırıdır. Kanun yararına bozma isteminde bozma nedenleri arasında kabule göre bozma nedenleri de ileri sürülmüş ise asıl kanun yararına bozma nedeninin yerinde görülmesi halinde bu hukuka aykırılık yönünden kararın kanun yararına bozulmasına, kabule göre bozma nedeni yönünden ise istemin reddine veya karar verilmesine yer olmadığına karar verilmelidir. Yargıtay'ın genel uygulaması da bu yöndedir. (A.Aydın Kuyucu, Ceza Yargılaması Hukukunda Kanun Yararına Bozma, Sayfa 156, Yetkin Yayınları, Ankara 2020) Yukarıda belirtilen bilgiler ışığında somut olay değerlendirildiğinde;
1.Yargıtay Cumhuriyet Başsavcılığının kanun yararına bozma istemine dayanan ihbarname içeriğindeki hususlardan (1) numaralı neden yönünden;
İstanbul 27. Ağır Ceza Mahkemesi tarafından hükümlü hakkında yapılan yargılama neticesinde; hükümlünün eylemlerinin silahlı terör örgütüne üye olma suçunu oluşturduğu kabul edilmiş, bununla birlikte polisin daveti üzerine kendisinin gelip teslim olduğu, ayrıca kovuşturma aşamasında pişmanlığını dile getirip konumu itibarıyla bilgisi ölçüsünde, örgütün yapısı ve faaliyeti çerçevesinde önemli bilgiler verdiği ve etkin pişmanlık hükümlerinin uygulanma koşullarının oluştuğu kabul edilerek hükmolunan cezada indirim uygulanarak 2 yıl 1 ay 22 gün hapis cezası ile cezalandırılmasına karar verilmiş ise de;
İstanbul Cumhuriyet Başsavcılığının 05.03.2021 tarihli ve 2020/169545 soruşturma sayılı yazısında hükümlünün çağrı üzerine kendisine ulaşıldığının belirtilmiş olması, yine hükümlü hakkında yargılama yapan İstanbul 27. Ağır Ceza Mahkemesince hükümlünün kolluğun daveti üzerine kendiliğinden giderek teslim olduğunun kabul edilmiş olması, her ne kadar dosya içerisinde hükümlünün kendiliğinden teslim olduğunu gösterir bir yakalama veya teslim olma tutanağı bulunmamakta ise de, İstanbul Cumhuriyet Başsavcılığının 05.03.2021 tarihli yazısı ve mahkeme kabulü nazara alınarak mevcut belirsizliğin hükümlü lehine yorumlanması gerektiği; mevcut durumda kolluğun daveti üzerine kendiliğinden giderek teslim olduğu ve soruşturma aşamasından itibaren etkin pişmanlık kapsamından anlatımlarda bulunduğu kabul edilen hükümlü hakkında 5237 sayılı TCK'nın 221/4-1.cümlesi gereğince ceza verilmesine yer olmadığı kararı verilmesi gerekirken yerinde olmayan gerekçe ile 5237 sayılı TCK'nın 221/4-1.cümlesinin uygulanma koşullarının oluşmadığı belirtilerek 5237 sayılı TCK'nın 221/4-2.cümlesi gereğince 2 yıl 1 ay 22 gün hapis cezası ile cezalandırılmasına karar verilmesine dair mahkeme kararında isabet bulunmadığından kanun yararına bozma isteminin (1) numaralı fıkrası yönünden istemin kabulüne karar verilmiştir.
2.Yargıtay Cumhuriyet Başsavcılığının kanun yararına bozma istemine dayanan ihbarname içeriğindeki hususlardan (2) numaralı neden yönünden; Bozma nedenine göre, kanun yararına bozma istemine dayanan ihbarname içeriğindeki hususlardan (2) numaralı neden inceleme dışında bırakılmıştır. II.KARAR
1.Yargıtay Cumhuriyet Başsavcılığının kanun yararına bozma istemine dayanan ihbarname içeriğindeki hususlardan (1) numaralı neden yerinde görüldüğünden talebin KABULÜNE,
2.İstanbul 27. Ağır Ceza Mahkemesinin 05.07.2022 tarihli ve 2021/208 Esas, 2022/256 sayılı kararının 5271 sayılı Kanun’un 309/3 maddesi gereğince, oy birliğiyle KANUN YARARINA BOZULMASINA,
3.5271 sayılı Kanun’un 309/4-(a) bendi uyarınca gerekli işlemin yapılması için dava dosyasının, İstanbul 27. Ağır Ceza Mahkemesinin gönderilmek üzere Yargıtay Cumhuriyet Başsavcılığına TEVDİİNE,
4.Bozma nedenine göre, kanun yararına bozma istemine dayanan ihbarname içeriğindeki hususlardan (2) numaralı neden bakımından KARAR VERİLMESİNE YER OLMADIĞINA, 29.04.2025 tarihinde karar verildi.