8. Hukuk Dairesi
8. Hukuk Dairesi 2023/6557 E. , 2025/5131 K.
"İçtihat Metni"MAHKEMESİ : Bursa Bölge Adliye Mahkemesi 10. Hukuk Dairesi
İLK DERECE MAHKEMESİ : Bayramiç Asliye Hukuk Mahkemesi
Taraflar arasındaki orman kadastrosuna itiraz davasından dolayı yapılan yargılama sonunda İlk Derece Mahkemesince davanın kabulüne karar verilmiştir. Kararın davalı Hazine vekili tarafından istinaf edilmesi üzerine, Bölge Adliye Mahkemesince başvuruların esastan reddine karar verilmiştir.
Bölge Adliye Mahkemesi kararı davalı Hazine vekili tarafından temyiz edilmekle; kesinlik, süre, temyiz şartı ve diğer usul eksiklikleri yönünden yapılan ön inceleme sonucunda, temyiz dilekçesinin kabulüne karar verildikten ve Tetkik Hâkimi tarafından hazırlanan rapor dinlendikten sonra dosyadaki belgeler incelenip gereği düşünüldü: K A R A R ... köyü sınırları içinde 1984 yılında 766 sayılı Kanun'a göre yapılan tapulama çalışmalarında, dava konusu taşınmaz paftasında kısmen dere olarak tespit harici bırakılmıştır.
Davacı ... İdaresi dava dilekçesinde özetle; dava konusu parselin bulunduğu köyde 3402 sayılı Kanunu'nun Ek 5. maddesine göre orman kadastro çalışmalarının tamamlanarak 18.09.2015 tarihinden itibaren 1 ay süreyle askıya çıkartıldığını, bu çalışmalar sonucunda dava dilekçesi ekinde sunmuş olduğu haritada işaretli olan kısmın 766 sayılı Kanun'la yapılan çalışmalarda tespit harici olarak bırakılmış kadim orman alanı olduğunu, eski tarihli hava fotoğrafları, amenajman planları ve haritalarda da bu kısmın orman olarak gözüktüğünü, yapılan orman kadastro çalışmasında 766 sayılı kanuna göre yapılan tespitte davalılar adına tescil gören ... köyü ... ve ... parseller arasında kalan ve haritada yeşil ile işaretledikleri ve keşif sırasında arzda da gösterecekleri kısmının ziraat arazisi olarak tespit gördüğünü, yapılan bu tespitin hatalı olduğunu, itirazlı bu kısmında yapılan çalışmada ... ada ... parsel olarak gösterilen orman parseline katılmasının gerektiğini öne sürerek tahdidine itiraz edilen kısmın orman sınırları dışında kalan kısmının iptali ile tahditte ... köyü ... ada ... parsel olarak sınırlanmış orman parseline dahil edilmesine karar verilmesini talep ve dava etmiştir.
Yargılama sırasında davalıların farklı olması nedeniyle dosyada tefrik kararı verilmiş, yargılamaya tescil harici bırakılan kısım yönünden devam edilmiştir.
Çanakkale Kadastro Mahkemesince dava konusu taşınmaz hakkında kadastro tutanağı düzenlenmediğinden bahisle görevsizlik kararı vermiş, Asliye Hukuk Mahkemesince de davanın kadastro tespitine itiraz davası olduğundan bahisle karşı görevsizlik kararı verilerek yargı yeri belirlenmesi için dosya Bursa Bölge Adliye Mahkemesi'ne gönderilmiştir. Bursa Bölge Adliye Mahkemesince Bayramiçi Asliye Hukuk Mahkemesi'nin yargı yeri olarak belirlenmesine karar verilmiştir.
İlk Derece Mahkemesince yapılan yargılama sonunda; (A) harfli taşınmazın ... ada ... parsele bitişik orman sınırları dışında bırakıldığı, ancak (A) harfli yerin orman sayılan yerlerden olduğu ve ... ada ... parsele dahil edilmesi gerektiği gerekçesiyle davanın kabulüne, Çanakkale ili ... ilçesi ... köyü sınırları içerisinde kalan 15.05.2018 tarihli bilirkişi heyeti raporunun ekindeki ölçü krokisinde (A) harfi ile gösterilen ve tescil harici bırakılan 4.671,958 m²'lik kısmın Çanakkale ili ... ilçesi ... köyü ... ada ... parsel sayılı taşınmaza eklenmek suretiyle orman niteliğinde Hazine adına tapuya kayıt ve tesciline karar verilmiştir.
Davalı Hazine vekili istinaf dilekçesinde özetle; davanın tespite itiraz davası olmakla Kadastro Mahkemelerinde görülmesi gerektiğini, buna karşılık Kadastro Mahkemelerinin, kadastro tespitine konu olan taşınmazların davasına bakacağını, olayda ise tespite konu bir yer olmadığından davanın baştan yanlış açıldığını, Asliye Hukuk Mahkemesinde ise ya mevcut tapunun iptali için tapu iptal davası ya da ilk defa tapu almak için tescil davası açılması gerekmekte olup MK. madde 713'te düzenlenen tescil şartlarının hiç birinin olayda bulunmadığını, Yargıtay Dairesinin Devletin zilyetliği olma şeklinde karar vermekle zilyetliğe dayalı bir tescil davası da açılamayacağını, kabul kararının hukuki dayanağını merak ettiğini, olayda dava yoluyla çözülecek bir husus bulunmadığını, tamamlayıcı kadastro çalışmasıyla problemin giderileceğini, davanın kabulü durumunda, dava konusu taşınmazın mevcut orman parseline eklenmesinin ek külfetler çıkaracağından, yeni bir parsel numarası verilerek, fen bilirkişisinin krokisini de eki yaparak, orman vasfıyla Hazine adına tescil kararı verilmesinin haritacılık tekniği açısından daha uygun olacağını, ormanların Hazine mülkiyetinde olup bu nedenle açılan bu davada, davalı gösterilmelerinin de usule aykırı olduğunu öne sürerek kanun yoluna başvurmuştur.
Bölge Adliye Mahkemesince yapılan inceleme sonunda; davacının talebine konu taşınmaz bölümünün (A) harfi ile gösterilen bölüm olup bu yönden verilen kararın davacı tarafça da istinaf edilmemesine, alınan teknik bilirkişi raporlarında "nizaya konu taşınmaz bölümünün toprak muhafaza karakteri taşıdığı, toprağının orman toprağı yapısında olduğu, 1953 yılı hava fotoğrafında orman alanları içinde kaldığı tespit edildiği gibi taşınmaz bölümünün kızılçam ağaçları ile kaplı olup devamındaki orman ile bütünlük teşkil ettiğinin" bildirilmesi hususları birlikte gözetildiğinde nizalı taşınmaz bölümünün gerek hukuki gerekse eylemli olarak orman sayılan yerlerden olduğu belirlenerek yazılı şekilde hüküm kurulmasında bir isabetsizlik bulunmadığından davalı Hazine vekilinin yerinde görülmeyen istinaf başvurusunun HMK.nun 353(/1)-b.1 maddesi uyarınca esastan reddine karar verilmiştir.
Davalı Hazine vekili temyiz dilekçesinde özetle; istinaf dilekçesinde ileri sürülen gerekçeleri tekrar ederek Bölge Adliye Mahkemesi kararının bozulmasını istemiştir.
Tarafların karşılıklı iddia ve savunmalarına, dayandıkları belgelere, uyuşmazlığa uygulanması gereken hukuk kuralları ile hukuki ilişkinin nitelendirilmesine, dava şartlarına, yargılama ve ispat kuralları ile İlk Derece Mahkemesi ve Bölge Adliye Mahkemesi kararlarındaki gerekçelere, 6100 sayılı Kanun’un 369/1. maddesi de gözetilerek yapılan incelemede aynı Kanun’un 371. maddesinde yer alan sebeplerden biri de bulunmadığına göre, temyizen incelenen karar usul ve kanuna uygun olup davalı Hazine vekilinin temyiz dilekçesinde ileri sürdüğü nedenler kararın bozulmasını gerektirecek nitelikte görülmemiştir. S O N U Ç : Yukarıda açıklanan sebeplerle; Temyiz olunan Bölge Adliye Mahkemesi kararının 6100 sayılı Kanun'un 370. maddesinin birinci fıkrası uyarınca ONANMASINA,
3402 sayılı Kanun'un 36/A maddesi gereğince harç alınmasına mahal olmadığına, istek halinde peşin harcın temyiz edene iadesine, Dosyanın İlk Derece Mahkemesine, kararın bir örneğinin Bölge Adliye Mahkemesine gönderilmesine,01.07.2025 tarihinde oy birliğiyle karar verildi.