4. ASLİYE TİCARET MAHKEMESİ
Davacı vekili, mahkememizin .../... esasında görülen davadaki dava dilekçesinde özetle; Müvekkilinin ... düzenleme tarihli ve ... yevmiye numaralı resmi senet örneğine göre ... ili, ... ilçesi, ... mahallesi, ... ada ... numaralı parselde bulunan ... niteliğindeki ... numaralı bağımsız bölümü borçlu ...'in çekeceği kredi nedeinyle kendisine ait taşınmazı ... lehine ipotek verdiğini ve davalı borçlunun da ilgili bankadan ticari finans teminatlı kredi çektiğini, borçlu çektiği krediyi ödemeyince müvekkilinin dava dilekçesinde geçen tarih ve miktarlarda olmak üzere toplamda ... TL ödeme yaptığını, avalının borcunu müvekkilinin ödemek zorunda kaldığını, fakat davalı tarafın bu borcunu müvekkiline ödemediğini, müvekkilinin sürekli oyaladığını, müvekkilinin davalı tarafın kredi çekmesi için teminat olarak verdiği ... niteliğindeki ... nolu bağımsız bölümün dava dışı banka tarafından satılmasına engel olmak için davalı tarafın talebi doğrultusunda davalı tarafından ödenmeyen kredi borcunu ödemek zorunda kaldığını, müvekkilinin kendisine ait olan bağımsız bölümü davalı tarafın kredi çekmesi için teminat olarak dava dışı bankaya teminat gösterdiğini ve davalı tarafın dava dışı bankadan kredi çekmiş olmasına rağmen kredi taksitlerini ödemediğini, bunun üzerine Antalya ... İcra Müdürlüğünün .../... esas sayılı dosyasından takibe geçildiğini, davalı tarafın yapılan takibe kötü niyetli olarak itiraz ettiğini, bu nedenlerle haksız ve yersiz olarak yapılan itirazın iptaline, takibin devamına karar verilmesini talep etmiştir. Davalı cevap dilekçesinde özetle; görevli mahkemenin Asliye Hukuk mahkemesi olduğunu, somut olayda her iki tarafın tacir olmadığını ve davanın mutlak ticari dava olmadığını, davacının iddialarının gerçeği yansıtmadığını, davacının kendi taşınmazını müvekkilinin kullandığı kredi nedeni ile ipotek ettirmesinin hayatın olağan akışına aykırı olduğunu, davacının kötü niyetli olduğunu, dolandırıcılık suçundan suç duyurusunda bulunduklarını, söz konusu taşınmazın davacıya ait olmadığını beyan ederek; davanın reddine karar verilmesini talep etmiştir. Aşamalarda mahkememizin .../... esas sayılı dosyası ve Antalya ... Asliye Ticaret mahkemesinin .../... esas sayılı dosyası iş bu dosya ile birleştirilmiştir. Birleşen dava dosyalarının tahkikat aşamaları müşterek olup, davalar bağımsız özelliklerini korurlar, Bu nedenle, karar başlığında ve hükümde davalar ayrı ayrı ele alınmıştır. Mahkememizin .../... esas sayılı dosyasında, dava dilekçesinde özetle; davalı tarafın çektiği kredi borcunu ödemeyince müvekkilinin ... tarihinde ... ... Ye ...-Tl ödemede bulunduğunu, icra takip borçlusu ...'in borcunu müvekkilinin ödemek zorunda kaldığını, kredi borcunu müvekkilinin ödenmesine rağmen ...'in müvekkilinin söz konusu borcu ödediğini, borçlu aleyhine icra takibine geçtiklerini, davalının icra takibine itiraz ettiğini belirtmekle, itirazın iptalini talep ve dava etmiştir. Antalya ... Asliye Ticaret mahkemesinin .../... esas sayılı dosyasında dava dilekçesinde özetle; davalı tarafın çekmiş olduğu kredi borcunu ödememesi üzerine ... tarihinde ...'ye müvekkilinin ... TL ödemede bulunduğunu, davalının borcunu müvekkilinin ödemek zorunda kaldığını, fakat davalı tarafın bu borcunu müvekkiline ödemediğini, müvekkilinin sürekli oyaladığını, müvekkilinin davalı tarafın kredi çekmesi için teminat olarak verdiği ... niteliğindeki ... nolu bağımsız bölümün dava dışı banka tarafından satılmasına engel olmak için davalı tarafın talebi doğrultusunda davalı tarafından ödenmeyen kredi borcunu ödemek zorunda kaldığını, müvekkilinin kendisine ait olan bağımsız bölümü davalı tarafın kredi çekmesi için teminat olarak dava dışı bankaya teminat gösterdiğini ve davalı tarafın dava dışı bankadan kredi çekmiş olmasına rağmen kredi taksitlerini ödemediğini, bunun üzerine Antalya ... İcra Müdürlüğünün .../... esas sayılı dosyasından takibe geçildiğini, davalı tarafın yapılan takibe kötü niyetli olarak itiraz ettiğini, bu nedenlerle haksız ve yersiz olarak yapılan itirazın iptaline, takibin devamına, davalı tarafın menkul ve gayrimenkul malları ile 3.kişilerdeki hak ve alacakları üzerine teminatsız ya da az miktarlı teminat ile ihtiyati haciz kararı verilmesini, yargılama gideri ve vekalet ücretinin davalı üzerinde bırakılmasını talep ve dava etmiştir. ... tarihli celsede, birleştirme hususları taraf vekilleri huzurunda da ayrıca okunmuştur. Aşamalarda, mahkememizce bilirkişi raporu aldırılmıştır. ... tarihli bilirkişi ... tarafından hazırlanan bilirkişi raporunda özetle; davacı tarafından davalının ... ... şubesinden kullandığı kredi hesabına ... numaralı taksitli kredi hesabına üçüncü şahıs sıfatıyla ödemeler yaptığının sabit olduğu, yapılan ödemelerin icra takiplerinde asıl alacak olarak talep edildiği, davalının kullandığı krediye banka tarafından muacceliyet verilmesinin söz konusu olmadığı, davacının krediye kefil sıfatı ve ipotek verdiği maliki olduğu taşınmazını üzerindeki ipotek yükümüyle birlikte ... tarihinde sattığı dikkate alındığında, ipotek borçlusu sıfatının da bulunmadığı, davalının yapılan ödemelerin kredi hesabına mahsup edilmesine bankaya yaptığı bir itirazının da bulunmadığı dikkate alındığında bu haliyle, davalının kabulünde bulunan ödemelerin taraflar arasındaki ticari niteliği bulunmayan borç alacak ilişkilerinden kaynaklandığı belirtilmiştir. Bilirkişi raporu taraflara tebliğ edilmiş, itirazlar/beyanlar alınmıştır. Öncelikle belirtmek gerekir ki; Mahkemelerin görevi dava şartıdır. Mahkemenin davanın esası hakkında yargılama yapabilmesi için varlığı ve yokluğu gerekli olan hallere ise dava şartları denir (KURU/Baki// ARSLAN/Ramazan// YILMAZ/Ejder., Medeni Usul Hukuku (Ders Kitabı), Ankara 2005, s. 303)Hukuk Usulü Muhakemeleri Kanunu'nun 188. maddesinde, "Hakimin re'sen nazarı dikkate alması kanunen iktiza eden hususlar" deyimi ile dava şartlarının kastedildiği ve bu nedenle dava şartlarının mahkemece kendiliğinden gözetileceği hususu öğretide de kabul edilmektedir(Yargıtay Hukuk Genel Kurulu, 2005/9-546 E.N , 2005/611 K.N., 26/10/2005). 6100 sayılı Hukuk Muhakemeleri Kanunu m. 115'e göre; mahkeme, dava şartlarının mevcut olup olmadığını, davanın her aşamasında kendiliğinden araştırır. Taraflar da dava şartı noksanlığını her zaman ileri sürebilirler. Mahkeme, dava şartı noksanlığını tespit ederse davanın usulden reddine karar verir. Ancak, dava şartı noksanlığının giderilmesi mümkün ise bunun tamamlanması için kesin süre verir. Bu süre içinde dava şartı noksanlığı giderilmemişse davayı dava şartı yokluğu sebebiyle usulden reddeder. Görev kuralları kamu düzenindendir ve re'sen dikkate alınır. Yargıtay Hukuk Genel Kurulu'nun 2017/17-1097 esas, 2019/458 karar sayılı emsal ilamında da belirtildiği üzere; Ticari davalar, mutlak ticari davalar, nispi ticari davalar ve yalnızca bir ticari işletmeyle ilgili olmasına rağmen ticari nitelikte kabul edilen davalar olmak üzere üç gruba ayrılır. Mutlak ticari davalar, tarafların tacir olup olmadığına ve işin bir ticari işletmeyi ilgilendirip ilgilendirmediğine bakılmaksızın ticari sayılan davalardır. Mutlak ticari davalar, TTK'nın 4/1. maddesinde bentler hâlinde sayılmıştır. Bunların yanında Kooperatifler Kanunu (m.99), İcra ve İflas Kanunu (m.154), Finansal Kiralama Kanunu (m.31), Ticari İşletme Rehni Kanunu (m.22) gibi bazı özel kanunlarda belirlenmiş ticari davalar da bulunmaktadır. Bu guruptaki davaların ticari dava sayılabilmesi için taraflarının tacir olması veya ticari işletmeleriyle ilgili olması gibi şartlar aranmaz. TTK'nın 4/1. bendinde sınırlı olarak sayılan davalar arasında yer alması veya özel kanunlarda ticari dava olarak nitelendirilmesi yeterlidir. Bu davalar kanun gereği ticari dava sayılan davalardır. Nispi ticari davalar, her iki tarafın ticari işletmesiyle ilgili olması hâlinde ticari nitelikte sayılan davalardır. TTK'nın 4/1. maddesine göre, her iki tarafın ticari işletmesiyle ilgili hususlardan doğan ve iki tarafı da tacir olan hukuk davaları ticari dava sayılır. Bu hükme göre bir davanın ticari dava sayılabilmesi için, hem iki tarafın ticari işletmesini ilgilendirmesi hem de iki tarafın tacir olması gereklidir. Bu şartlar birlikte bulunmadıkça, uyuşmazlık konusunun ticari iş niteliğinde olması veya ticari iş karinesi sebebiyle diğer taraf için de ticari iş sayılması davanın ticari dava olması için yeterli değildir. Ticari iş karinesinin düzenlendiği TTK’nın 19/2. maddesi uyarınca, taraflardan biri için ticari iş sayılan bir işin diğeri için de ticari iş sayılması, davanın niteliğini ticari hâle getirmez. TTK, kanun gereği ticari dava sayılan davalar haricinde, ticari davayı ticari iş esasına göre değil, ticari işletme esasına göre belirlemiştir. Hâl böyle olunca, işin ticari nitelikte olması davayı ticari dava hâline getirmez. Üçüncü grup ticari davalar, yalnızca bir tarafın ticari işletmesini ilgilendiren havale, vedia ve fikri haklara ilişkin davalardır. Asliye ticaret mahkemesi ile asliye hukuk mahkemesi ve diğer hukuk mahkemeleri arasındaki hukuki ilişki, 6762 sayılı Türk Ticaret Kanunu'ndan ve 6102 sayılı Türk Ticaret Kanunu'nun 6335 sayılı Kanunla yapılan değişiklikten önceki hâlinden farklı olarak iş bölümü ilişkisi değil görev ilişkisidir. Somut olaya dönüldüğünde; davacının, davalının kullandığı ticari kredi nedeniyle kendi ... niteliğindeki taşınmazını ipotek verdiği ve iddiası gereği davalı borçlarını ödemediğinden yaptığı ödemeleri geri istediği anlaşılmaktadır. Taraflar arasındaki ilişki mutlak ticari davayı göstermemektedir. Davalının çektiği kredi ticari kredi olsa da bu bankaya karşı hukuki ilişkidir. Diğer yandan, ... niteliğindeki taşınmazın ipotek verildiğinden bahisle bu husus bir an için düşünülse de dava tarihi itibariyle taşınmaz davacıya ait değildir. Her dava açıldığı durum ve şartlarda görülür. Davacı, taşınmazı bir başkasına ipotek yükümüyle birlikte devretmiştir. Bilirkişi raporunda da belirtildiği üzere; davalının kullandığı krediye banka tarafından muacceliyet verilmesinin söz konusu olmadığı, davacının krediye kefil sıfatı ve ipotek verdiği maliki olduğu taşınmazını üzerindeki ipotek yükümüyle birlikte ... tarihinde sattığı anlaşılmaktadır. Taraflar arasında, nispi ticari davayı veya üçüncü grup ticari davayı gösterir bir hukuki ilişki de kabule göre mevcut değildir. Kabule ve bilirkişi raporuna göre; taraflar arasındaki ilişki, ticari bir alacak-borç ilişkisi değildir. Genel mahkemelerde incelenecek, bir alacak-borç ilişkisidir. Dosyada ileri sürülen inanç sözleşmesine ilişkin iddialar, ipotekli taşınmazın sonradan geri alınmasına ilişkin iddialar ve diğer itirazlar da görevli mahkemece ele alınmalıdır.
Tam metni görüntülemek için kayıt olun
Ücretsiz üyelik ile günlük 1 karar görüntüleme hakkı kazanın