8. Ceza Dairesi

TEBLİĞNAME GÖRÜŞÜ : Onama Yapılan ön inceleme neticesinde; sanık hakkında kurulan hükmün temyiz edilebilir olduğu, temyiz edenlerin hükmü temyize hak ve yetkisinin bulunduğu, temyiz istemlerinin süresinde olduğu, temyiz dilekçelerinde temyiz sebeplerine yer verildiği, temyiz istemlerinin reddini gerektirir bir durumun bulunmadığı tespit edilmekle, gereği düşünüldü: I. HUKUKİ SÜREÇ A. İlk Derece Mahkemesi Kararı Küçükçekmece 2. Ağır Ceza Mahkemesinin 06.02.2023 tarih ve 2022/498 Esas, 2023/25 Karar sayılı kararı ile uyuşturucu veya uyarıcı madde ticareti suçundan, sanık hakkında 5237 sayılı Türk Ceza Kanunu’nun (5237 sayılı Kanun) 188/3, 188/4-a, 43/1, 52, 58, 54 ve 53. maddeleri uyarınca 18 yıl 9 ay hapis ve 37.500TL adli para cezası ile cezalandırılmasına, hak yoksunluklarına ve cezanın mükerrirlere özgü infaz rejimine göre çektirilmesine karar verilmiştir. B. Bölge Adliye Mahkemesi Kararı İstanbul Bölge Adliye Mahkemesi 28. Ceza Dairesinin, 15.06.2023 tarihli ve 2023/781 Esas 2023/1445 Karar sayılı kararı ile sanık hakkında İlk Derece Mahkemesince kurulan hükme yönelik sanık ve müdafinin istinaf başvurularının 5271 sayılı Ceza Muhakemesi Kanunu’nun (5271 sayılı Kanun) 280/1-a maddesi uyarınca esastan reddine karar verilmiştir. II. TEMYİZ A. Temyiz Sebepleri Sanık ve Müdafinin Temyiz İstemi Suçun unsurlarının oluşmadığına, yeterli delil bulunmadığına, beraat kararı verilmesi gerektiğine, lehe hükümlerin uygulanması gerektiği, eylemin kullanmak için uyuşturucu madde bulundurma suçunu oluşturacağına, kararın usul ve kanuna aykırı olduğuna, delillerin hukuka aykırı şekilde toplandığına, arama kararının hukuka aykırı olduğuna, kullanma suçundan ayrıca hüküm kurulması nedeniyle birden fazla cezalandırma yapıldığına ilişkindir. B. Değerlendirme ve Gerekçe Dosya kapsamına göre; farklı tarihlerde sanığın ikameti ve ikametinin bulunduğu mahalde uyuşturucu madde sattığı yönünde gelen ihbarlar üzerine 02.05.2022 tarihinde yapılan sanığın üst aramasında, 29.12.2021 ve 17.02.2022 tarihlerinde ise ikametinde yapılan arama işlemlerinde farklı tür ve miktarlarda uyuşturucu madde ile hassas terazinin ele geçtiği, sanığın cep telefonunda yapılan incelemede uyuşturucu alışverişi olarak değerlendirilen görüşme içeriklerinin tespit edildiği, sanığın ticaret amacıyla uyuşturucu madde bulundurmak suretiyle atılı uyuşturucu madde ticareti suçunu işlediği iddiasına ilişkin olarak; Olay tutanaklarının içeriği, sanığın beyanları ve 17.02.2022 tarihli eylemi nedeniyle hakkında soruşturma başlatılıp yakalanması, ifadesinin alınması, sorguya sevk edilmesi, 02.05.2022 tarihli eylem nedeniyle de hakkında soruşturma başlatılıp yakalanması, ifadesinin alınması, sorguya sevk edilmesi ve bu itibarla fiili ve hukuki kesintinin gerçekleşmesi karşısında, eylemler arasında yeni bir suç işleme kararından sonra diğer fiilin işlenmesi sebebiyle sanık hakkında ayrı ayrı mahkûmiyet hükümleri kurulması gerekirken, eylemlerin temadi ettiği kabul edilerek tek mahkûmiyet hükmü kurulması suretiyle eksik ceza tayini aleyhe temyiz olmadığından bozma nedeni yapılmamıştır. Kolluk tarafından tanzim edilen tutanaklar, savunma, tanık beyanları, kriminal rapor, bilirkişi raporu ve tüm dosya kapsamından sanığın hakkında yapılan ihbarlar ile uyumlu şekilde farklı tarihlerde üzerinde ve ikametinde kişisel kullanım miktarının üzerinde uyuşturucu madde ile yakalandığı, böylece ticaret amacıyla uyuşturucu madde bulundurmak suretiyle uyuşturucu ticareti suçunu işlediği, yargılama sürecindeki işlemlerin usul ve kanuna uygun olarak yapıldığı, aşamalarda ileri sürülen iddia ve savunmaların toplanan tüm delillerle birlikte gerekçeli kararda gösterilip tartışıldığı, eylemin sanık tarafından gerçekleştirildiğinin saptandığı, vicdani kanaatin dosya içindeki belge ve bilgilerle uyumlu olarak kesin verilere dayandırıldığı, eyleme uyan suç vasfı ile yaptırımların doğru biçimde belirlendiği, dosya kapsamıyla örtüşen gerekçelerle takdiri indirim hükmünün uygulama dışı bırakılmasının isabetli olduğu, ayrıca lehe hükümlerinin uygulanma koşullarının oluşmadığı anlaşıldığından, sanık ve müdafinin temyiz istemleri yerinde görülmemiş, Bölge Adliye Mahkemesince verilen kararda hukuka aykırılık bulunmamıştır. III. KARAR Gerekçe bölümünde açıklanan nedenle İstanbul Bölge Adliye Mahkemesi 28. Ceza Dairesinin, 15.06.2023 tarihli ve 2023/781 Esas, 2023/1445 Karar sayılı kararında sanık ve müdafii tarafından öne sürülen temyiz sebepleri ve 5271 sayılı Kanun’un 289/1. maddesi ile sınırlı olarak yapılan temyiz incelemesi sonucunda hukuka aykırılık görülmediğinden, 5271 sayılı Kanun’un 302/1. maddesi uyarınca Tebliğname’ye uygun olarak, eleştiri konusunda Üye ...'in karşı düşüncesi ile diğer konularda oy birliğiyle TEMYİZ İSTEMLERİNİN ESASTAN REDDİ İLE HÜKMÜN ONANMASINA, Hükmolunan ceza miktarı ile tutuklu kalınan süre dikkate alınarak sanık hakkındaki salıverilme talebinin REDDİNE, Dava dosyasının, 5271 sayılı Kanun’un 304/1. maddesi uyarınca Küçükçekmece 2.Ağır Ceza Mahkemesine, Yargıtay ilâmının bir örneğinin ise İstanbul Bölge Adliye Mahkemesi 28. Ceza Dairesine gönderilmek üzere Yargıtay Cumhuriyet Başsavcılığına TEVDİİNE, 29.04.2025 tarihinde karar verildi. KARŞI GÖRÜŞ Zincirleme suçun oluşumu için işlenen suçlar arasında ne kadar zaman geçmesi gerektiği konusunda genel ve mutlak bir kural koymak mümkün olmadığından, hangi süre içerisinde işlenirse işlensin, işlenen suç başlangıçtaki genel niyete veya suç işleme konusunda tek karara dayanıyor ise zincirleme suç hükümleri uygulanacak, ancak işlenen suç failin yeni bir suç işleme kararına dayanıyorsa artık zincirleme suç söz konusu olmayacaktır. Zaman aralığının kısa olması ise kural olarak suç işleme kararında bir değişiklik olmadığına karine teşkil etmektedir. 29.12.2021 ve 17.02.2022 tarihli eylemlerde sanık ...'ın ikametinde ele geçirilen maddeleri ticari amaçla bulundurmak suretiyle, 75 gün geçtikten sonra da 02.05.2022 tarihinde üzerinde ele geçirilen maddeleri ticari amaçla bulundurmak suretiyle yakın tarihlerde uyuşturucu madde ticareti suçunu işlediği iddia ve kabul edilen olayda aradan geçen kısa zaman aralığı ve her yakalama ve ifade alma işleminden sonra da suç işleme iradesini devam ettirdiğinin anlaşılmış olması hususları birlikte dikkate alındığında sanığın suç işleme kararının yenilendiğine dair aleyhine yeterli somut delil bulunmadığı, yakalama, ifade alma, sorguya sevk, ev araması gibi adli işlemlerinin sanığın kararında bir değişiklik yapması gerektiği düşüncesinin ise varsayımsal bir düşünce olduğu, nitekim sanığın ilk ifadesi alındıktan sonra bırakılması ikinci ifade alma eyleminden sonra da adli kontrol kararı ile serbest bırakılmasından sonra üçüncü eylemini gerçekleştirdiği nazara alındığında sanığın suç işleme kararında bir değişiklik olmadığının açıkça anlaşıldığı failin iç dünyasını ilgilendiren suç işleme kararının her olayın özelliğine göre suçun işleniş biçimi, suçun işlenmesindeki özellikler, fiillerin işlendikleri yer ve işlenme zamanı, fiiller arasında geçen süre, korunan değer ve yarar, hareketin yöneldiği maddi konunun niteliği, olayların oluşum ve gelişimi ile dış dünyaya yansıyan diğer tüm özellikler değerlendirilerek belirlenmesi gerektiği, aksi halde her adli işlemin fiili kesinti olarak kabul edilmesi halinde sanığın çok ağır cezalar ile karşılaşılabileceği, bu durumun ise ceza adaletini öngören TCK'nın 3. maddesi ve TCK'nın 43 üncü maddesinin düzenleniş amacına aykırılık oluşturacağı Nitekim Yargıtay'ın yerleşik kararlarınında bu yönde olduğu, ceza hukukundaki cezalandırmanın amacının cezanın caydırıcı olması ile ıslah edici olması amacına dönük olduğu aşırı ve kanun koyucunun amacını aşan cezaların bu dengenin bozulmasına ve suç işleyen kişinin tekrar topluma kazandırılması amacına aykırılık oluşturacağı ve sanıkların tamamen toplum dışına itilmesine sebebiyet vereceği düşüncesi ile karardaki eleştiri düşüncesine iştirak edilmemiştir. 29.05.2025 ... Karşı Düşünce

Tam metni görüntülemek için kayıt olun

Ücretsiz üyelik ile günlük 1 karar görüntüleme hakkı kazanın

Ücretsiz Kayıt Ol Giriş Yap