20. Hukuk Dairesi

Davalar, YİDK iptali ve marka hükümsüzlüğü istemine ilişkindir. İnceleme, 6100 sayılı HMK'nın 355. madde hükmü uyarınca istinaf dilekçesinde belirtilen sebeplerle sınırlı olarak ve kamu düzenine aykırı hususların olup olmadığı gözetilerek yapılmıştır. Dosya kapsamı, mevcut delil durumu ve ileri sürülen istinaf sebepleri dikkate alındığında mahkemenin vakıa ve hukuki değerlendirmesinde usul ve esas yönünden yasaya aykırılık bulunmadığı, başvuruya konu markanın başvuru tarihinde veya varsa rüçhan tarihinde, itiraza gerekçe gösterilen markanın/markaların Türkiye’de en az beş yıldır tescilli olması şartını sağlamayan markalar için kullanılmamaya yönelik savunmaya itibar edilemeyeceği, dosya kapsamında itiraza gerekçe olarak gösterilen 2005 05584 sayılı markanın hükümden düşmüş olduğunun tespit edildiği, bu nedenle söz konusu markanın değerlendirmeye alınmamasında bir isabetsizlik olmadığı, 2002 22186, 2002 22187, 2008 00867 sayılı markaların, itiraz konusu başvurunun yapıldığı tarih itibariyle beş yıldan uzun süredir tescilli durumda oldukları için bu markalar bakımından SMK m. 19(2) hükmünün uygulanabilir durumda olduğu, muteriz tarafından sunulan delillerin incelenmesi sonucunda, 2002 22186, 2002 22187 sayılı markaların "eğitim hizmetleri, danışmanlık hizmetleri, değerlendirme/gelişim merkezi uygulamaları hizmetleri, web yıllık bakım hizmetleri, üçüncü kişilere ait yazılımların pazarlanması/satışı/kullandırılması ve bunlarla ilgili hizmetler" bakımından kullanımının ispatlandığının tespit edildiği, kullanım ispatı talep edilen 2008 00867 tescil numaralı itiraz gerekçesi markanın ise talep edilen mal ve hizmetlerde kullanımının ispatlanamamış olduğu, dava konusu edilen her iki YİDK kararı iptal talepli davada da mal/hizmet benzerliği şartının sağlandığı, başvuru standart karekterle yazılmış "..." ve "......." ibarelerinden oluşurken, itiraza dayanak markaların standart karekterle yazılı "...", "... ..." ibarelerinden oluştuğu, “...” ibaresinin markalarda öne çıkan ibare olması ve taraf markalarında ortak unsur olması karşısında, ibarenin benzer emtiada markasal hüviyette farklı kişiler tarafından kullanılması halinde alıcıların söz konusu mal ve/veya hizmetlerin aynı şirketten veya ekonomik olarak bağlantılı şirketlerden/işletmelerden geldiği düşüncesine kapılma tehlikesinin olduğu, alıcıların iki farklı marka ile karşı karşıya olduklarını anlamaları halinde bile, her iki markanın sahibi arasında idari/işletmesel bir bağlantı bulunduğunu, ortak bir çalışma kapsamında iş yapıldığını düşünebilecekleri, davacı vekili tarafından 2019/86090 "..." ve 2019/86211 sayılı "......." markalar yönünden müktesep hakkı bulunduğu iddiası yönünden 2020/91415, 2020/91414, 2019/86211, 2019/86154, 2019/86149, 2019/86090, 2019/117946, 2017/73715, 2016/12871, 2011/33366 sayılı markalara dayanıldığı, dava konusu marka başvurularının tarihleri 13/09/2019 tarihi olup, bu tarihten önceki tarihli olan ve taraflar arasında çekişme konusu olmaktan çıktığı tereddütsüz markaların müktesep hak değerlendirmesinde dikkate alınabileceği, davacı yanın önceki tarihli markalarından 5 yıllık kriteri karşılayan sadece iki markası olduğu, bu markaların 2011/33356 ve 2016/12871 sayılı markalar olduğu, ancak bu markaların "asli unsurun muhafaza edilmesi" şartını sağlanmadığı, zira; eldeki davada davacı "..." ve "..." ibareleri için tescil başvurusu yapmış olup; kazanılmış hakka dayanak 2011/33356 sayılı markada şekil unsurunun ön planda oluğu ve şeklin içindeki ibarenin "..." biçiminde olduğu, markada ... ibaresinin geçmediği, ... ve ... ibarelerinin olduğu, bu ibarelerin ... olarak yazılmasının diğer taraf markalarına yakınlaşma olacağı, davacının müktesep hakkının olmadığı anlaşılmakla, davacı vekilinin istinaf başvurusunun esas yönünden reddine dair hüküm kurmak gerekmiştir.

Tam metni görüntülemek için kayıt olun

Ücretsiz üyelik ile günlük 1 karar görüntüleme hakkı kazanın

Ücretsiz Kayıt Ol Giriş Yap