3. Ceza Dairesi
3. Ceza Dairesi 2023/14811 E. , 2025/9601 K.
"İçtihat Metni"
İNCELENEN KARARIN;
MAHKEMESİ :Sulh Ceza Hakimliği
İhbar edilen hakkında başlatılan Van Cumhuriyet Başsavcılığının 2019/1453 sayılı ihbar dosyasında ihbar edilenin 5271sayılı CMK'nın 135. maddesi kapsamında iletişiminin tespitine dair karar verilmesi için talepte bulunulduğu, Van 3. Sulh Ceza Hakimliğinin 07.10.2020 tarihli ve 2020/3116 Değişik iş sayılı kararı ile talebin kabulüyle ihbar edilenin iletişiminin (HTS kaydının) tespitine karar verildiği, Bilgi Teknolojileri ve İletişim Kurumu tarafından söz konusu kararın kanuna aykırı olduğu belirtilerek gereğinin yerine getirilmemesi ve itiraz edilmesi üzerine merci Van 1. Sulh Ceza Hakimliğinin 22.12.2020 tarihli ve 2020/4662 Değişik iş sayılı kararı ile itirazın reddine kesin olarak karar verildiği anlaşılmıştır.
Bilgi Teknolojileri ve İletişim Kurumu'nun talebi üzerine Adalet Bakanlığının, 5271 sayılı Ceza Muhakemesi Kanunu’nun 309 uncu maddesi uyarınca, 14.12.2021 tarihli ve 94660652-105-65-1009-2021-KYB sayılı evrakı ile kanun yararına bozma isteminde bulunulduğu, Dairemizin 14.06.2022 tarihli ve 2022/5581 - 2022/3842 sayılı kararı ile Van 3. Sulh Ceza Hakimliğinin 07.10.2020 tarih ve 2020/3116 Değişik iş sayılı kararı yönünden de kanun yararına bozma yoluna başvurulup başvurulmayacağı hakkında ihbarda bulunulmak suretiyle tevdi kararı verildiği, tevdi üzerine Adalet Bakanlığının, 5271 sayılı Ceza Muhakemesi Kanunu’nun 309 uncu maddesi uyarınca, 12.05.2023 tarihli ve ...-KYB sayılı evrakı ile başlıkta belirtilen her iki karar yönünden kanun yararına bozma istemine istinaden düzenlenen Yargıtay Cumhuriyet Başsavcılığının, 11.07.2023 tarihli ve 2023/62211 sayılı Tebliğnamesi ile dava dosyası Dairemize gönderilmekle, gereği düşünüldü:
I. İSTEM
A. Kanun Yararına Bozma İstemi Yargıtay Cumhuriyet Başsavcılığının kanun yararına bozma isteminin;
"FETÖ/PDY silahlı terör örgütüne üye olma suçundan ihbar edilen ... hakkında Van Cumhuriyet Başsavcılığınca yürütülen 2019/1453 sayılı ihbar dosyası kapsamında, anılan Cumhuriyet Başsavcılığın talebi üzerine ihbar edilene ait ... ve .... sayılı telefon hatlarının 01.01.2013-31.12.2017 tarihleri arasına ait ayrıntılı görüşme kayıtları ve baz istasyonlarını gösterir HTS kayıtları ile arama- aranma, kısa mesaj bilgileri ile birlikte iletişimin tespitine dair Van 3. Sulh Ceza Hakimliğinin 07.10.2020 tarihli ve 2020/3116 değişik iş sayılı kararı ile anılan karara karşı Bilgi Teknolojileri ve İletişim Kurumu tarafından yapılan itirazın reddine ilişkin mercii Van 1. Sulh Ceza Hakimliğinin 22.12.2020 tarihli ve 2020/4662 değişik iş sayılı kararını kapsayan dosya incelendi. Van 1. Sulh Ceza Hakimliğinin 22.12.2020 tarihli ve 2020/4662 değişik iş sayılı kararı yönünden yapılan incelemede;
14.02.2007 tarihli ve 26434 sayılı Resmi Gazete'de yayımlanan Ceza Muhakemesi Kanununda Öngörülen Telekomünikasyon Yoluyla Yapılan İletişimin Denetlenmesi, Gizli Soruşturmacı ve Teknik Araçlarla İzleme Tedbirlerinin Uygulanmasına İlişkin Yönetmeliğin 10. maddesinin iptaline ilişkin Danıştay 10. Dairesinin 09.03.2017 tarihli ve 2012/1001 Esas, 2017/1361 sayılı kararının, Danıştay İdari Dava Daireleri Genel Kurulunun 06.12.2012 tarihli ve 2012/758 sayılı ilamı ile onanması neticesinde yürürlükten kalkması; 10.11.2005 tarihli Resmi Gazete'de yayımlanan Telekominikasyon Yoluyla Yapılan İletişimin Tespiti, Dinlenmesi, Sinyal Bilgilerinin Değerlendirilmesi ve Kayda Alınmasına Dair Usul ve Esaslar İle Telekomünikasyon İletişim Başkanlığının Kuruluş ve Yetkileri Hakkında Yönetmeliğin, Başkanlığın görevleri başlıklı 17/1-a,b,c. maddesi kapsamında tanınan ''...taleplerin bu Yönetmeliğe ve diğer ilgili mevzuata uygun olup olmadığını incelemek ve gerektiğinde yetkili mercilere başvuruda bulunmak,'' şeklindeki başvuru yetkisinin, 5271 sayılı Ceza Muhakemesi Kanunu'nun 265 ve devamı maddelerinde düzenlenen itiraz yasa yolu kapsamında değerlendirilmesine yasal imkan bulunmadığına göre anılan yasanın 260, 261, 262, 263. maddelerinde sayılan kişi ya da kurumlar arasında da yer almayan Bilgi Teknolojileri ve İletişim Kurumu'nun soruşturma ve kovuşturma merciilerinin yerine geçmek sureti ile hukuki değerlendirme yaparak iletişimin tespiti, dinlenmesi ve kayda alınması kararlarına karşı itiraz hakkının bulunmadığı gerekçesiyle anılan kurum tarafından yapılan itirazın usulden reddine karar verilmesi yerine, işin esasına girilerek yazılı şekilde ve gerekçeyle itirazın reddine karar verilmesinde, Van 3. Sulh Ceza Hakimliğinin 07.10.2020 tarihli ve 2020/3116 değişik iş sayılı kararı yönünden yapılan incelemede; 5271 sayılı Kanunu'nun "İletişimin tespiti, dinlenmesi ve kayda alınması" başlıklı 135. maddesinde yer alan, "(6) (Ek: 2/12/2014-6572/42 md.) Şüpheli ve sanığın telekomünikasyon yoluyla iletişiminin tespiti, soruşturma aşamasında hâkim veya gecikmesinde sakınca bulunan hâllerde Cumhuriyet savcısı, kovuşturma aşamasında mahkeme kararına istinaden yapılır. Kararda, yüklenen suçun türü, hakkında tedbir uygulanacak kişinin kimliği, iletişim aracının türü, telefon numarası veya iletişim bağlantısını tespite imkân veren kodu ve tedbirin süresi belirtilir. (Ek cümleler: 24.11.2016-6763/26 md.) Cumhuriyet savcısı kararını yirmi dört saat içinde hâkimin onayına sunar ve hâkim, kararını en geç yirmi dört saat içinde verir. Sürenin dolması veya hâkim tarafından aksine karar verilmesi hâlinde kayıtlar derhâl imha edilir." şeklindeki, 5271 sayılı Kanun'un "İhbar ve şikâyet" başlıklı 158. maddesinde yer alan, "(6) (Ek: 15/8/2017-KHK-694/145 md.) İhbar ve şikâyet konusu fiilin suç oluşturmadığının herhangi bir araştırma yapılmasını gerektirmeksizin açıkça anlaşılması veya ihbar ve şikâyetin soyut ve genel nitelikte olması durumunda soruşturma yapılmasına yer olmadığına karar verilir. Bu durumda şikâyet edilen kişiye şüpheli sıfatı verilemez. Soruşturma yapılmasına yer olmadığına dair karar, varsa ihbarda bulunana veya şikâyetçiye bildirilir ve bu karara karşı 173 üncü maddedeki usule göre itiraz edilebilir. İtirazın kabulü hâlinde Cumhuriyet başsavcılığı soruşturma işlemlerini başlatır. Bu fıkra uyarınca yapılan işlemler ve verilen kararlar, bunlara mahsus bir sisteme kaydedilir. Bu kayıtlar, ancak Cumhuriyet savcısı, hâkim veya mahkeme tarafından görülebilir." şeklindeki düzenlemeler birlikte nazara alındığında, anılan Kanun'un 135/6. maddesi uyarınca iletişimin tespitine karar verilebilmesi için talebe konu kişinin soruşturma aşamasında şüpheli sıfatını veya kovuşturma aşamasında sanık sıfatını haiz olması gerektiği, henüz soruşturma veya kovuşturma aşamasına geçilmemiş, ihbar aşamasında olan ve bu itibarla şüpheli veya sanık sıfatını kazanmayan ihbar edilen hakkında anılan düzenleme gereğince iletişimin tespitine karar verilemeyeceği,
Dosya kapsamına göre, Van Cumhuriyet Başsavcılığının 06.10.2020 tarihli ve 2019/1453 ihbar sayılı yazısı ile ... hakkında FETÖ/PDY silahlı terör örgütü kapsamında araştırma yapılmasının istenildiği somut olayda, 5271 sayılı Kanun'un 158/6. maddesi uyarınca şüpheli sıfatını haiz bulunmayan ihbar edilen hakkında aynı Kanun'un 135/6. maddesine istinaden iletişimin tespitine karar verilemeyeceği gözetilmeden, yazılı şekilde karar verilmesinde isabet görülmemiştir." şeklindeki gerekçeye dayandığı anlaşılmıştır. B.Hukuki Süreç
1.CİMER üzerinden yapılan ihbar üzerine, ihbar edilen ... hakkında Van Cumhuriyet Başsavcılığının 2019/1453 İhbar sayılı dosyası açılarak inceleme işlemlerine başlanmıştır.
2.Van Cumhuriyet Başsavcılığının 06.10.2020 tarih ve 2019/1453 ihbar sayılı yazısıyla, ihbar edilene ait olduğu belirtilen iki ayrı telefon hattının 01.01.2013 - 31.12.2017 tarihleri arasındaki görüşmelerinin (HTS raporu-arama, aranma, kısa mesaj, baz istasyon bilgilerinin), telekomünikasyon yoluyla iletişiminin tespitine dair kayıtların Bilgi Teknolojileri İletişim Grup Başkanlığından (BTK) sorulması için CMK'nın 135/6. maddesi gereğince karar verilmesinin talep edilmesi üzerine Van 3. Sulh Ceza Hakimliğinin 07.10.2020 tarih 2020/3116 değişik iş sayılı kararı ile CBS talebinin kabulüyle ihbar edilenin iletişiminin tespitine karar verilmiştir.
3.Kararın gereği için BTK'ya gönderilmesi üzerine ilgili kurum tarafından özetle, HTS kayıtlarının tespitinin sadece şüpheli veya sanıklar yönünden tespitinin istenebileceği, somut olayda ihbar edilen olarak gözüken kişi hakkında HTS kayıtlarının tespitinin hukuka aykırı olduğu gerekçesiyle kararın gereği yerine getirilmeyerek karar itiraz edilmiştir.
4.Van 3. Sulh Ceza Hakimliğinin 21.12.2020 tarih 2020/4319 değişik iş sayılı kararı ile BTK'nın itirazı yerinde görülmeyerek dosya itiraz mercine gönderilmiştir.
5.Merci Van 1. Sulh Ceza Hakimliğinin 22.12.2020 tarih 2020/4662 değişik iş sayılı kararıyla önceki verilen hakimlik kararlarının usul ve yasaya uygun olduğu gerekçesiyle BTK'nın itirazını reddine kesin olarak karar verilmiştir.
6.Verilen karar karşı kanun yararına bozma isteminde bulunulması üzerine, Dairemizin 14.06.2022 tarihli ve 2022/5581 - 2022/3842 sayılı kararı ile Van 3. Sulh Ceza Hakimliğinin 07.10.2020 tarih ve 2020/3116 Değişik iş sayılı kararı yönünden de kanun yararına bozma yoluna başvurulup başvurulmayacağı hakkında ihbarda bulunulmak suretiyle tevdi kararı verildiği, tevdi üzerine Adalet Bakanlığının, 5271 sayılı Ceza Muhakemesi Kanunu’nun 309 uncu maddesi uyarınca, 12.05.2023 tarihli ve 94660652-105-65-1009-2021-Kyb sayılı evrakı ile başlıkta belirtilen her iki karar yönünden kanun yararına bozma istemine istinaden düzenlenen Yargıtay Cumhuriyet Başsavcılığının, 11.07.2023 tarihli ve 2023/62211 sayılı Tebliğnamesi ile dava dosyası Dairemize gönderilmiştir. C.İlgili Hukuk
Konu ile ilgili yasal düzenlemeler 5271 sayılı CMK'nın 2, 135, 137, 158 maddeleri ile; 10.11.2005 tarihli Resmi Gazete'de yayınlanan Telekomünikasyon Yoluyla Yapılan İletişimin Tespiti, Dinlenmesi, Sinyal Bilgilerinin Değerlendirilmesi Ve Kayda Alınmasına Dair Usul Ve Esaslar İle Telekomünikasyon İletişim Başkanlığının Kuruluş, Görev Ve Yetkileri Hakkında Yönetmelik ve 14.02.2007 tarih 26434 sayılı Resmi Gazete'de yayımlanan Ceza Muhakemesi Kanununda Öngörülen Telekomünikasyon Yoluyla Yapılan İletişimin Denetlenmesi, Gizli Soruşturmacı ve Teknik Araçlarla İzleme Tedbirlerinin Uygulanmasına İlişkin Yönetmelik (Danıştay tarafından iptal edilmiştir).
D. Değerlendirme ve Gerekçe
Uyuşmazlığın kapsamı; Silahlı terör örgütüne üye olmak suçu kapsamında yapılan ihbar üzerine, ihbar edilen hakkında 5271 sayılı CMK'nın 135/6 maddesi uyarınca verilen iletişimin tespitine dair karar ile iş bu karara vaki itirazın reddine dair verilen kararlarda isabet bulunup bulunmadığına ilişkindir.
Telekomünikasyon İletişim Başkanlığı (TİB), 15.08.2016 tarih 671 sayılı Kanun Hükmünde Kararnamenin 20. maddesi ile kapatılmış ve kuruma verilen görev ve yetkilerin Bilgi Teknolojileri ve İletişim Kurumu (BTK) tarafından yerine getirileceği hüküm altına alınmıştır. Belirtilen düzenleme 6757 sayılı Kanun'un 19. maddesi ile aynen kabul edilmiş ve 5651 sayılı Kanun'un ek 3. maddesinde yer almıştır.
14.02.2007 tarih 26434 sayılı Resmi Gazete'de yayımlanan Ceza Muhakemesi Kanununda Öngörülen Telekomünikasyon Yoluyla Yapılan İletişimin Denetlenmesi, Gizli Soruşturmacı ve Teknik Araçlarla İzleme Tedbirlerinin Uygulanmasına İlişkin Yönetmeliğin 10. maddesinde düzenlenmişti. Anılan düzenlemeye göre CMK'nın 135. maddesine aykırı olarak mahkemece verilen tedbir kararına karşı, “Cumhuriyet savcısı, şüpheli, sanık, katılan, suçtan zarar gören, müdafi, vekil, şüpheli veya sanığın yasal temsilcisi ve eşi” ile “Telekomünikasyon İletişim Başkanlığı” itiraz edebilmekteyken, bahse konu Yönetmelik, Danıştay 10. Dava Dairesinin 09.03.2017 tarih ve 2012/1001 Esas - 2017/1361 sayılı kararı ile iptal edilmiş ve iptal kararı Danıştay İdari Dava Daireleri Kurulunun 20.05.2019 tarihli ve 2017/2123 Esas - 2019/2471 sayılı kararı ile onanarak kesinleşmiştir.
10.11.2005 tarihli Resmi Gazete'de yayımlanan Telekominikasyon Yoluyla Yapılan İletişimin Tespiti, Dinlenmesi, Sinyal Bilgilerinin Değerlendirilmesi ve Kayda Alınmasına Dair Usul ve Esaslar İle Telekomünikasyon İletişim Başkanlığının Kuruluş ve Yetkileri Hakkında Yönetmeliğin 17. maddesinde Başkanlığın görevleri sayılırken, ilgili maddenin (b) ve (c) fıkralarında; 5271 sayılı CMK'nın 135. maddesi kapsamında yapılacak iş ve işlemlerin tek bir merkezden yönetilmesinin ve bu kapsamdaki taleplerin ilgili mevzuata uygun olup olmadığının incelenmesi ve gerektiğinde yetkili mercilere "başvuruda" bulunulmasının Başkanlığın görevleri arasında yer aldığı belirtilmiştir.
Şu hale göre, 14.02.2007 tarih 26434 sayılı Resmi Gazete'de yayımlanan Ceza Muhakemesi Kanun'unda Öngörülen Telekomünikasyon Yoluyla Yapılan İletişimin Denetlenmesi, Gizli Soruşturmacı ve Teknik Araçlarla İzleme Tedbirlerinin Uygulanmasına İlişkin Yönetmeliğin 10. maddesinin iptaline ilişkin Danıştay 10. Dairesinin 09.03.2017 tarih, 2012/1001 Esas, 2017/1361 sayılı kararının, Danıştay İdari Dava Daireleri Kurulunun 20.05.2019 tarihli ve 2017/2123 Esas - 2019/2471 sayılı kararı ile onanarak yürürlükten kalkması ve 10.11.2005 tarihli Resmi Gazete'de yayımlanan Telekominikasyon Yoluyla Yapılan İletişimin Tespiti, Dinlenmesi, Sinyal Bilgilerinin Değerlendirilmesi ve Kayda Alınmasına Dair Usul ve Esaslar İle Telekomünikasyon İletişim Başkanlığının Kuruluş ve Yetkileri Hakkında Yönetmeliğin, Başkanlığın görevleri başlıklı 17/1-a, b, c. madde fıkraları kapsamında tanınan ''...taleplerin bu Yönetmeliğe ve diğer ilgili mevzuata uygun olup olmadığını incelemek ve gerektiğinde yetkili mercilere başvuruda bulunmak,'' şeklindeki başvuru yetkisinin 5271 sayılı CMK'nın 265 ve devamı maddelerinde düzenlenen itiraz yasa yolu kapsamında değerlendirilmesine yasal imkan bulunmadığı; ayrıca CMK'nın 260, 261, 262, 263 maddelerinde sayılan kişi ya da kurumlar arasında da yer almayan TİB'in (BTK'nın), soruşturma ve kovuşturma mercilerinin yerine geçmek sureti ile hukuki değerlendirme yaparak iletişimin tespiti, dinlenmesi ve kayda alınması kararlarına karşı itiraz hakkının bulunmadığının kabulü gerekir.
İletişimin tespiti, iletişimin içeriğine müdahale etmeden, iletişim araçlarının diğer iletişim araçlarıyla kurduğu iletişime ilişkin arama, aranma yer bilgisi ve kimlik bilgilerinin tespit edilmesine yönelik işlemleri ifade etmektedir. İngilizcede “Historical Traffic Search” kelimeleri ile ifade edilen “Geçmişe dönük arama trafiği” veya “arama trafiği tarihi” anlamını taşıyan kavram "HTS" olarak kısaltılarak da ifade edilmektedir. 5271 sayılı CMK'nın koruma tedbirleri kısmanda düzenlenmiş olan iletişimin tespiti dinlenmesi ve kayda alınması tedbirinin uygulanma koşulları aynı Kanun'un 135. maddesinde gösterilmiştir. Buna göre; bir suç dolayısıyla yapılan soruşturma ve kovuşturmada, suç işlendiğine ilişkin somut delillere dayanan kuvvetli şüphe sebeplerinin varlığı ve başka suretle delil elde edilmesi imkânının bulunmaması durumunda, hâkim veya gecikmesinde sakınca bulunan hâllerde Cumhuriyet savcısının kararıyla şüpheli veya sanığın telekomünikasyon yoluyla iletişimi dinlenebilir, kayda alınabilir ve sinyal bilgileri değerlendirilebilir. Madde metninden açıkça anlaşıldığı üzere tedbirin uygulanabilmesi için “kuvvetli şüphe” koşulunun gerçekleşmesi gerekir ve tedbir soruşturma ve kovuşturma yapılan şüpheli veya sanık hakkında uygulanabilmektedir.
Doktrinde de bu husus tartışılmış, iletişimin tespiti tedbirine sadece şüpheli veya sanıklar hakkında katalog olarak belirtilen suçların soruşturulması veya kovuşturulması evresinde başvurulabileceği yönünde görüş belirtilmiştir. (Centel/Zafer, Ceza Muhakemesi Hukuku, Beta Yayınları, 19. Baskı, sayfa 497) Benzer şekilde iletişimin denetlenmesi tedbirine şüpheli veya sanık hakkında karar verileceği, daha önceden sadece şüpheliler hakkında uygulanabilirken 5353 sayılı Kanun'la yapılan değişiklikle sanıkların da bu kapsama alındığı, bunlar dışındaki kimselerin iletişiminin denetlenmesini mümkün olmadığı ifade edilmiştir. (Mustafa Artuç, Pratik Ceza Muhakemesi Kanunu, Ankara, 2017, Adalet Yayınevi, s.377) 5271 sayılı CMK’nın 158/6 maddesinde, ihbar ve şikayet konusu fiilin suç oluşturmadığının herhangi bir araştırma yapılmasını gerektirmeksizin açıkça anlaşılması veya ihbar ve şikayetin soyut ve genel nitelikte olması durumunda soruşturma yapılmasına yer olmadığına karar verileceği, şikayet edilen kişiye şüpheli sıfatının verilemeyeceği, kararın varsa ihbarda bulunana veya şikayetçiye bildirileceği ve karara karşı 173. maddedeki usule göre itiraz edilebileceği, itirazın kabulü halinde Cumhuriyet başsavcılığınca soruşturma işlemlerinin başlatılacağı belirtilmiştir.
Kanunda ihbar veya şikâyette bulunulan kişiye özgü bir sıfat belirtilmediği, sadece “şikâyet edilen” olarak genel bir ifade kullanıldığı göz çarpmaktadır.
CMK 158/6. madde gerekçesinde, "Maddeyle Ceza Muhakemesi Kanunu’nun 158. maddesine yeni bir fıkra eklenerek, içeriği suç oluşturmayan veya soyut ve genel nitelikteki ihbar ve şikayetler için soruşturma öncesi bir değerlendirme mekanizması oluşturulmaktadır. Bu tür ihbar ve şikayetler üzerine derhal soruşturmaya başlanması, ilgililere şüpheli sıfatı verilerek yakalama ve ifade alma başta olmak üzere çeşitli muhakeme işlemlerine girişilmesi hem usul ekonomisi ile hem de lekelenmeme hakkıyla bağdaşmamaktadır. Düzenlemeyle bu tür ihbar ve şikayetlerin soruşturma evresi başlatılmadan hukuki sonuca bağlanması hedeflenmektedir” belirlemesi yapılmıştır. Bu açıklamalar ışığında somut olay değerlendirildiğinde; 5271 sayılı CMK'nın 135. maddesinde iletişimin tespiti, dinlenmesi ve kayda alınması tedbirinin sadece şüpheli veya sanıklar için öngörülen bir koruma tedbiri olduğu, ihbar edilen hakkında yapılan CİMER başvurusu üzerine başlatılan Van Cumhuriyet Başsavcılığının 2019/1453 İhbar sayılı dosyasında, savcılık tarafından ihbar edilenin iletişiminin tespitinin talep edilmesi üzerine, ilgilinin şüpheli sıfatını haiz olmaması nedeniyle hakkında söz konusu tedbire başvurulamayacağı gözetilmeden, ayrıca 5271 sayılı CMK’nın 158/6. maddesindeki düzenleme gözardı edilerek ve “lekelenmeme hakkı” ile bağdaşmayacak biçimde Van 3. Sulh Ceza Hakimliğinin 07.10.2020 tarih 2020/3116 değişik iş sayılı kararı ile savcılık talebinin kabulüne karar verilerek ihbar edilenin HTS kayıtlarının tespitine karar verilmesi hukuka aykırı olduğundan kanun yararına bozma istemi yerinde görülmüştür. Yine; Van 3. Sulh Ceza Hakimliğinin 07.10.2020 tarih 2020/3116 değişik iş sayılı kararına karşı yukarıda gösterilen yönetmeliğe göre Bilgi Teknolojileri ve İletişim Kurumunun başvuru yetkisi bulunup, bu yetkinin 5271 sayılı CMK'nın 265. ve devamı maddelerinde düzenlenen itiraz yetkisi olarak değerlendirilmesine imkan bulunmadığı gözetilmeden, merci tarafından öncelikle bu yönden itirazın reddine karar verilmesi gerekirken, Van 1. Sulh Ceza Hakimliğinin 22.12.2020 tarih 2020/4662 değişik iş sayılı kararı ile işin esasına girilerek farklı gerekçe ile yazılı şekilde karar verilmesi hukuka aykırı olduğundan kanun yararına bozma talebi bu yönüyle de yerinde görülerek kanun yararına bozma isteminin kabulüne karar verilmiştir.
II. KARAR
1.Yargıtay Cumhuriyet Başsavcılığının kanun yararına bozma isteminin KABULÜNE,
2.Van 3. Sulh Ceza Hakimliğinin 07.10.2020 tarih 2020/3116 değişik iş sayılı ile merci Van 1. Sulh Ceza Hakimliğinin 22.12.2020 tarih 2020/4662 değişik iş sayılı kararının 5271 sayılı Kanun’un 309/3. maddesi gereği, oy birliğiyle KANUN YARARINA BOZULMASINA,
5271 sayılı Kanun’un 309/4-a. maddesi uyarınca gerekli işlemlerin yapılması için dava dosyasının, mahalline gönderilmek üzere Yargıtay Cumhuriyet Başsavcılığına TEVDİİNE,26.03.2025 tarihinde karar verildi.