Aramaya Dön

Danıştay 10. Daire Başkanlığı

Esas No
E. 2021/3472
Karar No
K. 2025/1084
Karar Tarihi
Karar Sonucu
REDDİNE
Hukuk Alanı
Vergi Hukuku

Danıştay 10. Daire Başkanlığı         2021/3472 E.  ,  2025/1084 K. "İçtihat Metni" T.C. D A N I Ş T A Y

ONUNCU DAİRE

Esas No: 2021/3472
Karar No: 2025/1084
DAVACI: ... Hizmetleri Ltd. Şti.
VEKİLİ: Av. ...
DAVALILAR: 1- ... Bakanlığı / ANKARA
VEKİLLERİ: Hukuk Müşaviri ...

Hukuk Müşaviri ...

2.... Valiliği

VEKİLİ: Av. ...

DAVANIN_KONUSU : İstanbul Valiliği İl Sağlık Müdürlüğünün ... tarih ve E-... sayılı işlemi ile işlemin dayanağı olan 27/03/2002 tarih ve 24708 sayılı Resmî Gazete'de yayımlanan Özel Hastaneler Yönetmeliğinin eki EK-2 "Özel Hastane Müeyyide Formu"nun 10. satırında yer alan "Acil sağlık hizmet sunumunda, mevzuat hükümlerine aykırı ilave ücret alındığının tespit edilmesi halinde","Bir önceki aya ait brüt hizmet gelirinin binde biri oranında idari para cezası verilir", "fazla alınan ücretin iadesi sağlanır" cümlelerinin iptali ve 3359 sayılı Sağlık Hizmetleri Temel Kanunu'nun ek 11. maddesinin 4. fıkrasındaki "Sağlık Bakanlığınca belirlenen acil hastaya müdahale esaslarına;... bir önceki aya ait brüt hizmet gelirinin yüzde beşine kadar idari para cezası uygulanır." cümlesinin ve 5. fıkrasındaki "... idari para cezaları bir kat artırılarak uygulanır; üçüncü defa işlenmesinde ise sağlık kurum ve kuruluşunun ilgili bölümünün veya tamamının faaliyeti on güne kadar durdurulur." cümlesinin Anayasaya aykırı olduğu ileri sürülerek iptali için itiraz yoluyla Anayasa Mahkemesine başvurulması istenilmektedir.

DAVACININ_İDDİALARI :

Davacı tarafından, H.M. isimli hastanın 03/12/2020 tarihinde nefes darlığı şikayetiyle hastanelerine başvurduğu, Sağlık Uygulama Tebliğinin ilave ücret alınamayacak sağlık hizmetleri başlıklı 1.9.3. maddesinde, harp malüllüğü aylığı alanlar ile 3713 sayılı Kanun kapsamında aylık alanlar ibaresinin, hastanın Sosyal Güvenlik Kurumunda gazi olarak tanımlanmadığı ve herhangi bir belge ve evrakı olmadığından karşılamadığı, hastanın kendi isteği ile suit odada kaldığı, 03/12/2020 tarihinde özel oda tahattütnamesi imzaladığı, hastadan alınan ücretin tamamen otelcilik ve tek kişilik oda hizmeti olduğu, hastane ile hasta arasında özel hukuk sözleşmesi imzalandığı, sözleşme kapsamında özel suit oda farkının talep edildiği ve tahsil edildiği, hastanın standart odada kalma hakkı varken suit odayı tercih ettiği, sözleşmenin hukuken geçerli olduğu, ayrıca hasta ile hastane arasındaki ilişkinin tüketici ilişkisi olduğu, hastanın tüketici mahkemesinde dava açmadığı, dava konusu bireysel işlemde yer alan “hastaya ücret iadesi yapılması” gerektiği yönündeki ifadenin mahkeme kararı olmadan Yönetmeliğe dayalı olarak idarenin tasarrufta bulunması anlamına geldiği, bu durumun mülkiyet hakkının ihlali olduğu, olayda acil sağlık hizmetinin olmadığı, hastanın öncelikle eğitim araştırma hastanesine müracaat ettiği, burada yer olmadığı için hastanın geri çevrildiği, oysa hastanın ambulansla bir üst merkeze ya da başka bir eğitim ve araştırma hastanesine gönderilmesi gerektiği, acil hastanın, kısa süre içerisinde tıbbi tedavi uygulanmadığında ölüm riski içinde olan kişi olduğu, hastanın hastanelerine ayaktan müracaat ettiği, başka hastaneden ambulansla gelmediği, bu nedenle Müeyyide Formunun 10. satırında yer alan müeyyidenin kendilerine uygulanamayacağı, idari para cezası vermeye yönelik olarak brüt hizmet gelirinin bildirilmesinin istenilmesinin hukuka aykırı olduğu, mülkiyeti kısıtlayan her türlü durumun kanunla düzenlenmesi gerektiği, Yönetmelikle müeyyide belirlenmesinin Anayasa’nın 35. maddesine aykırı olduğu, net gelir üzerinden hesaplama yapılmamasının da mevzuata aykırı olduğu, çünkü vergiler üzerinden idari para cezası ile ikinci kez vergilendirilmiş oldukları; dava konusu düzenlemede yer alan,“fazla alınan ücretin iadesi sağlanır.” ibaresi yönünden, bu ibarenin Kanun’da dayanağının olmadığı, Türk Borçlar Kanunu’na göre tarafların serbest iradesi ile kurulan sözleşmenin ya tarafların ortak iradesi ile, ya mahkeme kararı ile ya da ilam niteliğindeki tüketici hakem heyeti kararı ile feshedililip, ücretin iadesine karar verilebileceği, mülkiyet hakkının Anayasa’nın 35. maddesi gereği ancak kanunla sınırlanabileceği, anılan ibarenin Anayasa’ya aykırı olduğu; ”Acil sağlık hizmet sunumunda, mevzuat hükümlerine aykırı ilave ücret alındığının tespit edilmesi halinde” ibaresi yönünden, dayanağı 3359 sayılı Kanun’un ek 11. maddesinde Sağlık Bakanlığınca belirlenen acil hastaya müdahale esaslarına uyulmaması halinde müeyyide öngörüldüğü, maddede, mevzuat hükümlerine aykırı ücret alınmasına ilişkin düzenleme olmadığı, idarenin keyfi uygulamasına yol açacak, sınırları belirsiz olarak müeyyide öngörülmesinin Anayasanın 38. maddesinin 11. fıkrasında yer alan kurala aykırı olduğu; “Bir önceki aya ait brüt hizmet gelirinin binde biri oranında idari para cezası verilir” ibaresi yönünden, Yönetmeliğin dayanağı olan mevzuatta bu oranda belirlenen bir idari yaptırımın olmadığı, her sağlık hizmeti sunucusunun aylık brüt hizmet gelirinin farklı olacağı, bu durumun da belirlilik ilkesine aykırı olduğu, farklı kişilere farklı miktarda idari para cezası uygulanacağı, bunun Anayasa’nın 35. maddesi ve 38. maddesinin 11. fıkrasına aykırı olduğu, 3359 sayılı Kanun’un ek 11. maddesinde müdahale esaslarının sınırlandırılmamış olmasının Anayasa’ya aykırı olduğu; 3359 sayılı Sağlık Hizmetleri Temel Kanunu'nun ek 11. maddesinin 4. fıkrasında yer alan "Sağlık Bakanlığınca belirlenen acil hastaya müdahale esaslarına..." ibaresi yönünden, Sağlık Bakanlığınca belirlenecek kriterlere göre idari para cezası uygulanacak olmasının belirlilik ilkesine aykırı olduğu, kişilerin mülkiyet hakkını kısıtladığı, kuralın Anayasanın 35. maddesi ve 38. maddesinin 11. fıkrasına aykırı olduğu; “bir önceki aya ait brüt hizmet gelirinin yüzde beşine kadar idari para cezası uygulanır." ibaresi yönünden, Anayasanın 10. maddesinde yer alan eşitlik ilkesine aykırı olduğu, her sağlık kuruluşunun bir önceki aya ait brüt hizmet gelirinin farklı olduğu, kuralın sağlık kuruluşlarının mülkiyet haklarını farklı meblağlarda etkilediği; aynı maddenin 5. fıkrasında yer alan "... idari para cezaları bir kat artırılarak uygulanır; üçüncü defa işlenmesinde ise sağlık kurum ve kuruluşunun ilgili bölümünün veya tamamının faaliyeti on güne kadar durdurulur." cümlesi yönünden, hangi eyleme bir gün hangi eyleme on gün kapatma uygulanacağının belli olmadığı, idari yaptırıma maruz kalan her sağlık kuruluşunun kaybedeceği ciro, hasta sayısı ve marka değerinin farklı olduğu, bunun da Anayasanın 10. ve 35. maddeleri ile 38. maddesinin 11. fıkrasına aykırılık teşkil ettiği, Anayasanın 48. ve 49. maddeleri uyarınca, herkesin dilediği alanda çalışma ve sözleşme hürriyetine sahip olduğu, çalışmanın herkesin hakkı ve ödevi olduğu, idarenin tasarrufu ile hastanelerin belirlilik ilkesine aykırı olarak kapatılmasının çalışma hakkı ve ödevinin ihlali olduğu, anılan hükümlerin Anayasaya aykırı olduğu, iptali için Anayasa Mahkemesine başvurulması gerektiği iddia edilmektedir.

DAVALILARIN_SAVUNMALARI : Davalı idarelerden Sağlık Bakanlığı tarafından, 5510 sayılı Kanun’un 73. maddesi ve Sağlık Uygulama Tebliği ile yapılan düzenlemelerle, Covid-19 hastalığına yönelik tanı ve tedavilerin acil hal kapsamında sayıldığı, bu hizmetlerden ilave ücret alınamayacağının kurala bağlandığı, özel hastanelerin faaliyette bulunabilmeleri için mevzuatla belirlenen koşullara uymasının gerektiği, Covid-19 tanısı ve tedavisinde adı geçen özel hastane tarafından mevzuata aykırı ücretlendirme yapıldığının yapılan inceleme ile tespit edildiği, bu yasak fiil ve davranışları karşısında davacı hakkında yürürlükteki hukuk kuralları esas alınarak tesis edilen davaya konu işlemde hukuka aykırılık bulunmadığı, dava konusu işlemin dayanağı düzenleyici işlemin iptalini gerektiren bir husus bulunmadığı, sağlık hizmetlerine dair temel bir kanun olan 3359 sayılı Kanun'da, bu hizmete dair birçok düzenlemenin Sağlık Bakanlığınca çıkarılacak yönetmelikle yapılmasının öngörüldüğü, böylece, tıbbi alandaki ihtiyaçlar ve teknolojik gelişmeler nedeniyle sürekli gelişen ve değişen bir kamu hizmeti alanı olan sağlık hizmetine dair idari politikaların daha etkin bir şekilde uygulanabilmesi için idareye geniş bir yetki alanı tanındığı, kanun tarafından tanınan yetki alanlarından birinin de “sağlık kurum ve kuruluşlarının koordineli çalışma ve hizmet standartlarının tespiti ve denetimi” olarak belirtildiği, sağlık kurum ve kuruluşlarının hizmet standartlarının tespiti ile bu standartlara uyulup uyulmadığının denetiminin de bütünlük içinde yürütülmesi gereken hizmetlerden olduğu, Kanun'un hizmet standartlarını belirlemeyi ve belirlenecek standartlara uyulup uyulmadığını denetleme görevini idareye vermesinin doğal sonucunun hizmet standartlarına uymayanlara uygulanacak yaptırımları belirlemek olduğu, aksi halde denetimin işlevselliğinin kalmayacağı, 3359 sayılı Kanun'un ve 1 sayılı Cumhurbaşkanlığı Teşkilatı Hakkında Cumhurbaşkanlığı Kararnamesinin idareye verdiği yetkilerin, yaptırım belirlemeyi ve bu yaptırımların miktarlarını azaltmayı ve artırmayı da kapsadığı, Danıştay içtihatlarının da bu yönde olduğu, dava konusu düzenlemenin yasal dayanağının 3359 sayılı Kanun ile 1 sayılı Cumhurbaşkanlığı Teşkilatı Hakkında Cumhurbaşkanlığı Kararnamesi olduğu savunulmaktadır.

Davalı idarelerden İstanbul Valiliği tarafından, davanın süresinde açılıp açılmadığının resen tetkikinin gerektiği, davacıya müeyyide uygulanmadan önce, konuyla alakalı inceleme başlatıldığı, muhakkik görevlendirildiği, muhakkik tarafından yapılan inceleme kapsamında işin taraflarıyla görüşüldüğü, eldeki bilgi/belgeler birlikte değerlendirilerek rapor hazırlandığı, hazırlanan rapor doğrultusunda adı geçen kuruluşa müeyyide uygulandığı, idarelerin kamu yararını, kamu hizmetinin etkin şekilde yürütülmesini teminen mevzuatı eksiksiz uygulamak durumunda oldukları, mevzuata uygun hareket ederek dava konusu işlemin tesis edildiği, dava konusu idari işlemin usul ve yasaya uygun olduğu savunulmaktadır. DANIŞTAY TETKİK HAKİMİ : ... DÜŞÜNCESİ : Davanın reddi gerektiği düşünülmektedir. DANIŞTAY SAVCISI : ...

DÜŞÜNCESİ : Dava, İstanbul Valiliği İl Sağlık Müdürlüğünün ... tarih ve E-... sayılı işlemi ile işlemin dayanağı olan 27/03/2002 tarih ve 24708 sayılı Resmî Gazete'de yayımlanan Özel Hastaneler Yönetmeliğinin eki Ek-2 "Özel Hastane Müeyyide Formu"nun 10. satırında yer alan "Acil sağlık hizmet sunumunda, mevzuat hükümlerine aykırı ilave ücret alındığının tespit edilmesi halinde", "Bir önceki aya ait brüt hizmet gelirinin binde biri oranında idari para cezası verilir", "fazla alınan ücretin iadesi sağlanır" cümlelerinin iptali ile 3359 sayılı Sağlık Hizmetleri Temel Kanunu'nun ek 11. maddesinin 4. fıkrasındaki "Sağlık Bakanlığınca belirlenen acil hastaya müdahale esaslarına;... bir önceki aya ait brüt hizmet gelirinin yüzde beşine kadar idari para cezası uygulanır." cümlesinin ve 5. fıkrasındaki "... idari para cezaları bir kat artırılarak uygulanır; üçüncü defa işlenmesinde ise sağlık kurum ve kuruluşunun ilgili bölümünün veya tamamının faaliyeti on güne kadar durdurulur." cümlesinin, Anayasaya aykırı olduğu ileri sürülerek iptali için itiraz yoluyla Anayasa Mahkemesine başvurulması istenilmektedir. Anayasaya aykırılık iddiası ciddi bulunmamıştır. 3359 sayılı Sağlık Hizmetleri Temel Kanunu'nun, "Temel Esaslar" başlıklı 3. maddesinde, Sağlık hizmetleriyle ilgili temel esaslar arasında; a) bendinde; "Sağlık kurum ve kuruluşları yurt sathında eşit, kaliteli ve verimli hizmet sunacak şekilde Sağlık ve Sosyal Yardım Bakanlığınca, diğer ilgili bakanlıkların da görüşü alınarak planlanır, koordine edilir, mali yönden desteklenir ve geliştirilir.", "c) bendinde; "Bütün sağlık kurum ve kuruluşları ile sağlık personelinin ülke sathında dengeli dağılımı ve yaygınlaştırılması esastır. Sağlık kurum ve kuruluşlarının kurulması ve işletilmesi bu esas içerisinde Sağlık ve Sosyal Yardım Bakanlığınca düzenlenir. Bu düzenleme ilgili Bakanlığın görüşü alınarak yapılır. Gerek görüldüğünde özel sağlık kuruluşlarının her türlü ücret tarifeleri sağlık ve Sosyal Yardım Bakanlığınca onaylanır. Kamu kurum ve kuruluşlarına ait sağlık kuruluşları veya sağlık işletmelerinde verilen her türlü hizmetin fiyatları Sağlık ve Sosyal Yardım Bakanlığınca tespit ve ilan edilir." hükmü yer almış, aynı Yasanın "Yönetmelikler" başlıklı 9. maddesinin c) bendinde; "Bütün kamu ve özel sağlık kuruluşlarının tesis, hizmet, personel, kıstaslarını belirlemeye, sağlık kurum ve kuruluşlarını sınıflandırmaya ve sınıflarının değiştirilmesine, sağlık kuruluşlarının amaca uygun olarak teşkilatlanmalarına, sağlık hizmet zinciri oluşturulmasına, hizmet içi eğitim usul ve esasları ile sağlık kurum ve kuruluşlarının koordineli çalışma ve hizmet standartlarının tespiti ve denetimi ile bu Kanunla ilgili diğer hususlar Sağlık ve Sosyal Yardım Bakanlığınca, çıkarılacak yönetmelikle tespit edilir.", Ek 11.maddesinde; "Sağlık hizmeti sunumu ile ilgili tüm iş ve işlemler Sağlık Bakanlığınca denetlenir. Olağanüstü durumlarda mesleğini icraya yetkili kişilerce acil sağlık hizmeti ulaşana ve sağlık hizmeti devamlılık arz edene kadar verilecek olan sağlık hizmeti hariç, ruhsatsız olarak sağlık hizmeti sunan veya yetkisiz kişilerce sağlık hizmeti verdirenler, bir yıldan üç yıla kadar hapis ve yirmi bin güne kadar adli para cezası ile cezalandırılır. Özel izne tabi hizmet birimlerini Sağlık Bakanlığından izin almaksızın açan veya buralarda verilecek hizmetleri sunan sağlık kurum ve kuruluşları, bir önceki aya ait brüt hizmet gelirinin yarısına kadar idari para cezası ile cezalandırılır. Bakanlıkça belirlenen kayıtları uygun şekilde tutmayan veya bildirim zorunluluğunu yerine getirmeyen sağlık kurum ve kuruluşları iki defa uyarılır. Uyarıya uymayanlara bir önceki aya ait brüt hizmet gelirinin yüzde biri kadar idari para cezası verilir. Sağlık Bakanlığınca belirlenen acil hastaya müdahale esaslarına; personel, tıbbi cihaz ve donanım, bina ve hizmet birimleri, malzeme ile ilaç standartlarına uyulmaması hâllerinde bir önceki aya ait brüt hizmet gelirinin yüzde beşine kadar idari para cezası uygulanır. Bu maddedeki idari para cezasını gerektiren fiillerin bir yıl içinde tekrarı hâlinde idari para cezaları bir kat artırılarak uygulanır; üçüncü defa işlenmesinde ise sağlık kurum ve kuruluşunun ilgili bölümünün veya tamamının faaliyeti on güne kadar durdurulur. Aynı isim ve sahiplikte birden fazla sağlık kurum ve kuruluşu bulunması hâlinde idari yaptırımlar sadece ihlalin yapıldığı sağlık kurum ve kuruluşu ile sınırlı olarak uygulanır. Bu maddede belirtilen idari para cezalarını vermeye valiler, faaliyet durdurma cezasını vermeye Sağlık Bakanlığı yetkilidir. Bu maddenin uygulanmasına ilişkin usul ve esaslar, üniversite sağlık uygulama ve araştırma merkezleri yönünden Yükseköğretim Kurulunun görüşü alınarak Sağlık Bakanlığınca düzenlenir." hükmü getirilmiştir. 1 sayılı Cumhurbaşkanlığı Teşkilatı Hakkında Cumhurbaşkanlığı Kararnamesi'nin, "Sağlık Hizmetleri Genel Müdürlüğü" başlıklı 355. maddesinde; "(1) Sağlık Hizmetleri Genel Müdürlüğünün görev ve yetkileri; a) Her türlü koruyucu, teşhis, tedavi ve rehabilite edici sağlık hizmetlerini planlamak, teknik düzenleme yapmak, standartları belirlemek ve bu hizmetler ile sunucularını sınıflandırmak, bununla ilgili iş ve işlemleri yaptırmak, c) Kamu ve özel hukuk tüzel kişileri ile gerçek kişilere ait sağlık kurum ve kuruluşlarına izin vermek ve ruhsatlandırmak, bu izin ve ruhsatları gerektiğinde süreli veya süresiz iptal etmek, h) Sağlık hizmetlerinde kalite ve akreditasyon kuralları belirlemek ve uygulanmasını sağlamak, l) Mevcut sağlık insan gücünü, kamu ve özel kurum ve kuruluşlar düzeyinde planlamak ve istihdamın bu plan çerçevesinde yürütülmesini denetlemek," görev ve yetkisi arasında yer almıştır.

Anılan mevzuat hükümleri ile davalı idareye, sağlık hizmeti sunumu ile ilgili tüm iş ve işlemleri denetlemek ve sağlık hizmetlerinde kalite ve akreditasyon kuralları belirlemek ve uygulanmasını sağlamak, mevcut sağlık insan gücünü, kamu ve özel kurum ve kuruluşlar düzeyinde planlamak ve istihdamın bu plan çerçevesinde yürütülmesini denetlemeye yönelik olarak, acil hastaya müdahale esasları da dahil personel, tıbbi cihaz ve donanım, bina ve hizmet birimleri, malzeme ile ilaç standartlarına uyulmaması hâllerinde bir önceki aya ait brüt hizmet gelirinin yüzde beşine kadar idari para cezası uygulanması, tekrarı halinde yaptırımın artırılması yönünde tanınan yetkiye istinaden, etkin, verimli ve kaliteli sağlık hizmeti sunulmasını sağlamak üzere, bütün özel hastanelerin tesis, hizmet ve personel standartlarının tespit edilmesine, sınıflandırılmasına, sınıflarının değiştirilmesine, amaca uygun olarak teşkilatlandırılmasına ve bunların açılmalarına, faaliyetlerine, kapanmalarına ve denetlenmelerine ilişkin usûl ve esasları düzenlemek amacıyla 27/03/2002 tarih ve 24708 sayılı Resmi Gazete'de Özel Hastaneler Yönetmeliği yayımlanmıştır.

Özel Hastaneler Yönetmeliğinin, "Yasaklar" başlıklı 66. maddesinin birinci fıkrası f) bendinde; özel hastanelerin, belirlenen gündelik yatak ücreti dışında bir ücret uygulayamayacakları belirtilmiş, Yönetmeliğin ekinde ise "Ek-2 Özel Hastane Müeyyide Formu"nun 10. sırasında; acil sağlık hizmet sunumunda, mevzuat hükümlerine aykırı ilave ücret alındığının tespit edilmesi halinde, birinci tespit için; bir önceki aya ait brüt hizmet gelirinin binde biri oranında idari para cezası verileceği ve fazla alınan ücretin iadesinin sağlanacağı, ikinci tespitte; bir önceki aya ait brüt hizmet gelirinin binde ikisi oranında idari para cezası verileceği ve fazla alınan ücretin iadesinin sağlanacağı, üçüncü tespitte; poliklinik faaliyetinin 1 gün süreyle durdurulacağı, müeyyidesi getirilmiştir.

Anılan yasa hükmü ile davalı Bakanlığa acil hastaya müdahale esaslarını belirleme konusunda tanınan yetkinin denetimi de beraberinde getireceği şüphesiz olup, yasa kapsamında bu yetkinin de verildiği ve belirlenen esaslara uyulmaması halinde bir önceki aya ait brüt hizmet gelirinin yüzde beşine kadar idari para cezası uygulanması ve tekrarı halinde yaptırımın ağırlaştırılarak uygulanması yetkisinin de tanındığı göz önüne alındığında, Yönetmeliğin ekinde düzenlenen müeyyide formu ile acil hallerde sunulan hizmet nedeniyle fazla ücret alınması halinde yasayla belirlenen oran kapsamında idari para cezası uygulanmasının öngörülmesinde dayanağı mevzuata aykırılık bulunmamaktadır.

24.03.2013 tarih ve 28597 sayılı Resmî Gazete'de yayımlanan Sosyal Güvenlik Kurumu Sağlık Uygulama Tebliği, 5502 sayılı Sosyal Güvenlik Kurumuna İlişkin Bazı Düzenlemeler Hakkında Kanun, 5510 sayılı Kanun ve Genel Sağlık Sigortası Uygulamaları Yönetmeliği hükümleri çerçevesinde düzenlenmiştir. Tebliğin, "İlave ücret alınmayacak kişiler" başlıklı 1.9.2. maddesinde; hiçbir ilave ücret alınamayacak kişiler sayılmış, c) bendinde; harp malûllüğü aylığı alanlar ile 3713 sayılı Kanun kapsamında aylık alanlar ile bakmakla yükümlü olduğu kişilerden de hiçbir ilave ücret alınmayacağı kurala bağlanmış, 1.9.3 - İlave ücret alınmayacak sağlık hizmetleri" başlıklı maddesinin 1. fıkrası a) bendinde de; acil servislerde verilen ve SUT eki EK-2/B Listesinde yer alan 520.021 kod numaralı “Yeşil alan muayenesi” adı altında Kuruma fatura edilebilen sağlık hizmetleri hariç olmak üzere, acil haller nedeniyle sunulan sağlık hizmetleri de hiçbir ilave ücret alınmayacak sağlık hizmeti kapsamında sayılmıştır. "Otelcilik hizmetlerinde ilave ücret uygulaması" başlıklı1.9.4. Maddesinde ise; sözleşmeli/protokollü sağlık kurumlarının, asgari banyo, TV ve telefon bulunan; 2 yataklı odalarda sundukları otelcilik hizmetleri için SUT eki EK-2/B Listesinde 510.010 kod ile yer alan “Standart yatak tarifesi” işlem bedelinin 1,5 katını, tek yataklı odalarda ise 3 katını geçmemek üzere kişilerden ilave ücret alabileceği, günübirlik tedavi kapsamındaki işlemler sırasında verilen otelcilik hizmeti için ise en fazla SUT eki EK-2/B Listesinde yer alan “Gündüz yatak tarifesi” işlem bedelinin 3 katına kadar ilave ücret alınabileceği, SUT eki EK-1/C Listesinde yer alan istisnai sağlık hizmetlerinde otelcilik hizmetleri için ayrıca ilave ücret uygulanmayacağı, kuralı getirilmiştir.

Davacı tarafından, hastane giriş kaydı acilden yapılan hastanın taburcu edildiği tarihe kadar suit odada kalması nedeniyle ücret talep edildiği, pandemi odasında kalması halinde ücret talep edilmeyeceği ve suit oda için hasta ile sözleşme imzalandığının belirtildiği, hastanın Devlet hastenesinden sevkle özel hastaneye giriş yapmadığı, ayaktan hasta olarak giriş yaptığı ve altı gün üzerinden fiyatlandırma yapıldığı ileri sürülmüştür.

Davada, özel hastanede sağlık hizmeti alan kişinin gazi olması halinde sağlık hizmetinin bütün olarak ücretsiz sunulması gerekip gerekmediği ve otelcilik hizmetinin sunulan sağlık hizmeti kapsamında değerlendirilip değerlendirilmeyeceği, ücretlendirmenin nasıl yapılması gerektiğinin açıklığa kavuşturulması gerekmektedir.

Sağlık Uygulama Tebliği ile özel hastaneye başvuran hastanın gazi olması halinde hiçbir ilave ücret alınmayacağı kurala bağlanmış olmasına karşın, bir sonraki maddesinde acil servislerde, acil hallerde sunulan sağlık hizmeti için de hiç bir ilave ücret alınmayacağı açıklanmış, acil sağlık hizmetleri ise acil hastalık ve yaralanma hallerinde, konusunda özel eğitim almış ekipler tarafından, tıbbi araç ve gereç desteği ile olay yerinde, nakil sırasında, sağlık kurum ve kuruluşlarında sunulan tüm sağlık hizmetleri, şeklinde tanımlanmış olması nedeniyle, ilgili hastaya uygulanan tedavi ve bakım süreci için bir ücret alınmayacağı ve bu sürecin otelcilik hizmetini de kapsadığı sonucuna varılmakla birlikte, sağlık hizmetinin gerçekleştirilebilmesi için gerekli olan uygun koşullarda bir hasta yatağında sunulacak sağlık hizmeti için hasta yatağının bulunduğu ortam ya da yatak sayısına göre bir başka deyişle daha konforlu bir ortamda tedavi alınması durumunda farklı bir ücretlendirmenin yapılıp yapılamayacağının da açıklanması gerekmektedir. Tebliğin içeriğinde yataklı hastanın aldığı otelcilik hizmetinden dolayı ödenecek ücret için ayrıca düzenleme yapılmış, ilave ücret alınabilecek hizmet olarak değerlendirilmiştir.

Uyuşmazlığa konu dosya içerisinde mevcut olan inceleme/disiplin soruşturması raporunda da, hastanın standart odada değil, suit odada kaldığı sonucuna varılmış, dolayısıyla suit oda için yapılan bedel belirleme işleminin mevzuata uygun olup olmadığı hususu değerlendirilmiştir.

Yukarıda yer verilen Yönetmeliğin 53. maddesinde; Yatak sınıfları düzenlenmiş ve özel hastanelerde; özel, birinci sınıf ve ikinci sınıf hasta odaları ile yoğun bakım hizmetlerinin gereklerine göre kuvöz ve yoğun bakım yataklarının bulunacağı belirtilmiş, Özel oda; üç taraftan müdahaleye uygun, tek yataklı, müstakil tuvalet ve lavabo, tuvalet ile lavabodan ayrılmış banyo, buzdolabı, televizyon, internet, telefon ile hasta refakatçisinin dinlenmesi için oda/bölüm ve içinde ayrıca banyo, lavabo ve tuvaleti olan, Birinci sınıf oda; üç taraftan müdahaleye uygun, tek yataklı, müstakil tuvaletli ve lavabolu, tuvalet ile lavabodan ayrılmış banyosu olan ve hasta refakatçisinin dinlenmesine yönelik donanımı bulunan, İkinci sınıf oda; iki yataklı, yatakların arası uygun biçimde ayrılabilen, üç taraftan müdahaleye uygun, müstakil tuvaletli, lavabolu ve tuvalet ve lavabodan ayrılmış banyo bölümü olan, oda olarak tanımlanmış, gündelik yatak ücretinin kapsamının belirlendiği 54. maddesinde ise; özel hastanelerde yatan hastalardan yatak sınıflarına göre gündelik yatak ücreti alınacağı, gündelik yatak ücretine; yatak, yemek, temizlik ve rutin hemşirelik bakımı hizmetlerinin dahil olduğu, bu hizmetlerin gündelik yatak ücreti dışında ayrıca fatura edilemeyeceği kuralına ve günlük yatak ücretlerinin düzenlendiği 55. maddesinde; özel hastanelerin, günlük yatak ücretlerini her yıl kendilerinin tespit ederek Bakanlığa bildireceği ve bu ücretin Bakanlıkça onaylanacağı, Bakanlığın, emsal hastanelerdeki en yüksek ve en düşük yatak ücretlerini ve hastanelerin kapasitelerini dikkate alarak, gerektiğinde günlük yatak ücretlerinin üst sınırını belirlemeye yetkili olduğu hükmü gereği, özel hastanelerin, belirlenen yatak sınıflarına göre gündelik yatak ücreti dışında bir ücret uygulayamayacakları kanaatine varılmıştır.

Bu durumda davacı tarafından acil sağlık hizmeti sunumu nedeniyle hastaya uygulanan tedavi ve bakım süreci nedeniyle bir ücretlendirme yapılmamış olmasına karşın, mevzutta ilave ücret alınabilecek hizmet olarak otelcilik hizmetinin düzenlenmiş olması ve hasta yataklarının sınıflandırılmış olmasından dolayı davacıya özel hastane özel oda için belirlenen standart oda bedelinin üzerindeki farkın uygulanacağı, özel bir oda için günlük (lüks yatak 2.000,00TL) uygulandığı, oysa yukarıda yer verilen mevzuatta böyle bir sınıflandırmaya yer verilmediği, ilave ücretin, özel oda 1.300,00TL üzerinden hesaplanması gerektiği, bu hesaplama çerçevesinde davacıdan alınması gereken ücretin 7.800,00TL olması gerektiğinin inceleme raporu ile de ortaya konulmuş olması karşısında, fazladan alınan bedelin ilgili kişiye iade edilmesi gerektiği yolunda tesis edilen işlemde ve dayanak alınan kuralda hukuka aykırılık bulunmadığı sonucuna varılmıştır. Açıklanan nedenlerle, davanın reddi gerektiği düşünülmektedir.

TÜRK MİLLETİ ADINA

Karar veren Danıştay Onuncu Dairesince, Tetkik Hâkiminin açıklamaları dinlendikten ve dosyadaki belgeler incelendikten sonra gereği görüşüldü: MADDİ OLAY VE HUKUKİ SÜREÇ :

H.M. isimli bir kişi tarafından Sağlık Bakanlığına verilen 10/12/2020 tarihli şikayet dilekçesinde -özetle- Türk Silahlı Kuvvetlerinden emekli asker gazisi olduğu, 22/11/2020 tarihinde Maltepe Açık Ceza înfaz Kurumundan Covid izni kapsamında izne ayrıldığı, 01/12/2020 tarihinde yüksek ateş, öksürük, halsizlik şikayeti ile Özel Kent Hastanesine başvurduğu, bu hastanede yapılan tetkik sonucunda Covid test sonucunun pozitif çıktığı, sonrasında Kanuni Sultan Süleyman Eğitim ve Araştırma Hastanesine gönderildiği, adı geçen hastanede yapılan tetkikler neticesinde yatması gerektiği ancak yer olmadığından beklemesi gerektiğinin söylendiği, sabah 04:00'a kadar beklediği, daha sonra hastane görevlileri tarafından ilaç verilip yer olmadığı söylenerek eve gönderildiği, 02/12/2020 tarihinde evde durumunun kötüleşmesi üzerine Devlet hastanelerinde yer bulunamadığından Özel Reyap Hastanesine başvurduğu, adı geçen özel hastane tarafından hükümlü olduğu ve Sosyal güvenlik Kurumu (SGK)'ndan sağlık yardımı alamayacağı, 14.000 TL ücret yatırmaları durumunda tedaviye başlanacağı söylendiğinden söz konusu ücreti yakınlarından bularak yatırdığı ve bir hafta süren tedavi sonrasında 09/12/2020 tarihinde reçete düzenlenerek taburcu edildiği, eczaneden ilaçları almak istediğinde SGK'nın ilaçları karşılamadığı söylenerek ücret talep ettikleri ve ilaçları kendi imkanlarıyla aldığı" belirtilerek "haksız yere alınan paranın tarafına iadesi" talep edilmiştir.

Bunun üzerine Sağlık Bakanlığı Sağlık Hizmetleri Genel Müdürlüğünün ... tarih ve E... sayılı işlemiyle, Sağlık Uygulama Tebliğinde yapılan düzenlemelerle Covid-19 hastalığına yönelik tanı ve tedavilerin acil hal kapsamında sayıldığı ve bu hizmetlerden ilave ücret alınmayacağının kurallaştırıldığı, bu kapsamda, söz konusu dilekçede iddia edilen hususların incelenmesi ve Covid-19 tanısı ve tedavisinde adı geçen özel hastane tarafından mevzuata aykırı ücretlendirme yapıldığının tespit edilmesi halinde fiilin niteliğine göre; Özel Hastaneler Yönetmeliği eki (Ek-2) Özel Hastane Müeyyide Formunda yer alan hükümler kapsamında idari yaptırım uygulanması gerekeceği hususu İstanbul Valiliği İl Sağlık Müdürlüğüne bildirilmiştir. (Ek-2’nin 2. Sırası, 10. Sırası ve 14. Sırası kaspamında işlem yapılması talep edilmiş.)

İstanbul Valiliği İl Sağlık Müdürlüğünce düzenlenen 29/04/2021 tarihli İnceleme/Disiplin Soruşturma Raporunda, H.M.'nin ifadesinde, hükümlü olduğundan SGK’nın masraflarını karşılamadığını hastane görevlilerinin kendisine söylediği, suit (tek kişilik) odada kalma talebinin olmadığı, görevlilerin kendisini tek kişilik odaya yerleştirdikleri, 3 gün sonra tek kişilik oda için ekstra ücret istendiğinde, bu sefer paralarının olmadığını söylediklerini, bunun üzerine çift kişilik odaya alındığını, kendi isteğiyle taburcu olmak istediğine ilişkin form doldurduğunu beyan ettiği; davacı hastaneyi temsilen idari işler müdürünün ifadesinde, hastanın ayaktan başvuru yaptığını fakat covid şüphesi olduğundan acil servisten girişini yaptıkları, süit odada kalmayı hastanın kendisinin talep ettiği, kendilerinin önermediğini, suit odaya ilişkin taahhütname imzalatılırken hastaya ödeyeceği ücrete ilişkin bilgilendirme yapıldığı, Covid pozitif hastaların özel taleplerinin olmaması halinde ücretsiz pandemi odalarına yatışlarının yapıldığı, hastanın taburcu olana kadar kendi isteğiyle süit odada kaldığı, hastanın standart odada kalması halinde kendisinden ücret talep edilmeyeceğinin beyan edildiği hususları da dikkate alınarak yapılan değerlendirme sonucunda; haksız ücret alındı iddiası yönünden, normalde ücret alınmayacağı, ancak hastanın kendi isteğiyle süit odada kaldığı, süit oda taahhütnamesini imzaladığının görüldüğü, SUT kapsamında ilave ücret alınmayacağı belirtilmiş ise de, otelcilik hizmetinin bu maddeden hariç tutulduğu, kişinin özel hastaneye herhangi bir devlet hastanesinden sevk ile değil, doğrudan başvurduğu, bu sebeple tedavi giderlerinin Bakanlık bünyesinden karşılanamayacağı, ancak özel hastanelerde corner süit oda adı altında bir sınıflandırmanın olmadığı, Özel Hastaneler Yönetmeliğinin 66/f maddesinde “özel hastaneler belirlenen günlük yatak ücreti dışında bir ücret uygulayamazlar” kuralı olduğu, bu kapsamda hastadan fazla ücret alındığı, ayrıca, hastanın özel odada 3 gün kaldığını beyan ettiği, ancak hastanenin bu sürenin 6 gün olduğunu belirttiği; hastane tarafından günlük yatak ücretinin hastanın yatış yaptığı tarihte 1300 TL olduğu, bunun üzerinden hesaplanınca 7.800 TL ücret alınması gerektiğinin hesaplandığı, sonuç olarak hastadan fazla ücret alındığı ve iadesi gerektiği sonucuna varıldığı, bunun neticesi olarak da Özel Hastaneler Yönetmeliği EK-2, 10. Sırasında yer alan müeyyidenin uygulanması gerektiği kanaatine varıldığı görülmektedir.

Sonrasında İstanbul Valiliği İl Sağlık Müdürlüğünün İnceleme ve Soruşturma Birimi tarafından yapılan inceleme sonucunda alınan ... tarih ve ... sayılı Müdürlük Makam Oluru ile H.M. isimli şahsın 03/12/2020-09/12/2020 tarihleri arasına Covid tedavisi gördüğü Özel Reyap Hastanesinin kendisinden fazla ücret aldığının anlaşıldığından bahisle, hastadan alınan ücretin hastaya iade edilmesi, ayrıca Özel Hastaneler Yönetmeliğinin eki Ek-2 Özel Hastaneler Müeyyide Formunun 10. satırına göre işlem tesis edilmesi” yönünde karar alınmış, anılan Makam Oluru’nun İstanbul Valiliği İl Sağlık Müdürlüğünün ... tarih ve E-... sayılı yazısı ile gereği yapılmak üzere Esenyurt İlçe Sağlık Müdürlüğüne bildirilmesi ve alınan ücretinin tamamının iade edilmesinin sağlanması ile anılan Hastanenin Kasım 2020 tarihindeki bir aylık brüt hizmet gelirini gösteren mesul müdür onaylı tablonun Müdürlüğe gönderilmesinin istenilmesi üzerine, bu işlemin ve işlemin dayanağı olan Özel Hastaneler Yönetmeliğinin eki EK-2 "Özel Hastane Müeyyide Formu"nun 10. satırında yer alan "Acil sağlık hizmet sunumunda, mevzuat hükümlerine aykırı ilave ücret alındığının tespit edilmesi halinde","Bir önceki aya ait brüt hizmet gelirinin binde biri oranında idari para cezası verilir", "fazla alınan ücretin iadesi sağlanır" cümlelerinin iptali istemiyle görülen dava açılmıştır.

İNCELEME VE GEREKÇE

USUL YÖNÜNDEN:

1.Süreaşımı İddiasının İncelenmesi: Davalı idarelerden İstanbul Valiliği tarafından, davanın süresinde açılıp açılmadığının resen tetkiki ile süresinde açılmamış ise süreaşımı sebebiyle reddinin gerektiği ileri sürülmüştür. 2577 sayılı İdari Yargılama Usulü Kanunu'nun 7. maddesinin 1. fıkrasında, dava açma süresinin özel kanunlarında ayrı süre gösterilmeyen hâllerde Danıştayda ve idare mahkemelerinde altmış ve vergi mahkemelerinde otuz gün olduğu; anılan maddenin 4. fıkrasında, ilanı gereken düzenleyici işlemlerde dava süresinin, ilan tarihini izleyen günden itibaren başlayacağı, ancak bu işlemlerin uygulanması üzerine ilgililerin, düzenleyici işlem veya uygulanan işlem yahut her ikisi aleyhine birden dava açabileceği, düzenleyici işlemin iptal edilmemiş olmasının bu düzenlemeye dayalı işlemin iptaline engel olmayacağı;

8.maddesinin 1. fıkrasında, sürelerin tebliğ, yayın veya ilan tarihini izleyen günden itibaren işlemeye başlayacağı;

11.maddesinin 1. fıkrasında, ilgililer tarafından idari dava açılmadan önce, idari işlemin kaldırılması, geri alınması değiştirilmesi veya yeni bir işlem yapılması üst makamdan, üst makam yoksa işlemi yapmış olan makamdan, idari dava açma süresi içinde istenebileceği, bu başvurunun, işlemeye başlamış olan idari dava açma süresini durduracağı;

2.fıkrasında, otuz gün içinde bir cevap verilmezse isteğin reddedilmiş sayılacağı;

3.fıkrasında, isteğin reddedilmesi veya reddedilmiş sayılması halinde dava açma süresinin yeniden işlemeye başlayacağı ve başvurma tarihine kadar geçmiş sürenin de hesaba katılacağı;

14.maddesinin 3. fıkrasının (e) bendinde, dava dilekçelerinin ilk inceleme esnasında süre aşımı yönünden inceleneceği;

15.maddesinin 1. fıkrasının (b) bendinde ise, yasal süresi içerisinde açılmayan davaların reddine karar verileceği hükme bağlanmıştır.

Yukarıda belirtilen mevzuat hükümlerine göre, ilan tarihini izleyen günden itibaren işlemeye başlayan dava açma süresi içerisinde idari davaya konu edilmeyen düzenleyici işlemlerin, bu tarihten sonra davaya konu edilebilmeleri için, ilgili hakkında uygulama işlemi tesis edilmiş olması, bu işlemin ise dava konusu edilen düzenleyici işlemin uygulanması niteliğinde bulunması gerekmektedir. 2577 sayılı İdari Yargılama Usulü Kanunu'nun 7. maddesinde sözü edilen "uygulama işlemi" kavramı, kural koyucu nitelikteki düzenleyici işlemlere dayanılarak ilgililer hakkında tesis edilen ve onların menfaatlerinin ihlal edilmesi sonucunu doğuran, başka bir ifadeyle hukuksal durumlarında değişiklik yaratan, kesin ve yürütülmesi zorunlu bireysel nitelikteki işlemleri ifade etmektedir.

Dava konusu uyuşmazlıkta; davacı şirket tarafından İstanbul Valiliği İl Sağlık Müdürlüğünün ... tarih ve E-... sayılı işleminin dava konusu edildiği, söz konusu işlemin 02/06/2021 tarihinde tebliğ edildiği belirtilerek davacı tarafından yasal dava açma süresi içerisinde 11/06/2021 tarihinde bakılan davanın açıldığı, dolayısıyla davanın süresinde olduğu sonucuna varılmaktadır.

2.Anayasa'ya Aykırılık İddiasının İncelenmesi:

Davacı tarafından, 3359 sayılı Sağlık Hizmetleri Temel Kanunu'nun ek 11. maddesinin 4. fıkrasında yer alan "Sağlık Bakanlığınca belirlenen acil hastaya müdahale esaslarına..." ibaresi yönünden, Sağlık Bakanlığınca belirlenecek kriterlere göre idari para cezası uygulanacak olmasının belirlilik ilkesine aykırı olduğu ileri sürülmüş olmakla birlikte; Sağlık Bakanlığınca belirlenen kriterlerin 3359 sayılı Kanun'un 9. maddesinin 1. fıkrasının (c) bendinin verdiği yetki kapsamında çıkarılacak Yönetmelikle, yine 1 sayılı Cumhurbaşkanlığı Teşkilatı Hakkında Cumhurbaşkanlığı Kararnamesinin 508. maddesi uyarınca görev, yetki ve sorumluluk alanına giren konularda idari düzenlemeler yapabileceği açık olduğundan davacının bu kısma yönelik Anayasa'ya aykırılık iddiası yerinde görülmemiştir.

Ayrıca, 3359 sayılı Sağlık Hizmetleri Temel Kanunu'nun ek 11. maddesinin 4. fıkrasında yer alan “bir önceki aya ait brüt hizmet gelirinin yüzde beşine kadar idari para cezası uygulanır." ibaresi yönünden, Anayasanın 10. maddesinde yer alan eşitlik ilkesine aykırı olduğu, her sağlık kuruluşunun bir önceki aya ait brüt hizmet gelirinin farklı olduğu ileri sürülmüş ise de; Anayasa Mahkemesi'nin E:2013/116, K: 2014/135 sayılı kararında; "... Anayasa'nın 10. maddesinde öngörülen eşitlik ilkesi, hukuksal urumları aynı olanlar için söz konusudur. Bu ilke ile eylemli değil hukuksal eşitlik öngörülmektedir. Eşitlik ilkesinin amacı, aynı durumda bulunan kişilerin yasalarca aynı işleme bağlı tutulmalarını sağlamak ve kişilere yasa karısında ayrım yapılmasını ve ayrıcalık tanınmasını önlemektir. Bu ilkeyle, aynı durumda bulunan kimi kişi ve topluluklara ayrı kurallar uygulanarak yasa karşısında eşitliğin ihlali yasaklanmıştır." ifadelerine yer verilerek Anayasa'nın 10. maddesinde düzenlenen eşitlik ilkesinin, aynı hukukî durumda olanlara aynı işlemlerin uygulanması, farklı hukukî durumda olanların ise farklı işlemlere tâbi tutulması olduğu vurgulanmış olup, bu kapsamda Anayasa'ya aykırılık iddiasında bulunulan söz konusu hükümdeki idari para cezalarının her sağlık kuruluşunun kendi brüt hizmet geliri üzerinden uygulanmasında eşitlik ilkesine aykırı bir durumun söz konusu olmadığı sonucuna varıldığından bu kısma yönelik Anayasa'ya aykırılık iddiası yerinde görülmemiştir.

Son olarak, 3359 sayılı Sağlık Hizmetleri Temel Kanunu'nun ek 11. maddesinin 5. fıkrasındaki "... idari para cezaları bir kat artırılarak uygulanır; üçüncü defa işlenmesinde ise sağlık kurum ve kuruluşunun ilgili bölümünün veya tamamının faaliyeti on güne kadar durdurulur." cümlesinin, hangi eyleme bir gün hangi eyleme on gün kapatma uygulanacağının belli olmadığı, idari yaptırıma maruz kalan her sağlık kuruluşunun kaybedeceği ciro, hasta sayısı ve marka değerinin farklı olduğu, hastanelerin belirlilik ilkesine aykırı olarak kapatılmasının çalışma hakkı ve ödevinin ihlali olduğu ileri sürülmüş olmakla birlikte; söz konusu kuralda sağlık kurum ve kuruluşunun ilgili bölümünün veya tamamının faaliyetinin on güne kadar durdurulmasındaki tek kriterin ilgili sağlık kuruluşunun idari para cezasını gerektirecek mevzuata aykırılık durumunun bulunması hali olduğu, idari para cezasını gerektiren hallerin ise gerek 3359 sayılı Kanun, gerekse de ilgili Yönetmeliklerde düzenlendiği dikkate alındığında; anılan kuralda belirlilik ilkesine aykırı bir halin mevcut olmadığı, ayrıca her sağlık kuruluşunun farklı şekilde zarar uğrayacağı iddiasına ilişkin olarak yukarıdaki paragrafta yer verilen açıklama uyarınca eşitlik ilkesi bağlamında aykırılık olmadığı sonucuna varıldığından bu kısma yönelik Anayasa'ya aykırılık iddiası yerinde görülmemiştir. ESAS YÖNÜNDEN: İlgili Mevzuat:

Anayasa'nın 56. maddesinin 1. fıkrasında, herkesin, sağlıklı ve dengeli bir çevrede yaşama hakkına sahip olduğu;

3.fıkrasında, Devletin, herkesin hayatını, beden ve ruh sağlığı içinde sürdürmesini sağlamak; insan ve madde gücünde tasarruf ve verimi artırarak, işbirliğini gerçekleştirmek amacıyla sağlık kuruluşlarını tek elden planlayıp hizmet vermesini düzenleyeceği;

4.fıkrasında da, Devletin, bu görevini kamu ve özel kesimlerdeki sağlık ve sosyal kurumlarından yararlanarak, onları denetleyerek yerine getireceği hükme bağlanmıştır. 3359 sayılı Sağlık Hizmetleri Temel Kanunu'nun 1. maddesinde, Kanunun amacının, sağlık hizmetleri ile ilgili temel esasları belirlemek olduğu;

2.maddesinde, Milli Savunma Bakanlığı hariç bütün kamu kurum ve kuruluşları ile özel hukuk tüzelkişileri ve gerçek kişileri kapsadığı;

3.maddesinin 1. fıkrasının (a) bendinde, sağlık kurum ve kuruluşlarının yurt sathında eşit, kaliteli ve verimli hizmet sunacak şekilde Sağlık ve Sosyal Yardım Bakanlığınca, diğer ilgili bakanlıkların da görüşü alınarak plânlanacağı, koordine edileceği, mali yönden destekleneceği ve geliştirileceği; (b) bendinde, koruyucu sağlık hizmetlerine öncelik verilmek suretiyle kamu ve özel bütün sağlık kurum ve kuruluşlarının kurulması ve işletilmesinde kaynak israfı ve atıl kapasiteye yol açılmaksızın gerektiğinde hizmet satın alınarak kaliteli hizmet arzı ve verimliliği esas alınacağı, Sağlık ve Sosyal Yardım Bakanlığı ilgili Bakanlığın muvafakatını alarak, kamu ve özel bütün sağlık kurum ve kuruluşlarına koruyucu sağlık hizmeti görevi verir ve bu kurum ve kuruluşların bütün sağlık hizmetlerini denetleyeceği; (c) bendinde, bütün sağlık kurum ve kuruluşları ile sağlık personelinin ülke sathında dengeli dağılımı ve yaygınlaştırılmasının esas olduğu, sağlık kurum ve kuruluşlarının kurulması ve işletilmesinin bu esas içerisinde Sağlık ve Sosyal Yardım Bakanlığınca düzenleneceği; (e) bendinde, tesis edilecek eğitim, denetim, değerlendirme ve oto kontrol sistemi ile sağlık kuruluşlarının tespit edilen standart ve esaslar içinde hizmet vermesinin sağlanacağı; (i) bendinde, sağlık hizmetlerinin yurt çapında istenilen seviyeye ulaştırılması amacıyla; bakanlıklar seviyesinden en uçtaki hizmet birimine kadar kamu ve özel sağlık kuruluşları ile kamu kurumu niteliğindeki meslek kuruluşları arasında koordinasyon ve işbirliği yapılacağı, sağlık kurum ve kuruluşlarının coğrafik ve fonksiyonel hizmet alanlarının, verecekleri hizmetler, yönetim, hizmet ilişki ve bağlantıları gibi konularda tespit edilen esaslara uymak ve verilen görevleri yapmakla yükümlü oldukları belirtilmiştir. Kanun'un 9. maddesinin 1. fıkrasının (b) bendinde, hizmet ve ilaç alma, ilgili kurum ve kuruluşlara ait araç, gereç ve malzemelerin kiralanması, devri, gayrimenkullerin kiralanması; tıbbi araç, gereç ve malzeme yönünden standardı ile tıbbi araç ve gereçlerin alımında teknik şartnamelerin hazırlanmasındaki kıstasların belirlenmesi; Maliye ve Gümrük, ilgili Bakanlıklar ve Sağlık ve Sosyal Yardım Bakanlığınca müştereken, (c) bendinde ise, bütün kamu ve özel sağlık kuruluşlarının tesis, hizmet, personel, kıstaslarını belirlemeye, sağlık kurum ve kuruluşlarını sınıflandırmaya ve sınıflarının değiştirilmesine, sağlık kuruluşlarının amaca uygun olarak teşkilatlanmalarına, sağlık hizmet zinciri oluşturulmasına, hizmet içi eğitim usul ve esasları ile sağlık kurum ve kuruluşlarının koordineli çalışma ve hizmet standartlarının tespiti ve denetimi ile bu Kanunla ilgili diğer hususların Sağlık ve Sosyal Yardım Bakanlığınca çıkarılacak yönetmelikle tespit edileceği hükme bağlanmıştır. Aynı Kanun'un dava tarihindeki haliyle Ek-11. maddesinde, "Sağlık hizmeti sunumu ile ilgili tüm iş ve işlemler Sağlık Bakanlığınca denetlenir.

Olağanüstü durumlarda mesleğini icraya yetkili kişilerce acil sağlık hizmeti ulaşana ve sağlık hizmeti devamlılık arz edene kadar verilecek olan sağlık hizmeti hariç, ruhsatsız olarak sağlık hizmeti sunan veya yetkisiz kişilerce sağlık hizmeti verdirenler, bir yıldan üç yıla kadar hapis ve yirmi bin güne kadar adli para cezası ile cezalandırılır. Özel izne tabi hizmet birimlerini Sağlık Bakanlığından izin almaksızın açan veya buralarda verilecek hizmetleri sunan sağlık kurum ve kuruluşları, bir önceki aya ait brüt hizmet gelirinin yarısına kadar idari para cezası ile cezalandırılır. Bakanlıkça belirlenen kayıtları uygun şekilde tutmayan veya bildirim zorunluluğunu yerine getirmeyen sağlık kurum ve kuruluşları iki defa uyarılır. Uyarıya uymayanlara bir önceki aya ait brüt hizmet gelirinin yüzde biri kadar idari para cezası verilir. Sağlık Bakanlığınca belirlenen acil hastaya müdahale esaslarına; personel, tıbbi cihaz ve donanım, bina ve hizmet birimleri, malzeme ile ilaç standartlarına uyulmaması hâllerinde bir önceki aya ait brüt hizmet gelirinin yüzde beşine kadar idari para cezası uygulanır.

Bu maddedeki idari para cezasını gerektiren fiillerin bir yıl içinde tekrarı hâlinde idari para cezaları bir kat artırılarak uygulanır; üçüncü defa işlenmesinde ise sağlık kurum ve kuruluşunun ilgili bölümünün veya tamamının faaliyeti on güne kadar durdurulur. Aynı isim ve sahiplikte birden fazla sağlık kurum ve kuruluşu bulunması hâlinde idari yaptırımlar sadece ihlalin yapıldığı sağlık kurum ve kuruluşu ile sınırlı olarak uygulanır.

Bu maddede belirtilen idari para cezalarını vermeye valiler, faaliyet durdurma cezasını vermeye Sağlık Bakanlığı yetkilidir. Bu maddenin uygulanmasına ilişkin usul ve esaslar, üniversite sağlık uygulama ve araştırma merkezleri yönünden Yükseköğretim Kurulunun görüşü alınarak Sağlık Bakanlığınca düzenlenir." hükmüne; anılan maddenin güncel halinin 4. fıkrasında da benzer şekilde, "Sağlık Bakanlığınca belirlenen acil hastaya müdahale esaslarına; personel, tıbbi cihaz ve donanım, bina ve hizmet birimleri, malzeme ile ilaç standartlarına uyulmaması hâllerinde yüz bin Türk lirasından az olmamak üzere bir önceki aya ait brüt hizmet gelirinin yüzde beşine kadar idari para cezası uygulanır." hükmüne yer verilmiştir.

Öte yandan, 5510 sayılı Sosyal Sigortalar ve Genel Sağlık Sigortası Kanunu'nun "Sağlık hizmetlerinin sağlanma yöntemi ve sağlık giderlerinin ödenmesi" başlıklı 73. maddesinde, "Bu Kanuna göre sağlık hizmetleri, Kurum ile yurt içindeki veya yurt dışındaki sağlık hizmeti sunucuları arasında yapılan sözleşmeler yoluyla ve/veya bu Kanun hükümlerine uygun olarak genel sağlık sigortalısı ve bakmakla yükümlü olduğu kişilerin sözleşmesiz sağlık hizmeti sunucularından satın aldıkları sağlık hizmeti giderlerinin ödenmesi suretiyle sağlanır...

Sözleşmeli sağlık hizmeti sunucuları, Kurumca belirlenmiş standartların üstündeki talepleri karşılayan otelcilik hizmetleri ile hayati öneme sahip olmama ve alternatif tedavilerin bulunması gibi hususlar göz önüne alınarak Sağlık Hizmetleri Fiyatlandırma Komisyonu tarafından belirlenen istisnai sağlık hizmetleri için, genel sağlık sigortalısı ve bakmakla yükümlü olduğu kişilerden belirlenen hizmet fiyatlarının üç katını geçmemek üzere ilâve ücret alabilir. Sözleşmeli sağlık hizmeti sunucuları, Kurumca ödenecek sağlık hizmeti bedellerinin yayımlanmasını takiben otuz gün içinde ilâve ücret ödemeleri için belirlenen tavanlar dahilinde belirledikleri sağlık hizmeti fiyatlarını kuruma bildirmek zorundadır. Sözleşmeli sağlık hizmeti sunucuları fiyat değişikliklerini 5 iş günü içinde Kuruma bildirirler. Tavanlar dahilinde de olsa Kurumca belirlenen süreden önce bu fiyatlarını artıramazlar... Acil haller dışında sözleşmesiz sağlık hizmeti sunucularından kişilerce satın alınan sağlık hizmeti bedelleri Kurumca ödenmez.

Sözleşmesiz sağlık hizmeti sunucularından acil hallerde alınan sağlık hizmeti bedeli, 72 nci madde gereği sözleşmeli sağlık hizmeti sunucuları için belirlenen bedeller esas alınarak genel sağlık sigortalısı ve bakmakla yükümlü olduğu kişilere fatura karşılığı ödenir. Sözleşmeli ve sözleşmesiz sağlık hizmeti sunucuları, acil hallerde, sözleşmeli sağlık hizmetleri sunucuları ise Kurumun belirlediği sağlık hizmetleri için genel sağlık sigortalısı ve bakmakla yükümlü olduğu kişilerden veya Kurumdan herhangi bir ilave ücret talep edemez..." hükmüne yer verilmiştir. 10/07/2018 tarih ve 30474 sayılı Resmî Gazete'de yayımlanan 1 sayılı Cumhurbaşkanlığı Teşkilatı Hakkında Cumhurbaşkanlığı Kararnamesi'nin 355. maddesinin 1. fıkrasının (a) bendinde, her türlü koruyucu, teşhis, tedavi ve rehabilite edici sağlık hizmetlerini planlamak, teknik düzenleme yapmak, standartları belirlemek ve bu hizmetler ile sunucularını sınıflandırmak, bununla ilgili iş ve işlemleri yaptırmak; (c) bendinde, kamu ve özel hukuk tüzel kişileri ile gerçek kişilere ait sağlık kurum ve kuruluşlarına izin vermek ve ruhsatlandırmak, bu izin ve ruhsatları gerektiğinde süreli veya süresiz iptal etmek; (d) bendinde, Hasta hakları ile hasta ve çalışan güvenliğine yönelik düzenleme yapmak; (e) bendinde, Sağlık kurum ve kuruluşlarının mevzuat ile belirlenen politika ve düzenlemelere uyumunu denetlemek, gerekli yaptırımları uygulamak; (h) bendinde, Sağlık hizmetlerinde kalite ve akreditasyon kuralları belirlemek ve uygulanmasını sağlamak; (l) bendinde, mevcut sağlık insan gücünü, kamu ve özel kurum ve kuruluşlar düzeyinde planlamak ve istihdamın bu plan çerçevesinde yürütülmesini denetlemek; (o) bendinde, Sağlık meslek mensuplarının tescil işlemlerini yapmak, kayıtlarını tutmak, personel hareketlerini takip etmek Sağlık Bakanlığı Sağlık Hizmetleri Genel Müdürlüğünün görevleri arasında sayılmıştır. Aynı Kararname'nin 508. maddesi ile de Bakanlıklara görev, yetki ve sorumluluk alanına giren konularda idari düzenlemeler yapabilme yetkisi verilmiştir.

Anılan mevzuat hükümlerine dayanılarak ve etkin, verimli ve kaliteli sağlık hizmeti sunulmasını sağlamak üzere, bütün özel hastanelerin tesis, hizmet ve personel standartlarının tespit edilmesine, sınıflandırılmasına, sınıflarının değiştirilmesine, amaca uygun olarak teşkilatlandırılmasına ve bunların açılmalarına, faaliyetlerine, kapanmalarına ve denetlenmelerine ilişkin usûl ve esasları düzenlemek amacıyla Özel Hastaneler Yönetmeliği hazırlanmış ve 27/03/2002 tarih ve 24708 sayılı Resmî Gazete'de yayımlanarak yürürlüğe girmiştir. Anılan Yönetmelik 30/01/2025 tarih ve 32798 sayılı Resmi Gazete'de yayımlanan Özel Hastaneler Yönetmeliğinin 52. maddesiyle yürürlükten kaldırılmıştır.

Davanın açıldığı tarihteki haliyle (mülga) Özel Hastaneler Yönetmeliği'nin, "Acil hizmetler" başlıklı 39. maddesinde, "Özel hastanelerde, acil sağlık hizmeti verilmesi ve acil vakaların hastanın sağlık güvencesi olup olmadığına veya ödeme gücü bulunup bulunmadığına bakılmaksızın kabul edilmesi ve gerekli tıbbi müdahalenin kayıtsız-şartsız ve gecikmeksizin yapılması zorunludur. Hizmet bedelinin tahsiliyle ilgili işlemler, acil müdahale ve bakım sağlandıktan sonra yapılır. Özel hastane, acil olarak gelen hastalara yeterli personeli veya donanımı olmadığı, ilgili birimi veya boş yatağı bulunmadığı, hastanın sağlık güvencesi olmadığı ve benzeri sebepler ile gerekli acil tıbbi müdahaleyi yapmaktan kaçınamaz.

Acil servise başvuran hastalara, yoğun bakım hizmeti dâhil olmak üzere gerekli ilk müdahalenin yapılması, tedavinin devamı için gerekiyorsa hastanın yatışı yapılarak tedavisinin ve eğer gelişirse komplikasyonların tedavisinin tamamlanması esastır. Hastanın tıbbi durumunun gerektirdiği uzman tabip, tıbbi donanım, müdahale, bakım ve tedavi için gerekli şartların hastanede sağlanamaması durumunda ise, gerekli ilk müdahalenin yapılmış olması kaydıyla, başka bir sağlık kuruluşuna usulüne uygun şekilde sevki sağlanabilir. Acil hastaların ihtiyaç durumunda nakledileceği sağlık kuruluşunun belirlenmesi ve nakil işlemleri Acil Komuta Kontrol Merkezi’nin yönetiminde ve koordinasyonunda yapılır..." kuralına; "Yatak sınıfları" başlıklı 53. maddesinde, "Özel hastanelerde; özel, birinci sınıf ve ikinci sınıf hasta odaları ile yoğun bakım hizmetlerinin gereklerine göre kuvöz ve yoğun bakım yatakları bulunur. Özel oda; üç taraftan müdahaleye uygun, tek yataklı, müstakil tuvalet ve lavabo, tuvalet ile lavabodan ayrılmış banyo, buzdolabı, televizyon, internet, telefon ile hasta refakatçisinin dinlenmesi için oda/bölüm ve içinde ayrıca banyo, lavabo ve tuvaleti olan, Birinci sınıf oda; üç taraftan müdahaleye uygun, tek yataklı, müstakil tuvaletli ve lavabolu, tuvalet ile lavabodan ayrılmış banyosu olan ve hasta refakatçisinin dinlenmesine yönelik donanımı bulunan, İkinci sınıf oda; iki yataklı, yatakların arası uy-gun biçimde ayrılabilen, üç taraftan müdahaleye uygun, müstakil tuvaletli, lavabolu ve tuvalet ve lavabodan ayrılmış banyo bölümü olan, hasta odalarıdır." kuralına; "Gündelik yatak ücretinin kapsamı" başlıklı 54. maddesinde, "Özel hastanelerde yatan hastalardan yatak sınıflarına göre gündelik yatak ücreti alınır. Gündelik yatak ücretine; yatak, yemek, temizlik ve rutin hemşirelik bakimi hizmetleri dahildir. Bu hizmetler gündelik yatak ücreti dışında ayrıca fatura edilemez." kuralına; "Günlük yatak ücretleri" başlıklı 55. maddesinde, "Özel hastaneler, günlük yatak ücretlerini her yıl kendileri tespit ederek Bakanlığa bildirir ve bu ücret Bakanlıkça onaylanır.

Bakanlık, emsal hastanelerdeki en yüksek ve en düşük yatak ücretlerini ve hastanelerin kapasitelerini dikkate alarak, gerektiğinde günlük yatak ücretlerinin üst sınırını belirlemeye yetkilidir." kuralına; "Denetim" başlıklı 62. maddesinde, "Özel hastaneler, şikâyet, soruşturma veya Bakanlıkça yapılacak olağan dışı denetimler hariç olmak üzere, Müdürlükçe oluşturulan bir ekip tarafından düzenli olarak denetlenir. Müdürlükçe yapılacak denetimlerin sıklığı, denetimlerde görev alacak per-sonelin nitelikleri ve sayısı ile kullanılacak denetim formlarına ilişkin hususlar Bakanlıkça belirlenir." kuralına; "Yasaklar" başlıklı 66. maddesinin 1. fıkrasının f) bendinde, "Özel hastaneler, belirlenen gündelik yatak ücreti dışında bir ücret uygulayamazlar." kuralına; "Müeyyideler" başlıklı 67. maddesinde, "Bu Yönetmelikte belirlenen usûl ve esaslara uymayanlar ile yasaklara aykırı hareket edenlere, bu Yönetmelikte öngörülen idarî müeyyideler ile bu Yönetmelikte müeyyide öngörülmemekle birlikte 2219 sayılı Hususi Hastaneler Kanununda müeyyide öngörülen diğer hallerde ise, bu Kanunda ve ilgili diğer mevzuatta belirlenen idarî ve cezaî müeyyideler uygulanır." kuralına, Yönetmeliğin ekinde ise "Ek-2 Özel Hastane Müeyyide Formu"nun 10. sırasında, "acil sağlık hizmet sunumunda, mevzuat hükümlerine aykırı ilave ücret alındığının tespit edilmesi halinde, birinci tespit için; bir önceki aya ait brüt hizmet gelirinin binde biri oranında idari para cezası verileceği ve fazla alınan ücretin iadesinin sağlanacağı, ikinci tespitte; bir önceki aya ait brüt hizmet gelirinin binde ikisi oranında idari para cezası verileceği ve fazla alınan ücretin iadesinin sağlanacağı, üçüncü tespitte; poliklinik faaliyetinin 1 gün süreyle durdurulacağı" müeyyidesine yer verilmiştir. 5510 sayılı Kanun'a dayanılarak çıkarılan Sağlık Uygulama Tebliğinin dava konusu işlem tarihindeki haliyle, "1.7- Provizyon işlemleri" başlıklı kısmında, "((1) Kurumla sözleşmeli sağlık hizmeti sunucuları, müracaat eden kişinin sağlık yardımlarından yararlanma hakkının olup olmadığının tespiti için, Kurum bilgi işlem sistemi (MEDULA-Hastane, MEDULA-Optik, MEDULA-Eczane provizyon sistemi) üzerinden T.C. Kimlik Numarası (Ek ibare:RG-18/3/2014-28945)(7) veya Yurtdışı Provizyon Aktivasyon ve Sağlık Sistemi (YUPASS) numarası ile hasta takip numarası/provizyon alacaklardır. (2) Sağlık hizmeti sunucularınca T.C. Kimlik Numarası (Ek ibare:RG-18/3/2014-28945)(7) veya YUPASS numarası ile Kurum bilgi işlem sistemi üzerinden yapılan sorgulama sonucunda,

a)Kurum bilgi işlem sistemi tarafından hasta takip numarası/provizyon verilmesi halinde, sunulan sağlık hizmetleri faturalandırılabilecektir.

b)Kurum bilgi işlem sistemi tarafından prim ödeme gün (Değişik ibare:RG-4/9/2019-30878 Mükerrer) sayısının yetersiz olması veya prim borcu bulunması nedeniyle hasta takip numarası/provizyon verilmemesi halinde sağlık hizmeti sunucularınca kişinin müracaatının, aşağıda belirtilen istisnai haller nedeniyle yapılıp yapılmadığı değerlendirilecektir. Müracaat aşağıda sayılan istisnai nedenlerle yapılmış ise sadece söz konusu müracaat nedeni ile ilgili sağlık hizmeti bedelleri faturalandırılabilecektir.

1.Acil hal (*),

2.İş kazası ile meslek hastalığı hali,

3.Trafik kazası,

4.Bildirimi zorunlu bulaşıcı hastalık,

5.Kişiye yönelik koruyucu sağlık hizmeti,

6.Analık hali (**),

7.Afet ve savaş ile grev ve lokavt hali,

8.18 yaş altı çocuklar,

9.Tıbben başkasının bakımına muhtaç kişiler (***),

10.(Ek:RG-11/10/2017-30207)(98) Madde bağımlılığı tedavisine yönelik sağlık hizmetleri,

c)5510 sayılı Kanuna göre genel sağlık sigortalısı veya bakmakla yükümlü olunan kişi sayılmaması nedeniyle hasta takip numarası/provizyon alınamaması ancak kişinin müracaatının trafik kazası nedeniyle yapılmış olması halinde sadece söz konusu müracaat nedeni ile ilgili sağlık hizmeti bedelleri faturalandırılabilecektir.

ç)5510 sayılı Kanuna göre genel sağlık sigortalısı veya bakmakla yükümlü olunan kişi sayılmaması nedeniyle hasta takip numarası/provizyon alınamayan kişilerin acil servis müracaatlarına ilişkin işlemler, acil sağlık hizmetlerinin sunumuna ilişkin Başbakanlık Genelgeleri doğrultusunda yürütülecektir. (3) Kişilerin müstahaklığının belirlenmesi konusunda, Kurum bilgi işlem sistemine eklenmemiş olmakla birlikte mevzuat düzenlemelerinde başka kontrollerin de yapılması belirtiliyorsa, bu konuda gerekli araştırma sağlık hizmeti sunucularınca yapılacaktır. (*) Acil hal; (Değişik:RG-9/4/2020-31094) ani gelişen hastalık, kaza, yaralanma ve benzeri durumlarda olayın meydana gelmesini takip eden ilk 24 saat içinde tıbbi müdahale gerektiren durumlar ile ivedilikle tıbbi müdahale yapılmadığı veya başka bir sağlık kuruluşuna nakli halinde hayatın ve/veya sağlık bütünlüğünün kaybedilme riskinin doğacağı kabul edilen durumlar ile pandemi süresince pandemi olgularına yönelik tanı ve tedavileri kapsamaktadır. Bu nedenle sağlanan sağlık hizmetleri acil sağlık hizmeti olarak kabul edilir. (**) Analık hali; gebeliğin başladığı tarihten itibaren doğumdan sonraki ilk sekiz haftalık, çoğul gebelik halinde ise ilk on haftalık süre 5510 sayılı Kanun bakımından analık hali olarak kabul edilir. (***) Tıbben başkasının bakımına muhtaç kişi; “Özürlülük Ölçütü, Sınıflandırması ve Özürlülere Verilecek Sağlık Kurulu Raporları Hakkında Yönetmelik” kapsamında, yetkilendirilmiş (Değişik ibare:RG-25/8/2016-29812)(67) engelli sağlık kurulu raporu vermeye yetkili sağlık kuruluşlarınca, ağır (Değişik ibare:RG-25/8/2016-29812)(67) engelli olduğu (Değişik ibare:RG-25/8/2016-29812)(67) “Engelli Sağlık Kurulu Raporu” ile belgelendirilen kişiler, tıbben başkasının bakımına muhtaç kişiler olarak kabul edilir. Bu kişiler için düzenlenen faturaya (Değişik ibare:RG-25/8/2016-29812)(67) “Engelli Sağlık Kurulu Raporu” eklenecektir.." düzenlemesine; "1.9.2 -İlave ücret alınmayacak kişiler (Değişik:RG-25/3/2017-30018)(81)" başlıklı kısmında, "(1) (Değişik cümle:RG-21/3/2018-30367)(106) Aşağıda belirtilen kişilerden hiçbir ilave ücret alınamaz.

a)1005 sayılı Kanun hükümlerine göre şeref aylığı alan kişiler ile bakmakla yükümlü olduğu kişilerden,

b)2330 sayılı Kanun hükümlerine göre aylık alan kişiler ile bakmakla yükümlü olduğu kişilerden,

c)Harp malûllüğü aylığı alanlar ile 3713 sayılı Kanun kapsamında aylık alanlar ile bakmakla yükümlü olduğu kişilerden,

ç)Tedavileri sonuçlanıncaya veya maluliyetleri kesinleşinceye kadar; 3713 sayılı Kanunun 21 inci maddesinde sayılan olaylara maruz kalmaları nedeniyle yaralananlar.,

d)5510 sayılı Kanunun 60 ıncı maddesinin onikinci fıkrasında belirtilen kişilerden,

e)5510 sayılı Kanunun 60 ıncı maddesinin onüçüncü ve ondördüncü fıkraları kapsamında genel sağlık sigortalısı (Değişik ibare:RG-4/2/2018-30322)(102) sayılan kişiler ve bakmakla yükümlü olduğu kişilerden." düzenlemesine; "1.9.3 - İlave ücret alınmayacak sağlık hizmetleri" başlıklı kısmında, "(1) (Değişik birinci cümle: RG-12/11/2013-28819) Aşağıda belirtilen sağlık hizmetleri için hiçbir ilave ücret alınamaz. (Ek ikinci cümle: RG-12/11/2013-28819) (Değişik:RG-30/8/2014-29104) Ancak; Yükseköğretim kurumlarına ait sağlık hizmeti sunucularında (Mülga ibare:RG-14/7/2016-29770)(54) (...) öğretim üyesi tarafından verilen 18 yaşını doldurmamış çocuklar hariç olmak üzere; SUT eki EK-2/B ve EK-2/C Listesindeki (Değişik ibare:RG-18/2/2017-29983)(80) (Değişik ibare:RG-9/9/2017-30175) İşitsel implant işlemleri için ilave ücret alınabilir. (Değişik cümle:RG-18/6/2016-29746)(51) Ayrıca Yükseköğretim kurumlarına ait sağlık hizmeti sunucularında öğretim üyesi tarafından verilen SUT’un 2.1.1 numaralı maddesi kapsamındaki sağlık hizmetleri ve (Mülga ibare:RG-14/7/2016-29770)(54) (...) kardiyovasküler (Mülga ibare:RG-14/7/2016-29770)(59) (...) cerrahi işlemler için de ilave ücret alınabilir.

a)Acil servislerde verilen ve SUT eki EK-2/B Listesinde yer alan 520.021 kod numaralı “Yeşil alan muayenesi” adı altında Kuruma fatura edilebilen sağlık hizmetleri hariç olmak üzere, acil haller nedeniyle sunulan sağlık hizmetleri,

b)Yoğun bakım hizmetleri,

c)Yanık tedavisi hizmetleri,

ç)Kanser tedavisi (radyoterapi, kemoterapi, radyo izotop tedavileri),

d)Yenidoğana verilen sağlık hizmetleri,

e)Organ, doku ve kök hücre nakillerine ilişkin sağlık hizmetleri,

f)Doğumsal anomaliler için yapılan cerrahi işlemlere yönelik sağlık hizmetleri,

g)Hemodiyaliz tedavileri,

ğ)(Değişik:RG-25/7/2013-29071) Kardiyovasküler (Mülga ibare:RG-14/7/2016-29770)(59) (...) cerrahi işlemler. (İstisnai sağlık hizmetlerinde belirtilen işlemler hariç)

h)(Ek: RG-12/11/2013-28819) SUT eki EK-2/B ve EK-2/C Listesindeki (Değişik ibare:RG-18/2/2017-29983)(80) (Değişik ibare:RG-9/9/2017-30175) İşitsel implant işlemlerinden.

ı)(Ek:RG-25/3/2017-30018)(84) (Mülga:RG-5/7/2018-30469 Mükerrer)

i)(Ek:RG-8/6/2017- 30090)(85) (Mülga:RG-5/7/2018-30469 Mükerrer)

j)(Ek:RG-5/7/2018-30469 Mükerrer) (Değişik:RG-9/4/2020-31094) SUT eki EK-2/G Listesinde yer alan işlemler,

k)(Ek:RG-9/4/2020-31094) Pandemi süresince pandemi olgularının tanı ve tedavileri, (Ek ibare:RG-9/4/2020-31094) ile bu işlemlere ilişkin sunulan sağlık hizmetlerinden." düzenlemesine; "1.9.4 - Otelcilik hizmetlerinde ilave ücret uygulaması" başlıklı kısmında ise; sözleşmeli/protokollü sağlık kurumlarının, asgari banyo, TV ve telefon bulunan; 2 yataklı odalarda sundukları otelcilik hizmetleri için SUT eki EK-2/B Listesinde 510.010 kod ile yer alan “Standart yatak tarifesi” işlem bedelinin 1,5 katını, tek yataklı odalarda ise 3 katını geçmemek üzere kişilerden ilave ücret alabileceği, günübirlik tedavi kapsamındaki işlemler sırasında verilen otelcilik hizmeti için ise en fazla SUT eki EK-2/B Listesinde yer alan “Gündüz yatak tarifesi” işlem bedelinin 3 katına kadar ilave ücret alınabileceği, SUT eki EK-1/C Listesinde yer alan istisnai sağlık hizmetlerinde otelcilik hizmetleri için ayrıca ilave ücret uygulanmayacağı düzenlemesine; "2.3 - Acil sağlık hizmetleri" başlıklı kısmında, "(1) Acil sağlık hizmeti vermekle yükümlü sağlık hizmeti sunucuları acil servis hizmetlerini Sağlık Bakanlığı düzenlemeleri ile konuya ilişkin Başbakanlık tarafından yayımlanan Başbakanlık genelgeleri ve Kurum mevzuatı doğrultusunda yürüteceklerdir. Acil servise müracaat eden ve muayeneleri sonucunda acil olmadığı tespit edilen kişilerin tedavi giderleri, SUT eki EK-2/B Listesinde 520.021 kodlu “Yeşil alan muayenesi” adı altında yer alan işlem bedeli üzerinden Kurumca karşılanır. Muayene sonucunda acil olduğu tespit edilenler için ise SUT’un 2.2.1.B-2 maddesinin birinci ve ikinci fıkralarındaki ilgili hükümler uygulanır. Ancak sağlık hizmeti sunucularınca acil servislerde verilen ve Kuruma acil sağlık hizmeti olarak faturalandırılan hizmetlerin Kurumun inceleme birimlerince yeşil alan muayenesi olarak değerlendirilmesi halinde verilen sağlık hizmetlerinin bedelleri karşılanmaz. (2) Sözleşmeli/protokollü ve sözleşmesiz sağlık hizmeti sunucuları acil servislerde acil haller nedeniyle sunulan sağlık hizmetleri için kişilerden veya Kurumdan herhangi bir ilave ücret talep edemez. (3) Kurum sağlık yardımlarından yararlandırılan kişilerin sözleşmesiz sağlık kurum veya kuruluşuna SUT’un 1.7 maddesinde tanımlanan acil haller nedeniyle müracaatı sonucu oluşan sağlık giderleri; acil tıbbi müdahale yapılmasını zorunlu kılan durumun müdahaleyi yapan hekim tarafından imzalanmış bir belge ile belgelendirilmesi ve Kurumca kabul edilmesi şartıyla karşılanır. (4) Bu madde kapsamında sözleşmesiz sağlık kurum veya kuruluşlarındaki yatarak tedavileri Kurumca karşılanan kişiler için, hekim veya diş hekimi tarafından düzenlenen refakatçi kalınması gerektiğinin tıbben lüzum görüldüğünü belirtir belgeye dayanılarak, refakatçinin yatak ve yemek giderleri bir kişi ile sınırlı olmak üzere Kurumca karşılanır. 18 yaşını doldurmamış çocuklar için refakatçi kalınmasının tıbben lüzum görülmesi şartı aranmaz. (5) Sözleşmesiz sağlık kurum ve kuruluşlarınca, acil tedavilere ilişkin bilgilerin tıbbi açıdan kaydedilmesi ve Kurumca gerek görüldüğünde ibraz edilmesi zorunludur. (6) Sözleşmesiz sağlık kurum veya kuruluşları tarafından, Kurum sağlık yardımlarından yararlandırılan kişilere acil hallerde sundukları sağlık hizmetleri “hizmet başına ödeme yöntemi” esas alınarak kişiler adına manuel olarak fatura edilir. Ancak kişilerce sağlık hizmet bedelinin Kurum tarafından ilgili sağlık hizmeti sunucusuna ödenmesinin talep edilmesi halinde kişilerin yazılı muvafakatı alınarak fatura ile birlikte Kuruma gönderilir. Kurumca yapılacak inceleme sonrasında belirlenen tutarlar, fatura karşılığı kişilere veya sağlık hizmeti sunucusuna ödenir." düzenlemesine yer verildiği görülmektedir.

Diğer taraftan dava konusu 27/03/2002 tarih ve 24708 sayılı Resmî Gazete'de yayımlanarak yürürlüğe giren Özel Hastaneler Yönetmeliği'nin 30/01/2025 tarih ve 32798 sayılı Resmi Gazete'de yayımlanan Özel Hastaneler Yönetmeliğinin 52. maddesiyle yürürlükten kaldırıldığı görülmekle birlikte; sonradan yürürlüğe giren Yönetmeliğin "Ek-2 Özel Hastane Müeyyide Formu"nun 67. sırasında, özel hastanede acil sağlık hizmetleri ve ilgili mevzuatı gereği ilave ücret alınmayacak sağlık hizmetlerinden mevzuat hükümlerine aykırı ilave ücret alınması halinde, birinci tespit için; fazla alınan ücretin iadesinin sağlanacağı, 100.000,00 TL'den az olmamak üzere sağlık tesisinin bir önceki aya ait brüt hizmet gelirinin binde biri oranında idari para cezası verileceği ve on beş gün süre verileceği, ikinci tespitte; idari para cezasının bir kat artırılarak uygulanacağı ve fazla alınan ücretin iadesinin sağlanacağı; üçüncü tespitte; sağlık tesisinin poliklinik faaliyetinin 5 gün süreyle durdurulacağı ve fazla alınan ücretin iadesinin sağlanacağı" müeyyidesine yer verildiği görülmekte olup, bu haliyle dava konusu düzenlemelerin Yönetmeliğin yürürlükte olan halinde de düzenlendiği görüldüğünden, işin esası yönünden inceleme yapılması gerektiği sonucuna varılmıştır. Dava konusu Yönetmeliğin ”Acil sağlık hizmet sunumunda, mevzuat hükümlerine aykırı ilave ücret alındığının tespit edilmesi halinde” ibaresi yönünden incelenmesi:

Davacı tarafından, 3359 sayılı Kanun’un ek 11. maddesinde mevzuat hükümlerine aykırı ücret alınmasına ilişkin düzenleme olmadığı, sınırları belirsiz olarak müeyyide öngörüldüğü iddialarıyla iptalinin istenildiği görülmekle birlikte; anılan Kanun maddesi incelendiğinde, acil hastaya müdahale esaslarına aykırılığın yaptırımı olarak bir önceki aya ait brüt hizmet gelirinin yüzde beşine kadar idari para cezası uygulanacağı kuralına yer verildiği; acil hastaya müdahale esasının ne olduğunun ise davaya konu Yönetmeliğin yukarıda yer verilen "Acil hizmetler" başlıklı 39. maddesinde düzenlendiği, ayrıca yine yukarıda yer verilen 5510 sayılı Kanun ve bu Kanun'a dayanılarak çıkarılan Sağlık Uygulama Tebliğinde de acil hallerdeki usul ve esasların, yine bu kapsamda ücret alınabilecek hallerin de detaylı bir şekilde düzenlendiği dikkate alındığında; acil sağlık hizmeti sunumunda mevzuata aykırı olarak ücret alınması halinin yaptırıma tabi tutulmasında yönelik dava konusu ibarede hukuki belirsizlik bulunmadığı ve düzenlemenin üst hukuk normlarına uygun olduğu görülmektedir. Bu haliyle söz konusu düzenlemede hukuka aykırılık bulunmadığı sonucuna varılmıştır. Dava konusu Yönetmeliğin “Bir önceki aya ait brüt hizmet gelirinin binde biri oranında idari para cezası verilir” ibaresi yönünden incelenmesi:

İptali istenen Yönetmelik düzenlemesindeki bu ibarenin dayanağı mevzuatta bu oranda belirlenen bir idari yaptırımın olmadığı ileri sürülmekle birlikte; dava konusu düzenlemenin dayanağı 3359 sayılı Kanun'un ek 11. maddesinin 4. fıkrasında "bir önceki aya ait brüt hizmet gelirinin yüzde beşine kadar idari para cezası uygulanır" kuralına yer verildiği, anılan kuralda idari para cezasının alt sınırının ne olacağı hususunda sınırlayıcı bir hükme yer verilmeden sadece cezanın üst sınırı konusunda belirleme yapıldığı, dolayısıyla Kanun'da yer verilen üst sınırı geçmemek kaydıyla Yönetmelik ile belirleme yapılmasında yasal bir engel bulunmadığı, bu kapsamda dava konusu düzenlemeyle Kanun'da belirtilen üst sınırı aşmayacak şekilde düzenleme getirildiği, hal böyle olunca düzenlemenin hukuka aykırı olmadığı sonucuna varılmaktadır.

Öte yandan, davacı tarafından düzenlemenin her sağlık hizmeti sunucusunun aylık brüt hizmet gelirinin farklı olacağından, bu durumun belirlilik ilkesine aykırı olduğu, dolayısıyla bu sebepten de hukuka aykırı olduğu ileri sürülmüş ise de, mevzuata aykırılık halinde her bir sağlık kuruluşunun kendi bilinen geliri üzerinden idari para cezası uygulanmasında hukuki belirlilik ilkesine aykırı bir durum bulunmadığı gibi tam aksine her bir sağlık kuruluşunun mevzuata aykırılık halinde hakkında uygulanacak idari para cezasının tutarı konusunda önceden bilgi sahibi olmasının ve sağlık kuruluşları yönünden hukuki öngörülebilirlik ile belirliliğin sağlandığı açıktır. Belirtilen sebepler uyarınca, düzenlemede hukuka aykırılık bulunmadığı sonucuna varılmıştır. Dava konusu Yönetmeliğin “fazla alınan ücretin iadesi sağlanır.” ibaresi yönünden incelenmesi:

Davacı tarafından bu ibarenin Kanun’da dayanağının olmadığı, tarafların serbest iradesi ile kurulan sözleşmenin ya tarafların ortak iradesi ile, ya mahkeme kararı ile ya da ilam niteliğindeki tüketici hakem heyeti kararı ile feshedilebileceği ileri sürülmüş olmakla birlikte; 3359 sayılı Sağlık Hizmetleri Temel Kanunu'nun 3. maddesi, 1 sayılı Cumhurbaşkanlığı Kararnamesi'nin 355. maddesi gereği Sağlık Bakanlığının, sağlık kuruluşlarının hizmet vereceği standart ve esasları tespit etmeye, sağlık hizmetinin bu çerçevede yürütülmesini sağlamaya ve bunu denetlemeye de yetkili olduğu muhakkaktır.

Bu kapsamda, Sağlık Bakanlığı, söz konusu denetim yetkisi bağlamında, denetlediği sağlık kuruluşlarının hukuk kuralları içerisinde hareket etmelerini sağlamak açısından gerekli iş ve işlemleri yapma yetkisi vardır. Bu durum kamu yararının sağlanması açısından da bir gerekliliktir.

Bu durumda, sağlık hizmetinden yararlanan kişilerin yanıltılmamasını temin etmek veya bu durumdaki kişilerin mağduriyetlerinin giderilmesini sağlamak adına gerekli önlemleri alma amacıyla mevzuata aykırı ücret alınması halinde fazla ücretin iadesinin sağlanacağı konusunda getirilen düzenlemede, kamu yararı ve hizmet gerekleri yönünden hukuka aykırılık bulunmamaktadır. Nitekim burada fazla alınan ücretin iadesinin sağlanması düzenlemesi uyarınca ücretin iadesi amacıyla tesis edilecek işleme karşı davacı tarafça itiraz ve yargı yoluna başvurulması da imkan dahilindedir. Bu haliyle idarece fazla ücretin iadesi yolunda işlem tesis edilmesi yolundaki düzenlemede hukuka aykırılık bulunmadığı sonucuna varılmıştır. Dava Konusu Bireysel İşlemin İncelenmesi:

Yukarıda yer verilen 5510 sayılı Kanun'da kural olarak sözleşmeli ve sözleşmesiz sağlık hizmeti sunucularının acil hallerde, sözleşmeli sağlık hizmetleri sunucuları ise Kurumun belirlediği sağlık hizmetleri için genel sağlık sigortalısı ve bakmakla yükümlü olduğu kişilerden veya Kurumdan herhangi bir ilave ücret talep edemeyecekleri kurala bağlanmış, buna ilişkin olarak anılan Kanun'a dayanılarak çıkarılan Sağlık Uygulama Tebliğinde pandemi süresince pandemi olgularına yönelik tanı ve tedaviler de acil hal kapsamında kabul edilmiş, ayrıca bu işlemler ilave ücret alınmayacak sağlık hizmetleri arasında gösterilmiştir. Dolayısıyla dava konusu işlem olay tarihi itibarıyla COVID-19 hastalığına yönelik olarak pandemi ilan edildiğinden, anılan hastalığın tanı ve tedavisinin ücretsiz karşılanması gerektiğinde kuşku bulunmamaktadır.

Diğer taraftan, 5510 sayılı Kanun'da sözleşmeli sağlık hizmeti sunucularının Sosyal Güvenlik Kurumu Başkanlığınca belirlenmiş standartların üstündeki talepleri karşılayan otelcilik hizmetleri yönünden genel sağlık sigortalısı ve bakmakla yükümlü olduğu kişilerden belirlenen hizmet fiyatlarının üç katını geçmemek üzere ilâve ücret alabilecekleri düzenlenmiş, bu maddenin uygulanmasına yönelik olarak Sağlık Uygulama Tebliğinin yukarıda yer verilen "1.9.4 - Otelcilik hizmetlerinde ilave ücret uygulaması" başlıklı kısmında, 2 yataklı ve tek yataklı otelcilik hizmetleri yönünden ayrı ayrı belirleme yapılarak “Standart yatak tarifesi” işlem bedelinin 1,5 katını, tek yataklı odalarda ise 3 katını geçmemek üzere kişilerden ilave ücret alabileceği düzenlenmiştir.

Ayrıca yukarıda yer verilen Özel Hastaneler Yönetmeliğinin ilgili hükümleri incelendiğinde; özel hastanelerde özel, birinci sınıf ve ikinci sınıf hasta odaları hasta odalarının bulunduğu ve özel hastanelerde yatan hastalardan yatak sınıflarına göre gündelik yatak ücreti alınacağının, özel hastanelerin, günlük yatak ücretlerini her yıl kendilerinin tespit ederek Bakanlığa bildireceğinin ve bu ücretin Bakanlıkça onaylanacağının, Bakanlığın, emsal hastanelerdeki en yüksek ve en düşük yatak ücretlerini ve hastanelerin kapasitelerini dikkate alarak, gerektiğinde günlük yatak ücretlerinin üst sınırını belirlemeye yetkili olduğunun kurala bağlandığı; yine Yönetmelikte, özel hastanelerin, belirlenen gündelik yatak ücreti dışında bir ücret uygulayamayacaklarının kurala bağlandığı, uygulanması halinde Yönetmelikte öngörülen idarî müeyyidelerin uygulanacağının öngörüldüğü anlaşılmaktadır.

Olayda, dosya içerisinde yer alan bilgi ve belgeler ile davalı idarelerden İstanbul Valiliğince yapılan inceleme sonucu hazırlanan İnceleme/Disiplin Soruşturma Raporunda yer verilen tespitler dikkate alındığında; davacı şirket tarafından COVID-19 hastalığının tedavisi amacıyla kendilerine başvuran hastaya verilen acil sağlık hizmeti sunumu nedeniyle hastaya uygulanan tedavi ve bakım süreci nedeniyle bir ücretlendirme yapılmadığı anlaşılmaktadır.

Öte yandan, dosya içerisinde yer alan İnceleme/Disiplin Soruşturma Raporunda, Sağlık Hizmetleri Başkanlığı Özel Hastaneler Biriminin ... tarihli ve ... sayılı yazısı ekindeki Sağlık Hizmetleri Genel Müdürlüğünün ... tarih ve ... sayılı yazısında, davacı şirkete ait hastanenin günlük yatak ücretlendirmesinin lüks oda ücreti olarak 1.300,00 TL olduğunun belirtildiği, ancak dosya içerisinde yer alan "Suit Oda Taahhütnamesi" isimli belgede, H.M. isimli kişinin, standart odada kalmayıp kendi isteğiyle suit odada kalmak istediği belirtilerek, bu kapsamda H.M.'nin 6 (altı) gün, günlük 2.340,00 TL'den toplam 14.000,00 TL suit oda farkının ödenmesi kabul ve taahhüt ettiğine ilişkin belgenin düzenlendiği görülmektedir.

Bu kapsamda yapılan değerlendirmede, yukarıda yer verilen mevzuat hükümleri kapsamında özel hastanelerin otelcilik hizmetlerine yönelik olarak bu hizmetlerden yararlanan hastalardan ilave ücret talep edebildiği, bu ücretin odadaki yatak sayısına göre standart oda bedelinin üzerinden Sağlık Bakanlığınca belirlendiği görülmekte olup, H.M. isimli kişinin tedavi süresinde, Bakanlık tarafından özel hastane lüks oda ücretinin 1.300,00 TL olarak belirlenmesine rağmen, anılan kişiye yönelik günlük 2.340,00 TL üzerinden oda ücretlendirmesi yapıldığı, bu haliyle söz konusu kişiden 6 (altı) gün için toplam 7.800,00 TL oda ücreti alınması gerekirken mevzuata aykırı olarak 14.000,00 TL oda ücret bedeli çıkarıldığı sabittir.

Bu haliyle H.M. İsimli hastadan oda ücreti olarak mevzuata aykırı olarak ilave ücret alınması sebebiyle, hukuka uygun olduğuna karar verilen Özel Hastaneler Yönetmeliğinin eki EK-2 "Özel Hastane Müeyyide Formu"nun 10. satırında yer alan müeyyide tatbik edilmek suretiyle fazladan alınan bedelin ilgili kişiye iade edilmesi gerektiği yolunda tesis edilen işlemde de hukuka aykırılık bulunmadığı sonucuna varılmıştır. KARAR SONUCU: Açıklanan nedenlerle;

1.DAVANIN REDDİNE,

2.Ayrıntısı aşağıda gösterilen toplam ... TL yargılama giderinin davacı üzerinde bırakılmasına,

3.Karar tarihinde yürürlükte bulunan Avukatlık Asgari Ücret Tarifesi uyarınca belirlenen ... TL vekâlet ücretinin davacıdan alınarak davalı idarelere verilmesine,

4.Posta gideri avansından artan tutarın kararın kesinleşmesinden sonra davacıya iadesine,

5.Bu kararın tebliğ tarihini izleyen 30 (otuz) gün içerisinde Danıştay İdari Dava Daireleri Kuruluna temyiz yolu açık olmak üzere, 24/02/2025 tarihinde oy birliğiyle karar verildi.

Karar Etiketleri
REDDİNE DANISTAYKARAR IDARI Vergi Hukuku 3359 sayılı Kanun’un ek 11. maddesinde mevzuat hükümlerine aykırı ücret alınmasına ilişkin düzenleme olmadığı, sınırları belirsiz olarak müeyyide öngörüldüğü iddialarıyla iptalinin istenildiği görülmekle birlikte; anılan Kanun maddesi incelendiğinde, acil hastaya müdahale esaslarına aykırılığın yaptırımı olarak bir önceki aya ait brüt hizmet gelirinin yüzde beşine kadar idari para cezası uygulanacağı kuralına yer verildiği; acil hastaya müdahale esasının ne olduğunun ise davaya konu Yönetmeliğin yukarıda yer verilen "Acil hizmetler" başlıklı 39. maddesinde düzenlendiği, ayrıca yine yukarıda yer verilen 5510 sayılı Kanun ve bu Kanunu 24708 sayılı Resmî Gazete'de yayımlanan Özel Hastaneler Yönetmeliğinin eki EK-2 "Özel Hastane Müeyyide Formu"nun 10. satırında yer alan "Acil sağlık hizmet sunumunda, mevzuat hükümlerine aykırı ilave ücret alındığının tespit edilmesi halinde","Bir önceki aya ait brüt hizmet gelirinin binde biri oranında idari para cezası verilir", "fazla alınan ücretin iadesi sağlanır" cümlelerinin iptali ve 3359 sayılı Sağlık Hizmetleri Temel Kanunu 5510 sayılı Kanun’un 73. maddesi ve Sağlık Uygulama Tebliği ile yapılan düzenlemelerle, Covid-19 hastalığına yönelik tanı ve tedavilerin acil hal kapsamında sayıldığı, bu hizmetlerden ilave ücret alınamayacağının kurala bağlandığı, özel hastanelerin faaliyette bulunabilmeleri için mevzuatla belirlenen koşullara uymasının gerektiği, Covid-19 tanısı ve tedavisinde adı geçen özel hastane tarafından mevzuata aykırı ücretlendirme yapıldığının yapılan inceleme ile tespit edildiği, bu yasak fiil ve davranışları karşısında davacı hakkında yürürlükteki hukuk kuralları esas alınarak tesis edilen davaya konu işlemde hukuka aykırılık bulunmadığı, dava konusu işlemin dayanağı düzenleyici işlemin iptalini gerektiren bir husus bulunmadığı, sağlık hizmetlerine dair temel bir kanun olan 3359 sayılı Kanunu 24708 sayılı Resmî Gazete'de yayımlanan Özel Hastaneler Yönetmeliğinin eki Ek-2 "Özel Hastane Müeyyide Formu"nun 10. satırında yer alan "Acil sağlık hizmet sunumunda, mevzuat hükümlerine aykırı ilave ücret alındığının tespit edilmesi halinde", "Bir önceki aya ait brüt hizmet gelirinin binde biri oranında idari para cezası verilir", "fazla alınan ücretin iadesi sağlanır" cümlelerinin iptali ile 3359 sayılı Sağlık Hizmetleri Temel Kanunu 5510 sayılı Sosyal Sigortalar ve Genel Sağlık Sigortası Kanunu 2219 sayılı Hususi Hastaneler Kanunu 5510 sayılı Kanun 3713 sayılı Kanun kapsamında aylık alanlar ibaresinin, hastanın Sosyal Güvenlik Kurumunda gazi olarak tanımlanmadığı ve herhangi bir belge ve evrakı olmadığından karşılamadığı, hastanın kendi isteği ile suit odada kaldığı, 03/12/2020 tarihinde özel oda tahattütnamesi imzaladığı, hastadan alınan ücretin tamamen otelcilik ve tek kişilik oda hizmeti olduğu, hastane ile hasta arasında özel hukuk sözleşmesi imzalandığı, sözleşme kapsamında özel suit oda farkının talep edildiği ve tahsil edildiği, hastanın standart odada kalma hakkı varken suit odayı tercih ettiği, sözleşmenin hukuken geçerli olduğu, ayrıca hasta ile hastane arasındaki ilişkinin tüketici ilişkisi olduğu, hastanın tüketici mahkemesinde dava açmadığı, dava konusu bireysel işlemde yer alan “hastaya ücret iadesi yapılması” gerektiği yönündeki ifadenin mahkeme kararı olmadan Yönetmeliğe dayalı olarak idarenin tasarrufta bulunması anlamına geldiği, bu durumun mülkiyet hakkının ihlali olduğu, olayda acil sağlık hizmetinin olmadığı, hastanın öncelikle eğitim araştırma hastanesine müracaat ettiği, burada yer olmadığı için hastanın geri çevrildiği, oysa hastanın ambulansla bir üst merkeze ya da başka bir eğitim ve araştırma hastanesine gönderilmesi gerektiği, acil hastanın, kısa süre içerisinde tıbbi tedavi uygulanmadığında ölüm riski içinde olan kişi olduğu, hastanın hastanelerine ayaktan müracaat ettiği, başka hastaneden ambulansla gelmediği, bu nedenle Müeyyide Formunun 10. satırında yer alan müeyyidenin kendilerine uygulanamayacağı, idari para cezası vermeye yönelik olarak brüt hizmet gelirinin bildirilmesinin istenilmesinin hukuka aykırı olduğu, mülkiyeti kısıtlayan her türlü durumun kanunla düzenlenmesi gerektiği, Yönetmelikle müeyyide belirlenmesinin Anayasa’nın 35. maddesine aykırı olduğu, net gelir üzerinden hesaplama yapılmamasının da mevzuata aykırı olduğu, çünkü vergiler üzerinden idari para cezası ile ikinci kez vergilendirilmiş oldukları; dava konusu düzenlemede yer alan,“fazla alınan ücretin iadesi sağlanır.” ibaresi yönünden, bu ibarenin Kanun’da dayanağının olmadığı, Türk Borçlar Kanunu 3359 sayılı Kanun’un ek 11. maddesinde Sağlık Bakanlığınca belirlenen acil hastaya müdahale esaslarına uyulmaması halinde müeyyide öngörüldüğü, maddede, mevzuat hükümlerine aykırı ücret alınmasına ilişkin düzenleme olmadığı, idarenin keyfi uygulamasına yol açacak, sınırları belirsiz olarak müeyyide öngörülmesinin Anayasanın 38. maddesinin 11. fıkrasında yer alan kurala aykırı olduğu; “Bir önceki aya ait brüt hizmet gelirinin binde biri oranında idari para cezası verilir” ibaresi yönünden, Yönetmeliğin dayanağı olan mevzuatta bu oranda belirlenen bir idari yaptırımın olmadığı, her sağlık hizmeti sunucusunun aylık brüt hizmet gelirinin farklı olacağı, bu durumun da belirlilik ilkesine aykırı olduğu, farklı kişilere farklı miktarda idari para cezası uygulanacağı, bunun Anayasa’nın 35. maddesi ve 38. maddesinin 11. fıkrasına aykırı olduğu, 3359 sayılı Kanun’un ek 11. maddesinde müdahale esaslarının sınırlandırılmamış olmasının Anayasa’ya aykırı olduğu; 3359 sayılı Sağlık Hizmetleri Temel Kanunu 3359 sayılı Sağlık Hizmetleri Temel Kanunu 3713 sayılı Kanun 2577 sayılı İdari Yargılama Usulü Kanunu 3359 sayılı Kanun K24708 md.52 K3713 md.35 K135 md.10 K3359 md.3 K2577 md.7 K28597 md.2 K3713 md.4 K24708 md.11 K30474 md.355 K3359 md.11 K3359 md.1 K5510 md.73 K3359 md.9
© 2026 İçtihat Pro — ictihatpro.com  |  Bu belge bilgilendirme amaçlıdır. Resmi belge niteliği taşımaz.

İçtihat Pro Blog