8. Hukuk Dairesi
8. Hukuk Dairesi 2025/2421 E. , 2025/4455 K.
"İçtihat Metni"MAHKEMESİ :Kadastro Mahkemesi
Taraflar arasındaki kadastro tespitine itiraz davasından dolayı yapılan yargılama sonunda İlk Derece Mahkemesi tarafından verilen karar, yapılan temyiz incelemesi sonucunda Yargıtay 7. Hukuk Dairesince bozulmuştur. İlk Derece Mahkemesince, bozma ilamına uyularak yeniden yapılan yargılama sonucunda; davanın kabulüne karar verilmiştir.
İlk Derece Mahkemesi kararı, duruşma istemli olarak davalı ... ve arkadaşları ile davalı ... vekili tarafından temyiz edilmekle, masraf yatırılmadığından duruşma isteminin reddine ve kesinlik, süre, temyiz şartı ve diğer usul eksiklikleri yönünden yapılan ön inceleme sonucunda, temyiz dilekçesinin kabulüne karar verildikten ve Tetkik Hâkimi tarafından hazırlanan rapor dinlendikten sonra dosyadaki belgeler incelenip gereği düşünüldü: K A R A R
Kadastro sonucu, Giresun ili ... ilçesi ... köyü çalışma alanında bulunan 123 ada 1, 124 ada 1 ve 6 parsel sayılı sırasıyla 1.313.21, 6.011.36 ve 987.59 m² yüzölçümündeki taşınmazlar, hibe ve kazandırıcı zamanaşımı zilyetliği nedeniyle ... adına tespit edildikten sonra, itiraz üzerine Kadastro Komisyonunca ... ve müşterekleri adına tespit edilmiştir. Davacı ... dava dilekçesinde; satın alma ve kazandırıcı zamanaşımı zilyetliğine dayanarak, Giresun ili ... ilçesi ... köyü 123 ada 1, 124 ada 1 ve 6 parsel sayılı taşınmazların komisyon kararının iptali ile adına tescilini istemiştir.
İlk Derece Mahkemesinin verdiği önceki karar Yargıtay 7. Hukuk Dairesinin 25.04.2011 tarihli ve 2010/4571 Esas, 2011/2792 Karar sayılı kararıyla bozulmuş olup, hükmüne uyulan bozma ilamında özetle; "... yargılama sırasında davalı ... dışındaki diğer paydaşlara tebligat yapılarak davanın tüm paydaşlar aleyhine yürütülmediği, taraf koşulu oluşturulmadan hüküm verildiği açıklanarak, öncelikle davalı ... dışındaki tüm paydaşlara gerekirse ödenekten karşılanarak dava dilekçesi ve duruşma günü tebliğ edilmesi, duruşmaya katıldıklarında davaya karşı diyecekleri ve delillerinin sorulması, gösterecekleri delillerin toplanması, daha sonra toplanan ve toplanacak tüm deliller birlikte değerlendirilerek taraf koşulu sağlandıktan sonra davanın esasına yönelik bir hüküm verilmesi" gereğine değinilmiştir.
İlk Derece Mahkemesince, bozma ilamına uyularak yapılan yargılama sonunda; "... mahallinde icra edilen keşifte davalıların Ocak 2007 tarihli ve 1 sıra no.lu tapusunun zemine uygulandığı, alınan fen bilirkişi raporundan tapunun dava konusu taşınmazlar ile dava dışı birden fazla yeri kapsadığının tespit edildiği, miktarı 2 dönüm olan bir tapu ile yüzlerce dönüm taşınmazın davalılara verilmesinin kabul edilemez olduğu, anılan tapu kaydının nehir, yol, dağ gibi gayri sabit hudutları içerdiğinden ancak miktarı itibariyle geçerli olduğu, dava konusu taşınmazları da içine alacak şekilde büyük bir kısmın ... olarak bilinen davalıların murisi ...'na ait olduğu, ...'nın 5 oğlu arasında taşınmazların taksim edildiği, dava konusu taşınmazların bir parçasının ...'ye kalıp, ...'nin dahi 1990'lı yıllarda yapmış olduğu taksimde bu yerin oğlu ...'e kaldığı, kendisinin de miras payını senetle davacı ...'ye sattığı, kalan kısmın da yine ... mirasçılarına taksimen düştüğü, bu kişilerin de yeri yine senetle davacı ...'ye sattıklarının tespit edildiği, senet satıcılarının yapılan satışı ve taksimi doğrulamaları dikkate alınarak, davalıların bu taşınmazlarda herhangi bir kullanımı bulunmadığı gözetildiğinde, davalıların dava konusu taşınmazlarda herhangi bir hakkı kalmadığı, tapularının hukuki kıymetini yitirip kadastro çalışmalarında herhangi bir taşınmaza da revizyon görmediği..." gerekçesiyle davanın kabulüne, çekişmeli 123 ada 1, 124 ada 1 ve 6 parsel sayılı taşınmazların davacı ... adına tapuya kayıt ve tesciline karar verilmiş; hüküm, davalı ... ve arkadaşları ile davalı ... vekili tarafından temyiz edilmiştir. İlk Derece Mahkemesince, işin esasına girilerek karar verilmiş ise de verilen karar usul ve kanuna uygun bulunmamaktadır.
Şöyle ki; dava konusu taşınmazların tespit maliklerinden ... (...)'ın mirasçılarından (kendisinden sonra ölen eşi ...'ın altsoyu) ... ... (T.C. No: ...), ... ... (T.C. No: ...), ... ... (T.C. No:...), ... ... (T.C. No:...), ... ... (T.C. No:...) ve ... ...'a (T.C. No:...) davetiye çıkartılarak davadan haberdar edilmedikleri halde yokluklarında yargılamaya devam edilerek aleyhlerine hüküm kurulduğu anlaşılmaktadır. Bu haliyle davada taraf teşkilinin sağlandığından söz edilemez. Oysaki, taraf teşkilinin sağlanması, yargılamanın her aşamasında re'sen göz önünde bulundurulması gereken dava şartlarından olup, bu koşul yerine getirilmeden davanın esası hakkında karar verilmesi hukuken mümkün bulunmamaktadır.
Hal böyle olunca; İlk Derece Mahkemesince öncelikle, tespit maliki ... (...)'ın yukarıda adı geçen mirasçılarına dava dilekçesi ekli duruşma gününü bildirir davetiye tebliğ edilmek suretiyle yöntemine uygun şekilde taraf teşkili sağlanmalı, anılan kişilerden savunma ve delilleri sorulmalı, bildirdikleri takdirde delilleri toplanmalı ve bundan sonra işin esasına girilerek, tarafların iddia ve savunmaları doğrultusunda toplanan tüm deliller birlikte değerlendirilerek oluşacak sonuca göre bir karar verilmelidir. İlk Derece Mahkemesince, bu husus gözetilmeksizin, yöntemince taraf teşkili sağlanmadan işin esası hakkında karar verilmesi doğru görülmediğinden, hükmün bozulmasına karar vermek gerekmiştir.
SONUÇ: Yukarıda açıklanan nedenlerle,
Davalı ... ve arkadaşları ile davalı ... vekilinin temyiz itirazlarının kabulü ile temyiz olunan İlk Derece Mahkemesi kararının, 6100 sayılı Hukuk Muhakemeleri Kanunu'nun Geçici 3. maddesi yollaması ile 1086 sayılı Hukuk Usulü Muhakemeleri Kanunu'nun 428. maddesi uyarınca BOZULMASINA, Bozma nedenine göre sair hususların şimdilik incelenmesine yer olmadığına, Peşin harcın istek halinde temyiz edenlere iadesine, 1086 sayılı Kanun'un 440/1 maddesi gereğince Yargıtay ilamının tebliğinden itibaren 15 gün içinde karar düzeltme yoluna başvurulabileceğine, Dosyanın İlk Derece Mahkemesine gönderilmesine, 03.06.2025 tarihinde oy birliğiyle karar verildi.