Danıştay 4. Daire Başkanlığı
Danıştay 4. Daire Başkanlığı 2024/2011 E. , 2024/5322 K. "İçtihat Metni" T.C. D A N I Ş T A Y
DÖRDÜNCÜ DAİRE
DİĞER TEMYİZ EDEN
MÜDAHİL (DAVALI YANINDA) : ... Anonim Şirketi
İSTEMİN KONUSU : ... İdare Mahkemesinin ... tarih ve E:..., K:... sayılı kararının temyizen incelenerek bozulması istenilmektedir. YARGILAMA SÜRECİ :
Dava konusu istem: İzmir İli, Çeşme İlçesi, ... Mahallesi, ... ve ... İskelesi 1/5000 ölçekli Nazım İmar Planı ve 1/1000 ölçekli Uygulama İmar Planı İlave Değişikliğine ilişkin olarak "Çevresel Etki Değerlendirmesi Yönetmeliği hükümlerinin uygulanmasına gerek bulunmadığı"na yönelik ... tarih ve ... sayılı Çevre, Şehircilik ve İklim Değişikliği Bakanlığı Çevresel Etki Değerlendirmesi İzin ve Denetim Genel Müdürlüğü işleminin iptali istenilmiştir.
İlk Derece Mahkemesi kararının özeti: İdare Mahkemesinin, dava konusu işlemin iptali yolundaki ... tarih ve E:..., K:... sayılı kararının, Dairemizin 02/11/2023 tarih ve E:2023/12021, K:2023/5900 sayılı kararı ile Mahkemece, davaya konu limanın işletmecisi olan ... Limanı İşletmesi A.Ş.'ye davanın ihbar edilerek, davaya müdahil olması durumunda, müdahale istemi incelendikten sonra, davacının iddialarına karşı itirazları ve sunacağı deliller de değerlendirilerek, davanın esası hakkında yeniden karar verilmesi gerektiği gerekçesi ile bozulması üzerine, bozma kararına uyularak, uyuşmazlığın onaylı imar planında Çekek Yeri olarak kullanılan alanı ... ve ... Limanı alanı içine alınmasını ihtiva ettiği, imar planı teklifine konu projenin evveliyatına ilişkin yapılan inceleme neticesinde; 72.000 metrekare olarak planlanan ’’... ve ... Limanı” nın 02.05.1988/6 sayılı Çeşme Belediyesi Meclis kararı ile karar bağlandığı, 1991 yılında hizmete girdiği, 06.06.2003 tarihinde itibaren ... Limanı İşletmesi A.Ş. tarafından işletilmeye devam edildiği, 72.000 m2’lik ’’... ve ... Limanı Tevsii” faaliyetinin, mülga Çevre ve Orman Bakanlığınca 16.12.2003 tarih ve 25318 sayılı Resmi Gazete’de yayımlanarak yürürlüğe giren ÇED Yönetmeliği’nin Geçici 3. maddesi gereğince ÇED Yönetmeliği kapsamı dışında değerlendirildiği, ilerleyen süreçte liman alanında yapılması planlanan ’’... ve ... Limanı 6700 m2 İlave Dolgu Faaliyeti” için 03/03/2005 arihli ÇED Gerekli Değildir kararı, "İlave Dolgu (3710 m2) Tekne İmal ve Çekek Yeri” projesi için 09/10/2007 tarihinde ”ÇED Gerekli Değildir" kararı verildiği, İzmir İli, Çeşme İlçesi, ... Mevkii, ... Mahallesinde yer alan liman alanında ... İşletmeleri A.Ş. tarafından yapılması planlanan "İlave Dolgu (3710 m2) Tekne İmal ve Çekek Yeri" projesi 09/10/2007 tarihinde ÇED Gerekli Değildir kararı verildiği görüldüğü, daha önce tekne imal ve çekek yeri olarak ÇED Gerekli Değildir kararı verilen yerin limana dahil edilmek istendiği, Çevresel Etki Değerlendirmesi Yönetmeliği'nin 7.maddesi kapsamında Çevresel Etki Değerlendirmesi raporu hazırlanması zorunlu olan liman projesi kapsamına alınan ''Tekne İmal ve Çekek Yeri'' hakkında çevresel etki değerlendirmesi raporu hazırlanması gerektiği sonuç ve kanaatine varıldığı, dava konusu işlemde hukuka uygunluk bulunmadığı; her ne kadar davalı idare tarafından, tekne imal ve çekek yeri olarak ÇED Gerekli Değildir kararı alınan bir yer hakkında yeniden ÇED raporu alınması gerekli olmadığı iddia edilmişse de, söz konusu tekne imal ve çekek yeri olarak belirlenen alanın ''... ve ... Limanı''na dahil edilmek istendiği, liman projeleri için ÇED raporu hazırlanmasının zorunlu olduğu, tekne imal ve çekek yeri olarak ÇED raporu alınan alanın faaliyet konusunun değiştiği, bu sebeple yeniden ÇED süreci işletilmesi gerektiği kanaatine varıldığından, davalı idarenin iddialarına itibar edilemediği gerekçeleriyle dava konusu işlemin iptaline karar verilmiştir.
TEMYİZ EDENLERİN İDDİALARI:
1.Davalı idare tarafından; 72.000 m² olarak planlanan limanın 1991 yılında hizmete girdiği, 06.06.2003 tarihinden itibaren ... Limanı A.Ş. tarafından işletilmeye devam edildiği, ÇED Yönetmeliğinin Geçici 3. maddesi gereğince ÇED Yönetmeliği kapsamı dışında değerlendirildiği, ilerleyen süreçte, liman alanında yapılması planlanan ''... ve ... Limanı 6700 m² İlave Dolgu Faaliyeti'' için 03.03.2005 tarihli ''ÇED Gerekli Değildir'' kararı ile ''İlave Dolgu (3710 m²) Tekne İmal ve Çekek Yeri'' projesi için 09.10.2007 tarihli ''ÇED Gerekli Değildir'' kararının bulunduğu, tekne imal ve çekek yeri olarak kullanılması planlanan alanın halihazırda ihraç yükü taşıyan tırlara ait geçici park yeri olarak kullanıldığı, tekne imalatının yapılmadığı ve çekek yeri olarak kullanılmadığı, alanda ilave dolgu ve tarama faaliyeti gerçekleştirilmeyeceği, plan teklifi ile ÇED Gerekli Değildir kararına esas alanda çekek yeri olarak belirlenen alanın mevcut ÇED kararları bulunan liman alanına ilave edilmesinin planlandığı, ÇED Gerekli Değildir kararı bulunan söz konusu çekek yerinin fonksiyon değişikliği ile liman alanına ilave edilmesi hususunun ÇED Yönetmeliği kapsamında bulunmadığı, ÇED sürecine tabi olan projeler gibi, yönetmelik gereği ÇED sürecine tabi olmayan projelerin de Çevre Kanununa, bu Kanuna dayanılarak çıkarılmış yönetmeliklere ve diğer tüm mer'i mevzuata tabi olduğu, hem söz konusu plan teklifinin yeni bir liman alanı veya mevcut limanın kıyı yapısının eşik değerinde herhangi bir artış ihtiva etmemesi, hem mevcut liman alanının bugüne karar yürürlükte olan ÇED Yönetmelikleri kapsamında kararlarının bulunması, hem de plan teklifi ile ÇED kararları bulunan liman alanında limanın eşik değerinde bir değişikliğe sebep olmayan Çekek Alanının Liman Alanına dahil edilmesi işinin ÇED Yönetmeliği kapsamında olmaması sebebiyle, dava konusu işlemde hukuka aykırılık olmadığı belirtilerek, temyize konu kararın bozulması gerektiği ileri sürülmektedir.
2.Davalı yanında müdahil tarafından; imar planının iptaline yönelik davanın ... Bölge İdare Mahkemesi ... İdare Dava Dairesinin ... tarih ve E:..., K:... sayılı kararı ile reddedildiği, kararın Danıştay Altıncı Dairesinin 17/10/2023 tarih ve E:2023/6918, K:2023/7551 sayılı kararı ile onanarak kesinleştiği, dava konusu kararın mevcutta bulunan çekek yerinin fonksiyon değişikliği ile liman alanına ilave edilmesi olduğu, fiilen herhangi bir imalat ve inşaat olmayacağı, alanın limana dahil edilmesinin şehir trafiğine etkiyi azaltacağı, bu durumun ÇED Yönetmeliği kapsamında olmadığı, yeni bir liman alanı veya mevcut kıyı yapılanmasında herhangi bir artış-değişiklik olmayacağı, fiili alanın yürürlükte bulunan ÇED Yönetmeliği kapsamında uygun olan kararlarının bulunduğu, çekek alanının limana dahil edilmesinin ÇED Yönetmeliği kapsamında bulunmadığı belirtilerek, temyize konu kararın bozulması gerektiği ileri sürülmektedir. KARŞI TARAFIN SAVUNMALARI :
1.Davacı tarafından; dava konusu işlemin 2872 sayılı Çevre Kanunu'na ve ÇED Yönetmeliği'ne aykırı olduğu, dava konusu projenin, ÇED Yönetmeliği Ek-1'de yer alan ve ÇED Raporu hazırlanması zorunlu olan liman projeleri kapsamında olduğu, ÇED Yönetmeliği Ek-1 ve 10/b'de ticari amaçlı kullanılacak liman, iskele projelerinde ÇED Raporu alınması gerektiğinin açıkça düzenlendiği, projenin yapılması halinde, deniz yolu trafiğinin artacağı, bölgenin sit alanında kaldığı, flora, biyoçeşitlilik ve fauna etkisinin değerlendirilmesi gerektiği, bölgenin nesli tükenme tehlikesi altında olan birçok kuş türünün göç güzergahı üzerinde olduğu ve birçok kuş türüne de ev sahipliği yaptığı, projenin çevresel etki değerlendirmesi raporunun alınmasının zorunlu olduğu, proje ile, İlave Dolgu (3710m2) Tekne İmal ve Çekek Yerinin, ... ve ... liman alanına ilave edildiği, dolgu alanı sınırlarında değişiklik yapıldığı, kapasite artışı olduğu, Tekne İmal ve Çekek Yerinin faaliyet konusunun değiştiği, liman projeleri için ÇED Raporu hazırlanması gerektiği belirtilerek, temyiz istemlerinin reddi gerektiği savunulmaktadır.
2.Davacı yanında müdahil tarafından; savunma verilmemiştir. TETKİK HÂKİMİ : ... DÜŞÜNCESİ : Temyiz isteminin reddi ile usul ve yasaya uygun olan İdare Mahkemesi kararının onanması gerektiği düşünülmektedir.
TÜRK MİLLETİ ADINA
Karar veren Danıştay Dördüncü Dairesince, Tetkik Hâkiminin açıklamaları dinlendikten ve dosyadaki belgeler incelendikten sonra gereği görüşüldü:
İNCELEME VE GEREKÇE
İdare ve vergi mahkemelerinin nihai kararlarının temyizen bozulması, 2577 sayılı İdari Yargılama Usulü Kanunu'nun 49. maddesinde yer alan sebeplerden birinin varlığı hâlinde mümkündür. Temyizen incelenen karar usul ve hukuka uygun olup, dilekçede ileri sürülen temyiz nedenleri kararın bozulmasını gerektirecek nitelikte görülmemiştir. KARAR SONUCU : Açıklanan nedenlerle;
1.Temyiz istemlerinin reddine,
2.Temyize konu ... İdare Mahkemesinin ... tarih ve E:..., K:... sayılı kararının ONANMASINA,
3.Temyiz giderlerinin istemde bulunanlar üzerinde bırakılmasına,
4.Dosyanın anılan İdare Mahkemesine gönderilmesine,
5.2577 sayılı İdari Yargılama Usulü Kanunu'nun 20/A-2-(i) maddesi uyarınca, kesin olarak, 02/10/2024 tarihinde oyçokluğuyla karar verildi. (X) KARŞI OY : Davacı yanında müdahil yönünden; 2577 sayılı İdari Yargılama Usulü Kanunu’nun 31. maddesinin atıfta bulunduğu Hukuk Muhakemeleri Kanunu’nun 66. maddesinde ''(1) Üçüncü kişi, davayı kazanmasında hukuki yararı bulunan taraf yanında ve ona yardımcı olmak amacıyla, tahkikat sona erinceye kadar, fer’î müdahil olarak davada yer alabilir.'' 67.maddesinde, ''(1) Müdahale talebinde bulunan üçüncü kişi, yanında katılmak istediği tarafı, müdahale sebebini ve bunun dayanaklarını belirten bir dilekçeyle mahkemeye başvurur.(2) Müdahale dilekçesi, davanın taraflarına tebliğ edilir. Mahkeme, gerekirse taraflarla birlikte üçüncü kişiyi de dinlemek üzere davet eder, gelmeseler dahi müdahale talebi hakkında karar verir.'' 68. maddesinde ise, ''(1) Müdahale talebinin kabulü hâlinde müdahil, davayı ancak bulunduğu noktadan itibaren takip edebilir. Müdahil, yanında katıldığı tarafın yararına olan iddia veya savunma vasıtalarını ileri sürebilir; onun işlem ve açıklamalarına aykırı olmayan her türlü usul işlemlerini yapabilir.(2) Mahkeme, katıldığı noktadan itibaren, taraflara bildirilen işlemleri müdahile de tebliğ eder.'' hükümleri yer almıştır. Dosyanın incelenmesinden; Mahkeme aşamasında, davacı yanında müdahilin projeye konu limanın yakınında konutu olduğundan bahisle müdahale talebinde bulunduğu ve Mahkeme tarafından davacı yanında müdahilliğe karar verildiği anlaşılmaktadır.
Uyuşmazlıkta; dava konusu işlemden etkilendiği iddiasında bulunan davacı yanında müdahilin, söz konusu kararın iptali istemi ile yasal süresi içerisinde dava açma olanağının bulunduğu ancak yasal süresi içerisinde dava açmamış olduğu dikkate alındığında, davacı yanında müdahilin, süresinde dava açmadığı işleme karşı, iş bu davada davacı yanında müdahil olarak kabulü hukuken mümkün olmadığından, Mahkeme aşamasında verilen davacı yanında müdahillik kararı kaldırılarak, davacı yanında müdahilin müdahillik isteminin reddine karar verilmesi gerektiğinden, aksi yöndeki çoğunluk kararına katılmıyorum. Diğer davacılar yönünden ise; 2577 sayılı İdari Yargılama Usulü Kanununun 14. maddesinde ilk inceleme hususları sayılarak 14/3-e maddesinde dilekçelerin süre aşımı yönünden de inceleneceği belirtilmiş, 15/1-b maddesinde ise süre aşımı halinde davanın reddine karar verileceği 14/6. maddesinde de ilk inceleme hususlarından birinin sonradan tespiti halinde davanın her safhasında 15. madde hükümlerinin uygulanacağı öngörülmüştür.
Anayasanın "Yargı Yolu" başlıklı 125. maddesinde; "... idari işlemlere karşı açılacak davalarda süre yazılı bildirim tarihinden başlar." hükmü yer almış, 2577 sayılı İdari Yargılama Usulü Kanununun "Sürelerle İlgili Genel Esaslar" başlıklı 8. maddesinde; "... süreler tebliğ, yayın veya ilan tarihini izleyen günden itibaren işlemeye başlar," aynı Yasanın "Dava Açma Süresi" başlıklı 7. maddesinin ilk fıkrasında; "Dava açma süresi, özel kanunlarında ayrı süre gösterilmeyen hallerde Danıştay'da ve idare mahkemelerinde altmış ve vergi mahkemelerinde otuz gündür." hükmüne, 28/06/2014 tarihinde yürürlüğe giren "İvedi Yargılama Usulü" başlıklı 20/A maddesinde ise; ivedi yargılama usulünde dava açma süresinin otuz gün olduğuna yer verilmiş ve çevresel etki değerlendirmesi sonucu alınan kararlar, değinilen usul kapsamındaki işlemler arasında sayılmıştır.
İdari davalarda dava açma süresinin başlangıç tarihi; idari işlemin tebliğ, yayın veya ilân tarihidir. Ancak yasada öngörülen bu durumların söz konusu olmadığı hallerde, davacının dava konusu işlemi öğrenme tarihinin iyiniyet kuralları çerçevesinde, olayın özelliği ve niteliği göz önünde tutulmak suretiyle yargı organınca belirleneceği kuşkusuzdur. İdari işlemin usulüne uygun tebliği ve bütün unsurlarıyla ilgililer tarafından öğrenilmesi; ilgililerin dava açma haklarını kullanmalarını ve açılan davanın da gereği gibi yargı mercileri önüne getirilebilmesini doğrudan etkiler. Bu anlamda; bir idari işlemin iptali istemiyle açılan davada usul ve esas yönünden hukuki denetim yapılabilmesi; işlemin içeriğinin tebliğe veya duyuruya ilişkin olarak düzenlenen belgeden kuşkuya yer vermeyecek şekilde açıkça anlaşılabilmesi halinde mümkündür.
Dosyanın incelenmesinden; dava konusu işlemin 31/08/2020 tarihli olduğu, davanın ise, işlemin -... İdare Mahkemesinin E:... sayılı dosyasında, İzmir İli, Çeşme İlçesi, ... Mahallesi, ... ve ... İskelesi 1/5000 ölçekli NİP ve 1/1000 ölçekli UİP İlave Değişikliğinin iptali istemiyle açılan davada, 24/01/2022 tarihli savunma dilekçesinin tebliği üzerine 21/02/2022 tarihinde öğrenildiğinden bahisle, 21/03/2022 tarihinde açıldığı görülmektedir.
Niteliği gereği yargılamanın geciktirilmeden sonuçlandırılması hedeflenen 2577 sayılı Kanunun 20/A maddesinde düzenlenen ivedi yargılamaya tabi bu tür uyuşmazlıklarda, işlemin ilan edilmeyen türde bir işlem olması halinde, idarenin her an dava tehdidi altında bulunmasının, idari istikrar ve hukuki güvenlik ilkelerinin ihlaline yol açabileceği ve kamu hizmetlerinin aksamasına neden olabileceği dikkate alındığında, açılacak davalar için bir süre sınırlaması getirilmesinde kamu yararı bulunduğu açıktır.
Bu durumda, dava konusu kararın alındığı tarihten itibaren yaklaşık 1,5 yıllık bir süre geçtikten sonra davanın açıldığı dikkate alındığında -dava konusu işlemi öğrenme tarihinin iyiniyet kuralları çerçevesinde, olayın özelliği ve niteliği göz önünde tutulmak suretiyle yargı organınca belirlenmesi gereği sebebiyle- davacının davaya konu işlemden, İzmir İli, Çeşme İlçesi, ... Mahallesi, ... ve ... İskelesi 1/5000 ölçekli NİP ve 1/1000 ölçekli UİP İlave Değişikliğinin iptali istemiyle ... İdare Mahkemesinin E:... sayılı dosyasında açılan dava tarihi itibarıyla haberdar olduğunun kabulü gerektiğinden, olayda dava açma süresinin işlemi öğrenme tarihi olarak kabul edilen, ... İdare Mahkemesinin E:... sayılı dosyasına kayıtlı davanın açılma tarihi (20/12/2021) olarak kabul edilmesi gerekmektedir.
Bu itibarla; söz konusu davanın 20/12/2021 tarihinde açıldığı, iş bu davanın ise 21/03/2022 tarihinde açıldığı dikkate alındığında, 30 günlük yasal süre içerisinde açılmayan davanın süre aşımı yönünden reddi gerektiğinden, temyize konu kararın bozulması ve davanın reddine karar verilmesi gerektiği oyu ile çoğunluk kararına katılmıyorum.