Esas No
E. 2024/3936
Karar No
K. 2025/4924
Karar Tarihi
Karar Sonucu
BOZULMASINA
Hukuk Alanı
Gayrimenkul Hukuku

8. Hukuk Dairesi         2024/3936 E.  ,  2025/4924 K.

"İçtihat Metni"MAHKEMESİ : Gaziantep Bölge Adliye Mahkemesi 16. Hukuk Dairesi

SAYISI: 2021/659 E., 2024/628 K.
KARAR: İstinaf başvurusunun esastan reddine

İLK DERECE MAHKEMESİ : ... 1. Asliye Hukuk Mahkemesi

SAYISI: 2018/431 E., 2020/704 K.

Taraflar arasındaki orman kadastrosuna itiraz ile zilyetliğin tespiti ve beyanlar hanesine yazılması istemlerine ilişkin davanın dolayı yapılan yargılama sonunda İlk Derece Mahkemesince davanın reddine karar verilmiştir. Kararın davacılar vekili tarafından istinaf edilmesi üzerine, Bölge Adliye Mahkemesince başvurunun esastan reddine karar verilmiştir.

Bölge Adliye Mahkemesi kararı davacılar vekili tarafından temyiz edilmekle; kesinlik, süre, temyiz şartı ve diğer usul eksiklikleri yönünden yapılan ön inceleme sonucunda, temyiz dilekçesinin kabulüne karar verildikten ve Tetkik Hâkimi tarafından hazırlanan rapor dinlendikten sonra dosyadaki belgeler incelenip gereği düşünüldü: K A R A R

Dava konusu taşınmazın bulunduğu yörede 1962 yılında yapılan arazi kadastrosu ile 2008 yılında 6831 sayılı Kanun kapsamında yapılan orman kadastrosu ve 2/B çalışması bulunmaktadır. Fen bilirkişi raporunda; 30 no.lu parselin tarla vasfı ile 54600 m² yüzölçümü ile 1/8 hissesi ..., 1/8 hissesi ... ..., 1/8 hissesi Ali ..., 1/8 hissesi ..., 1/8 hissesi ..., 1/8 hissesi ... ve 2/8 hissesi ... adlarına tespit edildiği yönünde rapor düzenlenmiştir. Dosya arasında bulunan ... Tapulama Mahkemesi'nin 26.03.1970 tarihli ve 1962/240 Esas, 1970/23 Karar sayılı ilam suretinin incelenmesinde tespite itiraz edilmesi üzerine 30 no.lu parselin hükmen orman vasfı ile tapulama harici bırakılmış olduğu anlaşılmaktadır.

Davacılar dava dilekçesinde; Kahramanmaraş ili ... ilçesi ... Mahallesinde 30 parsel numarası ile tapuda kain; kuzeyi ... ... tarlası, güneyi yol ve ... tarlası, doğusu okul, batısı ... tarlası ile ... mirasçılarına ait tarla olan yaklaşık 5.000,00 m² taşınmaza eşit hisselerle zilyet olduklarını, taşınmazın evveliyatında murisleri ...'in zilyetliğinde olup, ...'in vefatı ile zilyetlik olgusunun taraflarınca devam ettirildiğini, söz konusu arazinin orman vasfını kaybeden 2/B statüsünde olup, kadastro çalışmaları neticesinde de taşınmazın hatalı değerlendirmeler neticesinde Hazine adına tespit gördüğünü, kadastro çalışmalarının yapıldığı tarihte taşınmazın başında olmadıklarından, zilyet olarak isimlerinin tespit edilmediğini, bu nedenle de tapu kütüğünün beyanlar hanesine isimlerinin yazılmadığını, Kahramanmaraş ili ... ilçesi ... Mahallesi 30 parsel numarası ile tapuda kayıtlı, yukarıda isimlerini belirtmiş oldukları yaklaşık 5.000,00 m²'lik miktarlı taşınmazın kadastro tespit işleminin iptaline, dava konusu taşınmazın eşit oranlarda zilyeti olduklarının tespiti ile bu durumun tapu kütüğünün beyanlar hanesine yazılmasına karar verilmesini talep etmişlerdir. Davalı Hazine tarafından davanın reddine karar verilmesi savunulmuştur.

İlk Derece Mahkemesince; dava konusu fen raporuna ekli krokide (A) harfi ile gösterilen ilk tapulamada 30 no.lu parsel içerisinde kalan taşınmazın 3083 sayılı Kanun kapsamında toplulaştırma işlemleri sonucunda 199 no.lu parsel olarak Hazine adına Orman vasfı ile ihdasının yapıldığı, 199 no.lu parselin toplulaştırma işlemi esnasında yapılan kesintiler ve dağıtımın sonucunda 131 ada 4 no.lu parsel olarak Hazine adına Orman vasfı ile tescil edildiği, 131 ada 4 no.lu parselin alanının 7597,32 m² geldiği, dava konusu krokide (A) harfi ile gösterilen alanın 131 ada 4 no.lu parsel içerisinde kaldığı, krokide (A) harfi ile gösterilen alanın 4606,19 m²'lik olduğu, dava konusu fen raporuna ekli krokide (A) harfi ile gösterilen taşınmazın ilk tapulamada içerisinde kaldığı 30 no.lu parselin, ... Tapulama Mahkemesi'nin 1962/240 Esas 1970/23 Karar sayılı 26.03.1970 tarihli kararında orman olduğundan tapulama harici bırakılmasına karar verildiği, keşif sırasında dinlenen mahalli bilirkişi ve tanığın taşınmazın davacılara ... lakaplı babaları ...'den kaldığını beyan ettikleri, davacıların miras bırakanlarının isminin ... olduğu, davacıların zilyetlik olgusunu ispat edemedikleri gerekçesiyle davanın reddine karar verilmiş, davacılar vekili tarafından istinaf yoluna başvurulması üzerine Bölge Adliye Mahkemesince; hükmen orman olduğu belirlenen taşınmazda sürdürülen zilyetliğe değer verilemeyeceği, taşınmazın davacılar adına tescilinin mümkün olmadığı gibi taşınmazın 2/B'ye ayrılması yönünden ise davacılar tarafından idareyi zorlayıcı dava açılamayacağı, taşınmazın orman sınırları içinde orman sayılan yerlerden olduğu, dolayısıyla kullanım kadastrosuna tabi olmadığı ve olamayacağı, ayrıca taşınmazın orman vasfı ile tapuda kayıtlı olduğu, dolayısıyla zilyetliğin tespiti yönünde karar verilmesinin de mümkün olamayacağı, İlk Derece Mahkemesince verilen kararda bir isabetsizlik bulunmadığı gerekçesiyle davacılar vekilinin istinaf başvurusunun 6100 sayılı Hukuk Muhakemeleri Kanunu'nun 353/1-b.1. maddesi gereğince esastan reddine karar verilmiş, hükme karşı davacılar vekili tarafından temyiz yoluna başvurulmuştur.

Davacılar vekili temyiz başvuru dilekçesinde özetle; İlk Derece Mahkemesince gerekçesi ve bu gerekçeye dayalı olarak tesis edilen kararın hatalı olduğunu, dinlenen mahalli bilirkişiler ve tanıklar beyanlarında taşınmazı evveliyatında ... lakaplı ... tarafından kullanıldığını, ...’den de kendi mirasçısı ...'ye kaldığını, ...’den de mirasçısı olan davacılara kaldığını ve davacıların burayı ekip biçtiklerini beyan ettiklerini, mahalli bilirkişiler müvekkillerin murislerinin soyismini ... olarak zikretmiş ise de bu durumun aynı ailenin kök murislerinin birden fazla soyismi (... – ... – ...) kullanmasından kaynaklandığını, taşınmazı kullanan kişilerin müvekkillerinin kök murisi olduğu hususunda çelişki söz konusu olmadığını, 2009 yılında yapılan orman kadastrosu ve 2019 yılında yapılan toplulaştırma çalışması kapsamında Hazine adına yapılan tescil işlemlerine karşı 10 yıllık dava açma süreleri geçmemiş olmasına karşın Bölge Adliye Mahkemesi tarafından ilgili işlemlerin kesinleştiği şeklinde bir ön kabul yapılarak sonuca gidilmesinin hatalı olduğunu, dava konusu taşınmazın tapulama harici ve orman sayılmayan yerlerden olduğunu, özel mülkiyete konu olabilecek nitelikte olduğunu, Bölge Adliye Mahkemesinin nitelendirmesinin dosya içeriğine uygun olmadığını, dava konusu taşınmaz çok uzun yıllardır müvekkillerinin zilyetliğinde olduğunu, aktif bir şekilde ekilip biçildiğini, dosyada yer alan 02.01.2019 tarihli fen bilirkişi raporundan da söz konusu taşınmazın tapulama dışı alan olarak belirlendiğinin ifade edildiğini, tapulama harici bırakılan dava konusu taşınmaz için de zilyetlikle kazanım hususunda herhangi bir engel teşkil edecek bir durumun olmadığını ileri sürerek temyiz isteminde bulunmuştur. Dava, orman kadastrosuna itiraz ile zilyetliğin tespiti ve beyanlar hanesine şerh verilmesi istemlerine ilişkindir. İlk Derece Mahkemesince davanın reddine karar verilmişse de yapılan araştırma ve inceleme yeterli değildir. Şöyle ki;

1.Devlet ormanlarının mülkiyeti Hazineye, kullanım hakkı ise Orman İdaresine aittir.

Davacı tarafça orman kadastrosuna itiraz ile zilyetliğin tespiti ve beyanlar hanesine şerh verilmesi istemli dava açıldığında göre Orman İdaresi bu tür davalarda taraf olarak yer alması zorunludur.

Davacı tarafından yalnızca Hazine hasım gösterilmek suretiyle dava açılmış, Orman İdaresi davaya dahil edilmemiştir. Yönetimin davaya katılımı sağlanıp savunma ve delilleri sorulup araştırılmadan, taraf teşkili sağlanmadan işin esasına girilerek hüküm kurulması usul ve kanuna aykırı olmuştur.

2.... Tapulama Mahkemesi'nin 26.03.1970 tarihli ve 1962/240 Esas, 1970/23 Karar sayılı kararı ile dava konusu yerin hükmen orman vasfı ile tapulama harici bırakıldığı ve kararın kesinleşmiş olduğu anlaşılmaktadır.

Davacı taraf vekilince müvekkillerinin murisinin ... olduğu beyan edilmiştir. Anılan kararda da ... isimli bir kişinin taraf olduğu anlaşılmaktadır. ... Tapulama Mahkemesi'nin 26.03.1970 tarihli ve 1962/240 Esas, 1970/23 Karar sayılı kararının başlığında adı geçen kişiler ile davacılar arasında akdi ve ırsi irtibat olup olmadığı ve bu suretle mezkur ilamın temyize konu davadaki taraflar hakkında kesin hüküm teşkil edip etmediği usulünce araştırılmamış, anılan dava dosyası ile Tapulama Mahkemesi kararında belirtilen Danıştay 8. Dairesi’nin 30.09.1969 tarihli ve 1967/3313 Esas, 1969/3362 Karar sayılı dava dosyası dosya arasına alınmamış ve bu şekilde eksik araştırma ve inceleme sonucu hüküm kurulmuştur.

3.O halde, İlk Derece Mahkemesince öncelikle ... Tapulama Mahkemesi'nin 26.03.1970 tarihli ve 1962/240 Esas, 1970/23 Karar sayılı ilamına konu dava dosyası ile Danıştay 8. Dairesi’nin 30.09.1969 tarihli ve 1967/3313 Esas, 1969/3362 Karar sayılı dava dosyası dosya arasına alınmalı, Orman İdaresinin davaya dahil edilmesi için davacı tarafa süre ve imkân tanınmalı, davaya dahil edilmesi halinde bildireceği deliller toplanmalı ve bu suretle taraf teşkili sağlandıktan sonra, ... Tapulama Mahkemesi kararının eldeki davanın tarafları yönünden kesin hüküm teşkil edip etmediği de değerlendirilerek sonucuna göre bir karar verilmelidir. İlk Derece Mahkemesince, açıklanan hususlar gözetilmeksizin, yöntemince taraf teşkili sağlanmadan karar verilmesi usul ve kanuna uygun bulunmadığından, Bölge Adliye Mahkemesi kararının kaldırılması suretiyle hükmün bozulmasına karar vermek gerekmiştir.

SONUÇ: Yukarıda açıklanan sebeplerle;

Temyiz olunan, istinaf başvurusunun esastan reddine ilişkin Bölge Adliye Mahkemesi kararının ORTADAN KALDIRILMASINA, İlk Derece Mahkemesi kararının BOZULMASINA, Bozma nedenine göre sair temyiz itirazlarının incelenmesine şimdilik yer olmadığına, İstek halinde peşin harcın temyiz edene iadesine, Dosyanın İlk Derece Mahkemesine, kararın bir örneğinin Bölge Adliye Mahkemesine gönderilmesine, 25.06.2025 tarihinde oy birliğiyle karar verildi.

Karar Etiketleri
BOZULMASINA YARGITAYKARARI HUKUK Gayrimenkul Hukuku 3083 sayılı Kanun kapsamında toplulaştırma işlemleri sonucunda 199 no.lu parsel olarak Hazine adına Orman vasfı ile ihdasının yapıldığı, 199 no.lu parselin toplulaştırma işlemi esnasında yapılan kesintiler ve dağıtımın sonucunda 131 ada 4 no.lu parsel olarak Hazine adına Orman vasfı ile tescil edildiği, 131 ada 4 no.lu parselin alanının 7597,32 m² geldiği, dava konusu krokide (A) harfi ile gösterilen alanın 131 ada 4 no.lu parsel içerisinde kaldığı, krokide (A) harfi ile gösterilen alanın 4606,19 m²'lik olduğu, dava konusu fen raporuna ekli krokide (A) harfi ile gösterilen taşınmazın ilk tapulamada içerisinde kaldığı 30 no.lu parselin, ... Tapulama Mahkemesi'nin 1962/240 Esas 1970/23 Karar sayılı 26.03.1970 tarihli kararında orman olduğundan tapulama harici bırakılmasına karar verildiği, keşif sırasında dinlenen mahalli bilirkişi ve tanığın taşınmazın davacılara ... lakaplı babaları ...'den kaldığını beyan ettikleri, davacıların miras bırakanlarının isminin ... olduğu, davacıların zilyetlik olgusunu ispat edemedikleri gerekçesiyle davanın reddine karar verilmiş, davacılar vekili tarafından istinaf yoluna başvurulması üzerine Bölge Adliye Mahkemesince; hükmen orman olduğu belirlenen taşınmazda sürdürülen zilyetliğe değer verilemeyeceği, taşınmazın davacılar adına tescilinin mümkün olmadığı gibi taşınmazın 2/B'ye ayrılması yönünden ise davacılar tarafından idareyi zorlayıcı dava açılamayacağı, taşınmazın orman sınırları içinde orman sayılan yerlerden olduğu, dolayısıyla kullanım kadastrosuna tabi olmadığı ve olamayacağı, ayrıca taşınmazın orman vasfı ile tapuda kayıtlı olduğu, dolayısıyla zilyetliğin tespiti yönünde karar verilmesinin de mümkün olamayacağı, İlk Derece Mahkemesince verilen kararda bir isabetsizlik bulunmadığı gerekçesiyle davacılar vekilinin istinaf başvurusunun 6100 sayılı Hukuk Muhakemeleri Kanunu K3083 md.1
© 2026 İçtihat Pro — ictihatpro.com  |  Bu belge bilgilendirme amaçlıdır. Resmi belge niteliği taşımaz.