8. Hukuk Dairesi
- Mahkeme
- Yargıtay
- Daire
- 8. Hukuk Dairesi
- Esas No
- 2024/811
- Karar No
- 2025/3856
- Karar Tarihi
- 21.05.2025
- Dava Türü
- Hukuk
- Hukuk Alanı
- Gayrimenkul Hukuku
- Karar Sonucu
- ONANMASINA
8. Hukuk Dairesi 2024/811 E. , 2025/3856 K.
"İçtihat Metni"MAHKEMESİ :Asliye Hukuk Mahkemesi
Taraflar arasındaki galle fazlası dağıtım yönteminin belirlenmesi ve galle alacağı davasından dolayı yapılan yargılama sonunda verilen karar hakkında yapılan temyiz incelemesi sonunda Dairece, mahkeme kararının bozulmasına karar verilmiş, Mahkemece bozmaya uyularak yeniden yapılan yargılama sonucunda; davanın reddine karar verilmiştir.
İlk Derece Mahkemesi kararı, davacı vekili tarafından temyiz edilmekle; kesinlik, süre, temyiz şartı ve diğer usul eksiklikleri yönünden yapılan ön inceleme sonucunda temyiz dilekçesinin kabulüne karar verildikten ve Tetkik Hâkimi tarafından hazırlanan rapor dinlendikten sonra dosyadaki belgeler incelenip gereği düşünüldü: K A R A R
Davacı vekili dava dilekçesinde, davacının .................... Paşa Vakfının galleye müstahak vakıf evladı olduğunu, galle dağıtımında yanlışlıklar yapıldığını belirterek vakfın galle fazlasının nasıl dağıtılacağının (ödeme şeklinin) tespiti ile 2006-2010 yılları arası fazlaya dair hakları saklı tutarak 100,00 TL galle alacağının yasal faiziyle birlikte davacıya ödenmesine karar verilmesini istemiş, bilahare talebini 48.176,49 TL'ye yükseltmiştir.
Mahkeme ilk kararıyla; 5737 sayılı Vakıflar Kanunu'nun 7. maddesine 6111 sayılı Kanun'un 208. maddesi ile fıkralar eklendiği, buna göre galle fazlasını hesaplamanın Vakıflar Genel Müdürlüğüne bırakıldığı, davanın hukuki dayanağı kalmadığı gerekçesi ile davanın reddine karar verilmiş, hükmün davacı vekilince temyizi üzerine Yargıtay (Kapatılan) 18. Hukuk Dairesinin 22.12.2011 tarihli ve 2011/8496-13126 sayılı ilamıyla; işin esasının incelenmesi gerektiğinden bahisle Mahkeme kararı bozulmuştur.
Mahkeme ikinci kararıyla; bozma ilamına uyularak yapılan yargılama sonunda davanın kabulüne ve 2006-2011 arası dönem için toplam 48.176,49 TL'nin her bir döneme ait alacağa ödeme tarihlerinden itibaren işleyecek yasal faizleri ile birlikte davalılardan alınarak davacıya verilmesine karar verilmiş; hüküm her iki davalı vekillerinin temyizi üzerine Yargıtay (Kapatılan) 18. Hukuk Dairesinin 17.11.2015 tarihli ve 2015/13925-16586 sayılı ilamıyla; "Mahkemece eski hukukumuza dayalı olarak kurulmuş bulunan vakıflar ve muhasebe konularında uzman bir bilirkişi kurulu oluşturularak, davacı tarafın talep konusu ücreti almaya hak kazandığı mahkeme kararının kesinleştiği tarihten itibaren son beş yıl içindeki tüm gelir, gider, kesin hesaplarına ilişkin belgelerin vakıf mütevellisi ve Vakıflar Genel Müdürlüğünden getirtilmesi, davacı tarafın varsa göstereceği tüm kanıtların da toplanarak gerektiğinde bilirkişiye yetki verilerek dava konusu vakıf, Vakıflar Genel Müdürlüğü ve Tapu Müdürlükleri gibi kurumlarda yerinde inceleme de yaptırılarak vakfın son beş yıl içindeki fiili malvarlığının yöntemince tespit edilmesinden sonra ödeme yapılacak yıllara ilişkin kesin evlat sayısı ile her yıl için ödenmesi gereken toplam miktarın denetime elverişli biçimde tespit edilmesi; nüfus kayıtlarına göre ücrete hak kazanma, idareye zamanında başvurma, temerrüde düşürme ve faiz başlangıcı gibi konular için de ayrıntıları ilgili mevzuatının emredici hükümleri dikkate alınarak varsa ödenecek payın belirlenmesinden sonra idarece yapılan ödemelerin de mahsubu dikkate alınarak oluşacak sonuca göre bir karar verilmesi" gereğine değinilmiş; ayrıca talep olmadığı halde 2011 yılı gelirlerini dahil ederek ve neye göre belirlendiği tespit edilemeyen 4/18 oranı esas alarak hesaplama yapan bilirkişi raporu hükme esas alınarak yazılı olduğu şekilde davanın kabulüne karar verilmesinin doğru görülmediği vurgulanmıştır.
Mahkemece üçüncü kararıyla; bozma ilamına uyularak yapılan yargılama sonunda, davanın kısmen kabulüne ve 2008-2009-2010 yıllarına ait toplam 22.597,00 TL'nin her bir döneme ait alacağa ödeme tarihlerinden itibaren işleyecek yasal faizleri ile birlikte davalılardan alınarak davacıya verilmesine, fazlaya ilişkin istemlerin reddine karar verilmiş, hüküm, davacı vekili ve her iki davalı vekili tarafından ayrı ayrı temyiz edilmesi üzerine Dairemizin 16.02.2022 tarihli ve 2021/17902 Esas, 2022/1258 Karar sayılı ilamıyla; davacı vekilinin temyiz itirazları yerinde görülmemiş, davalı vekillerinin temyiz itirazları yönünden ise; "...Mahkemece somut olaydaki iddia ile ilgili olarak aldırılan 16.10.2018 tarihli bilirkişi heyet kök raporunda dosya kapsamına göre davacı yanın iddiasın destekleyecek ve vakıf şeceresini açıklayacak bilgi belge bulunmadığı, Vakıflar Genel Müdürlüğü ve davalı vakıf kayıtlarından bu tür belgelerin temini halinde durumun değerlendirilebileceği bildirilmiş, davacı tarafça dosyaya sunulan önceki belgelerin tekrar ibrazı sonrası aldırılan 24.03.2019 tarihli ek raporda ise davacının dilekçe ekinde sunduğu, tarihsiz, sayfa numarasız, mühürsüz, nereden alındığı anlaşılamayan belgelerin muteber kabul edilmesi halinde davacının galle alacağı oranının 4/18 olacağı, ancak bu oran dağılımının sözkonusu belgelerin muteberliği şartıyla birlikte ........., ........... ........ ve ..............'ın kardeş oldukları varsayımından hareketle hesap edildiği ve bu kişilerin kardeş olduklarına dair dosyada hiçbir belgenin bulunmadığının bildirildiği, Mahkemece davanın kısmen kabulüne karar verildiği, anlaşılmıştır. Buna göre, 24.03.2019 tarihli bilirkişi kök raporunda isabetli şekilde belirtildiği üzere, Mahkemece yapılan araştırmalar neticesinde davacının sunduğu tarihsiz, sayfa numarasız, mühürsüz, nereden alındığı anlaşılamayan belgeler haricinde davacının iddiasını destekler bilgi ve belge temin edilemediği halde yazılı şekilde davanın kısmen kabulü doğru görülmemiş," gerekçeleri ile Mahkeme kararı bozulmuştur.
Mahkeme son kararıyla; bozma ilamında da belirtildiği gibi, davacının sunduğu tarihsiz, sayfa numarasız, mühürsüz, nereden alındığı anlaşılamayan belgeler haricinde davacının iddiasını destekler bilgi ve belge temin edilemediği bilirkişi raporunun varsayımsal yolla hareket ederek kardeş oldukları kabul edilirse şeklinde değerlendirme yapıldığı, ancak sunulan belgelerin itibar edilecek belgeler olmadığı gerekçesi ile davacının davasının reddine karar verilmiştir.
Davacı vekili davanın reddine dair mahkeme kararına karşı verdiği temyiz dilekçesinde; dava dilekçesindeki iddiaları tekrar ederek davanın reddine karar verilmesinin hukuka aykırı olduğunu ileri sürerek mahkeme kararının bozulmasını istemiştir. Dava, galle dağıtım usulünün tespiti ile eksik ödenen galle alacağının tahsili istemine ilişkindir. Mahkemelerin nihai kararlarının bozulması 6100 sayılı Kanun'un Geçici 3. maddesinin ikinci fıkrası atfıyla uygulanmasına devam olunan mülga 1086 sayılı Kanun'un 428. maddesi ile 439. maddesinin ikinci fıkrasında yer alan sebeplerden birinin varlığı halinde mümkündür.
Tarafların karşılıklı iddia ve savunmalarına, dayandıkları belgelere, yapılan yargılama ve uyuşmazlık bakımından uygulanması gereken hukuk kuralları ile hukuki ilişkinin nitelendirmesine, uyulan bozma ilamı doğrultusunda hüküm verildiğine ve 6100 sayılı Kanun'un Geçici 3. maddesinin ikinci fıkrası atfıyla uygulanmasına devam olunan mülga 1086 sayılı Kanun'un 428. maddesi ile 439. maddesinin ikinci fıkrasında yer alan sebeplerden biri de bulunmadığına göre, uyulan bozma ilamında ve mahkeme kararında yazılı gerekçeler dikkate alındığında temyizen incelenen karar usul ve kanuna uygun olup davacı vekilinin temyiz dilekçesinde ileri sürdüğü nedenler kararın bozulmasını gerektirecek nitelikte görülmemiştir.
SONUÇ :Açıklanan sebeplerle;
Temyiz olunan Mahkeme kararının ONANMASINA, 1086 sayılı Kanun'un 440/I maddesi gereğince Yargıtay ilamının tebliğinden itibaren 15 gün içinde karar düzeltme isteğinde bulunulabileceğine, 269,85 TL peşin harcın onama harcına mahsubu ile kalan 345,55 TL'nin temyiz edenden alınmasına, Dosyanın İlk Derece Mahkemesine gönderilmesine, 21.05.2025 tarihinde oy birliğiyle karar verildi.