4. Hukuk Dairesi
4. Hukuk Dairesi 2025/554 E. , 2025/10258 K.
"İçtihat Metni"MAHKEMESİ :Asliye Hukuk Mahkemesi
Mahkeme kararı davalı ... vekili tarafından adli yardım talepli olarak temyiz edilmiş olup adli yardım talebinin kabulüne karar verilmekle; kesinlik, süre, temyiz şartı ve diğer usul eksiklikleri yönünden yapılan ön inceleme sonucunda, temyiz dilekçesinin kabulüne karar verildikten ve Tetkik Hâkimi tarafından hazırlanan rapor dinlendikten sonra dosyadaki belgeler incelenip gereği düşünüldü:
I. DAVA
Davacı vekili dava dilekçesinde; 13.11.2008 tarihinde davalı sürücünün direksiyon hakimiyetini kaybederek aracı devirdiğini, kaza sırasında araçta bulunan davacının yaralandığını ve sürekli iş gücü kaybına uğradığını belirterek fazlaya ilişkin hakları saklı kalmak kaydı ile 7.500,00 TL maddi tazminatın kaza tarihi olan 13.11.2008 tarihinden itibaren faiziyle birlikte davalıdan tahsilini talep etmiştir.Talebini 121.490,33 TL'ye yükseltmiştir.
II. CEVAP
Davalılar vekilleri cevap dilekçesinde; davanın reddini savunmuştur.
III. MAHKEME KARARI
Mahkemenin 19.10.2012 tarih ve 2010/41 Esas 2012/723 karar sayılı kararı ile davanın kabulüne, davalı sigorta şirketi sigortalı aracın kusuru ve poliçe limiti dahilinde sorumlu olmak kaydıyla toplam 121.490,33 TL'nin davalıdan tahsiline, bu meblağın dava dilekçesinde talep edilen 7.500,00 TL'lik kısmı için davalı sigorta şirketinden 16.02.2010 tarihinden itibaren yasal faizi ile tahsiline, bakiye ıslah edilen meblağ için 28.02.2011 tarihinden itibaren yasal faizi ile davalılardan müştereken ve müteselsilen tahsiline, bu meblağa davalı ... yönünden dava tarihinden yasal faiz yürütülmesine, diğer davalı ... yönünden yukarıda belirlenen tarihlerden itibaren yasal faiz yürütülmesine karar verilmiştir.
IV. BOZMA VE BOZMADAN SONRAKİ YARGILAMA SÜRECİ
Kararın davalı ... vekili tarafından temyizi üzerine Yargıtay (Kapatılan) 17. Hukuk Dairesi'nin 02.04.2015 tarih ve 2014/10923 E-2015/5284 K sayılı ilamı ile " davacının yaralanmasına neden olan kazaya bağlı maluliyetinin kaza tarihine göre yürürlükte bulunan Çalışma Gücü ve Meslekte Kazanma Gücü Kaybı Oranı Tespit İşlemleri Yönetmeliği hükümleri dikkate alınarak belirlenmesi gerektiği ve davacının yaralanmasına neden olan kazada, sürücünün forklifti karayolunda sürmesi sonucu, yolcu olarak bulunan davacının tazminatı hakkında BK.
44.maddesi gereğince indirim yapılmasının gerekip gerekmediği hususunun tartışıldıktan sonra bir karar verilmesi gerekirken bu hususun karar yerinde değerlendirilmemiş olmasının hatalı olduğu"belirtilerek karar bozulmuştur.
Mahkemece bozmaya uyularak yapılan yargılama sonucunda davalı ... yönünden Mahkemenin 2010/41 E. 2012/723 K. sayılı 19.10.2012 tarihli kararı kesinleşmiş olduğundan, bu davalı yönünden yeniden hüküm kurulmasına yer olmadığına, mahkemenin, 2010/41 E. 2012/723 K. sayılı kararının tahsilde tekerrür olmamak kaydıyla ... yönünden aynen uygulanmasına, davalı ... yönünden açılan davanın kısmen kabul, kısmen reddi ile ıslah dilekçesi dikkate alınarak davalı ...'nın aracın kusuru ve poliçe limiti dahilinde sorumlu olması kaydıyla toplam 14.482,48 TL maddi tazminatın tahsilde tekerrür olmamak kaydıyla davalı ... Hesabından tahsiline, 14.482,48 TL'nin 7.500,00 TL'lik kısmına 16.02.2010 tarihinden itibaren, 6.982,48 TL'sine ise 28.02.2011 tarihinden itibaren işletilecek yasal faiziyle birlikte tahsilde mükerrer olmamak kaydıyla davalı ... Hesabından alınarak davacıya verilmesine, fazlaca talebin reddine karar verilmiş, işbu karar taraflar vekillerince temyiz edilmiştir.
Daire'nin 14.12.2021 tarih ve 2021/16259 Esas ve 2021/10277 Karar sayılı ilamı ile "1-Dosya içerisinde, bozmaya uygun karar verilmiş olmasına, kararın dayandığı delillerle yasaya uygun gerektirici nedenlere, delillerin takdirinde bir isabetsizlik bulunmamasına bozma ile kesinleşen yönlere ilişkin inceleme yapılmasının mümkün olmamasına, göre; davalı ... vekili ile davalı ... vekilinin yerinde görülmeyen tüm temyiz itirazları ile davacı vekilinin aşağıdaki bendin kapsamı dışında kalan diğer temyiz itirazlarının reddine karar vermek gerekmiştir.
2.Dava tarihi itibariyle yürürlükte olan 5510 sayılı Kanun'un 21. maddesinin 1. fıkrasında; "iş kazası ve meslek hastalığı, işverenin kastı veya sigortalıların sağlığını koruma ve iş güvenliği mevzuatına aykırı bir hareketi sonucu meydana gelmişse, Kurumca sigortalıya veya hak sahiplerine bu Kanun gereğince yapılan veya ileride yapılması gereken ödemeler ile bağlanan gelirin başladığı tarihteki ilk peşin sermaye değeri toplamı, sigortalı veya hak sahiplerinin işverenden isteyebilecekleri tutarlarla sınırlı olmak üzere, Kurumca işverene ödettirilir. İşverenin sorumluluğunun tespitinde kaçınılmazlık ilkesi dikkate alınır" düzenlemesine; aynı maddenin 4. fıkrasında "iş kazası, meslek hastalığı ve hastalık, üçüncü bir kişinin kusuru nedeniyle meydana gelmişse, sigortalıya ve hak sahiplerine yapılan veya ileride yapılması gereken ödemeler ile bağlanan gelirin başladığı tarihteki ilk peşin sermaye değerinin yarısı, zarara sebep olan üçüncü kişilere ve şayet kusuru varsa bunları çalıştıranlara rücu edilir" düzenlemesine; maddenin 5. fıkrasında ise "iş kazası, meslek hastalığı ve hastalık; kamu görevlileri, er ve erbaşlar ile kamu idareleri tarafından görevlendirilen diğer kişilerin vazifelerinin gereği olarak yaptıkları fiiller sonucu meydana gelmiş ise, bu fiillerden dolayı haklarında kesinleşmiş mahkumiyet kararı bulunanlar hariç olmak üzere, sigortalı veya hak sahiplerine yapılan ödemeler veya bağlanan gelirler için kurumuna veya ilgililere rücu edilmez. Ayrıca, iş kazası veya meslek hastalığı sonucu ölümlerde, bu Kanun uyarınca hak sahiplerine bağlanacak gelir ve verilecek ödenekler için, iş kazası veya meslek hastalığının meydana gelmesinde kusuru bulunan hak sahiplerine veya iş kazası sonucu ölen kusurlu sigortalının hak sahiplerine, Kurumca rücu edilmez" düzenlemesine yer verilmiştir. Somut olayda; davacının yolcu olarak bulunduğu işyerine ait forklift aracın yaptığı tek taraflı kazada davacının yaralandığı ve davaya konu edilen maluliyet durumunun doğduğu anlaşılmaktadır. Mahkemece bozma sonrası yapılan yargılamada SGK tarafından davacıya 86.565,26TL ilk peşin sermaye değeri ödenmiş olduğu gerekçesiyle, bu miktarın hesaplanan tazminattan düşülmesi suretiyle 14.482,48TL tazminata hükmedilmiştir.Kararın temyizi üzerine yapılan incelemede dosya içinde SGK tarafından ödendiği belirtilen ilk peşin sermaye değeri evraklarına rastlanmamış ve 17. Hukuk Dairesince geri çevirme kararı ile Sosyal Güvenlik Kurumu Başkanlığından davaya konu kazaya ilişkin iş kazası yönünden araştırma yapılıp yapılmadığı iş kazası olarak kabul edilmiş ise davaya konu kaza sonucu yaralanan ...'a gelir bağlanıp bağlanmadığı; gelir bağlanmış ise, rücuya tabi olup olmadığı; rücuya tabi gelirin ilk peşin sermaye değerinin ne olduğu,rücu için dava açılıp açılmadığı hususlarının sorulması istenmiştir.Dosyanın yeniden daireye gelmesi üzerine yapılan incelemede Sosyal Güvenlik Kurumu Başkanlığı ... Sosyal Güvenlik İl Müdürlüğü'nün 28/08/2012 tarihli dahili iç yazışmasında, ... 'ın geçirdiği iş kazası olayı ile ilgili 86.565,26 TL kurum zararının hasıl olduğu ve işbu zararın ilgililerden tahsili hususundaki gerekli işlemleri yürütmek üzere Hukuk Servisine yazının havale edildiği belirtilmiştir.Ancak SGK tarafından gönderilen belgelerde ödeme evrakına rastlanmamıştır. Bu itibarla, SGK Başkanlığı tarafından gönderilen cevabi yazının yetersiz olduğu açık olup gerekli araştırmanın yapılmayışı eksik inceleme niteliği taşımaktadır. Bu durumda; Sosyal Güvenlik Kurumu Başkanlığı'na yeniden müzekkere yazılarak, 86.565,26TL olarak belirtilen peşin sermaye değerinin davacıya ödenip ödenmediğinin sorulması, ödeme belgelerinin istenmesi yine bu konuda rücu istemli dava açılıp açılmadığı açılmış ise dava dosyasının getirtilmesi sonucuna göre; bağlanan gelir rücuya tabi ise 5510 sayılı Kanun'un 21. maddesi hükmü değerlendirilerek ilk peşin sermaye değerinin yarısının hesaplanan tazminattan mahsubu için ek rapor aldırılıp sonucuna göre karar verilmesi gerekirken, yazılı şekilde ve hesaplanan tazminattan Sosyal Güvenlik Kurumu tarafından bildirilen ilk peşin sermaye değerinin tamamının mahsubu yerinde olmayıp kararın bozulmasına karar vermek gerekmiştir.
3.Davacı vekilinin hesaplanan tazminattan indirim sebeblerinin sırasına yönelik temyiz itirazlarının şimdilik incelenmesine gerek görülmemiştir." gerekçesiyle mahkeme kararı bozulmuştur.
4.Bozmaya uyularak yapılan yargılama sonucunda Mahkemenin yukarıda tarih ve sayısı belirtilen kararı ile davalı ... yönünden Mahkemenin 2010/41 Esas- 2012/723 Karar sayılı 19.10.2012 tarihli kararı kesinleşmiş olduğundan yeniden hüküm kurulmasına yer olmadığına, Mahkemenin 2010/41 Esas- 2012/723 Karar sayılı kararının tahsilde tekerrür olmamak kaydıyla ... yönünden aynen uygulanmasına, davalı ... yönünden açılan davanın kısmen kabulü ile; ıslah dilekçesi dikkate alınarak davalı ... Hesabının aracın kusuru ve poliçe limiti dahilinde sorumlu olması kaydıyla toplam 57.765,11 maddi tazminatın tahsilde tekerrür olmamak kaydıyla davalı ... hesabından tahsiline, toplam tazminat tutarı olan 66.421,64 TL'nin 7.500,00 TL'lik kısmına 16.02.2010 tarihinden itibaren, 58.921,64 TL'sine ise 28.02.2011 tarihinden itibaren işletilecek yasal faiziyle birlikte tahsilde tekerrür olmamak kaydıyla davalı ... Hesabından alınarak davacıya verilmesine, fazlaya ilişkin istemin reddine karar verilmiştir.
V. TEMYİZ
A. Temyiz Sebepleri Davalı ...
vekili temyiz dilekçesinde; ödemelerin güncellenmesi gerektiğini belirterek kararın bozulmasını isetmiştir.
B. Değerlendirme ve Gerekçe Uyuşmazlık,zorunlu trafik sigortası bulunmayan aracın karıştığı trafik kazasında davacı yolcunun yaralanması nedeniyle sürekli iş göremezlik tazminatı istemine ilişkindir.
Temyizen incelenen mahkeme kararının bozmaya uygun olduğu, kararda ve kararın gerekçesinde hukuk kurallarının somut olaya uygulanmasında bir isabetsizlik bulunmadığı, daha önce temyize konu edilip bozma kapsamı dışında bırakıldığı için kesinleşen yönlerin yeniden incelenmesinin mümkün hukukça mümkün olmadığı anlaşılmakla; davalı ... vekili tarafından temyiz dilekçesinde ileri sürülen nedenler kararın bozulmasını gerektirecek nitelikte görülmemiştir.
VI. KARAR
Açıklanan sebeplerle; Davalı ... vekilinin temyiz itirazlarının reddi ile temyiz olunan mahkeme kararının ONANMASINA,
Davalı ...'in adli yardım talebi kabul edilmiş ise de HMK 339.maddesi gereğince temyizde haksız çıktığından aşağıda yazılı harcın tahsili ile hazineye irat kaydına, Dosyanın mahkemeye gönderilmesine,
01.07.2025 tarihinde oy birliğiyle karar verildi.