2. Ceza Dairesi

TEBLİĞNAME GÖRÜŞÜ : Ret, onama I. Sanık hakkında iş yeri dokunulmazlığının ihlâli ve mala zarar verme suçlarından kurulan hükümlere yönelik temyiz isteminin incelenmesinde; Hükmolunan cezaların miktar ve türü gözetildiğinde, 5271 sayılı CMK'nın 286/2-a maddesi uyarınca, "ilk derece mahkemelerinden verilen beş yıl veya daha az hapis cezaları ile miktarı ne olursa olsun adli para cezalarına ilişkin istinaf başvurusunun esastan reddine dair bölge adliye mahkemesi kararları"nın temyizi mümkün olmadığından, sanık müdafiinin temyiz isteminin 5271 sayılı CMK'nın 298. maddesi uyarınca Tebliğname'ye uygun olarak REDDİNE, II. Sanık hakkında hırsızlık suçundan kurulan hükme yönelik temyiz isteminin incelenmesinde; İlk Derece Mahkemesince kurulan hükme yönelik istinaf incelemesi üzerine Bölge Adliye Mahkemesi tarafından verilen kararın; 5271 sayılı Ceza Muhakemesi Kanunu'nun 286/1. maddesi uyarınca temyiz edilebilir olduğu, 260/1. maddesi gereği temyiz edenin hükmü temyize hak ve yetkisinin bulunduğu, 291/1. maddesi gereği temyiz isteminin süresinde olduğu, 294/1. maddesi gereği temyiz dilekçesinde temyiz sebeplerine yer verildiği, 298/1. maddesi gereği temyiz isteminin reddini gerektirir bir durumun bulunmadığı yapılan ön inceleme neticesinde tespit edilmiştir. 5271 sayılı Kanun'un 288. maddesinin ''Temyiz, ancak hükmün hukuka aykırı olması nedenine dayanır. Bir hukuk kuralının uygulanmaması veya yanlış uygulanması hukuka aykırılıktır.'' ve aynı Kanun'un 294. maddesinin ise; ''Temyiz eden, hükmün neden dolayı bozulmasını istediğini temyiz başvurusunda göstermek zorundadır. Temyiz sebebi ancak hükmün hukuki yönüne ilişkin olabilir.'' şeklinde düzenlendiği de gözetilerek sanık müdafiinin temyiz isteminin; sanığın cezalandırılmasının hakkaniyete aykırı olduğuna, sanığın olay anında almış olduğu alkol/uyuşturucu tesiri altındayken müsnet suçu işlemesi nedeniyle sorumlu tutulamayacağına, eyleminin yalnızca taş atıp iş yeri camını kırmaktan ibaret olduğuna, isnat edilen suçları işlediğine dair, her türlü şüpheden uzak, kesin bir delilin bulunmadığına, ceza sorumluluğunun şahsiliği prensibince yalnızca mala zarar verme suçundan sorumlu tutulabileceğine, şikâyetçinin duruşmalara dahil edilip şikâyetinin olup olmadığının sorulmamasının hukuka aykırı olduğuna, suça konu eşyaların değerinin azlığına olduğuna, 5237 sayılı TCK'nın 62. maddesinin uygulanmama gerekçelerinin belirtilmediğine, hem yerel mahkeme hem de istinaf mahkemesi kararının hukuka aykırı olduğuna ilişkin olduğu belirlenerek yapılan incelemede; Bakırköy 36. Asliye Ceza Mahkemesinin 01.11.2018 tarihli ve 2018/438 Esas, 2018/724 Karar sayılı ilâmını sanık müdafi ve sanığın ayrı ayrı istinaf ettikleri hâlde İstanbul Bölge Adliye Mahkemesi 7. Ceza Dairesinin, 17.06.2019 tarihli kararında sanığın hırsızlık suçuna yönelik istinaf talebi değerlendirilmeksizin ve taraf teşkili sağlanmadan hüküm kurulması, Bozmayı gerektirmiş, sanık müdafiinin temyiz nedenleri bu itibarla yerinde görülmüş olduğundan diğer yönleri incelenmeyen hükmün açıklanan nedenle 5271 sayılı Kanun'un 302/2. maddesi gereği Tebliğname'ye aykırı olarak BOZULMASINA, aynı Kanun’un 304/2. maddesi uyarınca bozma nedeni de dikkate alınarak gereği için dosyanın İstanbul Bölge Adliye Mahkemesi 7. Ceza Dairesine, kararın bir örneğinin de Bakırköy 36. Asliye Ceza Mahkemesine gönderilmek üzere Yargıtay Cumhuriyet Başsavcılığına TEVDİİNE, 26.06.2025 tarihinde oy birliğiyle karar verildi.

Tam metni görüntülemek için kayıt olun

Ücretsiz üyelik ile günlük 1 karar görüntüleme hakkı kazanın

Ücretsiz Kayıt Ol Giriş Yap