9. Hukuk Dairesi
9. Hukuk Dairesi 2009/39170 E. , 2012/4155 K.
"İçtihat Metni"MAHKEMESİ :İş Mahkemesi
Yerel mahkeme, isteği kısmen hüküm altına almıştır.
Hüküm süresi içinde davalı avukatı tarafından temyiz edilmiş olmakla, dava dosyası için Tetkik Hakimi ... tarafından düzenlenen rapor dinlendikten sonra dosya incelendi, gereği konuşulup düşünüldü: Y A R G I T A Y K A R A R I A) Davacı İsteminin Özeti: Davacı, iş sözleşmesinin işverence haksız feshedildiğini ileri sürerek, kıdem ve hbar tazminatları ile bir kısım işçilik alacaklarının tahsilini istemiştir. B) Davalı Cevabının Özeti:
Davalı, davacının 17.07.2004-30.11.2005, 12.04.2006-31.10.2006 ve 17.01.2007-05.12.2007 tarihleri arasında belirli iş sözleşmeleri ile çalıştığını, 17.07.2004-30.11.2005 tarihleri arasındaki çalışma döneminin istifa ile, 12.04.2006-31.10.2006 tarihleri arasındaki çalışma döneminin ise sözleşme süresinin sona ermesi nedeni ile sonlandığını, bu çalışma dönemlerine ilişkin davacının işvereni ibra ettiğini, 17.01.2007-05.12.2007 tarihleri arasında gerçekleşen son çalışma döneminin ise feshedilmediğini , sezonunun bitmesi nedeni ile iş akdinin askıya alındığını, iş yerinde 3 vardiya usulü ile çalışıldığından fazla çalışma ücreti talep edilemeyeceğini savunarak, davanın reddini istemiştir.
C) Yerel Mahkeme Kararının Özeti:
Mahkemece, toplanan kanıtlar ve bilirkişi raporuna dayanılarak,davacının 17.07.2004-30.11.2005 tarihleri arasında gerçekleşen ilk çalışma döneminin kendi isteği ile sona ermesi, 12.04.2006-31.10.2006 tarihleri arasındaki ikinci dönem çalışmasının ise bir yıldan kısa sürmesi nedeni ile, bu dönemlere ilişkin kıdem tazminatı talep hakkının doğmadığı, ayrıca ilk iki çalışma döneminde hak kazandığı yıllık izin ücreti ve fazla mesai ücreti yönünden davacının işvereni ibra ettiği, 17.01.2007-05.12.2007 tarihleri arasındaki üçüncü dönem çalışmasının ise işverence haksız olarak sona erdirildiği, son çalışma dönemi için davacının fazla çalışma ücreti talep etmekte haklı olduğu gerekçesiyle davanın kısmen kabulüne karar verilmiştir.
D) Temyiz: Kararı davalı taraf temyiz etmiştir. E) Gerekçe:
1.Yerel mahkeme, kıdem tazminatı istemi yönünden, davacının davalıya ait iş yerinde fasılalı gerçekleşen çalışma dönemlerinin 1475 sayılı Yasanın 14 üncü maddesinde öngörülen 1 yıllık süre şartı açısından birbirinden bağımsız değerlendirilmesi gerektiğini kabul ederek hüküm kurmuştur 1475 sayılı Yasanın 14/2 maddesi, işçinin aynı işverene bağlı olarak bir ya da değişik iş yerlerinde çalıştığı sürelerin kıdem hesabı yönünden birleştirileceğini hükme bağlamıştır. O halde kıdem tazminatına hak kazanmaya dair bir yıllık sürenin hesabında, işçinin daha önceki fasılalı çalışmaları dikkate alınır. Bununla birlikte, her bir fesih şeklinin kıdem tazminatına hak kazanacak şekilde gerçekleşmesi, hizmet birleştirmesi için şarttır. İşçinin önceki çalışmaları sebebiyle kıdem tazminatı ödenmişse, aynı dönem için iki defa kıdem tazminatı ödenemeyeceğinden, tasfiye edilen dönemin kıdem tazminatı hesabında dikkate alınması mümkün olmaz. Yine, istifa etmek suretiyle iş yerinden ayrılan işçi kıdem tazminatına hak kazanmayacağından, istifa yoluyla sona eren önceki dönem çalışmaları kıdem tazminatı hesabında dikkate alınmaz. Ancak aynı işverene ait bir ya da değişik işyerlerinde çalışılan süre için kıdem tazminatı ödenmemişse, bu süre aynı işverende geçen sonraki hizmet süresine eklenerek son ücret üzerinden kıdem tazminatı hesaplanmalıdır. Davacı işçinin 1 yıldan kısa sürmüş dahi olsa, kıdem tazminatına hak kazanacak şekilde sona eren tüm çalışma süreleri toplanarak belirlenen hizmet süresi için kıdem tazminatına hükmedilmesi gerekir. Somut uyuşmazlıkta, davacının 1 yıldan kısa süren çalışma dönemlerinin kıdem tazminatına esas hizmet süresine dahil edilmemesi 1475 sayılı Yasanın 14/2 maddesine aykırı ise de, hüküm davacı tarafça temyiz edilmediğinden bu yanlışlık bozma sebebi yapılmamıştır .
2.Dosyadaki yazılara toplanan delillerle kararın dayandığı kanuni gerektirici sebeplere göre, davalının aşağıdaki bendin kapsamı dışında kalan temyiz itirazları yerinde değildir.
3.Davacı işçinin fazla çalışma yapıp yapmadığı konusunda taraflar arasında uyuşmazlık bulunmaktadır.
Fazla çalışma yaptığını iddia eden işçi bu iddiasını ispatla yükümlüdür. Ücret bordrolarına ilişkin kurallar burada da geçerlidir. İşçinin imzasını taşıyan bordro sahteliği ispat edilinceye kadar kesin delil niteliğindedir. Bir başka anlatımla bordronun sahteliği ileri sürülüp kanıtlanmadıkça, imzalı bordroda görünen fazla çalışma alacağının ödendiği varsayılır.
Fazla çalışmanın ispatı konusunda işyeri kayıtları, özellikle işyerine giriş çıkışı gösteren belgeler, işyeri iç yazışmaları delil niteliğindedir. Ancak, fazla çalışmanın yazılı belgelerle kanıtlanamaması durumunda tarafların, tanık beyanları ile sonuca gidilmesi gerekir. Bunun dışında herkesçe bilinen genel bazı vakıalar da bu noktada göz önüne alınabilir. İşçinin fiilen yaptığı işin niteliği ve yoğunluğuna göre de fazla çalışma olup olmadığı araştırılmalıdır.
İmzalı ücret bordrolarında fazla çalışma ücreti ödendiği anlaşılıyorsa, işçi tarafından gerçekte daha fazla çalışma yaptığının ileri sürülmesi mümkün değildir. Ancak, işçinin fazla çalışma alacağının daha fazla olduğu yönündeki ihtirazi kaydının bulunması halinde, bordroda görünenden daha fazla çalışmanın ispatı her türlü delille yapılabilir. Bordroların imzalı ve ihtirazi kayıtsız olması durumunda, işçinin bordroda belirtilenden daha fazla çalışmayı yazılı belge ile kanıtlaması gerekir. İşçiye bordro imzalatılmadığı halde, fazla çalışma ücreti tahakkuklarını da içeren her ay değişik miktarlarda ücret ödemelerinin banka kanalıyla yapılması durumunda, ihtirazi kayıt ileri sürülmemiş olması, ödenenin üzerinde fazla çalışma yapıldığının yazılı delille ispatlanması gerektiği sonucunu doğurmaktadır.
Somut olayda, davalı işveren tarafından ibraz edilen ücret bordrolarının bir bölümünde fazla çalışma ücreti tahakkuk ettirildiği ve davacının bu bordroları ihtirazi kayıtsız imzaladığı anlaşılmaktadır. İmzalı ücret bordroları ile fazla çalışma ücretinin ödendiği ispatlanan bu dönemler dışlanmaksızın hesaplama yapılan bilirkişi raporu doğrultusunda karar verilmesi isabetsizdir. F) Sonuç:Temyiz olunan kararın, yukarıda yazılı sebepten dolayı BOZULMASINA, peşin alınan temyiz harcının istek halinde ilgiliye iadesine 15.02.2012 tarihinde oy birliğiyle karar verildi.