Esas No
E. 2025/450
Karar No
K. 2025/5231
Karar Tarihi
Karar Sonucu
ONANMASINA
Hukuk Alanı
Gayrimenkul Hukuku

8. Hukuk Dairesi         2025/450 E.  ,  2025/5231 K.

"İçtihat Metni"MAHKEMESİ : İstanbul Bölge Adliye Mahkemesi 37. Hukuk Dairesi

SAYISI: 2023/2588 E., 2024/2858 K.
KARAR: İstinaf başvurusunun esastan reddine

İLK DERECE MAHKEMESİ : İstanbul Anadolu 3. Asliye Hukuk Mahkemesi

SAYISI: 2021/53 E., 2023/140 K.

Taraflar arasındaki kullanım kadastrosuna itiraz davasından dolayı yapılan yargılama sonunda İlk Derece Mahkemesince davanın reddine karar verilmiştir. Kararın davacılar vekili ve davalılar ... ve ... vekili tarafından istinaf edilmesi üzerine, Bölge Adliye Mahkemesince başvurunun esastan reddine karar verilmiştir.

Bölge Adliye Mahkemesi kararı davacılar vekili tarafından temyiz edilmekle; kesinlik, süre, temyiz şartı ve diğer usul eksiklikleri yönünden yapılan ön inceleme sonucunda, temyiz dilekçesinin kabulüne karar verildikten ve Tetkik Hâkimi tarafından hazırlanan rapor dinlendikten sonra dosyadaki belgeler incelenip gereği düşünüldü: K A R A R 7143 sayılı Vergi ve Diğer Bazı Alacakların Yeniden Yapılandırılması ile Bazı Kanunlarda Değişiklik Yapılmasına İlişkin Kanun'un (7143 sayılı Kanun) geçici 1. maddesi uyarınca yapılan kullanım kadastrosu sonucunda, İstanbul ili .... ilçesi ... Mahallesi çalışma alanında bulunan 8820 ada 8 parsel sayılı ve 423,10 metrekare yüzölçümündeki taşınmaz, kadastro tutanağının beyanlar hanesine, 7143 sayılı Kanun'un geçici 1. maddesi hükmüne tabi tutulduğu, ..., ..., ... ve ...'nun kullanımında olduğu şerhi yazılarak arsa vasfıyla davalı ... adına tespit ve tescil edilmiştir.

Davacılar ... ve ... vekili dava dilekçesinde; çekişmeli taşınmaz üzerinde giriş katta bir daire ve bir dükkan, üzerinde 2 kat daire ve son katta çatı katı dairesi olmak üzere toplam 5 bağımsız bölüm bulunduğunu, bağımsız bölümlerin kullanım alanları eşit olmadığı gibi zilyet olunan bağımsız bölüm sayısının eşit olmadığını, kadastro çalışmalarında hata yapıldığını, müvekkillerine ait 1. ve 2. katta bulunan dairelerin yüzölçümü aynı iken davalı ...'ya ait daire 1 ve 2. kattaki dairelerin yarısından daha az bir alanı kapladığını, her iki davalının da taşınmazlarını müvekkillerden devir aldıklarını, ...'a ait bağımsız bölümün ise çatı katında bulunduğunu ve müvekkillerinin dairesinden oldukça küçük olduğunu, müvekkillerinin hem ara katlarda bulunan 2 ve 3 nolu dairenin zilyedi hem de giriş kattaki iş yerinin müşterek zilyedi olmasına rağmen, giriş kattaki iş yerinden dahi az bir kullanım alanına sahip bağımsız bölüm zilyedi ... ile aynı oranda kullanıcı tespiti yapılmasının hakkaniyete aykırı olduğunu belirterek, çekişmeli taşınmazın gerçeğe aykırı kadastro tespitinin ve tapu kaydındaki buna bağlı kullanıcı şerhinin iptal edilerek, tapu kaydının beyanlar hanesine, fiili zilyetlik durumuna uygun olarak zemin kattaki iş yerinin müvekkillerinin müşterek kullanımında olduğuna, 1. kattaki 2 nolu bağımsız bölümün müvekkili ...'in kullanımında olduğuna, 2. kattaki 3 nolu bağımsız bölümün müvekkili ...'in kullanımında olduğuna dair, kullanım alanları doğrultusunda hisse payları da belirtilerek şerh verilmesini istemiştir.

Davalı ... vekili cevap dilekçesinde; 7143 sayılı Kanun'un geçici 1. maddesi gereğince çalışmaların Kadastro Müdürlüğü tarafından yürütüleceğinin açıkça belirtildiğinden idari ve hukuki sorumluluğun müvekkili belediyeye ait olmadığını belirterek, davanın müvekkili idare yönünden husumet yokluğu nedeniyle, aksi durumda ise esastan reddine karar verilmesini savunmuştur.

Davalılar ... ve ... vekili cevap dilekçesinde; kullanım kadastrosu çalışmalarının ilgili kanun maddeleri gereğince gerçekleştirildiğini ve fiili kullanıcılara göre hak sahipliklerinin belirlendiğini, kullanım kadastrosunda yapılan dava konusu taşınmazda yer alan yapının kaçak yapı olduğunu, davacılar tarafından ileri sürülen taleplerin kat mülkiyeti veya kat irtifakına konu olan taşınmazlar açısından ileri sürülebilecek hususlar olduğunu, bu nedenle davanın hukuki bir mesnedinin bulunmadığını belirterek, davanın husumet yokluğundan aksi durumda ise esastan reddine karar verilmesini savunmuştur.

İlk Derece Mahkemesinin yukarıda tarih ve sayısı belirtilen kararı ile; “kullanım kadastrosunun amacının Belediyeye devredilen taşınmazların, zilyetleri veya fiili kullanıcıları tespit edilmek ve varsa üzerindeki muhdesatın kime veya kimlere ait olduğu ve kim veya kimler tarafından kullanıldığının kadastro tutanağının beyanlar hanesinde gösterilmesi olduğunu, dava konusu taşınmaz hakkında yapılan kullanım kadastrosu ile de yasaya uygun şekilde taşınmazın ve üzerindeki muhtesatların malikleri ve fiili kullanıcıları tespit edilerek hem kadastro tutanağının edinme sebebi kısmında hem de tapu kaydının beyanlar hanesinde gösterildiği, davacı vekilinin dosya arasında bulunan belediye emlak dosyasındaki 6831 sicil numaralı bina tespit formunu dayanak göstererek tarafların kullanımında bulunan dairelerin metrekareleri ile birlikte tapu kaydının beyanlar hanesine işlenmesini talep ettiği görülmüşse de, söz konusu dayanak belgenin kesin delil mahiyetinde olmadığı, davaya konu kullanım kadastrosu ile dava konusu taşınmazın kullanıcılarının doğru şekilde tespit edildiği, ayrıca kadastro tutanağında her bir kullanıcının kullanımında olan bölümlerin oransal olarak belirlendiği görülmekte olup, buna göre davacılar vekilinin talebinin kanunun amaç ve kapsamı dışında kaldığı kanaatine varıldığı" gerekçesiyle davanın reddine karar verilmiş; hükmün, davacılar vekili ve davalılar ... ve ... vekili tarafından istinaf edilmesi üzerine Bölge Adliye Mahkemesince; "davacılar vekilince, dava konusu taşınmazın kullanıcı şerhinde kullanım oranlarının belirlenmediği ve fiili kullanıma aykırı belirleme yapıldığı gerekçesi ile oran belirlenmesi ve tescili talep edilmişse de; dava konusu taşınmaz üzerinde kat mülkiyetine tabi bir yapı bulunmadığı, 7143 sayılı yasanın amacının kullanım durumu tespitine ilişkin olduğu, kullanım durumu tespiti yapılırken tarafların beyan ve bu doğrultuda tespite ilişkin hususların yer aldığı formların hak sahiplerince de imza edildiği hususları dikkate alınarak, dava konusu taşınmazın 7143 sayılı Kanun'un geçici 1. maddesine göre mülkiyeti tapuda Sultanbeyli Belediyesi adına tescil edilen taşınmazlardan olduğu, taşınmazın mülkiyetinin Kanunen belirlendiği, eldeki davanın 7143 sayılı Kanun'un geçici 1. maddesine göre yapılan kadastro işlemine karşı askı ilan süresinden sonra açılmış olup, bu davada sadece taşınmazların kullanım durumuna ve sınırlarına yönelik iddiaların dinlenme olanağı bulunmakta olup, mülkiyet ve buna ilişkin oran belirleme iddiasının dinlenme olanağının bulunmadığı, bu yönü ile mahkemece bu gerekçelerle davanın reddine karar verilmesinde isabetsizlik bulunmadığı" belirtilerek, istinaf başvurusu esastan reddedilmiş; Bölge Adliye Mahkemesi kararına karşı davacılar vekili temyiz isteminde bulunmuştur.

Tarafların karşılıklı iddia ve savunmalarına, dayandıkları belgelere, uyuşmazlığa uygulanması gereken hukuk kuralları ile hukuki ilişkinin nitelendirilmesine, dava şartlarına, yargılama ve ispat kuralları ile İlk Derece Mahkemesi ve Bölge Adliye Mahkemesi kararlarındaki gerekçelere, 6100 sayılı Kanun’un 369/1. maddesi de gözetilerek yapılan incelemede aynı Kanun’un 371. maddesinde yer alan sebeplerden biri de bulunmadığına göre, temyizen incelenen karar usul ve kanuna uygun olup davacılar vekilinin temyiz dilekçesinde ileri sürdüğü nedenler kararın bozulmasını gerektirecek nitelikte görülmemiştir. S O N U Ç : Yukarda açıklanan nedenlerle; Temyiz isteminin reddi ile Bölge Adliye Mahkemesi kararının 6100 sayılı Kanun'un 370. maddesi uyarınca ONANMASINA,

427,60 TL peşin harcın onama harcına mahsubu ile kalan 187,80 TL'nin temyiz eden davacıdan alınmasına, Dosyanın İlk Derece Mahkemesine, kararın bir örneğinin Bölge Adliye Mahkemesine gönderilmesine,08.07.2025 tarihinde oy birliğiyle karar verildi.

© 2026 İçtihat Pro — ictihatpro.com  |  Bu belge bilgilendirme amaçlıdır. Resmi belge niteliği taşımaz.