Danıştay 13. Daire Başkanlığı
Danıştay 13. Daire Başkanlığı 2024/2246 E. , 2024/3905 K. "İçtihat Metni" T.C. D A N I Ş T A Y
ONÜÇÜNCÜ DAİRE
Sanayi ve Ticaret Ltd. Şti.
İSTEMİN KONUSU : ... İdare Mahkemesi'nin ... tarih ve E:..., K:... sayılı kararının temyizen incelenerek bozulması istenilmektedir. YARGILAMA SÜRECİ :
Dava konusu istem: Aile ve Sosyal Hizmetler Bakanlığı Destek Hizmetleri Daire Başkanlığı'nca ... tarihinde açık ihale usulü ile gerçekleştirilen "15 Ay 23 Adet Yakıt Hariç Şoförlü Binek Sedan Araç Kiralanması" ihalesine ilişkin olarak yapılan itirazen şikayet başvurusunun reddine yönelik Kamu İhale Kurulu'nun (Kurul) 13/03/2024 tarih ve 2024/UH.I-441 sayılı kararının iptali istenilmiştir.
İlk Derece Mahkemesi kararının özeti: ... İdare Mahkemesi'nce verilen kararda; davacı şirketin dava konusu ihaleye ilişkin olarak 21/02/2024 tarihinde yaptığı şikâyet başvurusunun, idarenin 21/02/2024 tarihli yazısı ile reddi üzerine, 04/03/2024 tarihli dilekçe ile itirazen şikâyet başvurusunda bulunulduğu, davacı şirketin itirazen şikayet başvurusunda, "Sözleşme Tasarısı’nın 36.2’nci maddesinde yüklenicinin, sürücünün Sosyal Güvenlik Kurumu, Bakanlıklar, belediyeler ve diğer mercilere yapılması gerekli beyan ve bildirimlerini, vergi, resim, harç mükellefiyeti ve sorumluluklarını, hata, noksan ve kusurlu işlemlerden dolayı meydana gelebilecek maddi ve manevi zarar, ziyan ve tahakkuk edecek cezaların tazmini ile iş kazasıyla ilgili sorumluluğu da üstlenmeyi kabul edeceğinin ve ilgili mevzuatın yüklenici tarafından yerine getirilmemesi durumunda alt işveren asıl işveren ilişkisi nedeniyle idareye yüklenecek maddi sorumlulukların aynen yüklenici firmaya yönlendirileceğinin ve ilk tahakkuk evrakından kesinti yapılacağının şayet yükleniciye herhangi bir ödeme yapılması söz konusu değilse, kesin teminattan kesinti yapılacağının ifade edildiği, söz konusu hususun mevzuata aykırı olduğu, zira mevzuatta kesin teminatın gelir kaydedilebileceği hallerin belli olduğu, bu hallerin genişletilerek kesin teminattan kesinti yapılacağına ilişkin dokümanda düzenleme yapılmasının Kanun'da yer alan temel ilkeleri zedeleyeceği" iddialarına yer verildiği, yapılan itirazen şikayet başvurusunun Kurul'un dava konusu kararıyla reddedilmesi üzerine anılan kararın iptali istemiyle bakılan davanın açıldığı;
Uyuşmazlık konusu olayda, idare tarafından Sözleşme Tasarısı’nın 36.2’inci maddesinde yüklenici firmanın, sürücünün, Sosyal Güvenlik Kurumu, Bakanlıklar, belediyeler ve diğer mercilere yapılması gerekli beyan ve bildirimlerini, vergi, resim, harç mükellefiyeti ve sorumluluklarını, hata, noksan ve kusurlu işlemlerden dolayı meydana gelebilecek maddi ve manevi zarar, ziyan ve tahakkuk edecek cezaların tazmini (bu nedenlerden dolayı tahakkuk edenler de dâhil) ile iş kazasıyla ilgili sorumluluğu da üstlenmeyi kabul edeceği, ilgili mevzuatın yüklenici tarafından yerine getirilmemesi sonucundan alt işveren asıl işveren ilişkisi nedeniyle idareye yüklenecek maddi sorumlulukların aynen yüklenici firmaya yönlendirileceği ve ilk tahakkuk evrakından kesinti yapılacağı, yükleniciye herhangi bir ödeme yapılması söz konusu değilse, kesin teminattan kesinti yapılıcağına yönelik düzenleme yapıldığı, 4735 sayılı Kanun'da taahhüdün sözleşme ve ihale dokümanı hükümlerine uygun olarak yerine getirilmesini sağlamak amacıyla alınan kesin teminatın iadesine ilişkin 13. maddesinde, kesin teminatın hangi hâllerde iade edilmeyeceği, yüklenicinin hangi borçlarının kesin teminattan karşılanacağının kurala bağlandığı, buna göre, taahhüt, sözleşme ve ihale dokümanı hükümlerine uygun olarak yerine getirilmemişse ve yüklenicinin bu işten dolayı idareye herhangi bir borcu varsa kesin teminatın yükleniciye iade edilmeyeceği, yüklenicinin iş nedeniyle idareye ve Sosyal Sigortalar Kurumuna olan borçları ile ücret ve ücret sayılan ödemelerden yapılan kanunî vergi kesintilerinin yapım işlerinde kesin kabul tarihine, diğer işlerde kabul tarihine veya varsa garanti süresinin bitimine kadar ödenmemesi halinde, protesto çekmeye ve hüküm almaya gerek kalmaksızın kesin teminatların paraya çevrilerek yüklenicinin borçlarına karşılık mahsup edileceği, varsa kalanının yükleniciye geri verileceği, dolayısıyla mevzuatta hangi hâllerde yüklenicinin teminatından kesinti yapılacağının düzenlendiği, taahhüdün sözleşmeye uygun olarak yerine getirilmemesi ve yüklenicinin idareye herhangi bir borcunun olmasının kesin teminatın yükleniciye iade edilmemesi sebebi olarak düzenlendiği, sözleşmede kurala bağlanabileceği hukuken kabul edilen her bir şartın, sonrasında yerine getirilmemesi, taahhüdün sözlemeye uygun yerine getirilmediği sonucunu doğuracağından Kanun'un 13. maddesine aykırı bir durum ortaya çıkmayacağı,
Bu itibarla, yüklenici firmanın, sürücünün, ilgili mercilere yapılması gerekli beyan ve bildirimlerini, vergi, resim, harç mükellefiyeti ve sorumluluklarını, hata, noksan ve kusurlu işlemlerden dolayı meydana gelebilecek maddi ve manevi zarar, ziyan ve tahakkuk edecek cezaların tazmini (bu nedenlerden dolayı tahakkuk edenler de dâhil) ile iş kazasıyla ilgili sorumluluklarını yerine getirmemesi durumunda, ilk tahakkuk evrakından kesinti yapılacağı, yükleniciye herhangi bir ödeme yapılması söz konusu değilse, kesin teminattan kesinti yapılacağına ilişkin ihale dokümanı düzenlemelerinin mevzuata aykırılık taşımadığı sonucuna varıldığından dava konusu Kurul kararında hukuka aykırılık bulunmadığı sonucuna varılmıştır. Belirtilen gerekçelerle dava konusu işlem hukuka uygun bulunarak davanın reddine karar verilmiştir.
TEMYİZ EDENİN İDDİALARI:
Davacı tarafından, Sözleşme Tasarısı'nın 36. maddesi uyarınca kesin teminattan kesinti yapılmasının hukuka aykırı olduğu, kesin teminatın gelir kaydedilebileceği hallerin mevzuatla belirlendiği, Teknik Şartname’de belirtilen türde alacakların hakedişten kesilmesi yahut Amme Alacaklarının Tahsili Usulü Hakkında Kanun hükümleri uyarınca tahsil edilmesi gerektiği, kesin teminatın veriliş amacına aykırı olarak bu durumun yüklenicinin mağduriyetine ve bankalar nezdinde kredi puanının düşmesine sebep olabileceği ve itibar zedelenmesine yol açabileceği, bu hususta Kurul kararlarının mevcut olduğu, dava konusu düzenlemenin ihaleye konu işin devamı süresince yapılan bir eylem olması sebebiyle Kurul kararının Şartnamenin ilgili maddesindeki içerikle uyuşmadığı ileri sürülmektedir.
KARŞI TARAFIN SAVUNMASI: Davalı idare tarafından, dava konusu işlemin hukuka uygun olduğu, Kamu İhale Sözleşmeleri Kanunu'nun 13'üncü maddesinde, yüklenicinin kesin teminatının hangi hâllerde gelir kaydedileceğinin veya kesin teminattan kesinti yapılacağının hüküm altına alındığı, iddia konusu düzenlemede (sözleşme Tasarısı'nın 36. maddesi), doğrudan kesin teminattan kesinti yapılacağının belirtilmediği, Şartname hükümlerinin uygulanması sırasında ihaleyi yapan idareye zarar verildiği takdirde idarenin, doğacak zararları yüklenicinin öncelikle hak edişinden kesinti yapacağı, kesin teminattan kesinti yapılabilme imkânının ise ancak iş tamamlandıktan sonra bahse konu hususlardan kaynaklı olarak idareye borcunun bulunması hâlinde mümkün olabileceği, dolayısıyla, anılan idarece işin sürmesi veya kabul işlemlerinin tamamlanması gibi bir süreç ayrımına gidildiğinden, yüklenicinin yükümlülüklerini yerine getirmemesinden dolayı idareye sözleşme konusu iş devam ederken bir borç çıkarılması durumunda kesin teminattan kesinti yapılması durumunun ortaya çıkmayacağı, kesin teminattan kesinti yapılmasına ilişkin düzenlemenin, işin kabulünden sonraki aşamaya ilişkin olduğu, anılan düzenlemenin mevzuat hükümlerine aykırılık teşkil etmediği, davacının iddiasının yerinde olmadığı belirtilerek istemin reddi gerektiği savunulmuştur. DANIŞTAY TETKİK HÂKİMİ ...'İN DÜŞÜNCESİ : Temyiz isteminin reddi ile usul ve yasaya uygun olan İdare Mahkemesi kararının onanması gerektiği düşünülmektedir.
TÜRK MİLLETİ ADINA
Karar veren Danıştay Onüçüncü Dairesi'nce, Tetkik Hâkiminin açıklamaları dinlendikten ve dosyadaki belgeler incelendikten sonra gereği görüşüldü:
HUKUKİ DEĞERLENDİRME : İdare ve vergi mahkemelerinin nihai kararlarının temyizen bozulması, 2577 sayılı İdari Yargılama Usulü Kanunu'nun 49. maddesinde yer alan sebeplerden birinin varlığı hâlinde mümkündür. Temyizen incelenen karar usul ve hukuka uygun olup, dilekçede ileri sürülen temyiz nedenleri kararın bozulmasını gerektirecek nitelikte görülmemiştir. KARAR SONUCU: Açıklanan nedenlerle;
1.Davacının temyiz isteminin reddine,
2.Davanın yukarıda özetlenen gerekçeyle reddi yolundaki ... İdare Mahkemesi'nin ... tarih ve E:..., K:... sayılı temyize konu kararında, 2577 sayılı İdari Yargılama Usulü Kanunu'nun 49. maddesinde sayılan bozma nedenlerinden hiçbirisi bulunmadığından anılan Mahkeme kararının ONANMASINA,
3.Temyiz giderlerinin istemde bulunan üzerinde bırakılmasına,
4.Posta giderleri avansından artan tutarın davacıya iadesine,
5.Dosyanın anılan Mahkeme'ye gönderilmesine,
6.2577 sayılı Kanun'un 20/A maddesinin ikinci fıkrasının (i) bendi uyarınca kesin olarak (karar düzeltme yolu kapalı olmak üzere), 10/10/2024 tarihinde oybirliğiyle karar verildi.