Esas No
E. 2019/2688
Karar No
K. 2024/4394
Karar Tarihi
Karar Sonucu
BOZULMASINA
Hukuk Alanı
İdare Hukuku
Aramaya Dön
DANIŞTAY

Danıştay 13. Daire Başkanlığı

E. 2019/2688 K. 2024/4394 T.
Karar Sonucu BOZULMASINA
Resmî Atıf Danıştay Danıştay 13. Daire Başkanlığı, E. 2019/2688, K. 2024/4394, T. 30.06.2011
PDF DOCX UDF
Karar Künyesi
Mahkeme
Danıştay
Daire
Danıştay 13. Daire Başkanlığı
Esas No
2019/2688
Karar No
2024/4394
Karar Tarihi
30.06.2011
Dava Türü
IDARI
Hukuk Alanı
İdare Hukuku
Karar Sonucu
BOZULMASINA
Karar Metni Tam metin · resmî kaynaktan

Danıştay 13. Daire Başkanlığı         2019/2688 E.  ,  2024/4394 K. "İçtihat Metni" T.C. D A N I Ş T A Y

ONÜÇÜNCÜ DAİRE

Esas No: 2019/2688
Karar No: 2024/4394
TEMYİZ EDEN (DAVACI): ... Dağıtım Pazarlama A.Ş.
VEKİLİ: Av....
KARŞI TARAF (DAVALI): ... Kurumu
VEKİLİ: Av. ...

İSTEMİN KONUSU: ... Bölge İdare Mahkemesi ... İdari Dava Dairesinin ... tarih ve E:..., K:... sayılı kararının temyizen incelenerek bozulması istenilmektedir. YARGILAMA SÜRECİ:

Dava konusu istem: Dağıtıcı lisansı sahibi davacı şirketin, bayisi olan 246 adet akaryakıt istasyonunda otomasyon sisteminin 30/06/2011 tarihine kadar kurulmadığının tespit edildiğinden bahisle, 5015 sayılı Petrol Piyasası Kanunu'nun 19. maddesinin ikinci fıkrasının (a) bendinin (4) numaralı alt bendi uyarınca her bir bayi için 739.666,00-TL olmak üzere toplam 181.957.836,00-TL idari para cezası verilmesine ilişkin ... tarih ve ...-...sayılı Enerji Piyasası Düzenleme Kurulu (Kurul) kararının iptali istenilmiştir.

İlk Derece Mahkemesi kararının özeti: ...İdare Mahkemesince verilen ... tarih ve E:..., K... sayılı kararda; dağıtıcı lisansı sahibi firmaların, akaryakıt istasyonlarında stok hareketleri ve akaryakıt alım satım işlemlerinin elektronik ortamda, günlük olarak izlenebilmesine yönelik bir istasyon otomasyon sistemi kurma yükümlülükleri bayilik sözleşmesi imzaladıkları kendi bayileri ile sınırlı olup, bayileri olmayan akaryakıt istasyonları için böyle bir yükümlülüklerinin olmayacağı, bu bağlamda, dağıtıcı lisansı sahibi firmaların, söz konusu yükümlülüğün gereğinin yerine getirilmesi için belirlenen son tarih olan 30/06/2011 tarihinde ve sonrasında, bayileri olmayan akaryakıt istasyonlarından sorumlu olmayacakları;

Davalı idare tarafından, davacı şirketin bayisi olarak değerlendirilen akaryakıt istasyonlarında 30/06/2011 tarihi itibarıyla otomasyon sistemi kurulmaması nedeniyle 246 adet bayinin her biri için 739.666,00-TL olmak üzere toplam 181.957.836,00-TL idari para cezası verilmesi üzerine bakılan davanın açıldığı;

Uyuşmazlıkta, her biri için ayrı ayrı ceza kesilen 246 adet akaryakıt istasyonu bayilik sözleşmesinin bir kısmının 30/06/2011 tarihinde noter aracılığı ile tek taraflı olarak feshedildiği, bir kısmının 30/06/2011 tarihinde karşılıklı olarak feshedildiği, bir kısmının ise 30/06/2011 tarihinden daha sonra feshedildiği, davalı idarece fesihlerin tarih itibarıyla davacı şirketin otomasyon sistemi kurma yükümlülüğünü ortadan kaldırmayacağı yönünde değerlendirme yapılarak ve otomasyon sistemindeki bilgi akışı gözüne alınarak, her bir bayi için yerinde tespit işlemi yapılmadan dava konusu işlemin tesis edildiği;

Bu durumda, 246 adet akaryakıt istasyonu için yapılan fesih işlemlerinden, tek taraflı fesih ve karşılıklı fesih işlemleri için fesihlerin hukuken hangi tarihte hüküm ifade edeceği hususunda davalı idarece net bir belirleme yapılmadığı, işlemden önce gerekli ve yeterli araştırmanın yapılmadığı ve somut belgelere dayanılmadığı, dolayısıyla, tek taraflı-karşılıklı fesih işlemlerinin hukuken hangi tarihte sonuç doğuracağı hususu dikkate alınarak, her bir bayi için gerekli araştırma, tespit ve değerlendirmeler yapılarak işlem tesisi gerekirken, bu belirlemeler yapılmadan idari para cezası verilmesinde hukuka uygunluk bulunmadığı sonucuna ulaşılmıştır. Bununla birlikte, bu belirleme, tespit, araştırma ve değerlendirmeler yapıldıktan sonra davalı idare tarafından uyuşmazlık konusuna ilişkin olarak yeniden işlem tesisi yoluna gidilebileceği belirtilmiştir.

Belirtilen gerekçelerle, hukuka aykırı bulunan dava konusu işlemin iptaline karar verilmiştir.

Bölge İdare Mahkemesi kararının özeti: ... Bölge İdare Mahkemesi ... İdari Dava Dairesince; Enerji Piyasası Düzenleme Kurumu Petrol Piyasası Daire Başkanlığının 13/06/2011 tarihli yazısı ile, tüm dağıtıcı lisans sahiplerinin 5015 sayılı Kanun’un 7. maddesinin 6. fıkrası ile 06/07/2007 tarih ve 26574 sayılı Resmi Gazete'de yayımlanarak yürürlüğe giren 1240 sayılı Kurul kararı uyarınca 30/06/2011 tarihine kadar otomasyon sistemi kurulumları tamamlanan ve tamamlanmayan istasyon bilgilerinin 04/07/2011 tarihine kadar “Petrol Piyasası Bilgi Sistemi” aracılığıyla elektronik ortamda bildirilmesinin istenilmesi üzerine, 14/07/2011 tarihinde bildirimlerin Denetim Dairesi Başkanlığına gönderildiği, dağıtım lisansı uyarınca faaliyet gösteren davacı şirketin bayisi olan 246 adet akaryakıt istasyonun otomasyon sistemi kurulmadığının anlaşıldığı, yapılan soruşturma sonucunda düzenlenen Soruşturma Raporu ve savunma alınmasından sonra dava konusu işlemle, davacı şirket hakkında 5015 sayılı Petrol Piyasası Kanunu’nun fiil tarihinde yürürlükte bulunan 19. maddesinin ikinci fıkrasının (a) bendinin (4) numaralı alt bendi ve Petrol Piyasası Kanunu'nun 19. maddesi uyarınca her bir bayi için 739.666,00-TL olmak üzere ceza miktarının 246 adet bayi sayısıyla çarpılması sonucunda toplam 181.957.836,00-TL idari para cezası verilmesi üzerine anılan kararın iptali istemiyle bakılan davanın açıldığı;

Lisans sahiplerinin, lisans sahibi olmasından dolayı doğan her türlü yükümlülüğe uymak zorunda oldukları, Kurum tarafından belirlenen esaslara uygun olarak bayilerinde kaçak petrol satışının yapılmasını önleyen teknolojik yöntemleri de içeren bir denetim sistemi kurmanın ve uygulamanın da dağıtıcı lisans sahibinin uymakla yükümlü olduğu, dağıtıcı lisans sahiplerinin bu yükümlülüğü yerine getirmeleri için belirlenen en son sürenin ise 30/06/2011 tarihi olduğu hususunun alınan Kurul kararı ile belirlendiği;

Uyuşmazlıkta, dağıtıcı lisansı sahibi davacı şirket tarafından, sözleşmeli bayisi olarak faaliyet gösteren 246 adet akaryakıt istasyonunda stok hareketleri ve akaryakıt alım satım işlemlerinin, elektronik ortamda, günlük olarak izlenebilmesine yönelik otomasyon sisteminin 30/06/2011 tarihi itibarıyla kurulmadığı, her ne kadar davacı şirket ile bayileri arasında, istasyon otomasyon sisteminin kurulmadığından 30/06/2011 tarihinden itibaren ve 01/07/2011 tarihinden itibaren geçerli olmak üzere fesih protokolleri imzalanmış ise de, süresi içerisinde davalı idareye bildirilmeyen fesih protokolünün mevcut dağıtıcının sorumluluğunu derhal sona erdirmeyeceği de dikkate alındığında, davacı şirketin mevzuatta öngörülen yükümlülüğünü ortadan kaldırmadığı;

Bu durumda, dağıtıcı lisans sahibi olan davacı şirketin, bahse konu sözleşmeli bayisine ait akaryakıt istasyonunda stok hareketleri ve akaryakıt alım satım işlemlerinin elektronik ortamda, günlük olarak izlenebilmesine yönelik otomasyon sistemini 30/06/2011 tarihine kadar kurmadığından bahisle tesis edilen dava konusu işlemde hukuka aykırılık bulunmadığı sonucuna varılmıştır. Açıklanan nedenlerle, davalının istinaf başvurusunun kabulü ile İdare Mahkemesi kararının kaldırılmasına, 2577 sayılı İdari Yargılama Usulü Kanunu'nun 45. maddesinin dördüncü fıkrası uyarınca esastan incelenen davanın reddine karar verilmiştir.

TEMYİZ EDENİN İDDİALARI:

Davacı tarafından, tesis edilen idari işlem tek bir fiile ilişkin olduğundan tek bir idari para cezası verilmesi gerektiği, kanunların geriye yürümezliği ilkesinin ihlal edildiği, 30/06/2011 tarihi itibarıyla sözleşmesi feshedilen bayileri tarafından sorumluluğu bulunduğu kabulünün hukuka aykırı olduğu ileri sürülmektedir. KARŞI TARAFIN SAVUNMASI: Davalı idare tarafından, temyize konu kararın hukuka uygun olduğu belirtilerek istemin reddi gerektiği savunulmuştur.

DANIŞTAY TETKİK HÂKİMİ ...'İN DÜŞÜNCESİ : Davacıya idari para cezası verilmesine ilişkin Enerji Piyasası Düzenleme Kurulu kararının iptali istemiyle açılan davada, idari para cezasına esas alınan fiillerin cezalandırılabilmesi açısından, soruşturma zaman aşımı süresinin dolup dolmadığı hususunun irdelenmesi gerekmektedir. 20/12/2003 tarih ve 25322 sayılı Resmi Gazete'de yayımlanarak yürürlüğe giren 5015 sayılı Petrol Piyasası Kanunu'nda zaman aşımına ilişkin bir düzenleme bulunmadığı için, bu konuda verilecek idari para cezalarında uygulanacak zaman aşımında genel Kanun olan Kabahatler Kanunu'ndaki düzenlemelerin dikkate alınması gerektiği açıktır. 31/03/2005 tarih ve 25772 (Mükerrer) sayılı Resmi Gazete'de yayımlanarak 01/06/2005 tarihinde yürürlüğe giren 5326 sayılı Kabahatler Kanunu'nun 2. maddesinde, "Kabahat" deyiminin Kanun'un karşılığında idari yaptırım uygulanmasını öngördüğü haksızlık anlamına geldiği belirtilmiş;

3.maddesinde, bu Kanun'un idari yaptırım kararlarına karşı kanun yoluna ilişkin hükümlerinin diğer Kanunlarda aksine hüküm bulunmaması halinde, diğer genel hükümlerinin idari para cezası ve mülkiyetin kamuya geçirilmesi yaptırımını gerektiren bütün fiiller hakkında uygulanacağı düzenlenmiş;

Anılan Kanun'un genel hükümleri arasında yer alan "Soruşturma Zamanaşımı" başlıklı 20. maddesinin birinci fıkrasında, soruşturma zaman aşımının dolması halinde kabahatten dolayı kişi hakkında idari para cezasına karar verilemeyeceği; ikinci fıkrasında, a) Yüzbin Türk Lirası veya daha fazla idari para cezasını gerektiren kabahatlerde beş, b) Ellibin Türk Lirası veya daha fazla idari para cezasını gerektiren kabahatlerde dört, c) Ellibin Türk Lirasından az idari para cezasını gerektiren kabahatlerde üç yıl olduğu; dördüncü fıkrasında ise, zaman aşımı süresinin kabahate ilişkin tanımdaki fiilin işlenmesiyle veya neticenin gerçekleşmesiyle işlemeye başlayacağı kurala bağlanmış ve fakat zaman aşımını kesen veya durduran herhangi bir düzenlemeye Kanun metninde yer verilmemiştir. "Zaman aşımı engelleri" olarak da ifade edilen zaman aşımını durduran veya kesen sebepler istisnai olup kural zaman aşımı süresinin engelsiz devam etmesidir. Bu nedenle, zaman aşımı engelleri tahdidi olup yorum yoluyla genişletilmesi mümkün bulunmamaktadır.

Dava dosyasının incelenmesinden; dağıtıcı lisansı sahibi davacı şirketin, bayisi olan 246 adet akaryakıt istasyonunda otomasyon sisteminin 30/06/2011 tarihine kadar kurulmadığının tespit edildiğinden bahisle, her bir bayi için 739.666,00-TL olmak üzere toplam 181.957.836,00-TL idari para cezası uygulandığı, bu işlemin iptali istemiyle ... İdare Mahkemesinin... sayılı esasına kayden açılan davada, işlem tarihinde yürürlükte olan ve 5015 sayılı Kanun'da açıkça öngörülen ön araştırma ve soruşturma prosedürüne uyulmadan idari para cezası uygulandığından bahisle işlemin iptaline karar verildiği, bunun üzerine dava konusu Kurul kararının yargı merci tarafından iptal edilen bu işlemin yeniden ele alınmasına ilişkin olduğu anlaşılmaktadır.

İdari Yargılama Usulü Kanunu’nun 28. maddesine göre; Danıştay, bölge idare mahkemeleri, idare ve vergi mahkemelerinin esasa ve yürütmenin durdurulmasına ilişkin kararlarının icaplarına göre idare, gecikmeksizin işlem tesis etmeye veya eylemde bulunmaya mecburdur. Bu süre hiçbir şekilde kararın idareye tebliğinden başlayarak otuz günü geçemez. İptal davalarında işlemin iptaline yönelik kararlar, makabline şamil olma (geçmişe etkili sonuç doğuran) niteliğini taşımaktadırlar. Bu nitelik çeşitli kararlarda şöyle ifade edilmiştir: “İdare Hukuku ilkelerine göre, iptal davaları incelenirken, iptali istenilen işlemin tesis edildiği andaki durum yargılanır ve iptal kararı, idari işlemi tesis edildiği tarihten itibaren ortadan kaldırır. Çünkü sakat bir idari işlemin hukuk düzenine girmesi ile hukuka aykırı bir durum doğar. Bu durumun giderilebilmesi için iptal kararı hukuken sakat idari işlemi geriye yürür bir biçimde ortadan kaldırır ve hukuka aykırı işlem yapılmasından önceki duruma dönülür.” (Danıştay İDDK, E:1993/247, K:1994/559, 30/09/1994)

Birel işlemin iptali için dava açan davacının hukuki menfaati, dava konusu işlemin hukuki varlığını ortadan kaldırmak olduğundan, iptal kararının geçmişe yönelik sonuç doğurması tabii bir durumdur. Aksinin kabulü iptal davasının içini boşatmak, anlamsız kılmak olacaktır. İptal kararı üzerine aynı işlemin “yenilenmesi”, “başka içerik ve şekilde diriltilmesi”, iptal davasını ve yargısal denetimi anlamsız hale getirir. Bu sebeple iptal edilen birel işlemin hiç tesis edilmemişçesine hukuk aleminden kaldırılması gerektiği kabul edilmektedir (Turan YILDIRIM, “İdari Cezalarda Zamanaşımı” (2023) 22 İdare Hukuku ve İlimleri Dergisi 25. https://doi.org/10.26650/ihid.22.002).

Zaman aşımı süresi geçirilmeden verilmiş bir idari yaptırımın, idari yargı yerlerince aynı konuda yeniden işlem tesisini gerektirecek biçimde iptali üzerine zaman aşımı süresi işlemeyeceğine yönelik emsal mahkeme kararları bulunsa da, ne 5015 sayılı Kanun'da ne de 5326 sayılı Kanun'un 20. maddesinde soruşturma zaman aşımını durduran yahut kesen bir neden düzenlenmediğinden ve zaman aşımı engellerinin yorum yoluyla genişletilmesi mümkün olmadığından ve nihayet iptal kararlarının geçmişe etkili niteliği gereği ortada daha önce tesis edilmiş bir idari işlemin de varlığından söz edilmesi mümkün olmadığından, bu iddiaya itibar edilmemesi gerekmektedir.

İdari işlemin yargı yerince iptali halinde idare öncelikle davacı aleyhine oluşan hukuki durumu ortadan kaldırarak, işlem öncesi hukuki durumu iade etmelidir. Aynı konuda yeni bir işlem yapılmasında kamu yararı görülüyorsa, bu işlem ilk defa yapılırken hangi kural ve esaslara tabi ise o kural ve esaslara uyulmak zorunludur. İdari yaptırımlarda zaman aşımı süreleri, uyulması zorunlu hukuki esaslardandır. Aksi yönde açık kanun hükmü olmadığı sürece idare, zaman aşımı sürelerine uymakla yükümlüdür. Dolayısıyla, 30/06/2011 tarihinde gerçekleştiği belirlenen bir fiil nedeniyle, beş yıllık zaman aşımı süresi dolmasından sonra 11/08/2016 tarihinde verilen Kurul kararında hukuka uygunluk bulunmamaktadır. Açıklanan nedenlerle, dava konusu işlemde hukuka uygunluk bulunmadığından, temyiz isteminin kabulü ile temyize konu Bölge İdare Mahkemesi kararının bozulması gerektiği düşünülmektedir.

TÜRK MİLLETİ ADINA

Karar veren Danıştay Onüçüncü Dairesince, Tetkik Hâkiminin açıklamaları dinlendikten ve dosyadaki belgeler incelendikten sonra, 2577 sayılı İdari Yargılama Usulü Kanunu'nun 17. maddesinin ikinci fıkrası uyarınca davacının duruşma istemi yerinde görülmeyerek gereği görüşüldü:

HUKUKİ DEĞERLENDİRME: Bölge idare mahkemesi kararlarının temyizen bozulması, 2577 sayılı İdari Yargılama Usulü Kanunu'nun 49. maddesinde yer alan sebeplerden birinin varlığı halinde mümkündür. Temyizen incelenen karar usul ve hukuka uygun olup, dilekçede ileri sürülen temyiz nedenleri kararın bozulmasını gerektirecek nitelikte görülmemiştir. KARAR SONUCU: Açıklanan nedenlerle;

1.Davacının temyiz isteminin reddine,

2.Dava konusu işlemin iptaline ilişkin İdare Mahkemesi kararına yönelik istinaf başvurusunun yukarıda özetlenen gerekçeyle kabulü ile davanın reddi yolundaki ... Bölge İdare Mahkemesi ...İdari Dava Dairesinin ...tarih ve E..., K:... sayılı temyize konu kararında, 2577 sayılı İdari Yargılama Usulü Kanunu'nun 49. maddesinde sayılan bozma nedenlerinden hiçbirisi bulunmadığından, anılan kararın ONANMASINA,

3.Temyiz giderlerinin istemde bulunan üzerinde bırakılmasına,

4.Posta giderleri avansından artan tutarın davacıya iadesine,

5.2577 sayılı Kanun'un 50. maddesi uyarınca, bu kararın taraflara tebliğini ve bir örneğinin de ... Bölge İdare Mahkemesi... İdari Dava Dairesine gönderilmesini teminen dosyanın ... İdare Mahkemesine gönderilmesine, 01/11/2024 tarihinde kesin olarak oyçokluğuyla karar verildi. (X) KARŞI OY :

Dava; dağıtıcı lisansı sahibi davacı şirketin, sözleşmeli bayisi olan 246 adet akaryakıt istasyonunda otomasyon sisteminin 30/06/2011 tarihine kadar kurulmadığından bahisle, her bir bayi için 739.666,00-TL olmak üzere toplam 181.957.836,00-TL idari para cezası ile cezalandırılmasına ilişkin ... tarih ve ... sayılı işlemin iptali istemiyle açılmıştır. 5015 sayılı Petrol Piyasası Kanunu'na, 25/01/2007 tarih ve 5576 sayılı Kanun'un 2. maddesi ile eklenen 7. maddesinde; "Dağıtıcı lisansı sahipleri, Kurum tarafından belirlenen esaslara uygun olarak bayilerinde kaçak akaryakıt satışının yapılmasını önleyen teknolojik yöntemleri de içeren bir denetim sistemi kurmak ve uygulamakla yükümlüdür. Dağıtıcı lisansı sahibi, Kurumun bu sisteme erişimini sağlar. Kurum; Bilim, Sanayi ve Teknoloji Bakanlığı, Gümrük ve Ticaret Bakanlığı, İçişleri Bakanlığı, Maliye Bakanlığı, Ulaştırma, Denizcilik ve Haberleşme Bakanlığı ve ilgili diğer kamu kurum ve kuruluşlarının görevlerinin gerektirdiği ölçüde bu sisteme doğrudan erişimini sağlar. Kurum, yukarıda sayılan kamu kurum ve kuruluşlarının ihtiyaç duyacağı bilgi ve belgeleri yine görevlerinin gerektirdiği ölçüde verir. Söz konusu sistemi kurmadığı ya da Kurumca belirlenen usul ve esaslara uygun denetimi sağlayamadığı tespit edilen dağıtıcılara 19 uncu maddede öngörülen miktarda idari para cezası uygulanır. Dağıtıcı lisansı sahipleri, bayi denetim sisteminin kurulmadığı veya kurulan sistemin Kurumca yapılan düzenlemelere uygun bulunmadığı tespit edilen bayilere akaryakıt ikmali yapamaz." kuralına yer verilmiştir.

Diğer taraftan; 5015 sayılı Kanun'un 7. maddesine dayanılarak hazırlanan ve fiil tarihi itibarıyla yürürlükte olan 06/07/2007 tarih ve 26574 sayılı Resmi Gazete'de yayımlanan Petrol Piyasasında Dağıtıcı Lisansı Sahiplerinin Bayi Denetim Sistemine İlişkin Usul ve Esaslar Hakkında 27/06/2007 tarih ve 1240 sayılı Kurul Kararının 4. maddesinin 1. fıkrasının (b) bendinde; “Akaryakıt istasyonlarında stok hareketleri ve akaryakıt alım satım işlemlerinin elektronik ortamda, günlük olarak izlenebilmesine yönelik bir istasyon otomasyon sistemi kurar. Merkez bağlantısı olan istasyon otomasyon sistemi ile bayilerindeki akaryakıt alım satım hareketlerini izler ve raporlar. Kayıt dışı ikmal ve satış tespit edilmesi halinde Kurumu derhal bilgilendirir.” düzenlemesine yer verilmiş olup, bu maddenin yürürlüğe gireceği tarih son olarak, 31/12/2010 tarihli Resmi Gazete'de yayımlanan ... tarih ve ...sayılı Kararla, 30/06/2011 tarihine ötelenerek, 30/06/2011 tarihinin bitiminde yükümlülüklerini yerine getirmeyenlerin Denetim Dairesi Başkanlığına sevkedilmesine karar verildiği duyurulmuştur.

Somut olayda, dağıtım lisansı uyarınca faaliyet gösteren davacı şirkete, bayisi olan 246 adet akaryakıt istasyonunun otomasyon sisteminin 30/06/2011 tarihine kadar kurulmadığından bahisle dava konusu idari para cezası verilmiştir.

Davacı tarafından ise her biri için ayrı ayrı ceza kesilen 246 adet akaryakıt istasyonundan bir kısmının bayilik sözleşmesinin 30/06/2011 tarihinde noter aracılığı ile tek taraflı olarak feshedildiği, bir kısmının 30/06/2011 tarihinde karşılıklı olarak feshedildiği, bir kısmının ise 30/06/2011 tarihinden daha sonra feshedildiği belirtilmiştir. Bu noktada, uyuşmazlığın çözüme kavuşturulabilmesi için, bayilik sözleşmelerinin 30/06/2011 tarihi itibarıyla yapılan fesih işlemlerinin davacı şirketin otomasyon sistemi kurma yükümlülüğünü ortadan kaldırıp kaldırmayacağının tartışılması gerekmektedir. 5015 sayılı Kanun'un 2. maddesinde, “bayilik”, karşılıklı yükümlülüklerin ekinde fizibilite olan bir sözleşmeye bağlanarak akaryakıt dağıtım şirketleri tarafından gerçek ve tüzel kişilere akaryakıtın kullanıcılara ikmali yetkisi verilmesi işlemi, olarak tanımlanmıştır. Dolayısıyla dağıtım şirketi ile bayisi arasındaki ilişkinin mutlaka bir sözleşmeye dayanması zorunlu bulunmaktadır. Bayi, dağıtıcısı ile olan sözleşme ilişkisi sona ermiş ise dağıtıcıya ait bulunan akaryakıtın kullanıcılara ikmali yetkisini kullanamayacağı gibi dağıtıcı da bayilik ilişkisi kalmayan gerçek ve tüzel kişiye akaryakıt ikmali yapamaz.

Bu bağlamda, dağıtıcı ile bayi arasında bir sözleşme imzalanmadan “bayilik” ilişkisi kurulamadığına göre taraflar arasında imzalanmış mevcut sözleşmenin tek taraflı ya da karşılıklı feshi ile birlikte “bayilik” ilişkisi sona erdiğinden, dağıtıcının bayilik ilişkisi 30/06/2011 tarihinde sona eren bir akaryakıt istasyonunda otomasyon sistemi kurma yükümlülüğü bulunduğunu kabul etmek hukuken mümkün değildir. Zira fesih, hukuki niteliği itibarıyla tek taraflı bozucu yenilik doğuran bir hak olup, karşı tarafın kabulü aranmamaktadır. Ayrıca, ortada yürürlükte ve geçerli bir bayilik sözleşmesi bulunmazken dağıtıcının bayilik sıfatını kaybetmiş ve akaryakıt ikmali yapmayacağı bir akaryakıt istasyonunda otomasyon sistemi kurması beklenmemelidir. Bayilik sözleşmelerinin 30/06/2011 tarihinde noter aracılığıyla feshedildiği akaryakıt istasyonları;

Davacı tarafından 246 adet akaryakıt istasyonundan bir kısmının bayilik sözleşmesinin 30/06/2011 tarihinde noter aracılığı tek taraflı feshedildiği belirtildiğine göre bu tarihte noterden resmi yolla teyit edilebilen işlem ile bayilik ilişkisi sona eren akaryakıt istasyonları için otomasyon sistemi kurma yükümlülüğü bulunduğundan söz etmek mümkün değildir. Çünkü dağıtıcı, bayilik sözleşmesini tek taraflı feshettiği bayiye 30/06/2011 tarihinden sonra akaryakıt ikmali yapmayacağını bu şekilde ifade etmiştir.

Bununla birlikte, dağıtıcının bayilik sözleşmesi sonlandırılan bayiye ait akaryakıt istasyonuna 30/06/2011 tarihinden sonra kanunen yasak olduğu halde otomasyon sistemi kurulmadan akaryakıt ikmali yaptığının tespit edilmesi durumunda ya da bayinin 01/07/2011 tarihinden sonra yeni bir bayilik sözleşmesi imzalamadan ve otomasyon sistemi kurulu olmaksızın akaryakıt satışı yaptığının tespit edilmesi durumunda ancak 5015 sayılı Kanun'un 7. maddesine aykırı bir davranıştan söz edilebilir ki davalı idare tarafından bu konuda hiçbir araştırma yapılmamış ve somut bir tespit ortaya koyulmamıştır. Bayilik sözleşmelerinin 30/06/2011 tarihinde karşılıklı feshedildiği akaryakıt istasyonları;

Diğer yandan davacı tarafından 246 adet akaryakıt istasyonundan bir kısmının bayilik sözleşmesinin 30/06/2011 tarihinde karşılıklı feshedildiği belirtilmiştir.

Sözleşmenin feshi işleminin geçerlilik tarihi konusunda taraflar arasında ispat şartı sorunu bulunmasa da, 30/06/2011 tarihine kadar otomasyon sisteminin kurulmasına dair yükümlülükten kurtulmak için geçmişe yönelik fesih işlemi yapılması ihtimali bulunması nedeniyle, noter dışında tarafların özgür iradeleriyle sözleşmeyi karşılıklı feshettiği durumda, sözleşme fesih tarihinin 30/06/2011 olduğunu ispata elverişli başka araçlara başvurulması gerekmektedir.

Bu noktada, dikkate alınabilecek en önemli kriterlerden birisi, dağıtıcının 30/06/2011 tarihinden sonra bayilik sözleşmesi sonlandırılan bayiye ait akaryakıt istasyonuna otomasyon sistemi kurulmadan akaryakıt ikmali yapıp yapmadığıdır; diğeri ise bayinin bu tarihten sonra yeni dağıtıcı bulmak için gerekli olan süre içerisinde otomasyon sistemi kurulu olmaksızın akaryakıt satışı yapıp yapmadığıdır. Şayet dağıtıcının 30/06/2011 tarihinden sonra böyle bir ikmali, bayinin de herhangi bir satışı yoksa bu durum taraflar arasındaki bayilik sözleşmesinin belirtilen tarihte sona erdiğinin en önemli kanıtıdır.

Öte yandan temyize konu Bölge İdare Mahkemesi kararında, “süresi içerisinde davalı idareye bildirilmeyen fesih protokolünün mevcut dağıtıcının sorumluluğunu derhal sona erdirmeyeceği” değerlendirmesi yapılarak bir karar verilmişse de, sözleşme feshine ilişkin bildirimlerin süresinde Kuruma yapılmadığı görüşünün hukuken ve fiilen sona eren bayilik ilişkisinin devam ettiğine karine kabul etmek ve bu şekilde yorumlamak mümkün değildir. Süresinde bildirimde bulunmamak fiili, işlendiği tarihte mevzuatta karşılığı varsa ancak başka bir yaptırımın konusu olabilir. Buna karşılık, bayilik sözleşmesi feshedildiği halde dağıtıcı tarafından bayinin akaryakıt istasyonuna otomasyon sistemi kurulmadan akaryakıt ikmali yapılırsa bu durum sözleşme fesih işleminin söz konusu otomasyon sistemini kurma yükümlülüğünden kurtulmak için yapılan muvazaalı bir işlem olarak değerlendirilmesine imkan verir. Böyle bir akaryakıt ikmali yoksa feshin kanuni sonuçlarının gerçekleştiğinin kabulü gerekir. Dolayısıyla Bölge İdare Mahkemesi tarafından yapılan bu değerlendirmenin hukuken isabetli olmadığı sonucuna varılmıştır.

Bu durumda, otomasyon sistemi kurma yükümlülüğünün son günü olan 30/06/2011 tarihinde bayilik sözleşmeleri tek taraflı ve karşılıklı olarak feshedilerek bayilik ilişkisi hukuken sona ermiş olmasına rağmen, 01/07/2011 tarihinden sonra davacının bayilik ilişkisi sona eren akaryakıt istasyonlarına otomasyon sistemi kurulmadan akaryakıt ikmali yaptığına, bayilerin de yeni bir bayilik sözleşmesi imzalamadan ve otomasyon sistemi kurulu olmaksızın akaryakıt satışı yaptığına dair bir tespit yapılmadan, bir başka ifade ile sözleşme fesih işlemlerinin bu akaryakıt istasyonları için 30/06/2011 tarihi bitimine kadar otomasyon sistemi kurma yükümlülüğünden kurtulmak için yapılan muvazalı bir işlem olduğuna dair somut bir tespit ortaya koyulmadan, bu bayiler sözleşmeli bayisi kabul edilerek 246 adet akaryakıt istasyonunda otomasyon sisteminin 30/06/2011 tarihine kadar kurulmadığından bahisle verilen idari para cezalarında hukuka uygunluk bulunmamaktadır. Açıklanan nedenlerle, temyize konu Bölge İdare Mahkemesi kararının bozulmasına karar verilmesi gerektiği oyu ile aksine verilen karara katılmıyoruz.

İlgili Mevzuat & Etiketler
© 2026 İçtihat Pro — ictihatpro.com  |  Bu belge bilgilendirme amaçlıdır. Resmi belge niteliği taşımaz.

İçtihat Pro Blog