9. Hukuk Dairesi
T.C.
İSTANBUL
BÖLGE ADLİYE MAHKEMESİ
9.HUKUK DAİRESİ
T Ü R K M İ L L E T İ A D I N A
K A R A R
İNCELENEN DOSYANIN
MAHKEMESİ: İSTANBUL ANADOLU 10. ASLİYE TİCARET MAHKEMESİ
Yukarıda yazılı İlk Derece Mahkemesi kararına karşı istinaf yasa yoluna başvurulması üzerine, Dairemiz Heyetince yapılan müzakere sonucunda;
GEREĞİ DÜŞÜNÜLDÜ
Davacı vekili dava dilekçesinde özetle; 06.01.2020 tarihinde Ömer Halis Demir Bulvarı Aydınlık evler Tüneli çıkışında müvekkilinin sevk ve idaresindeki bisiklete, plakası tespit edilemeyen mavi lacivert renkli ...marka bir aracın çarpması neticesinde davacının ağır bir şekilde yaralanarak geçici ve kalıcı işgöremezlige maruz kaldığı ve bakıcıya muhtaç duruma düştüğünü; kazanın oluşumunda yaya olan davacının herhangi bir kusurunun bulunmadığını, davacıya çarpan araç kaza mahallinden ayrılmış olduğundan kaza ile ilgili trafik kazası tespit tutanağı tanzim edilmemiş olduğunu, davacının maluliyetine sebebiyet veren aracın sürücüsü ve plakası tespit edilemediğinden, 5864 sayılı Sigortacılık Kanunun 14/2a ve ... Hesabı Yönetmeliği'nin 9/1a maddesi gereğince, davalı ... Hesabının davalının maluliyetinden doğan zararlarından varsa diger sorumlularla birlikte müştereken ve müteselsilen sorumlu olduğunu belirtilerek kaza sonrası yaralanarak malul kalan davacı için fazlaya ilişkin haklar saklı kalmak üzerere şimdilik; 8.000 TL kalıcı işgöremezlik tazminatı, 1000 TL geçici işgöremezlik tazminatı, 1000 TL bakıcı gideri tazminatı olmak üzere toplam 10.000 TL maddi tazminat tutarının kaza tarihi olan 06.01.2020 tarihinden geçerli avans faizi ile birlikte davalı ... Hesaebın'dan tahsiline karar verilmesini talep ve dava etmiştir. Davalı ... Hesabı cevap dilekçesinde özetle;
Davacı vekili tarafından 06.01.2020 tarihinde gerçekleştiği ve davacı Turgut ...' in sevk ve idaresinde bulunan bisiklete plakası tespit edilemeyen aracın çarpması şeklinde gerçekleştiği öne sürülen trafik kazası ile ilgili olarak yerleşik yargıtay içtihatları gereğince sürücüsü ve plakası tespit edilemeyen aracın varlığı, kusuru ve ZMSS yaptırma yükümlülüğünün bulunduğunun somut verilerle ispatlanmasının gerektiğini, davalı ... hesabının temerrüde düşmemiş olduğunu ve avans faizi talep edilemeyeceğini, davalı ... hesabının sorumluluğunun kusur ve kaza tarihi olan 06.01.2020 tarihinde geçerli poliçe limitleri ile sınırlı olduğunu belirtilerek davanın reddini talep etmiştir.Mahkemece yapılan yargılama sonucunda, "Davanın kabulü ile, 162.034,15 TL sürekli iş göremezlik, 18.935,82 TL geçici iş göremezlik ve 2.943,00 TL bakıcı gideri tazminatı olmak üzere toplam 183.912,97 TL'nin davalı ... hesabından 03/07/2020 temerrüt tarihinden itibaren işleyecek yasal faizi ile birlikte tahsili ile davacı tarafa ödenmesine" karar verilmiştir. Bu karara karşı davacı vekili ve davalı ... Hesabı vekili istinaf başvurusunda bulunmuştur.Davacı vekili katılma yoluyla sunduğu istinaf başvuru dilekçesinde özetle; hükme esas alınan maluliyet ve kusur raporlarında yer alan aleyhe hususların kabulleri olmayıp tüm yasal hakları saklı kalmak kaydıyla, maluliyet ve kusur oranları, hesaplama yöntemi, hesaplamaya esas alınan hayat tablosu vs. hususlarında değişiklik olması halinde, kamu düzeni niteliğinde sayılan güncel asgari ücrette meydana gelecek artışların da dikkate alınması gerekeceğinden yeniden yapılacak yargılama kapsamında haklarını saklı tuttuğunu belirterek katılma yoluyla istinaf yasa yoluna başvurmuştur.Davalı ... Hesabı vekili istinaf başvuru dilekçesinde özetle; davacı tarafın yaralanmasına plakası ve sürücüsü belirlenemeyen bir aracın sebep olduğunun ve bu aracın ZMMS poliçesi yaptırma zorunluluğunun somut delillerle ispat edilmesi gerektiğini, başvuru şartının yerine getirilmediğini, müvekkili aleyhine geçici iş göremezlik tazminatına ve geçici bakıcı giderine hükmedilmesinin haksız ve hukuka aykırı olduğunu, davacı tarafın kaza tarihi itibari ile emekli olması nedeniyle çalışma yaşında olmadığından ve mahrum kaldığı geliri bulunmadığından geçici iş göremezlik zararına ilişkin talebinin haksız ve hukuka aykırı olduğunu, başvuran tarafından fiilen bakıcı tutulduğuna ilişkin ispata yarar hiçbir delil ve belgenin dosyaya sunulmamış olduğu dikkate alındığında bakıcı giderine ilişkin talebin haksız ve hukuka aykırı olduğunun anlaşıldığını, SGK tarafından ödeme yapılması halinde bu tutarın hesaplanan tazminattan tenzil edilmesi gerektiğini, tazminat hesaplanmasının, kaza tarihinde yürürlükte olan ilgili yönetmelik hükümlerine uygun şekilde düzenlenmiş sağlık kurulu raporu temin edilmeden yapılmasının mümkün olmadığını, raporlar arasında çelişki bulunduğunu, davacının müterafik kusuru bulunması nedeniyle Yargıtay içtihatları doğrultusunda müterafik kusur indirimi yapılması gerektiğini, tazminattan teknik faiz indirimine gidilmesi gerekirken indirim yapılmamasının, müvekkil kurumun dava konusu zarardan sorumlu olmadığından müvekkilin temerrüdünün de söz konusu olmadığını, 27.09.2022 tarihinden itibaren faize hükmedilmesinin kabulünün mümkün olmadığını belirterek istinaf yasa yoluna başvurmuştur.
Dava, yaralamalı trafik kazası nedeniyle maddi tazminat istemine ilişkin olup istinaf açısından uyuşmazlık konusu HMK'nın 355. maddesine göre kamu düzeni ve istinaf nedenleri ile sınırlı olmak üzere İlk Derece Mahkemesince verilen kararın usul, yasa ve dosya içeriğine uygun olup olmadığıdır.Dosya kapsamından, 06/01/2020 tarihinde sürücüsü ve plakası tespit edilemeyen aracın davacıya çarpması sonucu meydana gelen trafik kazasında davacının yaralanması nedeniyle maddi tazminat talep edildiği anlaşılmaktadır.... Hesabı'nın sorumluluğu kusur sorumluluğu olup plakası tespit edilemeyen aracın kusuruna ilişkin dosya kapsamı incelendiğinde, olay yerine ilişkin güvenlik kamerası kaydı olmadığı, polis memurlarınca tutulan tutanaktan anlaşılmakla birlikte, İstanbul Anadolu Cumhuriyet Başsavcılığı’nın 2020/66623 Soruşturma sayılı daimi arama kararı verildiği davacı hakkında alınan maluliyet raporunda kaza ile yaralanma arasında illiyet bağı kurulduğu, söz konusu yaralanmanın plakası belirlenemeyen aracın davacının kullandığı bisiklete yaya yolundan geçerken %100 kusurlu olarak çarpması sonucu meydana geldiğinin kabulünde dosya kapsamına göre isabetsizlik bulunmamaktadır.Kazaya ilişkin davacının kask takmadığına ilişkin bir saptama bulunmadığı gibi aksinin davalı tarafça da ispat edilememiş olması nedeniyle müterafik kusura yönelik istinaf itirazı yerinde görülmemiştir.Trafik kazası nedeniyle açılan tazminat davalarında maluliyete ilişkin alınacak raporların nasıl düzenleneceğine ilişkin ne Karayolları Trafik Kanun’un da ne de Türk Borçlar Kanun’unda düzenleme yapılmamış, Yargıtay 4. Hukuk Dairesinin içtihatları ile kaza tarihine göre dönemsel olarak uygulanması gereken Yönetmelikler açıklanmıştır. Buna göre maluliyete ilişkin alınacak raporların, 11/10/2008 tarihinden önce Sosyal Sigorta Sağlık İşlemleri Tüzüğü, 11/10/2008 tarihi ile 01/09/2013 tarihleri arasında Çalışma Gücü Ve Meslekte Kazanma Gücü Kaybı Oranı Tespit İşlemleri Yönetmelik'i, 01/09/2013 tarihi ile 01/06/2015 tarihleri arasında sonrada Maluliyet Tespiti İşlemleri Yönetmelik'i, 01/06/2015 tarihi ile 20/02/2019 tarihleri arasında Özürlülük Ölçütü Sınıflandırması Ve Özürlülere Verilecek Sağlık Kurulu Raporları Hakkında Yönetmelik hükümlerine, 20/02/2019 tarihinden sonrada Erişkinler için Engellilik Değerlendirmesi Hakkında Yönetmelik hükümlerine uygun olarak düzenlenmesi gerekir. (Yargıtay 4. Hukuk Dairesinin 2024/3323 E. - 2024/5474 K., 2021/12907 E. ve 2022/6237 K., 2021/12288 E. ve 2022/6235 K., 2021/11515 E. ve 2022/5238 K. sayılı kararları). İlk Derece Mahkemesince hükme esas alınan maluliyet raporunun dosya kapsamı ve davacının kaza nedeniyle düzenlenen tüm tıbbi belgeleri de incelenerek maluliyet oranının tespiti açısından kaza ile yaralanma arasındaki illiyet bağı da açıklanarak kaza tarihi itibari ile yürürlükte bulunan Erişkinler için Engellilik Değerlendirmesi Hakkında Yönetmelik hükümlerine uygun şekilde düzenlenmiş olması, sağlık kurulu raporunun hangi yönetmeliğe göre düzenlendiğinin belirtilmemiş olması nedeni ile çelişki kabul edilemeceğine göre bu yöne değinen istinaf itirazı yerinde değildir. Yargıtay 4. Hukuk Dairesinin KTK'nın 98.maddesinin kapsamının belirlenmesi bakımından vermiş olduğu 02/03/2022 tarih, 2022/312 E. ve 2022/3685 K. sayılı kararında; geçici iş göremezlik ve geçici bakıcı gideri yönünden sigorta şirketlerinin sorumluluğu devam ettiği yönünde karar vermiştir. Bu nedenle davalı vekilinin geçici iş göremezlik tazminatı ve geçici bakıcı giderine ilişkin istinaf başvurusu yerinde görülmemiştir (Benzer yönde Yargıtay 4. Hukuk Dairesinin 2021/6911 E. ve 2021/10351 K., 2021/5305 E. ve 2021/7685 K. sayılı kararları).Davacı vekili ... Hesabına başvuru yaptıktan sonra verilen olumsuz yanıt üzerine dava açıldığına göre KTK'nın 97.madddesindeki başvuru koşulu yerine getirildiğinin kabul edilmesinde usul ve yasaya aykırılık yoktur.Yargıtay 4. Hukuk Dairelerinin Anayasa Mahkemesinin 17/07/2020 tarih, 2019/40 Esas ve 2020/40 Karar sayılı iptal kararı sonrasında vermiş olduğu güncel içtihatları uyarınca tazminat hesaplarında bakiye ömrün belirlenmesinde TRH 2010 tablosu uygulanacak, bilinmeyen (işleyecek) devre bakımından da "progresif rant" formülü kullanılarak tazminatın hesaplanması gerekecektir. Bu nedenle hükme esas alınan aktüerya raporunda hesaplamanın TRH 2010 Yaşam Tablosu ve progresif rant yöntemine göre yapılmasının içtihatlara uygun olmasına göre aksi yöndeki istinaf talebi yerinde görülmemiştir. (Yargıtay 4. Hukuk Dairesinin 2024/3323 E. - 2024/5474 K., 2023/12136 E. - 2024/5730 K., 2022/11212 E. - 2024/8084 K., sayılı kararları). Davacı kaza tarihi itibariyle 53 yaşında olup emekli aylığı alıyor olsa da, yaşam tablosuna göre aktif çalışma döneminde olduğu, her hangi bir işte çalışmasa ve emekli olsa dahi kendi yaşamsal aktivitelerini sürdürmek için emsallerine göre daha fazla efor sarf edeceğinden, davacı yararına geçici iş göremezlik tazminatına hükmedilmesinde isabetsizlik bulunmamaktadır.
Davalı vekilinin bu hususa ilişkin istinaf itirazı yerinde değildir. Bakıcı giderleri tedavi giderleri kapsamında olup ATK tarafından davacının 1 ay boyunca bakıcıya muhtaç olacağı belirlenmiştir. Bakıcı gideri için belge sunulması gerekmediğinden geçici bakıcı gideri tazminat miktarına; Mahkemece SGK'ya yazılan müzekkere cevabından rücuya tabi ödemenin bulunmadığı belirtilmiş olduğundan rücuya tabii ödemenin mahsubu gerektiğine; somut uyuşmazlıkta davacı tarafça verilen başvuru dilekçesi üzerinde davalı ... Hesabı'na yazılı olarak başvuru yapıldığı anlaşıldığından, başvuru tarihinden sonraki 8. işgününün sonu itibariyle davalı ... Hesabı temerrüde düşmüş olacağından faiz başlangıç tarihine ilişkin istinaf itirazları yerinde görülmemiştir.
HMK'nın 342/2. maddesinde istinaf dilekçesinde bulunması gereken hususlar sayılmış, (e) bendinde istinaf başvuru sebeplerinin ve gerekçesinin bulunması gerektiği öngörülmüş, aynı kanunun 352/1-d maddesinde de bölge adliye mahkemesi hukuk dairesince dosya üzerinde yapılacak ön inceleme sonunda başvuru sebeplerinin veya gerekçesinin hiç gösterilmemesi halinde gerekli kararın verileceği düzenlenmiştir.
Davacı vekilinin katılma yolu istinaf dilekçesinde ilk derece mahkemesince yapılan yargılama ve verilen kararın içeriği ile ilgili herhangi bir istinaf sebebi gösterilmediği ve istinaf gerekçesinin açıklanmadığı anlaşıldığından HMK'nın 352/1-d maddesi gereğince istinaf başvurusunun reddine karar verilmiştir.Bu nedenlerle; davacı vekili ve davalı ... Hesabı vekilinin istinaf başvurusunun HMK'nın 353/1-b/1. maddesi uyarınca esastan reddine karar verilmiştir.
KARAR: Gerekçesi yukarıda açıklandığı üzere:1-Davalı ... Hesabı vekilinin yukarıda esas ve karar numarası yazılı İlk Derece Mahkemesi kararına karşı yapmış olduğu istinaf başvurusunun HMK'nın 353/1-b/1. maddesi uyarınca ESASTAN REDDİNE,Davacı vekilinin İlk Derece Mahkemesi kararına karşı istinaf başvurusunun,
HMK'nın 352/1-d maddesi gereğince REDDİNE,2-a-) Davacı bakımından istinaf incelemesi esastan yapılmadığından, istinaf başvurusu sırasında yatırılan istinaf karar harcının, istek halinde mahkemesince kendisine iadesine,b-)Alınması gereken 12.563,09 TL harçtan peşin alınan 3.141,00 TL harcın mahsubu ile bakiye 9.422,09 TL harcın davalıdan tahsili ile Hazineye irat kaydına,3-İstinaf yargılama giderlerinin istinaf eden üzerinde bırakılmasına,4-Duruşma yapılmadığından, vekalet ücreti hükmedilmesine yer olmadığına, 5-İstinaf aşaması için yatırılan gider avansından artan kısmın yatıran tarafa iadesine, Dosya üzerinde yapılan inceleme sonunda,
HMK'nın 361. maddesi uyarınca kararın tebliğ tarihinden itibaren iki hafta içerisinde Yargıtay ilgili hukuk dairesine hitaben verilecek temyiz dilekçesi ile temyiz yasa yolu açık olmak üzere oy birliği ile karar verildi.19/11/2025