Esas No
E. 2023/120
Karar No
K. 2025/2033
Karar Tarihi
Karar Sonucu
REDDİNE
Hukuk Alanı
Sigorta Hukuku

T.C.

İSTANBUL

BÖLGE ADLİYE MAHKEMESİ

9.HUKUK DAİRESİ

T Ü R K M İ L L E T İ A D I N A

K A R A R

ESAS NO: 2023/120
KARAR NO: 2025/2033

İNCELENEN DOSYANIN

MAHKEMESİ: İSTANBUL 11. ASLİYE TİCARET MAHKEMESİ

KARAR TARİH: 08/11/2022

NUMARASI : 2020/472 Esas - 2022/956 Karar

DAVA: Tazminat (Özel Sigorta Sözleşmesinden Kaynaklanan)
KARAR TARİHİ: 20/11/2025

Yukarıda yazılı İlk Derece Mahkemesi kararına karşı istinaf yasa yoluna başvurulması üzerine, Dairemiz Heyetince yapılan müzakere sonucunda;

GEREĞİ DÜŞÜNÜLDÜ

Davacı vekili dava dilekçesinde; 25.07.2019 günü saat 18:30 sıralarında D-010-04 Karasu- Kocaali yolunda ... (Alman plakalı) aracıyla seyrederken ... plakalı yönetiminde İsmail ... yönetimindeki aracın kavşakta geçiş önceliğine uymayarak yola çıkması neticesinde trafik kazası meydana geldiğini, meydana gelen trafik kazasında müvekkilin aracının ağır hasar aldığını, ... plakalı araç sürücüsü İsmail ... ve araç sahibi ... ... Kuyumculuk İnşaat San. ve Tic. Ltd. Şti. kazanın oluşmasında müştereken ve müteselsilen sorumlu olduklarını ayrıca sigorta şirketinin de sorumluluğunun bulunduğunu, müvekkilinin Almanya'da ikamet etmekte olup kaza nedeniyle Almanya'ya gidemediğini ve işlerini yapamadığını, müvekkilinin ayrıca yüksek miktarda aracında meydana gelen hasarın nasıl giderileceği hususunda psikolojik olarak son derece yıprandığını, üzüntü duyduğunu belirterek müvekkilinin yaşadığı ızdırabı bir nebze de olsa dindirebilmek amacıyla manevi tazminatın sigorta şirketi dışındaki davalılardan tahsiline, müvekkilinin aracının uğramış olduğu zarar nedeniyle şimdilik 30.000,00 TL maddi tazminatın davalı ... Sigorta A.Ş.'nin temerrüde düşürüldüğü 12.02.2020 tarihinden itibaren davalılar ... ... Kuyumculuk İnş. San. ve Tic. Ltd. Şti. İsmail ... açısından ise kazanın gerçekleştiği 25.07.2019 tarihinden itibariyle işlemiş yasal faiziyle birlikte müştereken ve müteselsilen tahsiline karar verilmesini talep etmiştir. Davalı şirket ve şahıs vekilinin cevap dilekçesinde; Davanın öncelikle yetkisiz mahkemede açıldığını, davanın haksız fiilin gerçekleştiği yer yada zarar görenin yerleşim yerinde açılmasının gerektiğini, olayın meydana geldiği yer Kocaeli/Karasu olduğunu, buna göre yetkili mahkemelerin İstanbul Anadolu Adliyesi veya Karasu Mahkemeleri olduğunu, bu nedenle dosyanın yetkili mahkemelere gönderilmesinin gerektiğini, huzurdaki dava dava şartı yokluğu nedeniyle reddinin gerektiğini, davaya konu olay tamamıyla davacı yanın kusuruyla meydana geldiğini, davacı yan üzerine düşen yükümlülükleri yerine getirmediğini, davacı yanın manevi tazminat taleplerine de itirazlarının bulunduğunu belirterek davanın reddini talep etmiştir. Mahkemece yapılan yargılama sonucunda, "Davacının maddi ve manevi tazminat davasının reddine" karar verilmiştir. Bu karara karşı davacı vekili istinaf başvurusunda bulunmuştur.Davacı vekili istinaf başvuru dilekçesinde özetle; davacı yanca ileri sürelen tek delil bilirkişi raporu olmayıp, diğer delilleri göz önüne alınarak esas hakkında karar verilmesi gerekirken yalnızca bilirkişi raporu baz alınarak hüküm kurulduğunu, delil olarak trafik kazası olay yeri tutanağı, kaza yeri fotoğrafları, 25/07/2019 tarihli Otokar cevabı, ... Sigorta şirketine verilen evraklar ve ... Sigorta 'ya ait poliçe, Kocaeli Tasfiye İşletme Müdürlüğü'nün Araç Teslim ve Tesellüm Tutanağı da sunulduğunu, delil ikamesi için avans istendiği taktirde mahkemece bu avansın verilen süre içerisinde yatırılmaması halinde tarafın bu delile dayanmaktan vazgeçmiş sayılacağının kabulü ile dosyadaki delillere göre karar verileceğinin ihtar edilmesi gerektiğini, mahkemece kesin süreye uyulmaması halinde yaptırımın ne olacağı hususunda ihtarda bulunmamış olduğunu, kesin süre içerisinde masraf yatırılmaması üzerine de davanın usulden reddine karar verildiğini, mahkemece yapılacak iş delil avansının süresi içerisinde yatırılmaması nedeniyle, davacının bilirkişi incelemesi deliline dayanmaktan vazgeçmiş sayılacağı kabul edilerek dosyadaki dayanılan diğer deliller dikkate alınarak işin esası hakkında karar verilmesinden ibaret olduğunu, tüm bu hususlar dikkate alınmadan avansın süresi içerisinde yatırılmadığı gerekçesiyle davanın usulden reddine karar verilmesi doğru olmadığını belirterek istinaf yasa yoluna başvurmuştur. Dava, maddi hasarlı trafik kazası nedeniyle maddi tazminat istemine ilişkin olup istinaf açısından uyuşmazlık konusu HMK'nın 355. maddesine göre kamu düzeni ve istinaf nedenleri ile sınırlı olmak üzere İlk Derece Mahkemesince verilen kararın usul, yasa ve dosya içeriğine uygun olup olmadığıdır.Dosya kapsamından 25.07.2019 tarihinde davacı ...'in sevk ve idaresindeki ... Almanya plakalı araç ile davalı İsmail ...'nin sevk ve idaresindeki ... plakalı aracın çarpışması nedeniyle meydana gelen trafik kazasında davacının aracının hasara uğraması nedeniyle maddi ile manevi tazminat talep ettiği anlaşılmıştır.HMK’nın 120. maddesinde gider avansı, 324. maddesinde ise delil avansı düzenlenmiş olup, bu iki kavram birbirinden farklıdır. Gider avansı davanın başında davacının dava açarken Gider Avansı Tarifesi’ne göre yatırdığı, belirlenebilir bir miktarı ifade ederken, delil avansı dava aşamasında bir delile dayanan ve bu delilin toplanmasını isteyen tarafın yatırdığı miktarı ifade eder. HMK'nın 114. maddesinin "g" bendinde, gider avansının yatırılmış olması dava şartları arasında sayılmış;

115.maddesinin 1. fıkrasında bu koşulun mevcut olup olmadığını, mahkemenin kendiliğinden araştıracağı, 2. fıkrasında ise bu şartın noksanlığı tespit edilirse, davanın usulden reddine karar verileceği öngörülmüştür. HMK'nın "Harç ve Avans Ödemesi" başlıklı 120. maddesinin birinci fıkrasında; harç ve avansların Bakanlıkça saptanacağı, dava açılırken mahkeme veznesine yatırılacağı, avansın yeterli olmadığının anlaşılması durumunda, davacıya iki haftalık kesin süre verileceği düzenlenmiştir. Adalet Bakanlığı tarafından, Hukuk Muhakemeleri Kanunu'nun 120. maddesi gereğince hazırlanan Gider Avansı Tarifesi ile buna ilişkin tebliğ, 30.9.2011 tarih ve 28070 sayılı Resmi Gazete'de yayınlamıştır. 01.10.2011 tarihinden itibaren yürürlüğe giren tarifenin 3. maddesinde, gider avansının, her türlü tebligat ve posta ücretleri, keşif giderleri, bilirkişi ve tanık ücretleri gibi giderleri kapsadığı belirtilmiş;

4.maddesinde, taraf sayısı, tanık sayısı, başvurulan deliller (keşif gideri, bilirkişi ücreti vs.) gözetilerek belirlenen tahmini yargılama giderinin, gider avansı olarak önceden yatırılması amaçlanmıştır."Delil ikamesi için avans" başlıklı HMK'nın 324. maddesinin birinci fıkrasında; "Taraflardan her biri ikamesini talep ettiği delil için mahkemece belirlenen avansı, verilen kesin sürede yatırmak zorundadır. ..." ikinci fıkrasında ise; tarafların bu yükümlülüğü yerine getirmemesinin hukuki sonucu olarak, delil ikamesinden vazgeçmiş sayılacağının belirtilmiş; Hukuk Muhakemeleri Kanunu Yönetmeliğinin 45/4. maddesinin de aynı doğrultuda hükümler düzenlenmiştir. Somut olayda, davacının bilirkişi raporuna dayandığı yapılan yargılamada İlk Derece Mahkemesince 05/04/2022 tarihli 5 nolu celsenin 3 nolu ara kararı ile makine mühendisi bilirkişisinden rapor alınmasına karar verilerek bilirkişi için 1.200,00TL ücret takdir edildiği, 4 nolu ara kararı ile; "davacı vekiline 1.200,00TL bilirkişi ücretini yatırmak üzere iki haftalık kesin süre verilmesine, aksi takdirde bu delile dayanmaktan vazgeçmiş sayılacağının ihtarına,(ihtarın iş bu duruşma zaptının tarafına tebliğ ile sağlanmasına)" şeklinde karar verdiği, ihtaratlı duruşma zaptının davacı vekiline 10/04/2022 tarihinde tebliğ edilmesine rağmen davacı vekilinin bilirkişi ücretini 2 haftalık kesin süre içerisinde yatırmadığı gibi sonraki celseye de katılmadığı ve mazeret dilekçesi sunduğu, mahkemece mazeretin kabulü ile yeni bir duruşma günü belirlediği; Duruşmanın bırakıldığı 08/11/2022 tarihli celseye de davacı vekilinin yeniden mazeret sunduğu ve duruşmaya katılmadığı ve bilirkişi ücretini de yatırmadığı görülmüştür.İlk Derece Mahkemesince davacı vekiline verilen kesin mehiller usulüne uygun olup davacı vekili süresinde bilirkişi ücretini yatırmadığından davacı bilirkişi delilinden vazgeçmiş sayılarak maddi hasarın belirlenmesi bilirkişi uzmanlığını gerektirdiğinden dosyada ki diğer deliller ile kazanın oluşundaki kusur oranlarının tespiti, kazanın oluş şekline göre hasarlı olan araç parçaları, hasarın giderilmesi için gerekli olan parça ve işçilik de dahil onarım masrafları belirlemeyeceğinden İlk Derece Mahkemesince ispat edilemeyen davanın reddine karar vermesinde bir isabetsizlik bulunmamaktadırOlay tarihinde yürürlükte bulunan 6098 sayılı Türk Borçlar Kanunu’nun 56.maddesinde, Hâkimin, bir kimsenin bedensel bütünlüğünün zedelenmesi durumunda, olayın özelliklerini göz önünde tutarak, zarar görene uygun bir miktar paranın manevi tazminat olarak ödenmesine karar verebileceği belirtilmiştir. Somut olayda davacının kazada yaralandığına ilişkin rapor sunulmadığı, kaza tespit tutanağı da maddi hasarlı kaza olarak düzenlendiği, kaldı ki dava dilekçesinde de davacının aracında yüksek miktarlı hasar oluşmasından üzüntü duyması nedeniyle manevi tazminat talep edildiğini açıklanması karşısında davacı bedensel zarara uğramadığından İlk Derece Mahkemesince manevi tazminat isteme şartları oluşmadığı sonucuna varılarak manevi istemin reddine karar verilmesinde isabetsizlik yoktur.Bu nedenlerle; davacı vekilinin istinaf başvurusunun HMK'nın 353/1-b/1. maddesi uyarınca esastan reddine karar verilmiştir. KARAR: Gerekçesi yukarıda açıklandığı üzere:

1.Davacı vekilinin yukarıda esas ve karar numarası yazılı İlk Derece Mahkemesi kararına karşı yapmış olduğu istinaf başvurusunun HMK'nın 353/1-b/1. maddesi uyarınca ESASTAN REDDİNE,2-Harçlar Yasası'na göre alınması gereken 615,40 TL harçtan peşin alınan 179,90 TL harcın mahsubu ile bakiye 435,50 TL harcın davacıdan tahsili ile Hazineye irat kaydına,3-İstinaf yargılama giderlerinin istinaf eden üzerinde bırakılmasına,4-Duruşma yapılmadığından, vekalet ücreti hükmedilmesine yer olmadığına, 5-İstinaf aşaması için yatırılan gider avansından artan kısmın yatıran tarafa iadesine, Dosya üzerinde yapılan inceleme sonunda,

HMK'nın 361. maddesi uyarınca kararın tebliğ tarihinden itibaren iki hafta içerisinde Yargıtay ilgili hukuk dairesine hitaben verilecek temyiz dilekçesi ile temyiz yasa yolu açık olmak üzere oy birliği ile karar verildi.20/11/2025

© 2026 İçtihat Pro — ictihatpro.com  |  Bu belge bilgilendirme amaçlıdır. Resmi belge niteliği taşımaz.