Danıştay 4. Daire Başkanlığı
15.11.2017
REDDİNE
DANISTAYKARAR
IDARI
İdare Hukuku
7269 sayılı Umumi Hayata Müessir Afetler Dolayısıyla Alınacak Tedbirlerle Yapılacak Yardımlara Dair Kanunu
6306 sayılı Kanun yerine 5366 sayılı Kanun kapsamında korunmasının sağlanması gerektiği yönünde görüş var ise de; 5366 sayılı Kanunu
2863 sayılı Kanunda bahsi geçen "koruma" kavramını 6306 sayılı Kanunu
6306 sayılı Kanun gereğince, afet öncesinde olduğu gibi afet sonrasında da "riskli alan" kararı verilebileceği, 6306 sayılı Kanunu
7269 sayılı Kanuna göre “afete maruz bölge” kararı alınmasına gerek olmaksızın, bu alanların gönüllülük esasına dayanılarak dönüştürülmesine ve gerekirse başka yerlere nakledilmesine olanak sağlayacak yasal düzenlemelere ihtiyaç duyulması üzerine 6306 sayılı Kanunu
5366 sayılı Kanunda koruma amacı ile "yenileme alanları" ilan edildiği, 6306 sayılı Kanunda ise "riskli alan" ilanın söz konusu olduğu; meydana gelen depremin kamu düzeni ve güvenliğini olağan hayatı durduracak veya kesintiye uğratacak şekilde etkilediği göz önüne alındığında, Antakya Kent Merkezi'nin "yenileme alanı" ilan edilmek yerine, "afet riskli alan" ilan edilmesinin daha doğru bir yaklaşım olduğu; kaldı ki 5366 sayılı Kanun kapsamında yenileme alanı ilan edilmesi için; öncelikle ilgili belediyesince meclis kararı alınması gerektiği, ilgili belediyenin böyle bir talebinin olmadığı gibi, Belediye ana hizmet binasının yıkıldığı, ek hizmet binasının ise ağır hasar aldığı ve Hatay İlinde belediyelerin kültürel mirasın korunması ve yeniden ihyasına yönelik çalışma yapılması konusunda yeterli teknik ve mali kapasiteye sahip olmadığı hususları birlikte değerlendirildiğinde, "yenileme alanı" ilanının Antakya Kent Merkezi için uygulanabilir olmadığı, diğer yandan, 6306 sayılı Kanunu
6306 sayılı yasanın 9. maddesinin 2. fıkrasında yer alan, kanun kapsamındaki alanlarda, anılan Kanunu
6306 sayılı yasanın uygulanmasını gerektiren koşulların bulunması, dolayısıyla yasada öngörülen kriterlere uygun olarak bölgede riskli alanların veya riskli yapıların saptanmış olması gerekmektedir. Aksi durumda 6306 sayılı Kanunu
3194 sayılı İmar Kanunu
6100 sayılı Hukuk Usulü Muhakemeleri Kanunu
2863 sayılı Kültür ve Tabiat Varlıklarını Koruma Kanunu
7269 sayılı Kanun’un 1. maddesinde, anılan Kanun hükümlerinin, deprem, yangın, su baskını, yer kayması, kaya düşmesi, çığ ve benzeri afetlerde; yapıları ve kamu tesisleri genel hayata etkili olacak derecede zarar gören veya görmesi muhtemel olan yerlerde alınacak tedbirler ile yapılacak yardımlar hakkında uygulanacağı düzenlenmiştir. Kanun, afet meydana gelmeden önce gerekli tedbirlerin alınmasını amaçlarken, 7269 sayılı Kanun meydana gelmiş afetlerden sonra alınacak tedbirleri ve yapılacak yardımları düzenlemektedir. Ancak Kanun’un böyle bir amaç taşıması, onun afete maruz kalmış riskli bölgeler veya riskli yapılar hakkında uygulanmasına engel değildir. İşte kanun koyucunun dava konusu ikinci cümleyle her iki Kanunu
6306 sayılı Kanunla afet riski altında olduğu saptanan alanların veya riskli yapıların iyileştirilmesi, dönüştürülmesi, kamulaştırılması, tasfiyesi veya yenilenmesinin sağlanması ve böylelikle Anayasa ile korunan mülkiyet hakkının kamu yararına sınırlamalar getirilerek riskin afete dönüşmesinin engellenmesi, dolayısıyla afet meydana gelmeden önce gerekli tedbirlerin alınarak olası afet durumunda ortaya çıkabilecek can ve mal kayıplarını önleyecek sağlam, sağlıklı ve güvenli yaşam alanlarının oluşturularak, olası zararın minimuma indirilmesinin amaçlandığı, 7269 sayılı Kanunu
6306 sayılı Kanun
2863 sayılı Kanun
6306 sayılı Kanun hükümleri incelendiğinde ise; kişilerin mülkiyet hakkına sınırlama getirilmesine ilişkin hükümler içerdiği, örneğin, Kanunu
7269 sayılı Kanun
6306 sayılı Afet Riski Altındaki Alanların Dönüştürülmesi Hakkında Kanunu
7269 sayılı Yasanın uygulandığı alanda 6306 sayılı Kanunu
7269 sayılı yasanın uygulandığı bölgelerde 6306 sayılı Kanunu
5366 sayılı Kanun
6306 sayılı Yasanın gerekçesi birlikte değerlendirildiğinde, 7269 sayılı Kanunu
7269 sayılı Kanun’un uygulanıyor olmasının Kanun’un uygulanmasına engel teşkil etmeyeceğine vurgu yapmak istediği anlaşılmaktadır. Kanun koyucunun daha önce başka bir kanunla düzenlediği bir alanı sonradan farklı bir kanunla düzenlemesinde, Anayasa’ya aykırı bir yön bulunmamaktadır. Kaldı ki, iki Kanunu
6306 sayılı Yasanın 2/1-ç maddesi uyarınca, üzerindeki yapılaşma sebebiyle can ve mal kaybına yol açma riski taşıması nedeniyle riskli alan olarak belirlenmiştir. Anılan madde hükmüne göre bir alanın riskli alan ilan edilebilmesi için gerekli olan koşullar ve buna ilişkin kriterler 6306 sayılı Kanunu
2577 sayılı İdari Yargılama Usulü Kanunu
6306 sayılı Yasa kural olarak doğal afet meydana gelmeden önce riskli olduğu belirlenen alanlarda riskin afete dönüşmesini engelleme amacıyla uygulanmakta ise de; 6306 sayılı Kanunu
7452 sayılı Olağanüstü Hal Kapsamında Yerleşme ve Yapılaşmaya İlişkin Cumhurbaşkanlığı Kararnamesinin Kabul Edilmesine Dair Kanun hükümleri, afet sonrası uygulanacak yasa niteliğindeki 7269 sayılı Yasa ve bu yasaya bağlı düzenlemeler, imar mevzuatı, uyuşmazlığa konu bölgenin sit alanı olması nedeniyle 2863 sayılı Kültür ve Tabiata Varlıklarını Koruma Kanunu
K6306 md.9
K6100 md.266
K7269 md.1
K6306 md.5
K6306 md.57
K2577 md.31
K2863 md.9
K7269 md.9
K6306 md.1
K6306 md.2
K2863 md.57
İçtihat Pro — Emsal Kararlarla Güçlü Savunma — ictihatpro.com
© 2026 İçtihat Pro — ictihatpro.com Bu belge 16.04.2026 tarihinde oluşturulmuştur. Resmi belge niteliği taşımaz.
Danıştay 4. Daire Başkanlığı 2023/11151 E. , 2025/2539 K. "İçtihat Metni"T.C. D A N I Ş T A Y
Tam metni görüntülemek için kayıt olun
Ücretsiz üyelik ile günlük 1 karar görüntüleme hakkı kazanın
© 2026 İçtihat Pro — ictihatpro.com | Bu belge bilgilendirme amaçlıdır. Resmi belge niteliği taşımaz.