8. Hukuk Dairesi
8. Hukuk Dairesi 2025/2033 E. , 2025/6031 K.
"İçtihat Metni"MAHKEMESİ : ... Bölge Adliye Mahkemesi 8. Hukuk Dairesi
İLK DERECE MAHKEMESİ: ... 5. Asliye Hukuk Mahkemesi
Bölge Adliye Mahkemesi kararı davacı vekili tarafından temyiz edilmekle; kesinlik, süre, temyiz şartı ve diğer usul eksiklikleri yönünden yapılan ön inceleme sonucunda, temyiz dilekçesinin kabulüne karar verildikten ve Tetkik Hâkimi tarafından hazırlanan rapor dinlendikten sonra dosyadaki belgeler incelenip gereği düşünüldü: I. DAVA
1.3402 sayılı Kadastro Kanunu'na (3402 sayılı Kanun) 5831 sayılı Kanunla eklenen Ek-4 maddesi uyarınca yapılan kadastro sırasında, 281 71... parsel sayılı taşınmaz, 140,73 metrekare yüzölçümü ve arsa niteliğiyle beyanlar hanesinde "6831 sayılı Kanunun 2/B maddesi uyarınca Hazine adına orman sınırı dışına çıkarılmıştır" ve "... kullanımında olup, üzerindeki ev kendisine aittir" belirtmesi ile; 281 71... parsel sayılı taşınmaz ise 88,20 metrekare yüzölçümü ve arsa niteliğiyle beyanlar hanesinde "6831 sayılı Kanunun 2/B maddesi uyarınca Hazine adına orman sınırı dışına çıkarılmıştır" ve "... kızı ... kullanımında olup, üzerindeki ev kendisine aittir" ve "İş bu parsel üzerindeki evin 42,20 m² si yolda kalmaktadır" belirtmesi ile Hazine adına tespit edilmişler ve 25.08.2010 tarihinde itirazsız kesinleşerek tapu siciline tescil edilmişlerdir. Daha sonra ... tarafından 281 71... parsel üzerindeki hak sahipliği ...
14.Noterliğince düzenlenen 25.07.2012 tarihli ve ... yevmiye numaralı "Düzenleme Şeklinde Muvafakatname" ile ...'e devredilmiştir.
2.
Davacı vekili dava dilekçesinde; davalılardan ...'ten 2009 yılında ... ili ... ilçesi 281 71... ve 133 parsellerin bedelini ödeyip satın aldığını, bu tarih itibariyle fiili kullanım hakkının başladığını, 28.05.2012 tarihinde de aralarında satış vaadi sözleşmesi yapıldığını, 2010 yılında yapılan kadastro tespiti sırasında 132 parselin davalı ...'ın damadı ... adına, 133 parselin davalı ...'ın eşi ... adına tespit edildiğini, ...'nin taşınmazı oğlu...'a devrettiğini, dava konusu edilen taşınmazların 2009 yılında zilyedinin davalı ... olduğunu ancak her iki parselinde zilyetliğinin diğer davalılar adına tespit edildiğini, davacının bu durumu 2/B müracaatı için başvurduğunda öğrendiği gerekçeleri ile 3402 sayılı Kanun'un 12/3. maddesi gereğince davalılar adına yapılan kadastro (zilyetlik) tespitinin iptali ile davacı adına zilyetliğin tespitini talep etmiştir.
II. CEVAP
Davalı Hazine vekili cevap dilekçesinde; dava konusu taşınmazın satışı yapılamayacak taşınmazlardan olduğunu, davacının dava açmakta hukuki yararının bulunmadığını belirterek, davanın reddini savunmuştur.
III. İLK DERECE MAHKEMESİ KARARI
İlk Derece Mahkemesinin yukarıda tarih ve sayısı belirtilen kararı ile "Dava dilekçesinde iddiaların hangi deliller ile ispat edileceği belirtilmemiş olup, davacı vekilinin 12.12.2014 tarihli delil listesinde tanık deliline dayanılmış ise de tanık isimleri bildirilmemiştir. İcra edilen keşif ve sunulan bilirkişi raporunda da yer alan taşınmaz görüntülerinden anlaşılacağı üzere dava konusu taşınmazlarda metruk yapı bulunduğu ve halihazırda davacı ...'in bir kullanım emaresinin bulunmadığı tespit edilmiş, davacı tarafından taşınmazların kullanımı için Hazineye ödenen bir ecrimisil ödemesinin de bulunmadığı anlaşılmış, toplanan delillerden davacı ... adına yalnızca 2012 yılında alınan su aboneliği görülmüş, tarihinin tespitten sonra olması ve iddiayı tek başına ispata yeterli olmaması nedeniyle yeterli bulunmamış, davacı vekili 2009 yılından itibaren taşınmazları davacının kullandığını ve 2010 yılındaki tespitin hatalı olduğu iddia etmiş ise de dosyaya iddiayı ispat eden bir delil sunulmadığından ve TMK'nun 6. maddesi uyarınca iddia edenin iddiayı ispat ile mükellef olduğundan davacının davasını ispat edemediği anlaşılmıştır. Davanın niteliği uyarınca zilyetlik tespiti davalarının yasal hasım olan taşınmaz maliki Hazine ile birlikte adına tespit yapılan kişiler aleyhine açılması gerektiği, eldeki davada davalı Hazinenin taşınmaz maliki olduğu, davalı ...'nun 132 parselde adına tespit yapılan zilyet, davalı ...'in 133 parselde adına tespit yapılan zilyet olduğu, davalı ...'in, 133 parselde davalı ...'den Noterde muvafakatname ile hak sahipliğini devralan kişi olduğu anlaşılmış, davalılardan ... adına tapuda bir belirtme ve tespit bulunmadığı, bu davalının davada davalı olarak gösterilmesini ve davanın yöneltilmesini gerektiren bir husus bulunmadığı anlaşıldığından bu davalı yönünden davanın pasif husumet yokluğu nedeniyle reddine karar verilmiş, diğer davalılar yönünden açıklanan nedenlerle davanın reddine karar verilmiş, davacı vekili son celsedeki beyanında davacının taşınmazı satış vaadi ile aldığını, vaadin sahteliğini bilmediğini belirterek aleyhine gidere hükmedilmemesini talep etmiş ise de detaylı olarak açıklandığı üzere davacının davadaki iddiası 2009 yılından itibaren taşınmazın kullanıcısının davacı olduğuna, 2010 yılında yapılan tespitin haksız olduğuna yönelik olup, belirtilen satış vaadi tespitten 2 yıl kadar sonra olup açılan dava satış vaadi sözleşmesine dayanmayıp fiili kullanım iddiasına dayandığından ve davanın açıklanan nedenle reddine karar verildiğinden bu talep yerinde görülmemiştir." gerekçeleri ile davalı ... aleyhine açılan davanın pasif husumet yokluğu nedeniyle reddine, diğer davalılar aleyhine açılan davanın esastan reddine karar verilmiştir.
IV. İSTİNAF
İlk Derece Mahkemesinin yukarıda belirtilen kararına karşı süresi içinde davacı vekili ile davalı ... vekili tarafından istinaf başvurusunda bulunulması üzerine Bölge Adliye Mahkemesinin yukarıda tarih ve sayısı belirtilen kararında; "İleri sürülen istinaf nedenlerine, kamu düzenine, tarafların karşılıklı iddia ve savunmalarına, dayandıkları belgelere, uyuşmazlığa uygulanması gereken hukuk kuralları ile hukukî ilişkinin nitelendirilmesine, dava şartlarına, yargılama ve ispat kuralları ile özellikle davacı tarafından ... 25. Noterliğince 28.05.2012 tarihinde ... yevmiye ile ...'e vekaleten ... ve davacı arasında düzenlendiği iddia olunan 281 71... ve 133 parsellerin satış vaadine ilişkin "Düzenleme Şeklinde Gayrimenkul Satış vaadi Sözleşmesi" başlıklı belgeye dayanıldığı, ... 25. Noterliğince 12... tarihli ve 2016/7 sayılı yazı ile davacının dayandığı satış vaadi sözleşmesinin kaydının Noterliklerinde bulunmadığı, sözleşmedeki imza ve mührün Noterliklerine ait olmadığı, anılan tarih ve yevmiye nolu işlemin ... Şubesine ait olduğunun bildirildiği, davacı tarafından ilgililer hakkında suç duyurusunda bulunulduğu ve ... 30. Ağır Ceza Mahkemesinde 2019/261 Esas sayılı dosya ile resmi belgede sahtecilik, kamu kurum ve kuruluşları vb. tüzel kişiliklerin araç olarak kullanılması suretiyle dolandırıcılık suçlarından dava açıldığı, yine davacının suç duyurusu ile ilgiler hakkında ... 10. Asliye Ceza Mahkemesinde özel belgede sahtecilik suçlarından dava açıldığı, iddianamelerde suç tarihlerinin sırasıyla 18.05.20 12... .01.2012 olarak belirlendiği, davacı yaptığı suç duyurularında davaya konu taşınmazları 18.05.2012 tarihli sözleşme ile aldığını beyan ettiği, adına olan ... vs gibi aboneliklerin de 2012 yılında başladığına göre davacının taşınmazlarda olduğunu söylediği kullanımının tespitlerin kesinleştiği 25.08.2010 tarihinden sonra olduğu, davacının tespit tarihleri olan 14.07.2010 tarihinden öncesine ilişkin kullanımının bulunduğunu veya taşınmazın kullanımını devraldığını iddia ettiği ...'in kullanımının bulunduğunun dosyada dayandığı deliller kapsamında ispatlanamadığı, 6292 sayılı Kanun'un yürürlüğe girdiği 26.04.2012 tarihinden sonraki kullanımların ise kesinleşen tespitteki hak sahiplerinden alınan ve Noter tarafından düzenlenen muvafakatnameler ile devralınması gerektiği, davacının hak sahiplerinden aldığı bu neviden bir muvafakatnameye dayanmadığına, ret sebebi aynı olan davalılar yönünden hüküm tarihinde yürürlükte bulunan Avukatlık Asgari Ücret Tarifesinin 3/2 maddesi uyarınca tek vekalet ücretine hükmedilmesi ile davanın niteliği gereği maktu harca tabi davalardan bulunmasına göre ilk derece mahkemesince yazılı şekilde verilen karar usul ve kanuna uygun olup istinaf dilekçelerinde ileri sürülen nedenler kararın kaldırılmasını gerektirecek nitelikte görülmediği" gerekçeleri ile davacı vekili ve davalı ... vekilinin istinaf isteminin 6100 sayılı Hukuk Muhakeme Kanunu'nun 353/(1)-b.1 maddesi gereğince esastan reddine karar verilmiştir.
V. TEMYİZ
A. Temyiz Sebepleri
Davacı vekili temyiz dilekçesinde özetle; istinaf dilekçesinde ileri sürülen gerekçeleri tekrarla, kararın usul ve kanuna aykırı olduğunu, davacının taşınmazı satış vaadi sözleşmesine güvenerek aldığını ileri sürerek, Bölge Adliye Mahkemesi kararının bozulmasını istemiştir.
B. Değerlendirme ve Gerekçe
Tarafların karşılıklı iddia ve savunmalarına, dayandıkları belgelere, uyuşmazlığa uygulanması gereken hukuk kuralları ile hukuki ilişkinin nitelendirilmesine, dava şartlarına, yargılama ve ispat kuralları ile İlk Derece Mahkemesi ve Bölge Adliye Mahkemesi kararındaki gerekçelere, 6100 sayılı Kanun’un 369/1. maddesi de gözetilerek yapılan incelemede aynı Kanun’un 371. maddesinde yer alan sebeplerden biri de bulunmadığına göre, temyizen incelenen karar usul ve kanuna uygun olup davacı vekilinin temyiz dilekçesinde ileri sürdüğü nedenler kararın bozulmasını gerektirecek nitelikte görülmemiştir.
VI. KARAR
Açıklanan sebeplerle; Temyiz olunan Bölge Adliye Mahkemesi kararının 6100 sayılı Kanun'un 370. maddesinin birinci fıkrası uyarınca ONANMASINA,
615,40 TL peşin harcın onama harcına mahsubuna, Dosyanın İlk Derece Mahkemesine, kararın bir örneğinin Bölge Adliye Mahkemesine gönderilmesine,
29.09.2025 tarihinde oy birliğiyle karar verildi.