8. Hukuk Dairesi
8. Hukuk Dairesi 2023/293 E. , 2025/6044 K.
"İçtihat Metni"MAHKEMESİ :Kadastro Mahkemesi
Taraflar arasındaki kadastro tespitine itiraz davasından dolayı yapılan yargılama sonunda verilen karar hakkında yapılan temyiz incelemesi sonunda Yargıtay (Kapatılan) 16. Hukuk Dairesince İlk Derece Mahkemesi kararının bozulmasına karar verilmiştir. İlk Derece Mahkemesince bozmaya uyularak yeniden yapılan yargılama sonucunda; davanın reddine karar verilmiştir.
İlk Derece Mahkemesi kararı davacı Hazine vekili tarafından temyiz edilmekle; kesinlik, süre, temyiz şartı ve diğer usul eksiklikleri yönünden yapılan ön inceleme sonucunda, temyiz dilekçesinin kabulüne karar verildikten ve Tetkik Hâkimi tarafından hazırlanan rapor dinlendikten sonra dosyadaki belgeler incelenip gereği düşünüldü: K A R A R Kadastro sırasında, ... ili ... ilçesi ... köyü çalışma alanında bulunan 820 parsel sayılı 52.000 m² yüzölçümündeki taşınmaz kazandırıcı zamanaşımı zilyetliği nedeniyle ... Er adına tespit edilmiştir. Davacı Hazine, tapu kaydına dayanarak dava açmıştır.
İlk Derece Mahkemesinin verdiği karar Yargıtay tarafından bozulmuş olup, uyulan bozma ilamında özetle; "Dava konusu taşınmaz meraya komşu olduğu halde usule uygun mera araştırması yapılmadığı gibi davacı Hazine dayanağı olan tapu kayıtlarının uygulamasının da yeterli olmadığını, davacı tarafın dayanak tapu kayıtları tapu komisyon kararı ile oluştuğu anlaşıldığı halde Mahkemece Tapu Komisyonu kararı ile bu kararın dayanağı olan belgelerin celp edilmediği, hangi nedenle Hazine adına tapu kaydının oluştuğunun belirlenmediği, ayrıca dava konusu taşınmaza komşu bir kısım parsellere tevzii yolu ile oluşan tapu kayıtlarının uygulandığı dosya kapsamından anlaşıldığı halde çekişmeli taşınmazın bulunduğu bölgede ... nolu Toprak Tevzii Komisyonunca yapılan çalışmalar sonucu oluşan belirtmelik tutanağı, tablendikatif ile tevzii paftası celp edilmediği açıklanarak, öncelikle Hazine dayanağı olan tapu kayıtlarının dayanağını oluşturan Tapu Komisyonu kararı ile bu kararın dayanağı olan belgeler, ... nolu Toprak Tevzii Komisyonunca yapılan çalışmalar sonucu oluşan belirtmelik tutanağı, tablendikatif ile tevzii paftasının dosya içine alınması, bundan sonra mahallinde yaşlı, tarafsız, yöreyi iyi bilen, komşu köylerde ikamet edip davada yararı bulunmayan şahıslar arasından seçilecek yerel bilirkişi kurulu ve aynı yöntemle belirlenecek taraf tanıkları ve üç kişiden oluşacak ziraatçı bilirkişi kurulu da hazır olduğu halde keşif icra edilmesi, keşifte davacı Hazine'nin tutunduğu tapu kaydının tüm tesis ve tedavülleri ile varsa haritası getirildikten sonra mahallinde yöntemince uygulanarak kapsamının belirlenmesi, dava konusu taşınmaz üzerinde Toprak Tevzii Komisyonunca ne gibi işlem yapıldığı ve bu işlemin Hazine'yi bağlayıp bağlamayacağı üzerinde durulması, taşınmazı çevreleyen yolların kadim olup olmadığının araştırılması, dava konusu taşınmaza komşu 819 sayılı parselin hükmen kesinleştiği anlaşılmakla bu taşınmaza ait dava dosyası getirtilerek bu dosyadaki yerel bilirkişi ve tanık beyanlarından da uygulamada yararlanılması, uzman ziraat mühendisi kurulundan arazinin niteliği, toprak yapısı, komşu mera parseli ile arada ayırıcı unsur bulunup bulunmadığı konusunda ayrıntılı ve gerekçeli bilgi alınması, keşif sırasında dinlenecek yerel bilirkişi kurulu ve taraf tanıklarından taşınmazın geçmişte kime ait olduğu, kimden nasıl intikal ettiği, kim tarafından ne zamandan beri ne suretle kullanıldığı hakkında maddi olayları dayalı ayrıntılı bilgi alınması ve sonucuna göre karar verilmesi" gereğine değinilmiştir.
İlk Derece Mahkemesince bozma ilamına uyularak yapılan yargılama sonunda; "dava konusu taşınmazın Devletin hüküm ve tasarrufu altında bulunması gereken yerlerden olmadığı, şahıs mülkiyetine elverişli yapıda olduğu, 1950 yılına ait hava fotoğrafında da tarım arazisi olarak kullanıldığının anlaşıldığı, davalı parselin 4753 sayılı Çiftçiyi Topraklandırma Kanunu'na göre tapulama öncesi 1953 yılında ... numaralı Toprak Tevzi Komisyonu tarafından 8 ada 1 parsel numarası ile 52000 metrekare miktarı, tarla niteliği ile ... Er adına tespitinin yapılarak, tapunun 1953 tarih, 44 sıra numarası ile de tapuya tescil edildiği, parsel hakkında yapılan mera araştırması neticesi gelen müzekkere cevapları ile hakkında mera tahsis kararının olmadığının belirlendiği, keşif sırasında komşu köylerden dinlenilen bilirkişilerin beyanlarının da müzekkere cevaplarını doğruladığı, keşif sonrası fen bilirkişi raporu ile davacı Hazinenin dayanmış olduğu 1942 tarihli ve 18 sıra numaralı tapu kaydının; hudutları itibarıyla davalı parseli kapsamadığının tespit edildiği, keşif sırasında dinlenilen mahalli bilirkişilerin ortak yönde parselin tespit malikleri olan davalılar tarafından tarım arazisi kullanıldığını beyan ettikleri,
Mahkememizce keşif sırasında dinlenilen mahalli bilirkişilerin davalı parselin evveliyatından beri davalıların kullanımında oldukları yönündeki beyanlarına itibar edilerek davacı Hazine'nin davasını ispat edemediği" gerekçesiyle davacı Hazine'nin davasının reddine, dava konu 820 parsel sayılı taşınmazın tespit gibi tesciline karar verilmiş; hüküm, davacı Hazine vekili tarafından temyiz edilmiştir.
Tarafların karşılıklı iddia ve savunmalarına, dayandıkları belgelere, uyulan bozma ilamı doğrultusunda inceleme ve araştırma yapılarak, mevcut deliller takdir edilerek karar verildiğine, uygulanması gereken hukuk kurallarının somut olaya uygulanmasında bir isabetsizlik bulunmadığına, bozmaya uyulmakla taraflar lehine ve aleyhine kazanılmış hak durumunu oluşturan yönlerin yeniden incelenmesine hukukça imkan olmadığı gibi 6100 sayılı Hukuk Muhakemeleri Kanunu'nun (6100 sayılı Kanun)
Geçici 3. maddesinin ikinci fıkrası atfıyla uygulanmasına devam olunan mülga 1086 sayılı Hukuk Usulü Muhakemeleri Kanunu'nun (1086 sayılı Kanun) 428. maddesi ile 439. maddesinin ikinci fıkrasında yer alan sebeplerin biri de var olmadığına göre, İlk Derece Mahkemesi kararında yazılı gerekçeler dikkate alındığında temyizen incelenen karar usul ve kanuna uygun olup davacı Hazine vekilinin temyiz dilekçesinde ileri sürdüğü nedenler kararın bozulmasını gerektirecek nitelikte görülmemiştir.
SONUÇ : Açıklanan sebeplerle;
Temyiz olunan İlk Derece Mahkemesi kararının 6100 sayılı Kanun'un Geçici 3. maddesi yollamasıyla 1086 sayılı Kanun'un 438 inci maddesi gereğince ONANMASINA, 1086 sayılı Kanun'un 440/I maddesi gereğince Yargıtay ilamının tebliğinden itibaren 15 gün içinde karar düzeltme yoluna başvurulabileceğine Dosyanın İlk Derece Mahkemesine gönderilmesine, 30.09.2025 tarihinde oy birliğiyle karar verildi.