8. Hukuk Dairesi
8. Hukuk Dairesi 2024/3447 E. , 2025/6971 K.
"İçtihat Metni"MAHKEMESİ :Kadastro Mahkemesi
Taraflar arasında 6831 sayılı Orman Kanunu'nun (6831 sayılı Kanun) 2/B madde uygulamasına itiraz davasından dolayı yapılan yargılama sonunda İlk Derece Mahkemesince davanın reddine karar verilmiştir.
İlk Derece Mahkemesi kararı davacı ... İdaresi vekili tarafından temyiz edilmekle; kesinlik, süre, temyiz şartı ve diğer usul eksiklikleri yönünden yapılan ön inceleme sonucunda, temyiz dilekçesinin kabulüne karar verildikten ve Tetkik Hâkimi tarafından hazırlanan rapor dinlendikten sonra dosyadaki belgeler incelenip gereği düşünüldü: K A R A R
Dava konusu taşınmazın bulunduğu ... ili ... ilçesi ... köyünde 3116 sayılı Orman Kanunu'na göre 1948 yılında yapılıp kesinleşen orman kadastrosunda dava konusu taşınmazların orman tahdidi içinde kaldığı, 1996 yılında başlanarak 05.02.2009 tarihinde ilan edilen 6831 sayılı Kanun'a göre evvelce sınırlaması yapılmamış ormanların kadastrosu ile bu ormanlarda ve evvelce sınırlaması yapılmış ormanların aplikasyonu, 6831 sayılı Kanun'un 3302 sayılı Kanun'la değişik 2/B madde uygulamasında PXXI ve PXXI/2 poligon numaralı taşınmazların 31.12.1981 tarihinden önce bilim ve fen bakımından orman niteliğini kaybettiği gerekçesiyle orman sınırları dışına çıkarıldığı, ilân süresi içinde eldeki dava nedeniyle kesinleşmediği, 19.08.2010 tarihinde tescil bildirimiyle, 2 84... parsel sayısı ile davalı olduğu yönünde şerh verilerek, nitelik bölümüne davalı yazılarak Hazine adına tescil edildiği, yargılama sırasında 3402 sayılı Kadastro Kanunu'na eklenen Ek 4. maddesine göre 2/B sahalarının kullanım kadastrosu çalışmasının yapıldığı, dava konusu 4 23... , 1 94... , 182, 183, 184, 185, 186, 2 04... numaralı parsel sayılı taşınmazların tutanakları davalı olarak 27.08.2012 tarihinde tutularak, 29.08.2012 tarihinde ...
Kadastro Mahkemesine gönderildiği anlaşılmıştır.
Davacı ... İdaresi vekili asıl ve birleşen dava dilekçesinde; ... köyünde orman kadastro komisyonunca 3302 sayılı Kanun'un 2/B madde uygulamasıyla orman sınırlarına çıkarılan taşınmaz içinde bulunan ve dava dilekçelerine ekli çizelgede koordinat değerleri gösterilen bölümlerin 31.12.1981 tarihinden önce bilim ve fen bakımından orman niteliğini kaybetmediklerini, ancak orman sınırları dışına çıkarıldığını, P.XXI/2 numaralı 2/B poligonu içinde yer alan taşınmaz bölümlerine ilişkin orman sınırları dışına çıkarma işleminin iptali ve bu taşınmaz bölümlerinin orman vasfıyla Hazine adına tapuya tesciline karar verilmesini talep etmiştir.
İlk Derece Mahkemesinin 06.08.2014 tarihli ve 2013/68 Esas, 2014/126 Karar sayılı kararında; davacı ... İdaresinin davasının reddine, ... ili ... ilçesi ... köyü 1 94... , 182, 183, 184, 185, 1 86... ada 204 parsel sayılı taşınmazların tarla vasfıyla beyanlar hanesine "Taşınmaz 2/B maddesi uyarınca orman sınırları dışına çıkartılmıştır" şerhi ile kullanıcıları da belirtilmek üzere şerh verilerek taşınmazların Hazine adına tapuya tesciline karar verilmiş; hüküm, davacı ... İdaresi vekili tarafından temyiz edilmiştir.
Yargıtay (Kapatılan) 20. Hukuk Dairesinin 04.05.2016 tarihli ve 2015/9082 Esas, 2016/5128 Karar sayılı ilamında özetle; "27.09.2010 tarihli orman bilirkişi raporunda; taşınmazın 1962, 1974, 1995 yılı memleket haritasında, 1981 yılı hava fotoğrafında taşınmazın kısmen kapalı (ormanlık) alanda, kısmen açıklık alanda kaldığı, münferit dağılışta değişik yaşlarda ibreli, yapraklı ağaçların bulunduğu, fiili olarak da üzerinde farklı yaş ve sayıda ardıç ağacı, yaban eriği, ahlat ağacı, palamut meşesi ağaçlarının bulunduğu, taşınmazın çevresinde Devlet ormanları bulunduğu, toprak yapısı, bitki örtüsü, eğimi ve Devlet ormanları ile bütünlük arzetmesi nedenleriyle orman niteliğinde olduklarının belirtildiği, Mahkeme gözleminin de bu doğrultuda olduğu, bozma kararı sonrasında yapılan keşif sonrası alınan 10.06.2014 tarihli raporda ise dava konusu 2/B bloğu içersinde kalan taşınmazların tamamının 19 74... yılı basımlı memleket haritalarında yeşile boyalı alanlar haricinde açıklık olarak görünen kısımda kaldıkları, 19 81... tarihli hava fotoğraflarında da açıklık alanda kaldıkları, 31.12.1981 tarihinden önce bilim ve fen bakımından orman niteliğini doğal ve gerçek anlamda kaybettiklerinin belirtildiği, önceki bilirkişi raporundan farklı olarak daha az sayıda orman ağacının bulunduğu belirtildiği gibi mahkeme gözleminin de önceki keşifteki Mahkeme gözleminden farklılıklar arz ettiği, her iki orman bilirkişinin aynı tarihli memleket haritası ve hava fotoğraflarını uyguladıkları ve dava konusu yerlerin memleket haritalarında aynı konumda işaretlendiği ve hava fotoğraflarının stereskopik aletle incelendiğini belirttikleri halde, taşınmazların memleket haritasındaki ve hava fotoğrafındaki konumları yönünden birbirleriyle çelişik açıklamalarda bulundukları gibi, taşınmazları aynı tarihli memleket haritası ve hava fotoğraflarında kısmen farklı yerde aplike ettikleri, İlk Derece Mahkemesince, her iki orman bilirkişisi tarafından düzenlenen raporlar arasında değinilen çelişkiler üzerinde durulup, ikinci orman bilirkişi raporunun neden üstün tutulduğu belirtilmeden yazılı şekilde hüküm kurulduğu, İlk Derece Mahkemesince önceki bilirkişiler dışında bu konuda uzman serbest orman mühendisleri arasından seçilecek üç orman mühendisi, bir ziraat mühendisi ve bir fen elemanı marifetiyle yeniden yapılacak inceleme ve keşifte, 19 81... tarihli hava fotoğraflarının ölçeklerini kadastro paftası ölçeğine, yine kadastro paftası ölçeğinin de hava fotoğrafları ölçeğine bilgisayar ortamında (Net-Cad veya benzeri programlar kullanılarak) çevrildikten sonra, her iki harita komşu ve yakın komşu parselleri de gösterecek şekilde birbiri üzerine aplike edilmek suretiyle, dava konusu taşınmazın konumunun çevre parsellerle birlikte hava fotoğrafları üzerinde gösterilmesi, hava fotoğrafları, kadastro paftası ile çakıştırılıp stereoskop aletiyle incelenerek, taşınmazın üzerinde neler gözüktüğünün (bitki örtüsü, ağaçların cinsi, sayısı, yaşı, kapalılık oranı vb.) açıklanması, dava konusu taşınmazların 31.12.1981 tarihinden önce bilim ve fen bakımından tam olarak orman niteliğini yitirip yitirmediği belirlenerek, oluşacak sonuca göre hüküm kurulması gerektiği, ayrıca eldeki dava dosyası ile birleştirilen, Orman İdaresinin aynı 2/B poligonu (P.XXI/2) içinde bulunan ve kullanım kadastrosu sırasında 4 23... sayılı parsel olarak hakkında tutanak düzenlenen taşınmaza yönelik açtığı dava hakkında olumlu ya da olumsuz bir karar verilmediği, hüküm kurulması unutulduğu gerekçesi ile dosyadan el çekildikten sonra bu taşınmaza yönelik tefrik kararı verilmiş olmasının da doğru olmadığı belirtilerek, hükmün bozulmasına" karar verilmiştir.
İlk Derece Mahkemesince bozma ilamına uyularak yapılan yargılama sonunda; "bilirkişi raporu ile oluşan çelişkinin açıklanması amacıyla dosyanın yeniden bilirkişi heyetine tevdi edildiği, bilirkişi heyetinin kök rapor ile aynı mahiyette tespitlerini yineleyerek, taşınmazların tamamının 31.12.1981 tarihinden önce bilim ve fen bakımından orman niteliğini kaybetmiş yerlerden olduğunu rapor ettiği, bilirkişi raporlarında hava fotoğrafları, memleket haritaları üzerinde çakıştırma yapılarak taşınmazların bitki örtüsü ve toprak yapısının zemin durumu ile birlikte değerlendirildiği, raporun bilimsel verilere dayandığı, denetlenebilir ve hükme esas alınabilir olduğu, bilirkişi raporları ve ek raporların, Mahkeme gözlemi, hava fotoğrafları ile birlikte değerlendirildiğinde davaya konu 1 94... , 182, 183, 184, 185, 186, 2 04... ada 11 parsellerin, 1981 yılından önce bilim ve fen bakımından orman niteliğini kaybetmiş yerlerden olduğu, yeniden ormana dönüşme ihtimalinin bulunmadığı, üzerindeki orman bitki örtüsü nevinden ağaç ve ağaççıkların az sayıda ve seyrek, kapalılık oluşturmayacak türden olduğu, genelinin %10 - %20 eğime sahip olduğu, üzerinde orman bitki örtüsü bulunmadığından taşınmazların eğiminin tek başına toprak muhafaza karakteri taşıdığını göstermeyeceği, çevre tarım arazileri ile benzer yapıda oldukları" belirtilerek, davanın reddine, dava konusu taşınmazların 6831 sayılı Kanun'un 2/B maddesi uyarınca orman sınırları dışına çıkartıldığı, 1 94... parselin ... oğlu ..., 1 94... parselin ... oğlu ..., 1 94... parselin ... oğlu ..., 1 94... parselin ... ... kızı ..., 1 94... parselin ... oğlu ..., 1 94... parselin ... kızı ..., 1 94... parselin ... kızı ..., 1 94... parselin ... oğlu ..., 4 23... parselin ... kızı ...'ın kullanımında olduğu belirtilmek suretiyle tarla vasfıyla tutanakta yazılı yüzölçümleriyle Hazine adına tapuya tescillerine karar verilmiş, karar davacı ... İdaresi vekili tarafından temyiz edilmiştir.
Davacı ... İdaresi vekili temyiz dilekçesinde; hükme esas alınan raporun yeterli olmadığını, taşınmazlarda uzun süre zilyet edilmediğinden tekrardan orman oluştuğunu, fotoğraflardan dava konusu yerin içerisinde orman ağaçlarının olduğunun görüldüğünü, toprak yapısının incelenmediğini, hava fotoğrafları üzerinde uzman bilirkişiden rapor alınmadığı iddiasıyla, İlk Derece Mahkemesi kararının bozulmasını talep etmiştir.
Tarafların karşılıklı iddia ve savunmalarına, dayandıkları belgelere, uyulan bozma ilamı doğrultusunda inceleme ve araştırma yapılarak, mevcut deliller takdir edilerek karar verildiğine, uygulanması gereken hukuk kurallarının somut olaya uygulanmasında bir isabetsizlik bulunmadığına, bozmaya uyulmakla taraflar lehine ve aleyhine kazanılmış hak durumunu oluşturan yönlerin yeniden incelenmesine hukukça imkan olmadığı gibi 6100 sayılı Hukuk Muhakemeleri Kanunu'nun (6100 sayılı Kanun) geçici 3. maddesinin ikinci fıkrası atfıyla uygulanmasına devam olunan mülga 1086 sayılı Hukuk Usulü Muhakemeleri Kanunu'nun (1086 sayılı Kanun) 428. maddesi ile 439. maddesinin ikinci fıkrasında yer alan sebeplerin biri de var olmadığına göre, İlk Derece Mahkemesi kararında yazılı gerekçeler dikkate alındığında temyizen incelenen karar usul ve kanuna uygun olup davacı ... İdaresi vekilinin temyiz dilekçesinde ileri sürdüğü nedenler kararın bozulmasını gerektirecek nitelikte görülmemiştir. S O N U Ç : Yukarıda açıklanan sebeplerle; Temyiz olunan İlk Derece Mahkemesi kararının ONANMASINA,
7139 sayılı Kanun'un 33. maddesi uyarınca Orman İdaresinden harç alınmasına yer olmadığına, 1086 sayılı Kanun'un 440/I maddesi gereğince Yargıtay ilamının tebliğinden itibaren 15 gün içinde karar düzeltme yoluna başvurulabileceğine, Dosyanın İlk Derece Mahkemesine gönderilmesine,
25.11.2025 tarihinde oy birliğiyle karar verildi.