Danıştay 13. Daire Başkanlığı
Danıştay 13. Daire Başkanlığı 2020/1481 E. , 2024/5093 K. "İçtihat Metni" T.C. D A N I Ş T A Y
ONÜÇÜNCÜ DAİRE
İSTEMİN KONUSU: ... Bölge İdare Mahkemesi .... İdari Dava Dairesinin ... tarih ve E:..., K:... sayılı kararının temyizen incelenerek bozulması istenilmektedir. YARGILAMA SÜRECİ:
Dava konusu istem: Davacı şirket tarafından, davalı idarenin ...... tarih ve ... sayılı Kurul kararının 5. maddesine aykırı şekilde aboneleri ile aralarında akdettikleri taahhütnamelere "İnternet aylık paketi ücreti ve kota aşım ücretine her yıl Ocak ayında %7'yi aşmayacak şekilde fiyat artışı yapılacaktır" ibaresinin ekli olduğundan bahisle bu ibare kapsamında abonelere yapılan fiyat artışlarının Eylül 2014 sonrası dönem için de hesaplanarak abonelere en geç 6 ay içerisinde iade edilmesine yönelik ... tarihli ve ... sayılı Bilgi Teknolojileri ve İletişim Kurulu (Kurul) kararının 5. maddesinin iptali istenilmiştir.
İlk Derece Mahkemesi kararının özeti: ... İdare Mahkemesince verilen... tarih ve E:..., K:... sayılı kararda; uyuşmazlığın, davacı şirket tarafından aboneler ile aralarındaki taahhütnamelere "İnternet aylık paketi ücreti ve kota aşım ücretine her yıl Ocak ayında %7'yi aşmayacak şekilde fiyat artışı yapılacaktır" ibaresinin yazılmasının,... tarih ve ... sayılı Kurul kararının 5. maddesinde yer alan düzenlemeyi ihlal edip etmediğinden kaynaklandığı, davaya konu Kurul kararının dayanağı ... tarih ve ... sayılı Kurul kararının 5. maddesinin iptaline karar verilmesi istemiyle Danıştay Onüçüncü Dairesinin 2013/1044 sayılı esasına kayıtlı olarak açılan davada anılan Dairenin 21/03/2017 tarih ve K:2017/715 sayılı kararı ile "... Taahhütname sözleşmelerinin, abonelik sözleşmesine ek nitelikte hüküm ve şartları içermekle birlikte ayrı bir sözleşme olduğu, taahhütlü tarifelerde abonelerin başka tarifelere geçişlerinin kısıtlandığı ve tarafların karşılıklı olarak taahhütlerine uyma zorunluluğunun bulunduğu görüldüğünden; taahhüt süresi boyunca tarafların taahhütlerini yerine getirmesi, taahhüt şartlarında öngörülmeyen değişikliklerin yapılmaması, bu kapsamda abonelere taahhüt akdi sırasında somut olarak bildirilmemiş hiçbir ücretin uygulanmaması, taahhüt süresince uygulanacak bütün ücretlerin taahhüt içerisindeki her dönemi kapsayacak şekilde açık ve somut bir şekilde belirtilmesi gerektiği, başka bir anlatımla taahhüt süresince tüketici aleyhine olacak hiçbir değişikliğin yapılmaması gerektiği" gerekçesiyle davanın reddine karar verildiği, bu durumda "İnternet aylık paketi ücreti ve kota aşım ücretine her yıl Ocak ayında %7'yi aşmayacak şekilde fiyat artışı yapılacaktır." ibaresinin taahhüt sırasında somut olarak bildirilmemiş ücret uygulaması kapsamında değerlendirilmesinde ve taahhüt süresince uygulanacak bütün ücretlerin taahhüt içerisindeki her dönemi kapsayacak şekilde açık ve somut bir şekilde belirtilmesi gerekliliğini ihlal eder nitelikte bir düzenleme olduğunun kabulü gerektiği, söz konusu ibarenin...tarih ve ... sayılı Kurul kararının 5. maddesini ihlal eder nitelikte olduğu, son olarak ise, davacı şirket tarafından abonelerle arasındaki taahhütnamelere "İnternet aylık paketi ücreti ve kota aşım ücretine her yıl Ocak ayında %7'yi aşmayacak şekilde fiyat artışı yapılacaktır." ibaresinin yazılması suretiyle yapılan fiyat artışlarının davalı idarece davalı şirket tarafından abonelere iadesine karar verme yetkisinin bulunup bulunmadığı hususu yönünden ise, Danıştay Onüçüncü Dairesinin 13/04/2017 tarih ve E:2017/5, K:2017/991 sayılı kararında, "... davacı şirketin mevzuata aykırı olarak abonelerden fazla ücret tahsil ettiği, davalı idarenin tüketici hak ve menfaatlerinin gözetilmesi görevi kapsamında 5809 sayılı Kanun'un 60. maddesinin birinci fıkrasında yer verilen gerekli tedbirleri almakla yükümlü olduğu, tüketicilerin davacının haksız gelir etmesine karşı korunmasının gerektiği, belirtilen fiiller sebebiyle yönetmelikle belirlenen oranda idari para cezası uygulanmasıyla birlikte, söz konusu ihlâller kapsamında haksız yere fazladan tahsil edilen bu ücretlerin abonelere iade edilmesine karar verilmesi tüketici hak ve menfaatlerinin gözetilmesi amacıyla alınmış bir karar olduğundan, tesis edilen işlemde hukuka aykırılık, davanın reddi yolundaki İdare Mahkemesi kararında sonucu itibarıyla hukukî isabetsizlik bulunmadığı ..." şeklindeki gerekçeyle haksız yere fazladan tahsil edilen ücretlerin abonelere iadesine yönelik olarak alınan Kurul kararında hukuka aykırılık görülmediğine hükmedildiğinden, davacının davalı idarenin iadeyle ilgili bir karar verme yetkisinin bulunmadığı yönündeki iddiasına da itibar edilmesine olanak bulunmadığı sonucuna varılmıştır. Belirtilen gerekçelerle dava konusu işlem hukuka uygun bulunarak davanın reddine karar verilmiştir.
Bölge İdare Mahkemesi kararının özeti: ... Bölge İdare Mahkemesi ... İdari Dava Dairesince; istinaf başvurusuna konu İdare Mahkemesi kararının usul ve hukuka uygun olduğu ve davacı tarafından ileri sürülen iddiaların söz konusu kararın kaldırılmasını sağlayacak nitelikte görülmediği belirtilerek 2577 sayılı İdari Yargılama Usulü Kanunu'nun 45. maddesinin 3. fıkrası uyarınca istinaf başvurusunun reddine karar verilmiştir.
TEMYİZ EDENİN İDDİALARI:
Davacı tarafından, dava konusu işlemin dayanağını teşkil eden ... tarih ve ... sayılı işlemin yargı kararıyla iptal edildiği ve bu kararın kesinleştiği, anılan işlemin yetki yönünden iptal edilmesinin işlemin hukuk aleminde varlığını sürdürdüğü anlamına gelmediği, aylık paket ücretlerinin %x’i aşmayacak şekilde fiyat artışı yapılacağı ifadesinin kullanımının ilk kez ... sayılı işlem ile yasaklandığı, bu husus görülmeyerek bu ifadenin... sayılı Kurul kararına aykırı bulunmasının kesinleşen Danıştay kararı ile çeliştiği, tartışmalı ifadeye yer verilmesinin abone aleyhine olmadığı, kaldı ki bu ifadenin taahhütnamenin imza aşamasında mevcut olduğu, abonelerce muhakeme edilerek kabul edildiği, artışın rakam yerine oran olarak belirtilmesinin tüketici aleyhine olmadığı, tahsil edilen tutarların iadesi yönünden karar verilmesinin kanunilik ilkesini ihlal ettiği, iade yetkisinin Kurul kararının tesis edilmesi sonrasında 7061 sayılı Kanun ile 05/12/2017 tarihinde getirildiği, uyarı yaptırımının uygulanması için kabul edilen kanunilik ilkesinin fazla kesilen tutarların iadesi için de göz önüne alınması gerektiği ileri sürülmektedir.
KARŞI TARAFIN SAVUNMASI: Davalı idare tarafından, somut olayda idari işlemin ... sayılı Kurul kararının 5. maddesine aykırılık nedeniyle tesis edildiği, farklı adlar altında tüm ücretler mevzuat gereği tarife tanımı içinde olduğundan paket aşım ücretlerinin de tarife tanımı içinde olduğu, paket aşım ücretlerinin tarife dışında olduğuna ilişkin iddianın hiçbir hukuki dayanağının bulunmadığı, taahhütname sisteminden beklenenin taahhüt süresi boyunca tarifenin ücret, içerik ve koşullarında değişikliğin olmaması olduğu, bilgilendirme yapıldığı gerekçesiyle tek taraflı değişikliğin kabulünün mümkün olmadığı, taahhüdün esaslı unsuru olan ücretin net bir şekilde belli olması gerektiği, dava konusu Kurul kararının abonelere ücret iadesi yapılmasını öngören maddesinin, mevzuatın Kuruma yüklediği tüketicinin korunması sorumluluğunun bir gereği olduğu, açıkça abonelerin hakları olan paraların onlara tam ve gereği gibi iadesini teminen alınan kararın, tüketici hak ve menfaatlerinin korunması için alınan ve işletmecinin zaten yapması gereken malumun ilanı niteliğinde bir karar olarak anlaşılması gerektiği, tüketici haklarının korunması görevi verilmiş olan Kurumun tespit ettiği ihlaller neticesinde iade kararı vermesinin kanunilik ilkesi ile çelişir bir tarafın bulunmadığı, aksi takdirde, işletmecilerin idari para cezalarını sadece bir operasyon maliyeti olarak değerlendirmesine ve hatalı uygulama nedeniyle fayda elde etmeye devamının kabulüne sebep olacağı, 7061 sayılı Kanun ile getirilen yeni maddenin amacının, gerekçesinde de belirtildiği üzere Kurumun zaten var olan iade yetkisini düzenleme amacı ile değil, herhangi bir sebeple iade edilemeyen tutarın evrensel hizmet geliri olarak Devlete aktarılması olduğu, Kurumun tüketicileri koruma ve işletmecilere yükümlülük öngörmesine ilişkin kanunla verilmiş görev ve yetkisinin bulunduğu, kanuniliğe aykırılığın olmadığı belirtilerek istemin reddi gerektiği savunulmuştur. DANIŞTAY TETKİK HÂKİMİ ...'NIN DÜŞÜNCESİ : Temyiz isteminin reddi ile usul ve yasaya uygun olan Bölge İdare Mahkemesi kararının onanması gerektiği düşünülmektedir.
TÜRK MİLLETİ ADINA
Karar veren Danıştay Onüçüncü Dairesince, Tetkik Hâkiminin açıklamaları dinlendikten ve dosyadaki belgeler incelendikten sonra gereği görüşüldü:
HUKUKİ DEĞERLENDİRME: Bölge idare mahkemesi kararlarının temyizen bozulması, 2577 sayılı İdari Yargılama Usulü Kanunu'nun 49. maddesinde yer alan sebeplerden birinin varlığı halinde mümkündür. Temyizen incelenen karar usul ve hukuka uygun olup, dilekçede ileri sürülen temyiz nedenleri kararın bozulmasını gerektirecek nitelikte görülmemiştir. KARAR SONUCU: Açıklanan nedenlerle;
1.Davacının temyiz isteminin reddine,
2.Davanın yukarıda özetlenen gerekçeyle reddine ilişkin İdare Mahkemesi kararına yönelik istinaf başvurusunun reddi yolundaki ... Bölge İdare Mahkemesi ... İdari Dava Dairesinin ... tarih ve E:..., K:... sayılı temyize konu kararında, 2577 sayılı İdari Yargılama Usulü Kanunu'nun 49. maddesinde sayılan bozma nedenlerinden hiçbirisi bulunmadığından, anılan kararın ONANMASINA,
3.Temyiz giderlerinin istemde bulunan üzerinde bırakılmasına,
4.Posta giderleri avansından artan tutarın davacıya iadesine,
5.2577 sayılı Kanun'un 50. maddesi uyarınca, bu kararın taraflara tebliğini ve bir örneğinin de ... Bölge İdare Mahkemesi ... İdari Dava Dairesine gönderilmesini teminen dosyanın ...İdare Mahkemesine gönderilmesine, 28/11/2024 tarihinde kesin olarak oybirliğiyle karar verildi.