Aramaya Dön

Danıştay 13. Daire Başkanlığı

Esas No
E. 2023/611
Karar No
K. 2024/5115
Karar Tarihi
Karar Sonucu
BOZULMASINA
Hukuk Alanı
İdare Hukuku

Danıştay 13. Daire Başkanlığı         2023/611 E.  ,  2024/5115 K. "İçtihat Metni" T.C. D A N I Ş T A Y

ONÜÇÜNCÜ DAİRE

Esas No: 2023/611
Karar No: 2024/5115
TEMYİZ EDEN (DAVACI): ... Telekomünikasyon A.Ş.
VEKİLİ: Av. ...
KARŞI TARAF (DAVALI): ... Kurumu
VEKİLLERİ: Av. ..., Av. ...

İSTEMİN KONUSU : ... Bölge İdare Mahkemesi ... İdari Dava Dairesinin... tarih ve E:..., K:... sayılı kararının temyizen incelenerek bozulması istenilmektedir. YARGILAMA SÜRECİ :

Dava konusu istem: IMT-2000/UMTS İşletmecilerinin Şebekelerinde Kullanılacak Donanım ve Yazılım Yatırımlarının İncelenmesi ve Denetlenmesine İlişkin Usul ve Esaslar'ın “Raporlama” başlıklı 6. maddesinin birinci fıkrasına, Elektronik Haberleşme Sektörüne İlişkin Yetkilendirme Yönetmeliği'nin “İşletmecilerin hak ve yükümlülükleri” başlıklı 19. maddesinin birinci fıkrasının (a) bendine ve IMT-2000/UMTS Altyapılarının Kurulması ve İşletilmesi ile Hizmetlerin Sunulmasına İlişkin İmtiyaz Sözleşmesi'nin "Bilgi verme" başlıklı 23. maddesine aykırı olarak davacı şirket tarafından 30/04/2014 ila 29/04/2015 dönemine ilişkin 3G yatırım yükümlülüklerinin raporlanması kapsamında bazı bilgi ve belgelerin yanlış olarak raporlandığından bahisle Bilgi Teknolojileri ve İletişim Kurumu İdari Yaptırımlar Yönetmeliği'nin 24. maddesinin birinci fıkrası uyarınca 2014 yılı net satışlarının %0,002 (yüzbinde ikisi) oranında idari para cezası verilmesine ilişkin ... tarih ve ... sayılı Bilgi Teknolojileri ve İletişim Kurulu (Kurul) kararının 23. maddesi ile bu karara istinaden düzenlenen 103.068,40-TL tutarlı idari para cezası karar tutanağının iptali istenilmiştir.

İlk Derece Mahkemesi kararının özeti: ...İdare Mahkemesince verilen ... tarih ve E:..., K:...sayılı kararda; 30/04/2014 ila 29/04/2015 dönemine ilişkin 3G yatırım yükümlülüklerinin raporlanması kapsamında davacı şirketçe Kuruma bildirilen kapsam içi alımlara ilişkin toplam 13 adet faturanın fazladan kapsam içi olarak gösterildiği, kapsam dışı alımlara ilişkin toplam 10 fatura kaleminin fazladan kapsam dışı olarak gösterildiği, kapsam harici alımlara ilişkin olarak 3 adet faturanın da kapsam içi olarak raporlanması gerekirken kapsam dışı olarak raporlandığı, davacının da muhtelif kategorideki çeşitli faturaların sehven yanlış beyan edildiğini kabul ettiği, kapsam içi olan faturaların kapsam dışı, kapsam dışı olan faturaların kapsam içi ve kapsam dahilinde olan faturaların kapsam harici olarak bildirilmesi suretiyle Kuruma yanlış bilgi verme eyleminin sübuta erdiği anlaşıldığından, dava konusu işlemlerde hukuka aykırılık bulunmadığı sonucuna varılmıştır.

Öte yandan, davacı tarafından, insan aracılığıyla toplanan bilgi ve belgelerin bir kısmında sehven yapılan hataların mazur görülmesi gerektiği, bazı faturaların bildiriminde sehven hata yapılmış ise de bu hatanın kötü niyetli ve ekonomik kazanç elde etme amacına yönelik olmadığı iddia edilmişse de, ilgili mevzuatta "Kuruma yanlış bilgi verme" eyleminin suç olarak düzenlediği, eylemin idari para cezasıyla tecziye edilebilmesi için "kötü niyet, kasıt veya haksız ekonomik kazanç elde edilmesi" gibi unsurlara yer verilmediği, bu unsurların bulunmaması halinde dahi davalı idarenin idari para cezası vermesi mümkün olduğundan, anılan iddiaya itibar edilmediği;

Diğer yandan, davacı tarafından verilen para cezasının ölçülü olmadığı iddia edilmiş ise de, davalı idarenin bilgi teknolojileri ve iletişim sektörünü düzenleme ve denetleme yükümü altında olduğu, bu yükümün yerine getirilebilmesi amacıyla istenilen bilgi ve belgelerin doğru bir şekilde ve zamanında Kuruma ibrazında kamusal yarar bulunduğu, aksine yapılacak yorumlamada davalı idarenin görev alanındaki sektörlerle ilgili etkili gözetim faaliyeti yürütmesinin olanaksız hale geleceği dikkate alındığında, davacı şirkete 2014 yılı cirosunun yüzbinde ikisi oranında idari para cezası verilmesinde, ölçülülük ilkesi yönünden bir aykırılık bulunmadığı belirtilmiştir.

Belirtilen gerekçelerle dava konusu işlem hukuka uygun bulunarak davanın reddine karar verilmiştir.

Bölge İdare Mahkemesi kararının özeti: ... Bölge İdare Mahkemesi ... İdari Dava Dairesince; istinaf başvurusuna konu İdare Mahkemesi kararının usul ve hukuka uygun olduğu ve davacı tarafından ileri sürülen iddiaların söz konusu kararın kaldırılmasını sağlayacak nitelikte görülmediği belirtilerek 2577 sayılı İdari Yargılama Usulü Kanunu'nun 45. maddesinin 3. fıkrası uyarınca istinaf başvurusunun reddine karar verilmiştir.

TEMYİZ EDENİN İDDİALARI :

Davacı tarafından, davalı idarece Kurumlarına raporlanan toplam 102.007 adet fatura kaleminden yalnızca 110 tanesinin raporlanmasıyla ilgili hata bulunduğu belirtilmesine rağmen şirketlerince yapılan incelemeler neticesinde söz konusu fatura kalemlerinden 91 tanesinin doğru raporlandığının tespit edildiği, 19 fatura kaleminin de doğru raporlanmakla birlikte kategorisinin sehven hatalı seçildiği, sehven hatalı raporlanan faturaların, raporlanan toplam fatura kalemlerine oranının ise %0,02 olduğu, insan eliyle yapılan bir tasnifte, herhangi bir kast olmadan yapılan ve yükümlülüğün yerine getirilmesine herhangi bir etkisi olmayan söz konusu hata dolayısıyla kendilerine yüklü miktarda idari para cezası verilmesinin hem yatırım yükümlülüklerine yönelik düzenlemenin amacına hem de hakkaniyete aykırılık teşkil ettiği, verilen idari para cezasının ölçüsüz ve fahiş olduğu, davalı idarece uyarı cezası yerine neden idari para cezası verme yoluna gidildiğinin somut olarak ortaya koyulmadığı ileri sürülmüştür.

KARŞI TARAFIN SAVUNMASI : Davalı idare tarafından, davacının Kuruma süresi içerisinde doğru ve eksiksiz raporlama yapma yükümlülüğü bulunduğu, ilgili mevzuatta hatalı raporlanan fatura sayısının belirli bir oranda olması durumunda idari yaptırım uygulanamayacağı şeklinde bir düzenlemenin bulunmadığı, mevzuatta maktu olarak öngörülen idari para cezasının orantılı olarak tesis edildiği belirtilerek istemin reddi gerektiği savunulmuştur. DANIŞTAY TETKİK HÂKİMİ ...'İN DÜŞÜNCESİ : Temyiz isteminin reddi ile usul ve yasaya uygun olan Bölge İdare Mahkemesi kararının onanması gerektiği düşünülmektedir.

TÜRK MİLLETİ ADINA

Karar veren Danıştay Onüçüncü Dairesince, Tetkik Hâkiminin açıklamaları dinlendikten ve dosyadaki belgeler incelendikten sonra gereği görüşüldü:

HUKUKİ DEĞERLENDİRME : Bölge idare mahkemesi kararlarının temyizen bozulması, 2577 sayılı İdari Yargılama Usulü Kanunu'nun 49. maddesinde yer alan sebeplerden birinin varlığı halinde mümkündür. Temyizen incelenen karar usul ve hukuka uygun olup, dilekçede ileri sürülen temyiz nedenleri kararın bozulmasını gerektirecek nitelikte görülmemiştir.

Öte yandan, davacı tarafından idari para cezasının ölçüsüz ve fahiş olduğu ileri sürülmüşse de, yaptırımın dayanağı Bilgi Teknolojileri ve İletişim Kurumu İdari Yaptırımlar Yönetmeliği'nin 24. maddesinin birinci fıkrasında "Kurum tarafından talep edilen bilgi ve belgelerin yanlış olması" fiili için işletmecilere bir önceki takvim yılındaki net satışlarının yüzbinde iki (%0,002) oranında idari para cezası uygulanacağı düzenlendiğinden, davacıya 2014 yılı net satışlarının yüzbinde ikisi (%0,002) oranında idari para cezası verilmesinde hukuka aykırılık görülmemiştir. KARAR SONUCU : Açıklanan nedenlerle;

1.Davacının temyiz isteminin reddine,

2.Davanın yukarıda özetlenen gerekçeyle reddine ilişkin İdare Mahkemesi kararına yönelik istinaf başvurusunun reddi yolundaki ... Bölge İdare Mahkemesi... İdari Dava Dairesinin ... tarih ve E:..., K:...sayılı temyize konu kararında, 2577 sayılı İdari Yargılama Usulü Kanunu'nun 49. maddesinde sayılan bozma nedenlerinden hiçbirisi bulunmadığından, anılan kararın ONANMASINA,

3.Temyiz giderlerinin istemde bulunan üzerinde bırakılmasına,

4.Posta giderleri avansından artan tutarın davacıya iadesine,

5.2577 sayılı Kanun'un 50. maddesi uyarınca, bu kararın taraflara tebliğini ve bir örneğinin de ... Bölge İdare Mahkemesi ... İdari Dava Dairesine gönderilmesini teminen dosyanın ...

İdare Mahkemesine gönderilmesine, 28/11/2024 tarihinde kesin olarak oyçokluğuyla karar verildi. (X) KARŞI OY : 15/02/2014 tarih ve 28914 sayılı Resmi Gazete'de yayımlanarak yürürlüğe giren Bilgi Teknolojileri ve İletişim Kurumu İdari Yaptırımlar Yönetmeliği'nin ''Uyarı'' başlıklı 46. maddesinde, ''(1) Bu Yönetmelik kapsamında meydana gelen ihlaller için, bu Yönetmeliğin 44'üncü maddesinde yer alan hususlar dikkate alınmak ve 23'üncü, 24'üncü, 25'inci, 31'inci ve 33'üncü maddeler saklı kalmak kaydıyla idari yaptırım uygulanmadan önce, bu Yönetmeliğin aynı maddesi kapsamında olmak üzere işletmeci Kurul tarafından bir defaya mahsus uyarılabilir. (2) Uyarı yapılırken tekerrür süresi dikkate alınır. Tekerrüre esas sürenin dolması hâlinde aynı madde kapsamında tekrar uyarıda bulunulabilir.''; "Yanlış bilgi ve/veya belge verilmesi" başlıklı 24. maddesinde ise, "(1) Kurum tarafından talep edilen her türlü bilgi ve/veya belge ile ilgili mevzuat kapsamında verilmesi gereken bilgi ve/veya belgelerin yanlış olması halinde 44 üncü maddede yer alan ölçütler dikkate alınarak işletmeci uyarılır veya işletmeciye bir önceki takvim yılındaki net satışlarının yüzbinde ikisi (%0,002) oranında idari para cezası uygulanır." kuralları yer almaktadır.

Hukuk Devleti, "İnsan haklarına saygılı ve bu hakları koruyan, adaletli bir hukuk düzeni kuran ve bunu sürdürmekle kendini yükümlü sayan, bütün işlem ve eylemleri yargı denetimine bağlı olan Devlettir." şeklinde tanımlanmakta olup, bu ilkenin gereği olarak yürütme organı hukuka bağlı olmalıdır. Bu bağlılık, yapılan idari işlemlerin, Anayasa, kanun ve bunlara aykırı olmayacak şekilde çıkarılmış tüzük, yönetmelik ve diğer düzenlemelere uygun olarak tesis edilmesini zorunlu kılar.

Davalı idarenin de, dava konusu işlemi tesis ederken yürürlükte bulunan yönetmelik hükmünü uygulaması gerekmektedir. Yukarıda yer verilen yönetmelik hükmü uyarınca da, idari yaptırım uygulanmadan önce ya "uyarı" yapmalı ya da "uyarı" yapılmamasının takdiri halinde ise, uyarı yapılmama gerekçesinin Kurul kararında açıklanması gerekmektedir. Dava konusu Kurul kararının tesisinden önce "uyarı" yapılmadığı gibi, neden "uyarı" yapılmadığının da açıklanmadığı anlaşıldığından, dava konusu işlemde hukuka uygunluk bulunmamaktadır. Bu nedenlerle, temyize konu ... Bölge İdare Mahkemesi... İdari Dava Dairesi kararının yukarıda belirtilen gerekçeyle bozulmasına karar verilmesi gerektiği oyu ile karara katılmıyorum.

© 2026 İçtihat Pro — ictihatpro.com  |  Bu belge bilgilendirme amaçlıdır. Resmi belge niteliği taşımaz.