Aramaya Dön

Danıştay 4. Daire Başkanlığı

Danıştay 4. Daire Başkanlığı         2023/11299 E.  ,  2025/4719 K. "İçtihat Metni"T.C. D A N I Ş T A Y

Tam metni görüntülemek için kayıt olun

Ücretsiz üyelik ile günlük 1 karar görüntüleme hakkı kazanın

Ücretsiz Kayıt Ol Giriş Yap
Karar Etiketleri
15.11.2017 REDDİNE DANISTAYKARAR IDARI İdare Hukuku 7269 sayılı Umumi Hayata Müessir Afetler Dolayısıyla Alınacak Tedbirlerle Yapılacak Yardımlara Dair Kanunu 6306 sayılı Kanun yerine 5366 sayılı Kanun kapsamında korunmasının sağlanması gerektiği yönünde görüş var ise de; 5366 sayılı Kanunu 2863 sayılı Kanunda bahsi geçen "koruma" kavramını 6306 sayılı Kanunu 6306 sayılı Kanun gereğince, afet öncesinde olduğu gibi afet sonrasında da "riskli alan" kararı verilebileceği, 6306 sayılı Kanunu 5366 sayılı Kanunda koruma amacı ile "yenileme alanları" ilan edildiği, 6306 sayılı Kanunda ise "riskli alan" ilanın söz konusu olduğu; meydana gelen depremin kamu düzeni ve güvenliğini olağan hayatı durduracak veya kesintiye uğratacak şekilde etkilediği göz önüne alındığında, Antakya Kent Merkezi'nin "yenileme alanı" ilan edilmek yerine, "afet riskli alan" ilan edilmesinin daha doğru bir yaklaşım olduğu; kaldı ki 5366 sayılı Kanun kapsamında yenileme alanı ilan edilmesi için; öncelikle ilgili belediyesince meclis kararı alınması gerektiği, ilgili belediyenin böyle bir talebinin olmadığı gibi, Belediye ana hizmet binasının yıkıldığı, ek hizmet binasının ise ağır hasar aldığı ve Hatay İlinde belediyelerin kültürel mirasın korunması ve yeniden ihyasına yönelik çalışma yapılması konusunda yeterli teknik ve mali kapasiteye sahip olmadığı hususları birlikte değerlendirildiğinde, "yenileme alanı" ilanının Antakya Kent Merkezi için uygulanabilir olmadığı, diğer yandan, 6306 sayılı Kanunu 6306 sayılı yasanın 9. maddesinin 2. fıkrasında yer alan, kanun kapsamındaki alanlarda, anılan Kanunu 3194 sayılı İmar Kanunu 2863 sayılı Kültür ve Tabiat Varlıklarını Koruma Kanunu 7269 sayılı Kanun’un 1. maddesinde, anılan Kanun hükümlerinin, deprem, yangın, su baskını, yer kayması, kaya düşmesi, çığ ve benzeri afetlerde; yapıları ve kamu tesisleri genel hayata etkili olacak derecede zarar gören veya görmesi muhtemel olan yerlerde alınacak tedbirler ile yapılacak yardımlar hakkında uygulanacağı düzenlenmiştir. Kanun, afet meydana gelmeden önce gerekli tedbirlerin alınmasını amaçlarken, 7269 sayılı Kanun meydana gelmiş afetlerden sonra alınacak tedbirleri ve yapılacak yardımları düzenlemektedir. Ancak Kanun’un böyle bir amaç taşıması, onun afete maruz kalmış riskli bölgeler veya riskli yapılar hakkında uygulanmasına engel değildir. İşte kanun koyucunun dava konusu ikinci cümleyle her iki Kanunu 6306 sayılı Kanun 2863 sayılı Kanun 6306 sayılı Kanun hükümleri incelendiğinde ise; kişilerin mülkiyet hakkına sınırlama getirilmesine ilişkin hükümler içerdiği, örneğin, Kanunu 7269 sayılı Kanun 6306 sayılı Afet Riski Altındaki Alanların Dönüştürülmesi Hakkında Kanunu 7269 sayılı yasanın uygulandığı bölgelerde 6306 sayılı yasanın uygulanmasını gerektiren koşulların bulunması durumunda 6306 sayılı Kanunu 6306 sayılı Yasanın 2/1-ç maddesi uyarınca, bir alanın riskli alan ilan edilebilmesi için gerekli olan koşullar ve buna ilişkin kriterler 6306 sayılı Kanunu 5366 sayılı Kanun 7269 sayılı Kanun’un uygulanıyor olmasının Kanun’un uygulanmasına engel teşkil etmeyeceğine vurgu yapmak istediği anlaşılmaktadır. Kanun koyucunun daha önce başka bir kanunla düzenlediği bir alanı sonradan farklı bir kanunla düzenlemesinde, Anayasa’ya aykırı bir yön bulunmamaktadır. Kaldı ki, iki Kanunu 2577 sayılı İdari Yargılama Usulü Kanunu 6306 sayılı Yasa kural olarak doğal afet meydana gelmeden önce riskli olduğu belirlenen alanlarda riskin afete dönüşmesini engelleme amacıyla uygulanmakta ise de; 6306 sayılı Kanunu 6100 sayılı Hukuk Usulü Muhakemeleri Kanunu K6306 md.9 K6100 md.266 K7269 md.1 K6306 md.5 K6306 md.57 K2577 md.31 K155 md.13 K2863 md.9 K7269 md.9 K2709 md.13 K6306 md.1 K6306 md.2 K2863 md.57