T.C.

ANTALYA

BÖLGE ADLİYE MAHKEMESİ

11. HUKUK DAİRESİ

KARAR TARİHİ: 24/12/2025

T Ü R K M İ L L E T İ A D I N A

B Ö L G E A D L İ Y E M A H K E M E S İ K A R A R I

İNCELENEN KARARIN

MAHKEMESİ:Antalya 2. Asliye Ticaret Mahkemesi

KARAR TARİHİ: 22/04/2022
DAVANIN KONUSU: İtirazın İptali

GEREKÇELİ KARAR

YAZIM TARİHİ:24/12/2025

İlk Derece Mahkemesinin kararı ve dosya içerisinde bulunan belgeler okunup incelendi. Üye hakimin görüşü değerlendirildi.

GEREĞİ DÜŞÜNÜLDÜ

DAVACININ İDDİALARININ ÖZETİ:

Davacı vekili; müvekkili şirket ile davalılardan ...’e ait ... isimli iş yerinin devri konusunda 13/11/2019 tarihinde sözleşme imzalandığını, bu sözleşmeyi davacı şirket adına vekaleten dava dışı ...’ın imzaladığını, sözleşmeyi davalılar dışında davalı ...’in eşi ...’in de kefil sıfatı ile imzaladığını, taraflar arasındaki sözleşmeye göre bahse konu iş yerinin müvekkili şirkete devri ve işletme yerinin kiralayanına 3 yıllık kira bedelinin davalı ... tarafından ödenmesi karşılığında müvekkili şirket yetkilisi ... adına tapunun ... ilçesi, ... Mahallesi, ... ada, ... parsel ... numaralı bağımsız bölümdeki taşınmazın davalılardan ...’a, yine ... ilçesi, ... Mahallesi, ... ada, ... parsel de kayıtlı taşınmazın da diğer davalı ...’e devrinin kararlaştırıldığını, tarafların sözleşme ile üzerilerine aldıkları yükümlülükleri yerine getirmedikleri halinde devraldıkları taşınmazları geri iade etmeleri yada nakdi değerini davacı şirkete ödemelerinin kararlaştırıldığını ayrıca devredilecek işletmenin ve içindeki demirbaşların davalı tarafça müvekkiline devredilmemesi halinde davalıların müvekkiline 580.000,00.-TL tazminat ödemelerinin kararlaştırıldığını, bunun üzerine müvekkilinin sözleşmeye uyarak gayrimenkulleri devrettiğini, davalıların da işletmeyi fiziken müvekkiline devrettiklerini ancak devredip 3 yıllık kira bedelini yer sahibi ...’a ödediklerini, ancak resmi devir işlemlerini yapmadıklarını ve tekrardan ...’in bu işletmeyi işletmeye devam ettiğini, davalıların sözleşmeye uymamaları üzerine 580.000,00.-TL asıl alacak ve ferileri için takibe girişildiğini, davalıların borca, ferilere ve imzaya yaptıkları itiraz üzerine takibin durduğunu, müvekkilinin Türkiye’deki resmi prosedürü bilmemesinden dolayı davalılarca aldatıldığını belirterek itirazın iptaline ve tazminata hükmedilmesini talep ve dava etmiş, bu talebini duruşmada tekrarlamıştır. DAVALININ SAVUNMALARININ ÖZETİ:

Davalı ... vekili; müvekkilinin Antalya İli, ... İlçesi, ... Mahallesi, ... ada, ... parsel sayılı taşınmazda bulunan ve ...’e ait olan ... nolu bağımsız bölümü satın aldığının doğru olduğunu, müvekkilinin ...'ün malik olduğu bağımsız bölümü satmak istediğini öğrendiğini, satın almak için talip olduğunu, tapuda satış ve devir işlemlerinin gerçekleştiğini, müvekkilinin bedelini ödeyerek satın aldığını, 13/11/2019 tarihli ön protokol işletmenin devir teslim sözleşmesinden müvekkilinin haberi ve bilgisinin bulunmadığını, devir konusu ... Mahallesi, ... Bulvarı No: ... .../Antalya adresinde bulunan ... isimli spor salonu ile alakasının bulunmadığını, davacı tarafça dosyaya sunulan dekontlarda ... ve ... arasında Eft ile yapılan ödemeler bulunduğunu, müvekkilinin ilgisi ve alakasının bulunmadığını, Antalya Genel İcra Dairesi'nin ... Esas sayılı dosyası ile takibe konu edilen 13/11/2019 tarihli ön protokol işletmenin devir teslim sözleşmesine istinaden takibe ilişkin ödeme emrinin müvekkiline tebliğ edilmesinden hemen sonra süresinde takip dayanağı belgeye, borca ve imzaya itiraz edildiğini, takibin durduğunu, takibe konu olan sözleşmenin altındaki imzanın müvekkiline ait olmadığını, sözleşmede müvekkilinin isminin ve T.C. kimlik numarasının doğru olduğunu, imzanın müvekkiline ait olmadığını, imzasınn taklit edildiğini, sahte imza ile icra takibi yapılması nedeni ile Antalya Cumhuriyet Başsavcılığı'nın ... sayılı soruşturma dosyası ile şikayette bulunduklarını belirterek davanın reddine, takibin iptaline, haksız ve kötü niyetle yapılan takip ve açılan iş bu itirazın iptali davası nedeniyle davacı tarafa alacağın %20'sinden az olmamak üzere icra inkar tazminatına hükmedilmesine, yargılama giderleri ve vekalet ücretinin karşı tarafa yükletilmesine karar verilmesini talep etmiştir.

Davalı ... vekili; davanın görevli olmayan mahkemede açıldığını, görevli mahkemenin Asliye Hukuk Mahkemeleri olduğunu, görevsizlik kararı verilmesi gerektiğini, davanın süresinde açılmadığını, zaman aşımı def'inde bulunduklarını, davacı tarafın icra takibine dayanak yaptığı sözleşmenin sahte olarak düzenlendiğini, imzanın müvekkile ait olmadığını, sözleşmede kefil olarak görünen müvekkilinin eşi ...'in de imzanın kendisine ait olmadığını beyan ettiğini, müvekkilinin imzasını taklit edildiğini, sahtecilik yapıldığını, bu nedenle Antalya Cumhuriyet Başsavcılığına şikayette bulunulacağını, dava konusu taşınmazların müvekkiline ait iş yerinin davacıya devri karşılığında müvekkiline ve diğer davalıya devrildiği iddialarının asılsız olduğunu, müvekkilinin iş bu taşınmazları satın aldığını, bedelini ödediğini belirterek davanın reddine, davacının %20'den aşağı olmamak üzere kötü niyet tazminatına hükmedilmesine, yargılama giderleri ve vekalet ücretinin karşı tarafa yükletilmesine karar verilmesini talep etmiştir.

İLK DERECE MAHKEMESİ KARARININ ÖZETİ:

Mahkemece, "...Her iki davalıda sözleşme ve protokole ve imzalara itiraz etmiş olup, mahkememizce cezai şarta dayanak sözleşme ve protokole dayanan davacı vekiline belge asıllarını ibraz etmek üzere kesin süre verilmiş, davacı tarafça mahkememizce verilen kesin süre içerisinde belge asılları ibraz edilemediğinden, ispat yükü üzerine düşen davacı tarafça cezai şart ve sözleşme ve protokolün gerçekliği ve geçerliliği usulünce ispatlanamadığından davanın reddine" karar verilmiştir.

Antalya 2. Asliye Ticaret Mahkemesi'nin 21/06/2022 tarih ... Esas ... Karar sayılı ek kararı ile, davalı vekillerinin kötü niyet tazminatı talebinin reddine karar verilmiştir.

İLERİ SÜRÜLEN İSTİNAF SEBEPLERİ: Karara karşı davacı vekili, ek karara karşı davalı ... vekili istinaf başvurusunda bulunmuştur.

Davacı vekili karara karşı istinaf dilekçesinde özetle; Yerel mahkemenin kesin süre içinde 13/11/2019 tarihli işletme devir teslim sözleşmesi ve ön protokol asıllarının ibraz edilmemesinin ispat yükünün yerine getirilmemesi olarak değerlendirmesinin usul ve yasaya aykırılık teşkil ettiğini, zira gerek taraflarınca gerek müvekkili davacı asil tarafından bahsi geçen sözleşme ve ön protokolün resmi makamlarca onaylanmış suretinin yerel mahkemeye ibraz edildiğini ve bu evraklar üzerinden imza incelemesi talep edildiğini, mahkemece dosyaya sunulan davaya konu sözleşme ve ön protokolün onaylı suretleri üzerinde bilirkişi incelemesi gerçekleştirmeksizin ve diğer delillerle birlikte değerlendirmeksizin davanın reddi yönünde verilen kararın usul ve yasaya aykırı olduğunu, yerel mahkemenin tanık dinletme talebini dava değerine bakılarak reddetmesinin HMK 200. maddesine aykırı olduğunu, davalıların müvekkiline ait gayrimenkuller ile davalılardan ...'e ait işletmenin devrinin takas-trampa yoluyla el değiştirmesi hususunda müvekkilini ikna ettiklerini, işletmenin kiralık bir dükkanda faaliyet gösterir olması nedeniyle trampanın tapu sicil kaydı üzerinden gerçekleşmeyeceğini belirterek haricen bahsedilen sözleşmeyi düzenlediklerini, müvekkiline ait gayrimenkullerin ise her ne kadar gerçekte bir satış olgusu bulunmasada tapu kayıtlarında satış olarak gösterildiğini, davalıların, en baştan itibaren müvekkili şirket yetkilisini aldatıcı hileli davranışlar içerisinde bulunarak haksız menfaat temin etmeyi amaçladıklarını, davalıların, müvekkili şirket yetkilisinin uzun yıllardır yurt dışında ikamet ediyor olması ve ticari faaliyetlerini de yine yurt dışında yürütüyor olması nedenleri ile müvekkilinin bilgisizliğinden, hukuki bilgi eksikliğinden istifade ederek ve hileli davranışlarla müvekkili şirket yetkilisini aldattıklarını, hileli davranışın ispat hukuku açısından da son derece önem arz ettiğini, hukuki işlemlerde hata, hile iddialarının miktar veya değere bakılmaksızın tanıkla ispat edilebileceğini, hile iddiasının ispatı için makul ve objektif sebeplerin ileri sürülmüş olması gerektiğini, Türk Borçlar Kanunu'nun ilgili maddeleri uyarınca aldatma sonucu sözleşme yapan tarafın sözleşmeye bağlı olmayacağını ve iptal hakkını kullanabileceğini, bu nedenlerle yerel mahkemece delillerin değerlendirilmesinde hataya düşülmüş olmasının hukuka aykırılık oluşturduğunu istinaf sebepleri olarak ileri sürmüştür. Davalı ... vekili ek karara karşı istinaf dilekçesinde özetle; davacının kötü niyetli olduğunu, bu nedenle kötü niyet tazminatına hükmedilmesi gerektiğini istinaf sebebi olarak ileri sürmüştür.

DELİLLERİN DEĞERLENDİRİLMESİ ve GEREKÇE

Dava, itirazın iptali istemine ilişkindir. Mahkemece yazılı gerekçeyle, davanın reddine karar verilmiştir. Dairemizce istinaf incelemesi, 6100 sayılı HMK'nın 355. madde hükmü uyarınca istinaf dilekçesinde belirtilen sebeplerle sınırlı olarak ve kamu düzenine aykırı hususların olup olmadığı gözetilerek yapılmıştır.

HMK m. 359/3 uyarınca; dosya kapsamındaki yazı, belge ve bilgilere, yasaya uygun gerektirici nedenlere, İlk Derece Mahkemesi kararının gerekçesinde dayanılan delillerle, delillerin tartışılması sonucu maddi olay ve hukuki değerlendirmede usul ve yasaya aykırı bir yön bulunmadığı, davacının delil olarak dayandığı sözleşme ve protokol altındaki imzalara davalıların itiraz ettiği, davacının verilen kesin süreye rağmen belge asıllarını sunmadığı, belge asılları sunulmadan imza incelemesinin yapılamayacağı, davalı tarafın, davacının tanık dinletme talebine muvafakati bulunmadığı,

HMK'nın 200. Maddesi uyarınca tanık ile ispatın mümkün olmadığı, davacı tarafın irade fesadına dayanmadığı, davacının iddiasını ispat edemediği, davacının kötüniyetli olduğunun davalı tarafça ispat edilemediği gözetildiğinde mahkemece davanın reddine, davalıların kötüniyet tazminatı taleplerinin reddine karar verilmesinde isabetsizlik bulunmadığı, HMK m. 355/1. gereği incelemenin istinaf dilekçesinde belirtilen sebeplerle sınırlı olarak yapılıp, re'sen gözetilmesi gereken, kamu düzenine herhangi bir aykırılığın da bulunmadığı, kararın usul ve esas yönünden hukuka uygun olduğunun anlaşılmasına göre; davacı vekili ve davalı ... vekilinin istinaf itirazları yerinde görülmediğinden HMK m. 353/1-b-1. gereğince istinaf başvurularının esastan reddine karar vermek gerekmiş ve aşağıdaki şekilde hüküm kurulmuştur.

HÜKÜM: Gerekçesi yukarıda açıklandığı üzere;

1.Davacı vekilinin ve davalı ... vekilinin İlk Derece Mahkemesi kararına ilişkin istinaf başvurularının ESASTAN REDDİNE,

2.Davacının ve davalı ...'ın istinaf başvuruları reddedildiğinden 492 Sayılı Harçlar Kanunu gereğince alınması gerekli 615,40'er TL istinaf karar harcından peşin olarak yatırılan 80,70 TL maktu istinaf karar harcının mahsubu ile bakiye 534,70'er TL istinaf karar harcının davacı ve davalı ...'dan alınarak hazineye gelir kaydına, harç tahsil müzekkeresinin İlk Derece Mahkemesince YAZILMASINA,

3.Davacı ve davalı ... tarafından istinaf incelemesi için yapılan yargılama giderlerinin kendi üzerlerinde BIRAKILMASINA,

4.İstinaf incelemesi duruşmasız yapıldığından taraflar lehine vekalet ücreti takdirine YER OLMADIĞINA, f-İstinaf gider avansından kullanılmayan kısmının 6100 Sayılı HMK'nın 333. maddesi uyarınca karar kesinleştiğinde İlk Derece Mahkemesince ilgilisine İADESİNE,

5.Kararın Dairemizce taraflara TEBLİĞİNE, Dair; dosya üzerinden yapılan inceleme sonucunda, 6100 Sayılı HMK'nın 361/1. maddesi gereğince Dairemiz kararının tebliğinden itibaren İKİ HAFTALIK süre içinde Yargıtay nezdinde temyiz kanun yolu açık olmak üzere oybirliğiyle karar verildi. 24/12/2025 ...

Karar Etiketleri
24.12.2025 REDDİNE ISTINAFHUKUK HUKUK Ticaret Hukuku 492 sayılı Harçlar Kanunu 6100 sayılı Hukuk Muhakemeleri Kanunu HMK md.333 HMK md.200 HMK md.355 K6100 md.361/1 K6100 md.333 HMK md.361/1 K6100 md.355