DANIŞTAY İDARİ DAVA DAİRELERİ KURULU
DANIŞTAY İDARİ DAVA DAİRELERİ KURULU 2023/706 E. , 2024/2918 K. "İçtihat Metni" T.C. D A N I Ş T A Y
İDARİ DAVA DAİRELERİ KURULU
İSTEMİN KONUSU : Danıştay Beşinci Dairesinin 13/05/2022 tarih ve E:2017/5789, K:2022/3075 sayılı kararının temyizen incelenerek bozulması istenilmektedir. YARGILAMA SÜRECİ :
Dava konusu istem: 667 sayılı Olağanüstü Hal Kapsamında Alınan Tedbirlere İlişkin Kanun Hükmünde Kararname'nin 3/1. maddesi uyarınca FETÖ ile iltisakı ve irtibatı olduğu gerekçesiyle davacının meslekte kalmasının uygun olmadığına ve meslekten çıkarılmasına ilişkin Hakimler ve Savcılar Kurulu Genel Kurulunun ... tarih ve ... sayılı kararına karşı yapılan yeniden inceleme talebinin reddine ilişkin aynı Kurulun ... tarih ve ... sayılı kararının iptali ile meslekten çıkarılma tarihi itibarıyla yoksun kaldığı maddi haklarının yasal faiziyle birlikte ödenmesine ve özlük haklarının iadesine karar verilmesi istenilmiştir. Daire kararının özeti: Danıştay Beşinci Dairesinin 13/05/2022 tarih ve E:2017/5789, K:2022/3075 sayılı kararıyla; Davalı idarenin usule ilişkin itirazlarının yerinde görülmediği, "Maddi Olay ve Hukuki Süreç" ile "İlgili Mevzuat"a yer verilmiş; "Yargılamada İzlenen Usul ve Süreç", "FETÖ'ye İlişkin Tespit ve Değerlendirmeler", "Demokratik Anayasal Düzene Sadakat Yükümlülüğü", "Dava Konusu Edilen Kararın Hukuki Niteliği" başlıkları altında genel; "Kişiselleştirme ve Delillerin Değerlendirilmesi" başlığı altında hem genel hem de davacıya özel değerlendirmelerde bulunularak, Davacı Yönünden Yapılan Değerlendirmede; Davacı hakkında FETÖ/PDY silahlı terör örgütüne üyelik suçundan Gaziantep Cumhuriyet Başsavcılığının ... numarasına kayıtlı soruşturma dosyasının açıldığı ve Dairelerinin karar verdiği tarih itibarıyla ceza soruşturmasının devam ettiğinin görüldüğü,
Davacının kendi beyanı yönünden, davalı idare tarafından, "Davacının 15.08.2016 tarihli savcılık ifadesinde 1 yıl devam ettiği Sivas ... Fen Dershanesinin açık kaynaklardan yapılan araştırmada 'Danıştay hâkiminden sarsıcı itiraflar' başlığıyla yayınlanan haber içeriğinde yer verilen Danıştay Tetkik Hâkimi E.B.'nin itiraflarında söz konusu dershanenin FETÖ/PDY terör örgütü ile irtibat ve iltisaklı olduğuna dair beyanlara yer verilmesi, bu haliyle davacının örgütle bağlantılı dershanede eğitim görmüş olması" hususunun, davacının FETÖ/PDY terör örgütü ile irtibat ve/veya iltisaklı olduğunu gösterir delil niteliğinde olduğunun iddia edildiği;
Davacı hakkında ... Cumhuriyet Başsavcılığınca düzenlenen ... tarihli şüpheli sorgulama tutanağında "Ben Sivas il merkezinde üniversiteye hazırlık dershanesine gittim. Selçuk Fen Dershanesinin cemaat ile bağlantısı olabilir fakat tam bilmiyorum. Diğer dershanenin ise ilgisi yoktur...." ifadelerinin yer aldığı; üniversite sınavlarına hazırlık eğitimi amacıyla FETÖ/PDY yapılanmasına ait dershaneye gittiğini beyan eden davacının eğitim saikiyle hareket ettiğinin aksini ortaya koyabilecek bir tanık beyanı ya da bilgi ve belgenin dava dosyasında bulunmadığı gibi davalı idarece de dosyaya sunulmadığı görüldüğünden, davacının örgüte müzahir dershaneye sırf sınava hazırlık amacıyla gittiğine yönelik beyanının örgütle irtibat ve iltisaklı sayılması için yeterli bir delil olarak değerlendirilmediği,
Sosyal çevre bilgisi yönünden, davalı idarece dava konusu işlemlerin dayanaklarından birisi olarak davacı hakkındaki sosyal çevre bilgileri gösterildiğinden, Dairelerinin 15/06/2021 tarihli ara kararı ile davalı idareye davacı hakkında sosyal çevre araştırmaları sonucunda elde edilen bilgi ve belgelerin neler olduğunun sorulduğu, davalı idarece ara kararına verilen 27/10/2021 tarihli cevapta davacı hakkında sosyal çevre araştırmaları sonucunda elde edilen bilgi ve belgelerin, gerek davacının görev yaptığı mahalden gerekse diğer kurumlardan intikal eden ve işlem tesisinde Kurul kanaatinin oluşmasına destek olan her türlü veri ve bilgiler olduğunun belirtildiği görülmekle birlikte, anılan veri ve bilgilerin davalı idarece dava dosyasına somut bir şekilde sunulmadığı; netice itibarıyla, davacı hakkında somut bir tespiti içermeyen sosyal çevre bilgilerinin, davacının FETÖ/PDY terör örgütü ile irtibat ve iltisakını ortaya koyan delil olarak değerlendirilmesinin mümkün bulunmadığı sonucuna varıldığı,
Davacı hakkındaki ankesör/büfe telefon görüşmesi kaydı yönünden, davalı idare tarafından, "Terör örgütlerine veya Milli Güvenlik Kurulunca Devletin milli güvenligine karşı faaliyette bulunduğuna karar verilen yapı, oluşum veya gruplara üyeliği, mensubiyeti veya iltisakı yahut bunlarla irtibatı olduğu" gerekçesiyle meslekten çıkarılmasına karar verilen hâkim ve savcıların FETÖ/PDY Silahlı Terör Örgütünün diğer üyeleri ile örgütsel faaliyetler kapsamında ankesörlü sabit hatlardan ya da büfe vb. yerlerde kurulu bulunan kontörlü telefon hatlarından iletişime geçip geçmediğine ilişkin çalışma neticesinde davacı hakkında Emniyet Genel Müdürlüğü Terörle Mücadele Dairesi Başkanlığınca düzenlenen rapor"un, davacının FETÖ/PDY terör örgütü ile irtibat ve/veya iltisaklı olduğunu gösterir delil niteliğinde olduğunun ileri sürüldüğü, davacı tarafından, bu tespitle ilgili herhangi bir beyanda bulunulmadığı,
Davalı idare tarafından dava dosyasına sunulan ve Emniyet Genel Müdürlüğü Terörle Mücadele Dairesi Başkanlığınca hazırlanan söz konusu Rapor incelendiğinde; Sivas il merkezindeki ... numaralı ankesörlü telefondan 03/11/2013 tarihinde, önce M.Ö. isimli şahsın (son sgk kaydı Tarım Açık Cezaevi İşyurdu Müdürlüğünde tarla bitkileri yetiştiricisi olan ve hakkında adli işlem kaydı bulunmayan), 6 kez (saat 12:57:32'de - 0 saniye, 12:57:33'te - 0 saniye, 12:58:20'de -30 saniye, 13:00:38'de - 0 saniye, 13:00:39'da - 0 saniye, 13:01:26'da - 135 saniye ) arandığı, sonra davacının kendi adına kayıtlı olan 506...09 nolu GSM hattının 2 kez (13:01:52'de - 15 saniye, 13:01:53'te -15 saniye) arandığı, daha sonrasında ise Ş.G. isimli şahsın (son sgk kaydı emekli olan ve hakkında adli işlem kaydı bulunmayan), 1 kez (13:03:21'de- 27 saniye) arandığının anlaşıldığı,
Davalı idarece delil olarak bahsedilen Ankesör/Büfe Sorgu Raporunda, belli tarihlerde sabit numaralardan davacının ve üçüncü şahıs/şahısların arandığına ilişkin birtakım arama kayıtlarına yer verildiği görülmüş olmakla beraber, Dairelerinin 15/06/2021 tarihli ara kararı ile Emniyet Genel Müdürlüğü Kaçakçılık ve Organize Suçlarla Mücadele Daire Başkanlığı ile Emniyet Genel Müdürlüğü Terörle Mücadele Daire Başkanlığına, davacının İstanbul Cumhuriyet Başsavcılığının ... sayılı soruşturması kapsamında ankesörlü telefon görüşme kaydı bulunduğuna ilişkin tespit olup olmadığının sorulması üzerine Emniyet Genel Müdürlüğünce verilen ve Danıştay Genel Yazı İşleri Müdürlüğü kaydına 04/11/2021 tarihinde giren 01/11/2021 tarihli cevap yazısında, ardışık arama irtibatı tespit edildiği bildirilen ... numaralı GSM hattının davacı tarafından kullanılmadığının değerlendirildiğinin belirtildiği,
Bu durumda, davacı adına kayıtlı olan GSM hattına ilişkin aranma kaydı bulunmakta ise de, Emniyet Genel Müdürlüğü'nün 01/11/2021 tarihli yazısında ... numaralı GSM hattının davacı tarafından kullanılmadığının değerlendirildiği görüldüğünden, davacının örgütün örgütsel amaçlı haberleşme metotlarından olan “ankesörlü/sabit hatlardan aranma” gizli iletişim sistemine dahil olmadığı sonucuna varıldığı,
Netice itibarıyla, davacının örgütün örgütsel amaçlı haberleşme metotlarından olan “ankesörlü/sabit hatlardan aranma” gizli iletişim sistemine dahil olduğuna ilişkin iddianın, davacının FETÖ/PDY terör örgütü ile irtibat ve iltisakını ortaya koyan bir delil olarak değerlendirilmesinin mümkün bulunmadığı sonucuna varıldığı,
Diğer hususlar yönünden (davacı hakkında yürütülen ceza soruşturması), davalı idare tarafından, "Davacı hakkında FETÖ/PDY silahlı terör örgütü üyeliği iddiası ile ... Cumhuriyet Başsavcılığının ... esas sırasına kayden soruşturma yürütülmesi" denilmek suretiyle, belirtilen hususun davacının FETÖ/PDY terör örgütü ile irtibat ve/veya iltisaklı olduğunu gösterir delil niteliğinde olduğu ileri sürülmüş ise de, salt davacı hakkında silahlı terör örgütüne üyelik suçundan ... Cumhuriyet Başsavcılığının ... sayısına kayden soruşturma yürütülmesinin davacının FETÖ/PDY terör örgütü ile irtibat ve iltisakını ortaya koyan bir delil olarak değerlendirilmesine masumiyet karinesi gereğince olanak bulunmadığı,
Bununla birlikte, ... Cumhuriyet Başsavcılığının anılan soruşturma dosyası kapsamında yapılan tespitlerin davacının FETÖ ile iltisak ve irtibatı noktasında incelendiğinde, davacının FETÖ ile iltisak ve irtibatının göstergesi olabilecek herhangi bir delil ya da bilgi ve belgenin bulunmadığının anlaşıldığı,
Netice itibarıyla, salt davacı hakkında silahlı terör örgütüne üyelik suçundan soruşturma yürütülmesinin davacının FETÖ terör örgütü ile irtibat ve iltisakını ortaya koyan bir delil olarak değerlendirilmesine olanak bulunmadığı, kaldı ki anılan soruşturma dosyasında da halihazırda davacının FETÖ ile iltisak ve irtibatını gösteren herhangi bir delil bulunmadığı sonucuna varıldığı,
Dosyada bulunan bilgi ve belgeler ile kararda yer verilen açıklamalar bir bütün olarak değerlendirildiğinde, davalı idarece bakılmakta olan dosyada davacının terör örgütlerine veya Milli Güvenlik Kurulunca Devletin milli güvenliğine karşı faaliyette bulunduğuna karar verilen yapı, oluşum veya gruplarla iltisakı yahut bunlarla irtibatı olduğuna ilişkin yeterli delil sunulmadığı, sunulan delillerin ise davacının iltisakı veya irtibatını ortaya koyacak yeterlilikte ve nitelikte olmadığı, ayrıca ilgili kamu kurumları ve özel kuruluşlarca Dairelerinin 15/06/2021 tarihli ara kararına verilen cevaplarda da davacının iltisakı veya irtibatını ortaya koyan herhangi bir bilgi ve belgenin bulunmadığının anlaşıldığı, Bu nedenle, davacının FETÖ ile iltisak ve irtibatının olduğu gerekçesiyle tesis edilen dava konusu kararda hukuka uyarlık bulunmadığı sonucuna varıldığı,
Dava konusu kararda hukuka uyarlık görülmediğinden davacının bu karar nedeniyle yoksun kaldığı parasal haklarının meslekte kalmasının uygun olmadığına ve meslekten çıkarılmasına ilişkin işlemin tesis edildiği tarihten itibaren yasal faiziyle birlikte ödenmesi ve özlük haklarının iadesine karar verilmesinin gerektiği, Öte yandan; davalı idarece, davacının FETÖ ile iltisak ve irtibatını ortaya koyacak nitelikte delillerin tespit edilmesi halinde yeniden işlem tesis edilebileceğinin de açık olduğu gerekçesiyle,
Hâkimler ve Savcılar Kurulu Genel Kurulunun ... tarih ve ... sayılı sayılı kararına karşı yapılan yeniden inceleme talebinin reddine ilişkin aynı Kurulun ... tarih ve ... sayılı kararının davacıya ilişkin kısmının iptaline, davacının bu karar nedeniyle yoksun kaldığı parasal haklarının meslekte kalmasının uygun olmadığına ve meslekten çıkarılmasına ilişkin işlemin tesis edildiği tarihten itibaren işletilecek yasal faiziyle birlikte ödenmesine, özlük haklarının iadesine, karar verilmiştir.
TEMYİZ EDENİN İDDİALARI : Davalı idare tarafından, usule ilişkin itirazlarının yerinde görülmeme gerekçesinin kararda yer almadığı, dava konusu işlemin bir disiplin işlemi olmadığı, bu nedenle hukuki denetimin disiplin işlemi kapsamında yapılamayacağı, davacının FETÖ/PDY silahlı terör örgütüyle irtibat ve iltisaklı olup olmadığı hususunda katı bir bakış açısıyla karar verildiği, oysa davacının hakimlik ve savcılık mesleğinde kalmasının uygun olup olmadığı yönünde yapılan değerlendirmede sübut derecesinin aranmasının usul ve yasaya aykırı olduğu, Danıştay Beşinci Dairesince verilen bir kısım ret ve iptal kararları arasında ciddi çelişkiler bulunduğu; davacının örgütle bağlantılı dershanede eğitim gördüğüne yönelik beyanı, davacıyla ilgili ankesörlü/sabit hat telefon görüşmesi kaydına ilişkin Emniyet Genel Müdürlüğü Terörle Mücadele Dairesi Başkanlığınca düzenlenen raporda yer alan "1. Grup Ardışık" ifadesi kullanılmak suretiyle davacıyla ilgili ardışık arama bulunduğuna yönelik tespit ve davacı hakkında kovuşturmaya yer olmadığına dair karar içeriğinde yer alan davacının cep telefonuna ait HTS kayıtlarının incelenmesi sonucunda haklarında FETÖ/PDY silahlı terör örgütü üyesi oldukları isnadıyla işlem yapılan kişilerle (adliye çalışanları da dahil) görüşmelerinin olduğunun tespit edildiği hususları birlikte değerlendirildiğinde Kurul kanaatinin, davacının FETÖ/PDY silahlı terör örgütüyle iltisaklı ve/veya irtibatlı olduğu yönünde oluştuğu, ayrıca her ne kadar davacı hakkında "silahlı terör örgütüne üye olma" suçundan başlatılan adli süreç mahkumiyet dışında bir kararla sonuçlanmış ise de; dava konusu işlem "üyelik" isnadına değil "iltisak ve irtibat" isnadına dayandığından söz konusu kararın davacının hukuki durumunu değiştirmediği; karar gerekçesinde yer alan ardışık arama irtibatı tespit edilen numaranın kullanıcısı net olarak tespit edilmeksizin bu numaranın davacı tarafından kullanılmadığına yönelik tespitin eksik incelemeye dayandığı, bu tespite esas alınan belgelerin davalıya iletilmediği; dava dilekçesinde parasal hak isteminde bulunulmadığı halde talebe bağlı kalınmayarak hüküm kurulmasında hukuki isabet bulunmadığı, davacının bu kararlar nedeniyle yoksun kaldığı mali haklarının meslekten çıkarılmasına karar verildiği tarihten itibaren işletilecek yasal faiziyle birlikte ödenmesi talebinin ise yasal dayanaktan yoksun olduğu, 685 sayılı KHK, Anayasa'nın 159. maddesinin 10. fıkrası ve 7075 sayılı Kanun'un 10. maddesinin 1. fıkrası uyarınca tam yargı davalarına karşı yargı yolunun kapalı olduğu, 685 sayılı KHK'nın yürürlüğe girdiği 23/01/2017 tarihi öncesi için hiçbir şekilde parasal ve özlük hak, maddi ve manevi tazminat ve faize hükmedilemeyeceği, söz konusu taleplerin dava tarihinden itibaren dikkate alınabileceği ve faiz konusunda da yasal faizin dikkate alınabileceğine dair yerleşik Danıştay içtihatlarına aykırı taleplerin de kabulünün mümkün olmadığı ileri sürülmektedir. KARŞI TARAFIN SAVUNMASI :
Davacı tarafından, ... Cumhuriyet Başsavcılığının ... sayılı ve 27/05/2022 tarihli kararı ile hakkında kovuşturmaya yer olmadığına ilişkin kararın verildiği, somut delile dayanmayan temyiz isteminin reddi gerektiği savunulmaktadır. DANIŞTAY TETKİK HÂKİMİ ...'NUN DÜŞÜNCESİ : Temyiz isteminin reddi ile Daire kararının onanması gerektiği düşünülmektedir.
TÜRK MİLLETİ ADINA
Karar veren Danıştay İdari Dava Daireleri Kurulunca, Kurulumuzun 21/02/2024 tarihli ara kararına davalı idarece verilen cevaba ilişkin bilgi ve belgelerin dosyaya sunulması üzerine, Tetkik Hâkiminin açıklamaları dinlendikten ve dosyadaki belgeler incelendikten sonra, dosya tekemmül ettiğinden yürütmenin durdurulması istemi hakkında ayrıca bir karar verilmeksizin gereği görüşüldü:
HUKUKİ DEĞERLENDİRME : Danıştay dava dairelerinin nihai kararlarının temyizen incelenerek bozulması, 2577 sayılı İdari Yargılama Usulü Kanunu'nun 49. maddesinde yer alan; "a) Görev ve yetki dışında bir işe bakılmış olması,
b)Hukuka aykırı karar verilmesi,
c)Usul hükümlerinin uygulanmasında kararı etkileyebilecek nitelikte hata veya eksikliklerin bulunması", sebeplerinden birinin varlığı hâlinde mümkündür. Temyizen incelenen karar usul ve hukuka uygun olup, temyiz dilekçesinde ileri sürülen iddialar kararın bozulmasını gerektirecek nitelikte görülmemiştir. Öte yandan, davacıya parasal hakların ödenmesinde, davacının meslekten çıkarıldığı tarih ile iptal kararı uyarınca mesleğe iade edildiği tarih arasında geçen dönemde varsa tespit edilecek çalışmaları karşılığında edindiği gelirin düşülmesi gerektiği tabiidir. KARAR SONUCU : Açıklanan nedenlerle;
1.Davalı idarenin temyiz isteminin reddine,
2.Dava konusu kararın davacıya ilişkin kısmının yukarıda özetlenen gerekçeyle iptaline, davacının bu karar nedeniyle yoksun kaldığı parasal haklarının meslekte kalmasının uygun olmadığına ve meslekten çıkarılmasına ilişkin işlemin tesis edildiği tarihten itibaren işletilecek yasal faiziyle birlikte ödenmesine ve özlük haklarının iadesine ilişkin Danıştay Beşinci Dairesinin temyize konu 13/05/2022 tarih ve E:2017/5789, K:2022/3075 sayılı kararının ONANMASINA,
3.Kesin olarak, 20/11/2024 tarihinde oybirliği ile karar verildi.