T. C. ANKARA BÖLGE ADLİYE MAHKEMESİ 21.
HUKUK DAİRESİ 2023/1608 Esas 2025/1593 Karar
T.C.
ANKARA
BÖLGE ADLİYE MAHKEMESİ
21.HUKUK DAİRESİ
TÜRK MİLLETİ ADINA
KARAR
İNCELENEN DOSYANIN
MAHKEMESİ : ANKARA BATI 1. ASLİYE TİCARET MAHKEMESİ
TARİHİ : 05/07/2023
NUMARASI : 2020/348 Esas 2023/797 Karar
GEREKÇELİ KARARIN
Taraflar arasındaki alacak istemine ilişkin davanın yargılaması sonunda ilamda yazılı gerekçeyle davanın kısmen kabulüne yönelik olarak verilen hükme karşı davalı vekilince süresinde istinaf kanun yoluna başvurulması üzerine dosya incelendi, gereği konuşulup düşünüldü. DAVA
Davacı vekili dava dilekçesinde özetle; davacı şirket hakkında mahkememizin 2018/940 esas sayılı konkordato talepli dava dosyası kapsamında bankaca yapılan alacak bildirimiyle ilgili çekişme ortaya çıktığını, bankanın 402.723,56 TL alacak nisabıyla temsil edilmesine karar verildiğini, nakdi kredi alacakları toplamı 662.103,95 TL, çek yasal yükümlülüğünden kaynaklanan gayri nakdi çek riski alacağı 6.675,00TL, mer'i teminat mektuplarındarı kaynaklanan gayri nakdi teminat mektubu riski alacağı 41.000,00 TL olmak üzere toplam 709.778,95TL alacağı bulunduğunu iddia ederek kabul edilmeyen 307.055,39TL alacağın da konkordato projesine eklenmesini talep ve dava etmiştir.
CEVAP
Davalı vekili cevap dilekçesinde özetle; müvekkil şirketin, konkordatoya girdiği dönemde rehinli alacak faizli borç miktarının 66.740,08 TL iken erken kapama ve diğer bedellerle birlikte 68.830,38 TL toplam olarak tahsil edildiğini, hesaplardan 50.000,00 TL rotatif kredi faizi, 216,5-TL POS Masrafı, 412,00-TL kıbrıs çeki masrafı, 883,46-TL KMH faizi, 8.374,51TL taşıt kredisi erken kapama komisyonu ve 92.631,47-TL KGF kredi faizi adı altında haksız ve hukuka aykırı olarak tahsilat yapıldığını, bu hesapların bilgi ve onayları dışında kullanılmış olması neticesinde davacı tarafından kullanılan 152.517,97TL'lik tahsilatların mevcut borç ve alacak bakiyeleri ilave edildikten sonra, yine müvekkil şirket adına temlik cirosu ile tahsil edilen çek bedelleri de toplam borç miktarından düşüldükten sonra kalan bakiye ile davacının işbu davayı açarken talep miktar arasında fahiş tutarda fark bulunduğunu, aynı barç miktarına ilişkin olarak Ankara Gayrimenkul Satış İcra Dairesi 2020/908E. Sayılı dosya ile müvekkil şirket hakkında ipoteğin paraya çevrilmesi yoluyla icra emri gönderildiğini, konkordato kesin mühlet kararından itibaren faizin durduğu ve işlemediği belirtilerek davanın reddine karar verilmesini istemiştir.
İLK DERECE MAHKEMESİ KARARI
Mahkemece, denetime elverişli ve gerekçeli 08.02.2023 tarihli rapor ve ek raporlarda davalı tarafça davacıya tahsil amacıyla verilen çeklerden ödenen miktarın (davacı tarafça da kabul edileceği üzere) hesaptan düşüldüğü, bu arada dava tarihinden sonra tahsil edilen alacak miktarı da dikkate alınarak bu yönden davanın konusuz kaldığı, böylece davacının kesin mühlet tarihi itibariyle kabul edilen 402.723,56TL dışında 170.198,42TL banka alacağının bulunduğu gerekçeleriyle Ankara Batı Asliye Ticaret Mahkemesi'nin 27/03/2020 tarih ve 2018/940 esas 2020/196 karar sayılı dosyasında tasdik edilen proje kapsamında ilk taksit 27.09.2020 tarihinden başlamak üzere 48 ayda eşit taksitler halinde davalı tarafından davacı bankaya ödenmesine, fazlaya ilişkin talebin reddine karar verilmiştir.
İSTİNAF SEBEPLERİ
Davalı vekili istinaf dilekçesinde özetle; mahkeme kararında bilirkişi raporlarında yer alan hiçbir hesaplamanın hükme esas alınmadığını, teminat mektuplarının iade edildiğini ancak risk alacağı bedellerinin alacak miktarından mahsup edilmediğini, bankaya tahsil cirosu ile devredilen çeklerin davacı banka ukdesinde kaldığını ve takibe konu edildiğini, davacının icra takiplerinin alacaklısı durumunda olduğunu, çek sorumluluk bedellerinin alacağa dahil edilmesinin doğru olmadığını, her ne kadar mahkeme kararında açıklık bulunmasa da faize dair itirazlarının geçerliliğini koruduğunu, yargılama sırasında davacı banka tarafından müvekkilinin hesaplarından kesinti yapılmaya devam edildiğini, bu kesintilerin bilirkişi raporunda dikkate alınmadığını bildirerek ilk derece mahkemesi kararının kaldırılmasını istemiştir.
HUKUKİ NİTELENDİRME, DELİLLERİN VE İSTİNAF SEBEPLERİNİN DEĞERLENDİRİLMESİ Dava, konkordato davası neticesinde çekişmeli hale gelen alacağın tahsili istemine ilişkindir. 6100 Sayılı HMK'nın 355.maddesi gereğince, istinaf incelemesinin istinafa gelen tarafın sıfatı ile istinaf dilekçesinde belirtilen sebeplerle sınırlı olarak kamu düzenine aykırılık bulunup bulunmadığı hususu gözetilerek ilk derece mahkemesinin taraflar arasındaki ihtilafta görevli mahkeme oluşu ve eldeki davada kesin yetki kuralına da aykırılık bulunmadığı anlaşılmakla işin esasına girilerek yapılan incelemede;
Dosya kapsamından, davacı bankanın ... Şubesi ile ... Matbaacılık Ltd. Şti. arasında 21.08.2017 tarihli ve 750.000,00TL limitli Genel Nakdi ve Gayrinakdi Kredi Sözleşmesi akdedildiği, kredi borcunun ödenmemesi üzerine hesabın kat edilerek davalıya hitaplı 20.01.2020 keşide tarihli ihtarmamede sözleşme gereğince taksitli ticari kredi ve gayrinakdi kredi hesabının 12.01.2020 tarihi itibarıyla kat edildiğini, kredilerden kaynaklanan alacağın muaccel hale geldiğini, toplam 634,307,11 TL ile masrafın 7 gün içinde ödenmesi gerektiğini, ayrıca 41.000,00 TL tutarındaki meri teminat mektubu bedelinin 7 gün içinde depo edilmesi gerektiğini, müşterisine verilmiş bulunan çek karnelerinin boş kalan veya kredi müşterisince iptal edilmiş yapraklarının iade edilmesi gerektiğini, iade edilmemesi halinde risk oluşturan çek yasal yükümlülük tutarı toplamını teşkil eden 6.090,00 TL'nin 7 gün içinde depo edilmesi gerektiğini; fazlaya ilişkin her türlü talep hakları saklı kalmak kaydı ile ödeme yapılmaması veya nakit depo edilmemesi durumunda muhatap hakkında yasal yollara başvurulacağını, sözleşmede belirlenen oranda gecikme faizi, gider vergisi ve ayrıca bu yönden sarfına mecbur kalınacak masraflar, yargılama ve takip giderleri ile avukatlık ücretinin de muhataba yükleneceğinin ihtaren belirtildiği, ihtarnamenin davalıya 12.01.2020 tarihinde tebliğ edildiği, davalı şirketin konkordato başvurusu üzerine Ankara Batı Asliye Ticaret Mahkemesinin 2018/940 esas sayılı dosyasında, alacaklı ...
Bankası A.Ş.'nin 709.778,95TL üzerinden alacak bildiriminde bulunduğu, alacağın 307.055,39TL'lik kısmının reddedildiği, 402.723,56 TL'lik kısmının kabul edildiği, alacağın varlığı ve muaccel olup olmadığının yargılamayı gerektirdiği, alacaklının alacağını yaklaşık ispat halinde delillerdiremediğini belirterek ...
Bankası A.Ş.'nin Konkordata Komiserler Kurulunun 30.01.2020 tarihli kararına itirazının reddine karar verildiği, mahkemece de davacı bankanın konkordato kapsamındaki alacak miktarının 402.723,56TL olduğunun kabul edildiği, 27/03/2020 tarihinde konkordato tasdik kararı verildiği anlaşılmaktadır.
Davacı yan eldeki davada, konkordato sürecinde kabul edilen alacak (402.723,56TL) dışında davacı bankanın 307.055,39 TL daha alacağı bulunduğu iddiasıyla İİK'nun 308/b maddesi uyarınca eldeki davayı açmış, mahkemece davanın 136.856,97 TL yönünden konusuz kaldığından karar verilmesine yer olmadığına, kalan kısım olan 170.198,42 TL yönünden davanın kabulüne karar verilmiştir. 6100 sayılı HMK'nun 297. maddesinde, bir mahkeme hükmünün kapsamının ne şekilde olması gerektiği açıklanmıştır. Buna göre; bir mahkeme hükmünde, tarafların iddia ve savunmalarının özetinin, anlaştıkları ve anlaşamadıkları hususların, çekişmeli vakıalar hakkında toplanan delillerin, delillerin tartışılması ve değerlendirilmesinin, sabit görülen vakıalarla, bunlardan çıkarılan sonuç ve hukuki sebeplerin birer birer şüphe ve tereddüt uyandırmayacak şekilde hükümde gösterilmesi gereklidir. Bu kısım, hükmün gerekçe bölümüdür.
Gerekçe bölümünde hükmün dayandığı hukuki esaslar açıklanır. Hâkim, tarafların kendisine sundukları maddi vakıaların hukuki niteliğini resen araştırıp bularak hükmünü dayandırdığı hukuk kurallarını ve bunun nedenlerini gerekçede açıklar (Arslan, Ramazan/Yılmaz, Ejder/Taşpınar Ayvaz, Sema/Hanağası, Emel; Medeni Usul Hukuku, Ankara, 2018, s. 474.). Anayasa'nın 141. maddesi gereğince bütün mahkemelerin her türlü kararlarının gerekçeli olması gereklidir. Gerekçenin önemi Anayasal olarak hükme bağlanmakla gösterilmiş olup, gerekçe ve hüküm birbirine sıkı sıkıya bağlıdır.
Kanun’un aradığı anlamda oluşturulacak kararların hüküm fıkralarının açık, anlaşılır, çelişkisiz, uygulanabilir olmasının gerekliliği kadar; kararın gerekçesinin de sonucu ile tam bir uyum içinde o davaya konu maddi olguların mahkemece nasıl nitelendirildiğini, kurulan hükmün hangi nedenlere ve hukuksal düzenlemelere dayandırıldığını ortaya koyacak; kısaca maddi olgular ile hüküm arasındaki mantıksal bağlantıyı gösterecek nitelikte olması gerekir. Tarafların o dava yönünden, hukuk düzenince hangi nedenle haklı veya haksız görüldüklerini anlayıp değerlendirebilmeleri ve istinaf ve temyiz sırasında hukuka uygunluk denetimini yapabilmesi için ortada usulüne uygun şekilde oluşturulmuş; hükmün hangi nedenle o içerik ve kapsamda verildiğini ayrıntılarıyla gösteren, ifadeleri özenle seçilmiş ve kuşkuya yer vermeyecek açıklıktaki bir gerekçe bölümünün ve buna uyumlu hüküm fıkralarının bulunması zorunludur.
Nitekim 07/06/1976 tarihli ve 1976/3-4 Esas 1976/3 Karar sayılı Yargıtay İçtihadı Birleştirme Kararının gerekçesinde yer alan "Gerekçenin ilgili bilgi ve belgelerin isabetle takdir edildiğini gösterir biçimde geçerli ve yasal olması aranmalıdır. Gerekçenin bu niteliği yasa koyucunun amacına uygun olduğu gibi kararı aydınlatmak, keyfiliği önlemek ve tarafları tatmin etmek niteliği de tartışma götürmez bir gerçektir." şeklindeki açıklama ile de aynı ilkeye vurgu yapılmıştır.
Öte yandan mahkeme kararlarının taraflar, bazen de ilgili olabilecekleri başka hukuki ihtilaflar yönünden etkili ve bağlayıcı kabul edilebilmeleri, başka bir dava yönünden kesin hüküm, kesin veya güçlü delil oluşturup oluşturamayacağı gibi hukuksal değerlendirmeler de bu kararların yukarıda açıklanan nitelikte bir gerekçeyi içermesiyle mümkündür. (Yargıtay Hukuk Genel Kurulunun 31/01/2019 tarih ve 2017/11-149 Esas 2019/49 Karar sayılı ilamı). Anılan hükümler kamu düzenine ilişkin olup re'sen gözetilecektir.
Yukarıdaki hükümler birlikte değerlendirildiğinde, 6100 sayılı HMK'nın 297.maddesi gereğince mahkeme kararları, asgari olarak iki tarafın iddia ve savunmalarının özetlerini, incelenen maddi ve hukuki olayın özünü, mahkemeyi sonuca götüren gerekçelerin neler olduğu hususlarını ihtiva etmelidir. Anayasa'nın 141. maddesinin 3. fıkrası hükmü de mahkeme kararlarının gerekçeli olması gerektiğini düzenlemektedir. Karar aleyhine yasa yollarına başvurulduğunda da inceleme sırasında gerekçe sayesinde kararın usul ve yasaya uygun olup olmadığı İstinaf Mahkemesi ve Yargıtay'ca denetlenebilecektir.
Somut olayda, mahkemece gerekçe kısmında 08.02.2023 tarihli rapor ve ek raporun hükme esas alındığı belirtilerek, söz konusu raporlarda davalı tarafça davacıya tahsil amacıyla verilen çeklerden ödenen miktar (davacı tarafça da kabul edileceği üzere) hesaptan düşüldüğü, bu arada dava tarihinden sonra tahsil edilen alacak miktarı da dikkate alınarak bu yönden davanın konusuz kaldığının kabul edildiği, böylece davacının kesin mühlet tarihi itibariyle kabul edilen 402.723,56TL dışında 170.198,42TL banka alacağının olduğunun tespiti ile Ankara Batı Asliye Ticaret Mahkemesinin 27/03/2020 tarih 2018/940 Esas 2020/196 Karar sayılı dosyasında tasdik edilen proje kapsamında ilk taksit 27/09/2020 tarihinden başlamak üzere 48 ayda eşit taksitler halinde davalı tarafından davacı bankaya ödenmesine, fazlaya ilişkin istemin reddine karar verildiği belirtilmesine rağmen hüküm kısmında gerekçeyle çelişki yaratacak şekilde davanın 136.856,97 TL yönünden konusuz kaldığından karar verilmesine yer olmadığına, kalan kısım 170.198,42 TL yönünden davanın kabulüne karar verilmesi kararının gerekçesinin değil hüküm fıkrasının icra edileceği gözetildiğinde hem gerekçe hüküm çelişkisi hem de infazı kabıl olmayan bir karar niteliğinde olup HMK'nun 297/2. maddesine aykırılık teşkil etmekte ve 10.4.1992 gün ve 1991/7 Esas, 1992/4 K sayılı Yargıtay İçtihadı Birleştirme Büyük Genel Kurulu Kararı uyarınca bir hüküm kurulmak üzere dosyanın ilk derece mahkemesine iadesini gerektirmektedir.
Öte yandan, hüküm kısmında "..........170.198,42 TL yönünden davanın kabulüne" denilmekle yetinilerek söz konusu miktarın "tahsili"ne ilişkin herhangi bir hüküm kurulmaması da HMK'nun 297/2.maddesine aykırılık teşkil ettiğinden davalı vekilinin istinaf başvurusunun kamu düzeni gözetilerek kabulüne karar vermek gerekmiştir. Tüm bu nedenlerle kamu düzeni gözetilerek 6100 Sayılı HMK'nın 353/(1)-a.6.maddesi gereğince davanın yeniden görülmesi için dosyanın ilk derece mahkemesine gönderilmesine karar vermek gerekmiş ve takdiren aşağıdaki şekilde hüküm kurulmuştur.
1.Davalı vekilinin istinaf başvurusunun KABULÜ ile, Ankara Batı Asliye Ticaret Mahkemesi'nin 05/07/2025 tarih 2020/348 Esas 2023/797 Karar sayılı kararının HMK'nın 353/(1)-a.6 maddesi gereğince KALDIRILMASINA,
2.Davanın yeniden görülmesi için dosyanın Ankara Batı Asliye Ticaret Mahkemesi'ne gönderilmesine,
3.Davalı tarafından yatırılan 2.907,00 TL nispi istinaf karar harcının talep halinde davacıya iadesine,
4.Davalı tarafından yapılan istinaf yargılama giderlerinin ilk derece mahkemesince yeniden verilecek kararda dikkate alınmasına,
5.Duruşma açılmadığından taraflar yararına ücreti vekalet takdirine yer olmadığına, Dosya üzerinde yapılan inceleme sonucunda HMK'nın 353/(1)-a.6 maddesi uyarıca kesin olmak üzere oy birliği ile karar verildi.11/12/2025 Başkan- Üye - Üye - Zabıt Katibi -