Esas No
E. 2023/3682
Karar No
K. 2025/6954
Karar Tarihi
Karar Sonucu
REDDİNE
Hukuk Alanı
Gayrimenkul Hukuku
Aramaya Dön
YARGITAY

8. Hukuk Dairesi

E. 2023/3682 K. 2025/6954 T.
Karar Sonucu REDDİNE
Resmî Atıf Yargıtay 8. Hukuk Dairesi, E. 2023/3682, K. 2025/6954, T. 25.11.2025
PDF DOCX UDF
Karar Künyesi
Mahkeme
Yargıtay
Daire
8. Hukuk Dairesi
Esas No
2023/3682
Karar No
2025/6954
Karar Tarihi
25.11.2025
Dava Türü
Hukuk
Hukuk Alanı
Gayrimenkul Hukuku
Karar Sonucu
REDDİNE
Karar Metni Tam metin · resmî kaynaktan

8. Hukuk Dairesi         2023/3682 E.  ,  2025/6954 K.

"İçtihat Metni"MAHKEMESİ :Kadastro Mahkemesi

SAYISI: 2022/13 E., 2023/10 K.

Taraflar arasındaki kadastro tespitine itiraz davasından dolayı yapılan yargılama sonunda İlk Derece Mahkemesi tarafından verilen karar, temyiz incelemesi sonunda Dairemizce bozulmuştur. İlk Derece Mahkemesince bozma ilamına uyularak yeniden yapılan yargılama sonucunda; davanın kısmen kabulüne karar verilmiştir.

İlk Derece Mahkemesi kararı davalı Hazine vekili tarafından temyiz edilmekle; kesinlik, süre, temyiz şartı ve diğer usul eksiklikleri yönünden yapılan ön inceleme sonucunda, temyiz dilekçesinin kabulüne karar verildikten ve Tetkik Hâkimi tarafından hazırlanan rapor dinlendikten sonra dosyadaki belgeler incelenip gereği düşünüldü: K A R A R ... ili ... ilçesi ... köyü çalışma alanında bulunan temyize konu 22 parsel sayılı taşınmaz 13.200 m², 92 parsel sayılı taşınmaz 2.850 m², 478 parsel sayılı taşınmaz 56.250 m², 535 parsel sayılı taşınmaz 31.800 m², 581 parsel sayılı taşınmaz 15.300 m², 631 parsel sayılı taşınmaz 84.250 m², 41 parsel sayılı taşınmaz 45.500 m² yüzölçümü ile tarla niteliğinde malikhaneleri açık olarak tespit edilmiştir.

Davacı ... tarafından, Hazine ve Köy Tüzel Kişiliği aleyhine, Asliye Hukuk Mahkemesinde açtığı davada, sınırlarını belirttiği 12 parça taşınmazın adına tescilini talep etmiş, davaya katılan ..., taşınmazların ortak miras bırakandan geldiğini ileri sürmüş, ayrıca aynı taleple dava açmıştır.

İlk Derece Mahkemesinin verdiği önceki karar Yargıtay tarafından bozulmuş olup, bozma ilamında özetle; ''...Dava konusu 22, 92, 478, 535, 5 81... parsel sayılı taşınmazlara ilişkin hükme yönelik temyiz itirazlarının incelenmesine gelince; bozma ilamına uyulmakla taraflar yararına usuli kazanılmış hak oluşur. Bu hakkın zedelenmemesi için bozma ilamının gereklerinin tam ve eksiksiz olarak yerine getirilmesi gerekir. Her ne kadar bozma ilamına uyularak yapılan yargılama sonucunda, dava konusu taşınmazların müşterek muris ...’dan intikal ettiğini, murisin ölümünden sonra murisin terekesinin mirasçılardan davacı ... ve müdahil davacı ... arasında taksim edildiği gerekçesi ile yazılı şekilde hüküm kurulmuş ise de, İlk Derece Mahkemesince uyulan bozma ilamında, davacı tarafından satın alınan bölümler ile miras yoluyla kalan taşınmaz bölümlerinin krokide gösterilmesi, miras yoluyla gelen taşınmazların paydaşlar arasında paylaşılıp paylaşılmadığı, paylaşılmış ise her bir mirasçının payı karşılığında aldığı taşınmazların saptanması gereğine işaret edilmesine rağmen, bozma ilamı sonrası yapılan keşiflerde dava konusu taşınmazlara ilişkin alınan mahalli bilirkişi beyanları çelişkili ve yetersiz olduğu halde bu çelişkiler giderilmemiş, yine bir kısım dava konusu taşınmazların bazı bölümlerinin müşterek muris ...’dan intikal ettiği, bazı bölümlerinin ise davacı ... tarafından 3. kişilerden satın alındığı beyan edilmesine rağmen, satın alınan bölüm ile miras yoluyla gelen bölümler fen bilirkişisi tarafından krokide gösterilmemiş, müşterek muristen intikal eden taşınmazların hangileri olduğu belirlenmemiş, muristen intikal eden taşınmazların mirasçılar arasında taksim edilip edilmediği yöntemince araştırılmamış ve yerel bilirkişilerin soyut beyanları hükme esas alınmış, böylelikle bozma ilamının gerekleri tam olarak yerine getirilmemiştir. Bu şekilde eksik inceleme ve araştırmaya dayanılarak hüküm kurulamaz. Hal böyle olunca; doğru sonuca varılabilmesi için İlk Derece Mahkemesince mahallinde yaşlı, tarafsız ve yöreyi iyi bilen yerel bilirkişiler, taraf tanıkları ve tespit bilirkişileri ile fen bilirkişisinin katılımıyla yeniden keşif yapılmalı ve yapılacak bu keşifte dinlenilecek mahalli bilirkişi ve tanıklardan, taşınmazların kime ait olduğunu, kimden kime kaldığını, kim tarafından, ne zamandan beri ve hangi hakka dayalı olarak kullanıldıklarını, davacı ... tarafından satın alınan taşınmaz ya da bölümlerinin bulunup bulunmadığını, varsa kimden ne zaman satın alındığını, müşterek muris ...’dan gelen taşınmazların murisin ölümünden sonra tüm mirasçılarının katılımı ile taksim edilip edilmediğini, taksim edilmiş ise hangi tarihte edildiğini, taksim sonucu her bir mirasçıya miras payına karşılık ne verildiği hususları etraflıca sorulup maddi olaylara dayalı olarak açıklattırılmalı, beyanları arasında oluşabilecek çelişkiler gerektiğinde yüzleştirme yapılmak suretiyle giderilmeye çalışılmalı, çelişkinin giderilememesi halinde hangi beyana ne sebeple üstünlük tanındığı gerekçeli kararda tartışılıp açıklanmalı; müşterek muristen gelen taşınmaz ya da bölümleri ile satın alınan taşınmaz ya da bölümlerinin fen bilirkişisinden krokide gösterilmesi istenilmeli; teknik bilirkişisine keşfi ve uygulamayı denetlemeye elverişli, ayrıntılı rapor ve harita düzenlettirilmeli ve bundan sonra tüm deliller birlikte değerlendirilerek sonucuna göre bir karar verilmelidir. İlk Derece Mahkemesince bu hususlar göz ardı edilerek eksik araştırma ve inceleme sonucu yazılı olduğu şekilde hüküm kurulması isabetsiz olduğu gibi kabule göre de, 3402 sayılı Kadastro Kanunu'nun (3402 sayılı Kanun) 1. maddesi uyarınca kadastro hakimi doğru, infazı kabil ve infaz sırasında tereddüt oluşturmayacak şekilde hüküm kurmak zorunda olup, hüküm kurulurken dava konusu taşınmazların sınırlarının kadastro tespit tarihine göre belirlenmesi ve kadastro tespit tarihinden sonra yapıldığı anlaşılan kamulaştırma ve toplulaştırma çalışmaları sonucu ortaya çıkan yeni durumun infaz aşamasında dikkate alınması gerektiği halde hüküm yerinde, dava konusu tüm taşınmazlar yönünden infazı kabil olmayacak şekilde hüküm kurulması isabetsiz olduğu gibi, dava konusu 16 parsel sayılı taşınmazın dere yatağı olduğu kabul edildiği ve dere yataklarının tescil harici bırakılması gerektiği halde, hüküm yerinde dere yatağı olarak tespitine şeklinde karar verilmesi dahi isabetsiz olduğu...'' gereğine değinilmiştir.

İlk Derece Mahkemesince bozma ilamına uyularak yeniden yapılan yargılama sonunda; 16 numaralı parsel hakkında verilen karar usuli kazanılmış hak oluşturduğundan bu parsel yönünden 4721 sayılı Türk Medeni Kanunu'nun (4721 sayılı Kanun) 7 15... sayılı Kanun'un 16/C maddeleri gereğince tescil harici bırakılmasına, eski 36, 60... numaralı parseller hakkında temyiz itirazının reddine karar verildiği anlaşıldığından bu parsellerin ... oğlu ... mirasçılarına miras payları oranında tarla olarak tesciline, 117 numaralı parsel hakkında temyiz eden sıfatına göre temyiz itirazının reddine karar verildiği anlaşıldığından bu parselin ... Kızı ... adına tarla olarak tesciline karar verilmesi gerektiği, dava konusu diğer parseller olan 535, 631, 478, 581, 92... parsel sayılı taşınmazlar ile 41 parsel sayılı taşınmazdan gelen 1 68... parsel sayılı taşınmaz hakkında ise tarafların anlaşması doğrultusunda karar verilmesi gerektiği belirtilerek, eski 36, 60... numaralı parseller hakkında temyiz itirazının reddine karar verildiği anlaşıldığından bu parsellerin ... oğlu ... mirasçılarına miras payları oranında tarla olarak, eski 117 numaralı parsel hakkında temyiz eden sıfatına göre temyiz itirazının reddine karar verildiği anlaşıldığından bu parselin ... Kızı ... adına tarla olarak, eski 16 numaralı parselin dere yatağı olduğu anlaşıldığından, kadastro tespitinin iptali ile bu parselin 4721 sayılı Kanun'un 7 15... sayılı Kanun'un 16/C maddeleri gereğince tescil harici bırakılmasına, eski 535 numaralı parselin ... Kızı ... adına tarla olarak, eski 631 numaralı parselin ... oğlu ... mirasçıları adına miras payları oranında tarla olarak, eski 478 numaralı parselin ... Kızı ... adına tarla olarak, eski 581 numaralı parselin ... oğlu ... mirasçıları adına miras payları oranında tarla olarak, eski 92 numaralı parselin ... oğlu ... mirasçıları adına miras payları oranında tarla olarak, eski 22 numaralı parselin ... oğlu ... mirasçıları adına miras payları oranında tarla olarak, eski 1 68... numaralı parselin ... Kızı ... adına tarla olarak, eski 41 numaralı parselin 1 68... numaralı parsel hariç olarak ... oğlu ... mirasçıları adına miras payları oranında tarla olarak, eski 16, 22, 36, 41, 60, 92, 122, 117, 478, 535, 5 81... numaralı parsellerin kamulaştırma ve toplulaştırma çalışmaları sonucu ortaya çıkan yeni durumu infaz aşamasında dikkate alınmasına karar verilmiş; hüküm, davalı Hazine vekili tarafından temyiz edilmiştir.

Davalı Hazine vekilinin, aleyhine verilen bir önceki hükmü temyiz etmediği, bu doğrultuda davacılar lehine usuli kazanılmış hak oluştuğu anlaşılmış olup, temyize konu hükümde de Hazine aleyhine yeni bir durum yaratılmadığından, temyiz etmede hukuki yararı bulunmayan anılan tarafın temyiz dilekçesinin reddine karar vermek gerekmiştir.

SONUÇ: Açıklanan sebeplerle;

Davalı Hazine vekilinin yukarıda açıklanan nedenlerle temyiz dilekçesinin REDDİNE, 1086 sayılı Kanun'un 440/I maddesi gereğince Yargıtay ilamının tebliğinden itibaren 15 gün içinde karar düzeltme yoluna başvurulabileceğine, Dosyanın İlk Derece Mahkemesine gönderilmesine, 25.11.2025 tarihinde oy birliğiyle karar verildi.

İlgili Mevzuat & Etiketler
© 2026 İçtihat Pro — ictihatpro.com  |  Bu belge bilgilendirme amaçlıdır. Resmi belge niteliği taşımaz.

İçtihat Pro Blog