8. Hukuk Dairesi
- Mahkeme
- Yargıtay
- Daire
- 8. Hukuk Dairesi
- Esas No
- 2023/3441
- Karar No
- 2025/7061
- Karar Tarihi
- 27.11.2025
- Dava Türü
- Hukuk
- Hukuk Alanı
- Gayrimenkul Hukuku
- Karar Sonucu
- ONANMASINA
8. Hukuk Dairesi 2023/3441 E. , 2025/7061 K.
"İçtihat Metni"MAHKEMESİ :Asliye Hukuk Mahkemesi
İlk Derece Mahkemesi kararı davalı Hazine vekili tarafından temyiz edilmekle; kesinlik, süre, temyiz şartı ve diğer usul eksiklikleri yönünden yapılan ön inceleme sonucunda, temyiz dilekçesinin kabulüne karar verildikten ve Tetkik Hâkimi tarafından hazırlanan rapor dinlendikten sonra dosyadaki belgeler incelenip gereği düşünüldü: K A R A R
Dava konusu taşınmazın bulunduğu ... ili ... . ilçesi ... köyünde 1983 yılında yapılan arazi kadastrosu ile 1995 yılında 6831 sayılı Orman Kanunu’na göre yapılan orman kadastrosu ve 2/B çalışması bulunmakta olup, yapılan arazi kadastrosu çalışmasında dava konusu 364 parsel sayılı ve 42,00 m² yüzölçümündeki taşınmaz, irsen intikal ve kazandırıcı zamanaşımı zilyetliği nedeniyle tarla vasfıyla ölü İbrahim evlatları müteveffa davacı ... ve ... adına tespit edilmiş ancak tescil harici bırakılmıştır. Orman kadastrosu çalışmasında ise dava konusu taşınmaz orman tahdidi dışında bırakılmıştır.
Davacı ... dava dilekçesinde özetle; ... . ... köyünde bulunan 364 parsel sayılı taşınmazın dedesinden ve babasından kendisine intikal ettiğini, 100 yılı aşkın süredir nizasız ve fasılasız kendi zilyetliğinde bulunduğunu, kadastro çalışmaları sırasında tapulama harici bırakıldığını belirterek, taşınmazın adına tapuya tesciline karar verilmesini talep etmiştir.
Davalı Hazine vekili cevap dilekçesinde özetle; davanın usul ve kanuna uygun bulunmadığını, taşınmazların tapulama harici bırakıldıktan sonra 20 yıl geçmediğini belirterek, haksız ve yersiz açılan davanın reddine karar verilmesini savunmuştur.
Dahili davalı ... . ... vekili cevap dilekçesinde özetle; taşınmazların niteliği bakımından özel mülkiyete konu olamayacağını, dava konusu taşınmazların imarlı alanda kaldıklarını, davanın haksız ve yersiz açıldığını belirterek, reddine karar verilmesi savunmuştur.
İlk Derece Mahkemesinin 23.12.2014 tarihli ve 2007/553 Esas, 2014/438 Karar sayılı kararıyla; tescil harici bırakılan dava konusu 364 parsel için açılan davanın kabulüne, fen bilirkişisi ...'ın 22.07.2014 tarihli krokisinde sınırları gösterilen, ziraat bilirkişisi ... 'nın 07.07.2014 tarihli raporunda yüzölçümleri belirtilen ... köyünde bulunan 42 m²lik 364 parselin tarla vasfıyla ... mirasçıları davacılar adına tapuya tesciline karar verilmiş; karara karşı, davalı Hazine vekili ile dahili davalı ... . ... vekili tarafından temyiz yoluna başvurulması üzerine Yargıtay (Kapatılan) 16. Hukuk Dairesinin 29.03.2021 tarihli ve 2020/4005 Esas, 2021/2883 Karar sayılı ilamıyla; "yöntemince orman ve zilyetlik araştırması yapılması" gereğine değinilerek hüküm bozulmuştur.
İlk Derece Mahkemesince bozma ilamına uyularak yapılan yargılama sonucunda yukarıda tarih ve sayısı belirtilen kararıyla; tescil harici bırakılan davaya konu 364 parsel sayılı taşınmazın 30 - 40 yıldır davacıların murisi ... ve davacıların zilyetliğinde olduğu, taşınmazın orman sayılan yerlerden olmadığı, davacılar açısından zilyetlikle iktisap koşullarının oluştuğu gerekçesiyle davanın kabulüne, fen bilirkişisi ... ve ...'ın 02.02.2022 havale tarihli fen bilirkişi raporuna ekli krokisinde sınırları gösterilen 39,53 m²lik 364 parselin bahçe vasfıyla ... mirasçıları davacılar adına Kdz. Ereğli 1. Noterliğinin 15.04.2014 tarihli ve 3079 yevmiye sayılı mirasçılık belgesindeki hisseleri oranında tapuya tesciline karar verilmiş; hüküm, davalı Hazine vekili tarafından temyiz edilmiştir. Davalı Hazine vekili temyiz başvuru dilekçesinde özetle; yeterli inceleme ve araştırma yapılmadan eksik bilirkişi raporuna dayanılarak karar verildiğini ileri sürerek, hükmün bozulmasına karar verilmesini talep etmiştir.
Dava, 4721 sayılı Türk Medeni Kanunu'nun 713/1 maddesinden kaynaklı tescil istemine ilişkindir.
Tarafların karşılıklı iddia ve savunmalarına, dayandıkları belgelere, uyulan bozma ilamı doğrultusunda inceleme ve araştırma yapılarak, mevcut deliller takdir edilerek karar verildiğine, uygulanması gereken hukuk kurallarının somut olaya uygulanmasında bir isabetsizlik bulunmadığına, bozmaya uyulmakla taraflar lehine ve aleyhine kazanılmış hak durumunu oluşturan yönlerin yeniden incelenmesine hukukça imkan olmadığı gibi 6100 sayılı Hukuk Muhakemeleri Kanunu'nun geçici 3. maddesinin ikinci fıkrası atfıyla uygulanmasına devam olunan mülga 1086 sayılı Hukuk Usulü Muhakemeleri Kanunu'nun (1086 sayılı Kanun) 428. maddesi ile 439. maddesinin ikinci fıkrasında yer alan sebeplerin biri de var olmadığına göre, İlk Derece Mahkemesi kararında yazılı gerekçeler dikkate alındığında temyizen incelenen karar usul ve kanuna uygun olup davalı Hazine vekilinin temyiz dilekçesinde ileri sürdüğü nedenler kararın bozulmasını gerektirecek nitelikte görülmemiştir.
SONUÇ: Yukarıda açıklanan sebeplerle;
Temyiz olunan İlk Derece Mahkemesi kararının ONANMASINA, Harçtan muaf olduğundan Hazineden harç alınmasına yer olmadığına, 1086 sayılı Kanun'un 440/I maddesi gereğince Yargıtay ilamının tebliğinden itibaren 15 gün içinde karar düzeltme yoluna başvurulabileceğine, Dosyanın İlk Derece Mahkemesine gönderilmesine, 27.11.2025 tarihinde oy birliğiyle karar verildi.