Esas No
E. 2025/7975
Karar No
K. 2025/9360
Karar Tarihi
Karar Sonucu
REDDİNE
Hukuk Alanı
Sigorta Hukuku

9. Hukuk Dairesi         2025/7975 E.  ,  2025/9360 K.

"İçtihat Metni"MAHKEMESİ : Antalya Bölge Adliye Mahkemesi 10. Hukuk Dairesi

SAYISI: 2025/1587 E., 2025/1667 K.

İLK DERECE MAHKEMESİ : Manavgat 1. İş Mahkemesi

SAYISI: 2023/674 E., 2025/55 K.

Bölge Adliye Mahkemesi kararı davacı ve dâhili davalı ... (SGK) vekilleri tarafından temyiz edilmekle; kesinlik, süre, temyiz şartı ve diğer usul eksiklikleri yönünden yapılan ön inceleme sonucunda, temyiz dilekçelerinin kabulüne karar verildikten ve Tetkik Hâkimi tarafından hazırlanan rapor dinlendikten sonra dosyadaki belgeler incelenip gereği düşünüldü: I. DAVA

Davacı vekili dava dilekçesinde; müvekkilinin davalı Şirkette 27.07.2022-21.08.2023 tarihleri arasında satış elemanı olarak çalıştığını, iş sözleşmesinin davalı Şirket tarafından haklı neden bildirilmeden feshedildiğini, Şirket tarafından hırsızlık suçu işlediğine yönelik ithamlarda bulunulduğunu, işyerinde mola verilmeden uzun saatler ayakta ve yorucu işlerde çalıştırıldığından su içme ihtiyacı hissettiğini, molaya çıkmak istese de işyerinin çalışma yoğunluğu nedeniyle molaya çıkamadığını, bu durumlarda mağazada çalışan herkesin yaptığı gibi parasını gün içerisinde ödemek üzere bir şişe su alıp içtiğini, ücretini daha sonra aynı gün ödediğini, marketin çalışanlara yönelik uygulaması gereği hiçbir çalışanın aldığı ürünleri kendi sorumlu olduğu kasadan barkod okutması yapıp ücretini ödemesinin mümkün olmadığını, bu işyerinde çalışan işçilerin çalışma esnasında üzerlerinde para, cüzdan, çanta, telefon vb. eşyalar bulundurulmasının yasak olduğundan işçilerin zorunlu ihtiyaçlarını bu şekilde giderebildiklerini, iş sözleşmesinin feshinin ölçülü olmadığını belirterek işten çıkış kodunun (04) olarak düzeltilmesini talep etmiştir.

II. CEVAP

1.Davalı vekili cevap dilekçesinde; işten çıkış kodunun değiştirilmesi konusunda husumetin SGK'ya yöneltilmesi gerektiğini, mağazada gerçekleştirilen rutin kontrollerde davacının, 11.08.2023, 17.08.20 23... .08.2023 tarihlerinde mağazada bulunan ürünlerin ödemesini yapmadan ve kasadan geçmeden kendi uhdesine geçirdiğinin tespit edildiğini, 11.08.2023 tarihinde kabuklu ceviz ürünü ile 1,5 litrelik su, 17.08.2023 tarihinde kabuklu ceviz ürünü ile 1,5 litrelik su, 20.08.2023 tarihinde soslu zeytin ürünü ile 1,5 litrelik su ürünlerini kasadan geçirmeksizin uhdesine geçirerek tüketildiğinin tespit edildiğini, davacının usulsüz eylemlerinin amiri konumunda bulunan personeller tarafından da tutanak altına alındığını savunarak davanın reddini istemiştir.

2.Dâhili davalı SGK vekili cevap dilekçesinde; dâhili davalı olarak davanın yöneltilmesinin hatalı olduğunu, husumet itirazında bulunduklarını savunarak davanın reddini istemiştir.

III. İLK DERECE MAHKEMESİ KARARI

İlk Derece Mahkemesinin yukarıda tarih ve sayısı belirtilen kararı ile, davacı hakkında tutulan tutanağın fesihten çok sonra olduğu, sayım tarihinin üzerinden 6 işgünü geçtiği, davalının iddia ettiği gibi sayımda eksiklik olsa bile iş sözleşmesinin feshinin haklı olmayacağı, davalı tarafça sodaların davacı tarafından tüketildiğinin ispat edilemediği, davacı tarafından ödeme dekontlarının sunulduğu gerekçeleriyle davanın kabulüne karar verilmiştir.

IV. İSTİNAF

İlk Derece Mahkemesinin yukarıda belirtilen kararına karşı süresi içinde davalılar vekili tarafından istinaf başvurusunda bulunulması üzerine, Bölge Adliye Mahkemesinin yukarıda tarih ve sayısı belirtilen kararı ile; davalı vekilinin istinaf başvurusunun kabulüne karar verilerek tanık beyanları ve ödemelerin feshe konu ürünlerle ilgili olduğunun ispat edilemediği, davalı tarafından iş sözleşmesinin haklı nedenle feshedildiği, bildirilen işten çıkış kodunun doğru olduğu gerekçeleriyle İlk Derece Mahkemesi kararı ortadan kaldırılarak dâhili davalı SGK yönünden davanın husumetten reddine, davalı Şirket yönünden davanın esastan reddine karar verilmiştir.

V. TEMYİZ

A. Temyiz Sebepleri

1.Davacı vekili temyiz dilekçesinde;

a)Davalı Şirket tarafından yapılan feshin ölçülülük ilkesine aykırı olduğunu,

b)Dinlenen tanıkların davalı yanında hâlen çalışıyor olduğunu, bu nedenle davacı aleyhine beyanda bulunduklarını,

c)Müvekkili tarafından ödeme dekontlarının sunulduğunu,

d)Müvekkilinin işbu dosyadan tefrik edilen alacak taleplerine ilişkin davanın lehine sonuçlandığını, dava dosyasında davacının iş sözleşmesinin haklı neden bildirilmeden feshedildiğinin kabul edildiğini ve kararın kesinleştiğini ileri sürmüştür.

2.Dâhili davalı SGK vekili temyiz dilekçesinde; Mahkemece Kurum lehine vekâlet ücreti takdir edilmesi gerektiğini ileri sürmüştür.

B. Değerlendirme ve Gerekçe Uyuşmazlık, davacının işten çıkış kodunun düzeltilmesi gerektiğinin tespitine ve vekâlet ücretine ilişkindir.

1.Tarafların iddia, savunma ve dayandıkları belgelere, uyuşmazlığın hukuki nitelendirilmesi ile uygulanması gereken hukuk kurallarına, dava şartlarına, yargılamaya hâkim olan ilkelere, ispat kurallarına ve temyiz olunan kararda belirtilen gerekçelere göre dâhili davalı SGK vekilinin tüm, davacının aşağıdaki paragrafın kapsamı dışındaki temyiz itirazları yerinde görülmemiştir.

2.Somut uyuşmazlıkta davacı, kıdem ve ihbar tazminatları istemini de içeren işçilik alacakları ile işten çıkış kodunun düzeltilmesi taleplerini birlikte dava konusu etmiştir. İlk Derece Mahkemesince işten çıkış kodunun düzeltilmesi talebi tefrik edilerek işbu dosya üzerinden görülmüş ve davanın kabulüne karar verilmiştir.

Kararın davalı ve dâhili davalı tarafından istinaf edilmesi üzerine, Bölge Adliye Mahkemesince; davalı işveren tarafından iş sözleşmesinin haklı nedenle feshedildiği, bildirilen işten çıkış kodunun doğru olduğu gerekçeleriyle İlk Derece Mahkemesi hükmü ortadan kaldırılarak yeniden hüküm kurulmak suretiyle SGK’ya yönelik davanın husumetten reddine, davalı işverene yönelik davanın ise esastan reddine karar verilmiştir.

Kıdem ve ihbar tazminatları istemini de içeren alacak dosyasında, Manavgat 1. İş Mahkemesinin 2023/666 Esas, 2025/54 Karar sayılı kararı ile; davacının iş sözleşmesinin haklı neden bildirilmeden feshedildiği kabul edilerek kıdem ve ihbar tazminatı taleplerinin kabulüne karar verilmiş, Antalya Bölge Adliye Mahkemesi 10. Hukuk Dairesinin 2025/1769 Esas, 2025/2400 Karar sayılı kararı ile taraf vekillerinin istinaf başvuruları karar kesin olmak üzere esastan reddedilmiştir. Şu hâlde davacının kıdem ve ihbar tazminatına ilişkin açmış olduğu davada, iş sözleşmesinin işverence haklı bir neden olmadan feshedildiği kabul edilmiş olup iş sözleşmesinin sona erme şekli söz konusu dava dosyası ile kesinleşmiştir. Sözü edilen dosya bekletici mesele yapılarak sonucuna göre bir karar verilmesi gerektiği gözetilmeden işin esası hakkında karar verilmesi hatalı olmuştur. Yapılan açıklamalar doğrultusunda Bölge Adliye Mahkemesince çıkış kodunun düzeltilmesi gerektiğinin tespiti yönünde karar verilmesi için hükmün bozulması gerekmiştir.

VI. KARAR

Açıklanan sebeplerle; Temyiz olunan Bölge Adliye Mahkemesi kararının BOZULMASINA,

Peşin alınan temyiz karar harcının istek hâlinde davacı tarafa iadesine, Dosyanın kararı veren Bölge Adliye Mahkemesine gönderilmesine,

01.12.2025 tarihinde oy çokluğuyla karar verildi. D E Ğ İŞ İ K G E R E K Ç E Davacı işçi, iş sözleşmesinin haklı neden olmadan feshedildiğini ileri sürerek ihbar ve kıdem tazminatının hüküm altına alınması talebiyle birlikte işverence SGK'ya bildirilen çıkış kodunun düzeltilmesine karar verilmesini istemiştir. İlk Derece Mahkemesince kıdem ve ihbar tazminatına ilişkin dava tefrik edilmiş, çıkış kodunun düzeltilmesine ilişkin davanın kabulüne karar verilmiştir.

Kararın davalı ve dâhili davalı SGK vekillerince istinaf edilmesi üzerine, Bölge Adliye Mahkemesince işveren feshinin haklı nedene dayandığı ve SGK’ya husumet yöneltilemeyeceği gerekçesiyle İlk Derece Mahkemesi hükmü kaldırılarak yeniden hüküm kurulmak suretiyle SGK’ya yönelik davanın husumetten reddine, davalı işverene yönelik davanın ise esastan reddine karar verilmiştir.

Karar, davacı ve dâhili davalı SGK tarafından temyiz edilmiştir. 5510 sayılı Sosyal Sigortalar ve Genel Sağlık Sigortası Kanunu'nun 9/3 hükmü gereğince iş sözleşmesi sona eren sigortalı hakkında işten ayrılmasını takip eden on günlük süre içerisinde işveren tarafından işten ayrılış bildirgesinin düzenlenmesi gerekir. Aynı husus, Sosyal Sigorta İşlemleri Yönetmeliğinin 25. maddesinde de öngörülmüştür. İşten ayrılma bildirgesinde işaretlenmesi gereken hususlardan biri de işten çıkış kodudur.

İşten çıkış kodları iş sözleşmesinin nasıl sonladığını ve sona erme sebebini göstermektedir. İşveren SGK tarafından belirlenmiş olan işten çıkış kodlarından birini gerçeğe uygun olarak işaretlemekle yükümlüdür. İşten çıkış kodunun gerçeğe uygun bildirimi, işçinin işsizlik ödeneğine hak kazanması ya da başka bir işe girmesinde olumlu referans teşkil edebilmesi bakımından önemlidir.

İşveren, işten ayrılış bildirgesinde yer alan çıkış kodunu işten ayrılma tarihini takip eden on günlük sürede e-bildirge sistemi üzerinden düzeltebilir. On günlük süre geçtikten sonra düzeltme yapabilmek için işyerinin bağlı olduğu Sosyal Güvenlik Merkezine /İl Müdürlüğüne başvurulması gerekir. SGK'nın 2013/11 sayılı Genelgesinde, işverenlerin işten ayrılış nedenine yönelik değişiklik talepleri, buna ilişkin belgelerle müracaat edilmesi hâlinde kabul edileceği belirtilmiştir.

İşçi, çıkış kodunun düzeltilmesi için işverenle veya işveren temsilcisiyle birlikte Kuruma başvurabilir. İşverenin birlikte başvurmayı reddetmesi durumunda işçi de, lehine sonuçlanmış olan ihbar ve kıdem tazminatı ya da işe iade davasına ilişkin kesinleşmiş mahkeme kararı ile başvurarak, düzeltme isteğinde bulunabilir. İşçinin böyle bir dava açmadan işveren tarafından işten çıkış koduna yönelik yapılan bildirimin gerçeği yansıtmadığı iddiasıyla dava açması da mümkündür. Ancak işveren tarafından yapılan bildirimin gerçeği yansıtmadığı iddiasıyla ayrı bir dava açabilmesi için güncel hukuki yararının varlığını ortaya koymalıdır.

Türkiye İş Kurumu'nun 2020/1 sayılı Genelgesi uyarınca fesih bildirimine ilişkin belgeler, ihbar ve kıdem tazminatının ödendiğini gösteren bordro veya banka dekontu, arabulucu tutanağı, ihbar ve kıdem tazminatına hak kazandığını belirten veya 4447 sayılı İşsizlik Sigortası Kanunu’nun 51. maddesi kapsamında fesih işleminin yapıldığı yönünde bir ifadeye yer veren kesinleşmiş mahkeme kararı gibi somut belgelerle Türkiye İş Kurumu’na başvurarak işsizlik ödeneğinin ödenmesini isteyebilir.

Uygulamada “çıkış kodunun düzeltilmesi” olarak adlandırılan ve sadece işveren aleyhine açılan dava ile çıkış kodunun gerçeğe aykırı olarak Kurum’a bildirildiğinin tespiti talep edilmektedir. Başka bir anlatımla, SGK'na yönetilmeyen söz konusu dava ile iş sözleşmesinin sona erme nedenin belirlenmesi istenmektedir. Dolayısıyla anılan dava niteliği itibarıyla tespit davasıdır. 6100 sayılı Hukuk Muhakemeleri Kanunu’nun 106/2 hükmüne göre, kanunda belirtilen durumlar dışında tespit davası açan davacı, dava açmakta hukuken korunmaya değer güncel bir yararının bulunduğunu açıkça ortaya koymak zorundadır. Bu nedenle diğer davalarda aranan hukuki yarar yanında tespit davası açan davacının, kendisi için söz konusu olan tehlike veya tereddütlü durumun ortaya çıkaracağı zararın ancak tespit davası ile giderilebileceğini ispat etmesi gerekir. Şayet davacı, kendisini tehdit eden tehlikenin tespit davası ile giderilebileceğini ispat ederse hukuki yararının varlığından söz edilebilir. Tespit davası ile elde edilecek hukuki koruma başka bir yolla veya başka bir davayla sağlanabiliyorsa bu konuda tespit davası açmakta hukuki yarar bulunmamaktadır. Bir dava içerisinde iddia veya savunma olarak ileri sürülebilecek hususlar da tespit davasının konusu olamaz (Hakan Pekcanıtez, Pekcanıtez Usûl Hukuku, İstanbul, On Beşinci Bası, 2017, s. 976-977).

İş sözleşmesinin sona erme nedeni; işe iade, ihbar veya kıdem tazminatı talebiyle açılan davalarda da tespit edilmektedir. Bu tespit, işveren tarafından Kurum'a bildirilen sona erme nedeninin gerçeğe aykırı olup olmadığını da içerir. Öyleyse işe iade, ihbar veya kıdem tazminatı ile birlikte yahut anılan davalar sonuçlandıktan sonra, çıkış kodunun düzeltilmesi istemiyle ayrı bir dava açılmasında güncel hukuki yararın varlığından söz edilemez. Aynı husus, arabuluculukta yapılmış anlaşmalar için de geçerlidir.

İşçinin; işe iade, kıdem ve/veya ihbar tazminatı taleplerinin kabul edildiğine ilişkin Mahkeme ilâmı ile birlikte SGK'ya müracaat ederek çıkış kodunun düzeltilmesini sağlaması mümkündür. Buna göre, çıkış kodunun düzeltilmesi davasını açmasında güncel hukuki yararının varlığından söz edilemez. Nitekim SGK bu uygulamasını 11.03.2025 tarihli ve 2025/8 sayılı Genelgesi ile "Sigortalılığın; kıdem tazminatı veya ihbar tazminatı ödenmeyecek şekilde işten ayrılış nedeni bildirilerek sona ermesi akabinde arabuluculuk anlaşma belgesi veya mahkeme kararı ile işçiye, kıdem tazminatı veya ihbar tazminatı ödenmesine yönelik karar verilmesi durumunda sigortalı işten ayrılış nedeni, sigortalı veya işverenin ilam niteliğindeki arabuluculuk anlaşma belgesi veya mahkeme kararı ile Kuruma müracaatı üzerine ilgili mahkeme veya arabuluculuk kararına uygun olan işten ayrılış nedeni ile değiştirilecektir." şeklinde açıklığa kavuşturmuştur.

İnceleme konusu dosyada davacı, ihbar ve kıdem tazminatının hüküm altına alınması isteminin yanı sıra çıkış kodunun düzeltilmesine karar verilmesini de talep etmiştir.

İlk Derece Mahkemesince ihbar ve kıdem tazminatına ilişkin davanın tefrikine karar verilmiştir.

İhbar ve kıdem tazminatı talebine ilişkin açılan ve tefrik edilen davada, işverence yapılan feshin haklı nedene dayanıp dayanmadığı değerlendirilecek; dolayısıyla işten çıkış kodunda belirtilen fesih sebebinin gerçeği yansıtıp yansıtmadığı tespit edilmiş olacaktır. Nitekim somut uyuşmazlıkta davacının kıdem ve ihbar tazminatına ilişkin açmış olduğu davada, iş sözleşmesinin işverence haklı bir neden olmadan feshedildiği kabul edilmiş olup iş sözleşmesinin sona erme şekli söz konusu dava dosyası ile kesinleşmiştir.

Davacının ihbar ve kıdem tazminatı davası ile çıkış kodunun düzeltilmesine yönelik amacına ulaşması mümkün olduğuna göre, çıkış kodunun düzeltilmesine karar verilmesi talebiyle ayrı bir dava açmasında güncel hukuki yararının varlığından söz edilemez. Bu nedenle çıkış kodunun düzeltilmesine ilişkin davanın güncel hukuki yarar yokluğu nedeniyle usulden reddi gerekir. Açıklanan nedenlerle mahkeme kararının bu gerekçe ile bozulması gerektiği kanaati ile Sayın Çoğunluğun farklı yöndeki bozma görüşüne katılamıyoruz.

© 2026 İçtihat Pro — ictihatpro.com  |  Bu belge bilgilendirme amaçlıdır. Resmi belge niteliği taşımaz.

İçtihat Pro Blog